Tarçın kitap kapağı

8. bölüm / 10

BÖLÜM 8:Silik Yüzler

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: BÖLÜM 8:Silik Yüzler

Defne o gece yatağa girdiğinde, bu sefer korkuyla karışık bir heyecan vardı içinde. Makasın kapandığını biliyordu. Geçmişte geçirdiği her saniye, gelecekteki hayatından çalıyordu. Ama yine de gitmek istiyordu. Çünkü küçük kız büyüyordu ve Defne onun her halini görmek istiyordu.

Uyku, bu sefer daha sert geldi. Bir dalga gibi değil, bir akıntı gibi. Defne'yi çekti, derinlere götürdü.

Gözlerini açtığında bir bakkalın önündeydi.

Mahalle bakkalı. Önünde tahta kasalar, içlerinde gazoz şişeleri. Kapının üstünde solmuş bir "Kredi Kartı Geçmez" yazısı. Defne bu bakkalı hatırlıyor muydu? Hayır. Ama tanıdık geliyordu. Rüyalarda hep böyle olmaz mıydı zaten? Görmediğin yerler tanıdık gelirdi.

İçeri girdi. Kapının üstündeki zil çaldı. Bakkal, tezgahın arkasında oturan yaşlı bir adamdı. Gözlüklerini burnunun ucuna indirmiş, gazete okuyordu. Defne'yi gördüğünde gülümsedi.

"Defneciğim, büyümüşsün."

Defne'nin kanı çekildi. Bu adam onu tanıyordu. Ama Defne onu hayatı boyunca hiç görmemişti. Ya da görmüştü de hiç hatırlamıyordu.

"Ne zaman geldin buralara? Üniversiteyi bitirdin mi?" diye devam etti adam.

Defne cevap veremedi. Bakkalın arkasındaki duvarda, raptiyeyle tutturulmuş eski bir takvim asılıydı. Üzerinde 2006 yazıyordu. Defne o yıl kaç yaşındaydı? Yedi mi? Takvimin yanında çocukların çizdiği resimler vardı. İçlerinden birini tanıdı. Pembe pastane. Küçük kızın resmiydi bu.

"O resim," dedi Defne, sesi titreyerek. "Kim çizdi?"
"Sen çizdin ya," dedi bakkal. "Geçen yaz bıraktın buraya. Asar mısın dedin, ben de astım."

Defne resme baktı. Kendi çocukluğunun el yazısıyla altında bir şey yazıyordu: "Büyüyünce pastane açacağım. Söz."

Defne gözlerini kapadı. Açtığında bakkal dağılmış, raflar boşalmış, takvim yok olmuştu. Duvarda sadece o resim kalmıştı. Sonra o da soldu.

- - -

Gözlerini gelecekte açtı.

Kendi yatağı. Saate baktı. İki gün geçmişti. Burak yanı başında oturuyordu, yüzü solgundu.

"Defne... Artık bir doktora gidelim. Lütfen."

Defne başını salladı. Ama doktora gitmek yerine, o gün öğleden sonra evden çıkıp mahalleye gitti. Çocukluğunun mahallesine. Gelecekteki haline.
Bakkalın olduğu yerde şimdi bir zincir market vardı. Ne tahta kasalar ne de o yaşlı adam. Defne uzun süre vitrine baktı. Sonra içeri girdi. Raflar arasında dolaştı. Çocukluğuna ait hiçbir iz yoktu.

Ama içinden bir ses, "O resim gerçekti," diyordu. "Ve sen söz verdin."

- - -

Defne'nin geçmişe gidişleri seyrekleşti artık. Ama her gidişi daha kısa, daha yoğundu. Gelecekte ise günlerce uyuyor, Burak endişeden perişan oluyordu.

Bir keresinde evin önünde, hiç tanımadığı bir kadınla karşılaştı. Kadın, o mahallenin eski sakinlerinden biriydi. Defne'yi görünce el salladı.

"Ay ne kadar büyümüşsün Defne! Annen nasıl?"

Defne dondu. Bu kadın kimdi? Neden herkes onu tanıyordu da o kimseyi hatırlamıyordu? Yoksa... yoksa bu insanlar, Defne'nin hiç dikkat etmediği, çocuk gözüyle bakıp geçtiği silik yüzler miydi? Şimdi geçmişe yetişkin gözüyle bakınca, hepsi canlanıyordu.

Ve sonra anladı. Bunlar, silinmeden önce gördüğü son şeylerdi. Tıpkı ölmeden önce hayatın gözlerinin önünden film şeridi gibi geçmesi gibi. Makas kapandıkça, geçmişteki bütün detaylar görünür oluyordu. Hiç fark etmedikleri bile. Çünkü Defne artık o zamana ait değildi. Bir misafirdi. Ve misafirlik bitiyordu.

- - -

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

12okunma 3beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…