Bölümler 10Şu an: BÖLÜM 1:Aynı Yağmurun Kokusu
- 1 BÖLÜM 1:Aynı Yağmurun Kokusu373 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 BÖLÜM 2:Tarçın Kokulu Koridor618 kelime
- 3 BÖLÜM 3:Bug'ın Kokusu705 kelime
- 4 BÖLÜM 4:İkinci Geliş899 kelime
- 5 BÖLÜM 5:İçimdeki Ev876 kelime
- 6 BÖLÜM 6:Kayıt Butonu579 kelime
- 7 BÖLÜM 7:İlk Çatlak666 kelime
- 8 BÖLÜM 8:Silik Yüzler464 kelime
- 9 BÖLÜM 9:Saat Durdu370 kelime
- 10 BÖLÜM 10:İki Yıl Sonra145 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Uyandığımda ilk fark ettiğim şey parmaklarımdı. Yokluklarını.
Ellerimi hissetmiyordum. Daha doğrusu hissediyordum ama bu bildiğim bir histen çok, uzaktan gelen bir uyuşukluk dalgasıydı. Gözlerimi tavana dikmiş yatarken, sağ elimin başparmağını oynatmak istedim. Komut gitti ama parmak gitmedi. Sanki beynimle bedenim arasına görünmez bir jöle tabakası sıkıştırılmıştı. Panik, boğazımda soğuk bir yumru olarak belirdi. Kalp krizi mi geçiriyordum? Felç mi? Daha yirmi üç yaşındaydım.
Derin bir nefes alıp kendimi sakinleştirmeye çalışırken burun deliklerime dolan koku, paniğimi bir anda dondurdu. Bu koku... Yıkanmış patiska, hafif nemli ahşap ve vanilyalı oda spreyi. Bu kokuyu tanıyordum. Ama bu kokuya ait değildim. En az on beş yıldır burnuma değmemiş bir hayaletti bu.
Başımı zorlukla sağa çevirdiğimde onu gördüm. Başucumdaki komodinin üzerinde, iğne oyası bir örtünün tam ortasında, tek gözü kopuk oyuncak ayım duruyordu. Adı Tarçın'dı. Ona o ismi ben vermiştim çünkü annem onu aldığımız gün kurabiye yapmıştı. Ama Tarçın yoktu. Bir taşınma sırasında kaybolmuştu. Gelecekte kaybolmuştu. Şu anda değil.
Şu anda.
Kelimeler beynimde yankılanırken dışarıdan gelen sesler odaya doldu. Açık kalmış ahşap pencere pervazının aralığından sızan ikindi güneşiyle birlikte: Önce uzak bir motosiklet hırıltısı, ardından külüstür bir arabanın egzoz patlaması ve hemen peşinden sokakta ip atlayan çocukların tekerlemesi. "Yağ satarım, bal satarım..." Bu tekerlemeyi en son ne zaman duyduğumu hatırlamıyordum. Çocuklar artık sokakta oynamıyordu. Çocuklar artık gelecekte tabletlere gömülüydü.
Yatakta doğrulmaya çalıştım. Kollarım itaat etmedi. Ödemli parmaklarımı göğsüme doğru çektim; onlar hâlâ benim parmaklarımdı ama yüzük taktığım, klavye tıklattığım, saçımı şekillendirdiğim o tanıdık eller değillerdi. Sanki bir başkasının bedenine misafir olmuştum ama o başkası, benim ta kendimdi.
Tam o sırada odanın kapısı tıkırdadı.
İçeriye, kapı koluna zar zor yetişen minik bir elin itmesiyle, beş yaşlarında bir kız çocuğu girdi. Üzerinde çilekli bir pijama vardı. Saçları iki yana örülmüş, uçlarına mavi tokalar takılmıştı. Kocaman kahverengi gözlerle bana bakıyordu. Meraklı. Korkusuz. Tanıdık.
O gözleri her sabah aynada görüyordum.
Küçük kız başını yana eğip Tarçın'ı işaret etti.
"Sen uyurken ayıcığın düşmüştü. Ben kaldırdım." dedi cılız bir sesle. "Sen kimsin? Annem misafir gelmedi dedi ama."
Cevap veremedim. Çünkü o anda anladım. Bu bir rüya değildi. Bu bir anı da değildi. Bu, henüz yaşanmamış bir şeyin tam ortasıydı. Ve ben, kendi çocukluğumun yatak odasında, kendi çocukluğuma bakıyordum.
Parmaklarımdaki uyuşma yavaş yavaş geçerken tek bir düşünce beynimi kemiriyordu:
Eve nasıl döneceğim?
- - -
Bölüm etkileşimi
