Bölümler 10Şu an: BÖLÜM 6:Kayıt Butonu
- 1 BÖLÜM 1:Aynı Yağmurun Kokusu373 kelime
- 2 BÖLÜM 2:Tarçın Kokulu Koridor618 kelime
- 3 BÖLÜM 3:Bug'ın Kokusu705 kelime
- 4 BÖLÜM 4:İkinci Geliş899 kelime
- 5 BÖLÜM 5:İçimdeki Ev876 kelime
- 6 BÖLÜM 6:Kayıt Butonu579 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 BÖLÜM 7:İlk Çatlak666 kelime
- 8 BÖLÜM 8:Silik Yüzler464 kelime
- 9 BÖLÜM 9:Saat Durdu370 kelime
- 10 BÖLÜM 10:İki Yıl Sonra145 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Defne uyandığında bu sefer ağlamıyordu. Ama yastığı ıslaktı. Uykusunda ağlamıştı.
Yataktan kalktı. Aynaya baktı. Aynı yüz. Ama gözlerinin arkasında biri daha vardı artık. Küçük bir kız. Örgülü saçları, mavi tokaları ve pastane açma hayaliyle.
Telefonu çaldı. Aysel'di.
"Defno, bugün işe gelmeyeceğim. Hastayım."
"Geçmiş olsun. Bir şeye ihtiyacın var mı?"
"Yok bebeğim. Ama sen bugün ofiste tek başına sıkılırsın. Burak'la takıl."
Defne güldü. "Burak da çalışıyor."
"Of. Sıkıcısınız."
Telefon kapandı. Defne kahvaltısını yaptı, giyindi, ofise gitti. Her şey normaldi. Kodlar ekranda akıyordu. Kahve makinesi yine bozulmuştu. Aysel'in yokluğunda ofis sessizdi.
Ama Defne'nin içinde, sessiz olmayan bir şey vardı. Geçmişteki o mutfak, o kar, o dondurma kaşığı. Ve o soru: "Sen vazgeçtin mi?"
Öğle arasında bilgisayarın başında otururken bir arama motoru açtı. Elleri klavyeye gitti. Kendiliğinden. "Pasta yapımı kursu" yazdı. Sonra sildi. Sonra tekrar yazdı.
Gözleri satırlarda gezindi. Her şey normaldi. Ama hiçbir şey eskisi gibi değildi.
Arama motorundaki o iki kelimeyi üçüncü kez yazıp sildikten sonra Defne ekrana boş boş baktı. Ne yapıyordu o? Kurs mu? Saçmalıktı. Haftada kırk saat çalışan, zaten sevgilisine bile yeterince vakit ayıramayan bir kadındı. Pasta kursuna nereden vakit bulacaktı?
Ama parmakları emir dinlemedi.
Sayfayı açtı. Cumartesi sabahlarıydı. Haftada bir gün. Üç saat. Gözleri ekranda taradı. Fiyat makuldü. Yer uzak değildi. Kontenjan: 2 kişi kalmıştı.
Defne'nin kalbi, bir yazılım mülakatında bile bu kadar hızlı atmazdı. Parmakları klavyenin üzerinde asılı kaldı. Düşünsene, dedi iç sesi. O küçük kız şu an kar altında, mutfakta dondurma yapıyor. Gelecekte pastane açacağını sanıyor. Sen ise burada, koca bir hiç uğruna o hayali öldürmek üzeresin.
Tıkladı.
"Kayıt Başarılı" yazdı ekranda. O kadar. Ne havai fişek patladı ne de dünya durdu. Sadece bir veri tabanında bir satır daha eklendi. Ama Defne'nin içinde bir yer, yıllar sonra ilk kez nefes aldı.
- - -
O akşam Burak'a söyledi. Söylemesi gerektiğinden değil, sadece paylaşmak istediğinden.
"Pasta kursuna yazıldım," dedi, çayını yudumlarken. Sesi o kadar sıradandı ki, Burak bir an duymadı.
"Ne kursu?"
"Pasta. Bildiğin pasta. Un, yumurta, şekerle yapılan pasta."
Burak güldü. Alaycı değildi, gerçekten şaşırmıştı. "Sen? Mutfağa girmeyi sevmezdin."
"Belki de sevmeyi öğreniyorumdur."
Burak bir şey demedi. Ama gözlerinde o "seni anlamaya çalışıyorum" bakışı vardı. Defne bunu gördü ve içinden Burak'a teşekkür etti. Anlamadığı şeyleri sorgulamayan, sadece kabul eden bir adamdı o. Belki de bu yüzden birliktelerdi.
- - -
Pazartesi ofiste Aysel'e söyledi.
"Kurs mu? Sen?" Aysel'in tepkisi Burak'ınkiyle birebir aynıydı. "Defne, sen hobi olarak kod yazarsın. Hobi olarak test yaparsın. Pasta da nereden çıktı?"
"Çocukluk hayalimdi."
Aysel'in kaşları havaya kalktı. "Senin çocukluğunda pasta hayali mi vardı? Hiç anlatmadın."
"Unutmuşum," dedi Defne. "Sonra birisi hatırlattı."
"Kim?"
Defne cevap vermedi. Aysel de üstelemedi. Ama Defne'nin yüzündeki o tuhaf ifadeyi gördü. Son zamanlarda sık sık takındığı o ifadeyi. Sanki Defne bir şey biliyordu da söylemiyordu. Aysel buna "Defne'nin gizemli hali" adını takmıştı.
- - -
İlk kurs cumartesiydi. Defne sabah erkenden kalktı. Burak hâlâ uyuyordu. Sessizce giyindi, evden çıktı. Kurs binası, şehrin eski bir sokağındaydı. İçerisi vanilya ve tarçın kokuyordu. Defne eşikte durup kokuyu içine çektiğinde, gözlerinin önüne çocukluğunun mutfağı geldi. Annesinin mırıltısı, karlı pencere, küçük kızın "ben yaptım" deyişi.
Sınıfa girdi. Altı kişiydiler. Hepsi birbirinden farklı, hepsi bir şeylerin peşinde. Defne önlüğünü taktı, tarifi dinledi, yumurtayı kırdı. Unu eledi. Hamuru yoğurdu. Elleri un içinde kaldı. Klavyeye alışkın parmakları ilk kez böyle bir şey yapıyordu. Beceriksizdi. Ama mutluydu.
O gün yaptığı pasta pek güzel olmadı. Kenarları yanmış, ortası sönmüştü. Ama Defne eve dönerken göğsünde bir sıcaklık taşıyordu. Tarifi çantasına koymuştu. Burak'a tattırdı. Burak "güzel olmuş" dedi. Defne yalan söylediğini biliyordu. Ama olsundu.
- - -
Bölüm etkileşimi
