8. bölüm / 9
TAHT OYUNLARISON VARİS
Bölümler 9Şu an: SON VARİS
- 1 WISTERIANIN GÖLGESİNDE1.041 kelime
- 2 SİYAH ALEV504 kelime
- 3 SİYAH ALEV456 kelime
- 4 SESSİZLİĞİN ARDINDAN532 kelime
- 5 MÜHRÜN GÖLGESİ675 kelime
- 6 ESKİ HANEDANIN MÜHRÜ636 kelime
- 7 KUZEY KULESİNİN GÖLGESI474 kelime
- 8 SON VARİS343 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 VARLIKLARIN GÖLGESINDE332 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
BÖLÜM VII
Aurelia merdivenlere yöneldiğinde Alistar peşinden gitmek üzere bir adım attı.
Aurelia elini kaldırdı.
“Dur.”
Alistar olduğu yerde kaldı.
“Оставайтесь здесь.” (Burada kalın.)
Alistar'ın bakışları yukarıdaki karanlığa kaydı.
“Ваше Величество, это может быть опасно.” (Majesteleri, bu tehlikeli olabilir.)
Aurelia ona döndü.
“Biliyorum.”
Sesindeki sakinlik, koridorun soğukluğundan daha ağırdı.
“Bu yüzden kimsenin benimle gelmesini istemiyorum.”
Alistar başını eğdi.
“Как прикажете.” (Emredersiniz.)
Aurelia merdivenleri çıkmaya başladı.
Her adımında taş basamaklardan hafif bir yankı yükseliyordu.
Birinci kat.
Sessizlik.
İkinci kat.
Rüzgârın dar pencerelerden içeri süzülen uğultusu.
Üçüncü kat...
Aurelia durdu.
Karşısındaki duvarda bir kapı vardı.
Az önce aşağıda gördüğü görüntüdeki kapının aynısı.
Fakat kapının üzerinde Veyrith mührü yoktu.
Sadece eski, neredeyse silinmiş bir V harfi bulunuyordu.
Aurelia parmaklarını taşa yaklaştırdı.
Dokunmadan önce durdu.
Çünkü kapının altından bir gölge sızıyordu.
Ama bu gölge...
Aurelia'ya ait değildi.
Gölge yavaşça hareket etti.
Sonra durdu.
Aurelia'nın gözleri karardı.
“Demek gerçekten buradasın.”
Kapının ardından bir ses geldi.
“Wisteria.”
Aurelia'nın yüzünde hiçbir değişiklik olmadı.
“Adımı biliyorsun.”
“Adını değil.”
Kısa bir sessizlik.
“Tahtını biliyorum.”
Aurelia kapıya yaklaştı.
“Öyleyse sana bir şey öğreteyim.”
Parmak uçlarında siyah ateş yeniden belirdi.
“Tahtın sahibiyle konuşurken kapının arkasına saklanılmaz.”
Ateş kapıya dokundu.
Çıt.
Kilit kendiliğinden açıldı.
Kapı ağır ağır aralandı.
İçerisi boştu.
Aurelia'nın kaşları hafifçe çatıldı.
Pencere açıktı.
Perde rüzgârla savruluyordu.
Ve taş zeminin üzerinde yalnızca bir şey vardı:
Veyrith mührü.
Aurelia eğilip mührü aldı.
Arkasını çevirdi.
Bu kez “V” yoktu.
Başka bir yazı vardı.
Aurelia'nın gözleri yazıya takıldı.
“Tahtını geri almak için gelmedik.”
Bir an sessizlik oldu.
Sonra devamını gördü.
“Onu senden almak için geldik.”
Aurelia'nın parmakları mührün kenarında sıkılaştı.
Aşağıdan bir çığlık duyuldu.
Alistar'ın sesi.
“Ваше Величество!” (Majesteleri!)
Aurelia anında kapıya yöneldi.
Merdivenlerden aşağı bakınca Alistar'ı gördü.
Fakat Alistar yalnız değildi.
Salonun ortasında Lucien Varenth duruyordu.
Ve onun hemen arkasında...
Sarayın kapıları yeniden açılmıştı.
Aurelia'nın bakışları sertleşti.
Lucien başını kaldırıp doğrudan ona baktı.
“Sanırım artık benim de size söylemem gereken bir şey var, Wisteria.”
Aurelia merdivenlerin başında durdu.
“Öyleyse söyle.”
Lucien'in yüzündeki ciddiyet arttı.
“Veyrith'in geri dönmesinden korkmanız gereken kişi siz değilsiniz.”
Aurelia'nın gözleri daraldı.
“Kim?”
Lucien cevap vermeden önce salonun girişine baktı.
“Benim babam.”
