TAHT OYUNLARI kitap kapağı

2. bölüm / 9

TAHT OYUNLARI

SİYAH ALEV

Vaveyla Yazarı: Aysel Tüncer

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: SİYAH ALEV

BÖLÜM II

Salonun kapıları kapandığında sessizlik daha da ağırlaştı.

Aurelia hâlâ Lucien'e bakıyordu.

Lucien'in yüzündeki o küçük gülümseme kaybolmuştu. Çünkü İmparatoriçe'nin gözlerinde bir şey vardı. Öfke değildi.

Daha soğuk bir şeydi.

Kontrol.

Aurelia arkasını döndü ve tahtına doğru ilerledi.

“Alistar.”

Muhafız hemen doğruldu.

“Majesteleri?”

Rusça konuştu.

“Оставайтесь здесь. Я хочу поговорить с вами позже.” (Burada kalın. Sizinle daha sonra konuşmak istiyorum.)

Alistar başını eğdi.

“Как прикажете.” (Emredersiniz.)

Aurelia tahtına oturdu.

“Sinay Varenth.”

Kral öne çıktı.

“Majesteleri.”

“Bu saldırıların sizin ülkenizle bir bağlantısı var mı?”

Sinay'ın yüzü ciddileşti.

“Bildiğim kadarıyla yok.”

Aurelia gözlerini kıstı.

“Bildiğiniz kadarıyla?”

Sinay sustu.

Lucien babasına baktı.

Aurelia bunu gördü.

Ve o anda, istemeden de olsa gücünü kullandı.

Lucien'in zihnine yalnızca bir anlığına dokundu.

Düşünceler birbirine karıştı.

Babam bir şey saklıyor.

Aurelia'nın bakışları değişmedi.

Bir düşünce daha.

Ama benden bile saklıyor.

Aurelia zihninden çekildi.

Kimse hiçbir şey fark etmemişti.

Fakat annesi, tahtın yanından onu dikkatle izliyordu.

Aurelia'nın annesi onun gücünü bilen birkaç kişiden biriydi.

Bakışlarıyla kızına tek bir soru sordu.

Ne öğrendin?

Aurelia çok hafif başını salladı.

Henüz bilmiyorum.

Sonra ayağa kalktı.

“Bu gece burada kalacaksınız.”

Sinay şaşırdı.

“Majesteleri, buna gerek—”

“Bu bir teklif değildi.”

Sinay sustu.

Aurelia merdivenlerden aşağı inerken sarayın hizmetkârları başlarını eğdiler.

Kimse onun yoluna çıkmadı.

Kimse onunla göz göze gelmeye cesaret edemedi.

Aurelia büyük salonun ortasına geldiğinde bir muhafız koşarak içeri girdi.

“Majesteleri!”

Aurelia durdu.

“Ne oldu?”

“Doğu kalesinden ikinci haber geldi.”

“Konuş.”

Muhafız yutkundu.

“Komutan... kayıp.”

Alistar'ın yüzü sertleşti.

Sinay ayağa kalktı.

Lucien'in bakışları Aurelia'ya döndü.

Aurelia'nın parmakları yavaşça kapandı.

İçinde yükselen öfkeyi kimse göremiyordu.

Ama elinin çevresinde, yalnızca bir saniyeliğine, ince siyah bir ışık titreşti.

Aurelia bunu fark edince elini eteğinin içine sakladı.

“Bütün saray muhafızlarını alarma geçirin.”

“Emredersiniz.”

“Ve doğu kapılarını kapatın.”

Muhafız başını eğip çıktı.

Alistar Aurelia'nın yanına geldi.

“Majesteleri.”

Aurelia ona baktı.

“Benimle gel.”

Alistar hiç soru sormadı.

İkisi salondan çıktığında Lucien onları gözleriyle takip etti.

Siya ise sessizce babasının yanına yaklaştı.

“Baba...”

Sinay kızına döndü.

“Ne oldu?”

“İmparatoriçe'nin gözleri korkutucu.”

Sinay kısa bir sessizlikten sonra cevap verdi.

“Bence korkutucu olan gözleri değil.”

Lucien babasına baktı.

“Ne?”

Sinay'ın yüzü ciddiydi.

“Ne sakladığı.”

---

Aurelia koridorun sonuna geldiğinde durdu.

Alistar hemen arkasında bekliyordu.

Aurelia Rusça konuştu.

“Вы мне доверяете?” (Bana güveniyor musunuz?)

Alistar hiç düşünmeden cevap verdi.

“До последнего вздоха.” (Son nefesime kadar.)

Aurelia birkaç saniye sustu.

Sonra elini açtı.

Siyah bir alev avucunun üzerinde sessizce yükseldi.

Alistar'ın yüzünde hiçbir şaşkınlık oluşmadı.

Çünkü o da Aurelia'nın sırrını bilen çok az kişiden biriydi.

Aurelia alevlere baktı.

“Üç kale.”

Sesi fısıltıdan bile daha alçaktı.

“Üç komutan.”

Alevler parmaklarının arasında büyüdü.

“Ve hiçbiri saldırganları görememiş.”

Alistar başını eğdi.

“Birileri sınırlarımızı içeriden biliyor.”

Aurelia ona döndü.

“Evet.”

Siyah alev bir anda söndü.

Aurelia'nın yüzünde artık hiçbir duygu yoktu.

“Ve ben,” dedi, “ihanetin kokusunu çok iyi bilirim.”

Koridorun duvarlarında bulunan gölgeler, onun sözleriyle birlikte hafifçe kıpırdadı.

Alistar bunu gördü.

Ama hiçbir şey söylemedi.

Aurelia yürümeye başladı.

“Alistar.”

“Majesteleri?”

“Bu gece saraydan kimsenin çıkmasına izin verme.”

“Ya Varenth ailesi?”

Aurelia durdu.

Başını yavaşça çevirdi.

“Onlar özellikle.”

Sonra karanlık koridorda ilerlemeye devam etti.

Ve arkasında kalan gölgeler...

Onu takip etti.