4. bölüm / 9
TAHT OYUNLARISESSİZLİĞİN ARDINDAN
Bölümler 9Şu an: SESSİZLİĞİN ARDINDAN
- 1 WISTERIANIN GÖLGESİNDE1.041 kelime
- 2 SİYAH ALEV504 kelime
- 3 SİYAH ALEV456 kelime
- 4 SESSİZLİĞİN ARDINDAN532 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 MÜHRÜN GÖLGESİ675 kelime
- 6 ESKİ HANEDANIN MÜHRÜ636 kelime
- 7 KUZEY KULESİNİN GÖLGESI474 kelime
- 8 SON VARİS343 kelime
- 9 VARLIKLARIN GÖLGESINDE332 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
BÖLÜM III
Lucien birkaç saniye boyunca konuşmadı.
Çalışma odasının sessizliği, sarayın diğer bölümlerindeki sessizlikten farklıydı. Burada insan kendi nefesini bile fazla yüksek duyabiliyordu.
Aurelia masanın arkasında oturmuş, parmaklarını birbirine kenetlemişti.
Alistar kapının yanında bekliyordu.
Lucien sonunda konuştu.
“Babamın buraya gelmeden önce biriyle görüştüğünü biliyorum.”
Aurelia'nın yüzünde en ufak bir değişiklik olmadı.
“Kim?”
“Bilmiyorum.”
“Bilmiyorsan bunu neden söylüyorsun?”
Lucien gözlerini kaçırdı.
“Çünkü görüştüğü kişinin kim olduğunu öğrenmeye çalıştım.”
Aurelia arkasına yaslandı.
“Ve?”
“Babam beni fark etti.”
Odanın içindeki hava biraz daha ağırlaştı.
Aurelia ayağa kalktı.
“Sinay Varenth oğlunun peşine düşmesini istemeyecek kadar tecrübeli bir adamdır.”
“Ben de onu takip etmememi söylediğini biliyorum.”
“Dinlemedin.”
“Hayır.”
Aurelia'nın dudaklarının kenarı belli belirsiz kıvrıldı.
“En azından dürüstsün.”
Lucien cevap vermedi.
Tam o sırada koridorun uzak bir bölümünden saat sesi duyuldu.
Bir.
İki.
Üç.
Gece ilerliyordu.
Aurelia pencereye doğru yürüdü. Dışarıda Valendario'nun bahçeleri ay ışığı altında uzanıyordu.
“Ne gördün?”
Lucien onun arkasından cevap verdi.
“Babam eski liman yoluna gitti.”
Aurelia yavaşça döndü.
“Eski liman yolu yıllardır kullanılmıyor.”
“Biliyorum.”
“Orada ne vardı?”
Lucien başını salladı.
“Hiçbir şey.”
Aurelia birkaç saniye ona baktı.
“Hiçbir şey olmayan bir yere gizlice gidilmez.”
Lucien'in yüzü ciddileşti.
“Ben de bunu düşündüm.”
Alistar ilk kez konuştu.
“Ne zaman oldu?”
“Valendario'ya gelmeden iki gece önce.”
Alistar'ın bakışları Aurelia'ya kaydı.
Aurelia hiçbir şey söylemedi.
Masaya geri döndü.
Haritanın üzerinde parmağını sınırların üzerinden geçirdi.
“Eski liman yolu...”
Sesi düşünceliydi.
“Doğu kalelerinin bulunduğu bölgeye açılıyor.”
Lucien başını kaldırdı.
“Ben de bağlantının bu olduğunu düşünüyorum.”
Aurelia'nın parmağı haritanın üzerinde durdu.
“Düşünmek başka, bilmek başka.”
“Biliyorum.”
“Öyleyse kanıt bul.”
Lucien bir an şaşırdı.
“Ben mi?”
“Bu sırrı bana getiren sensin.”
Aurelia ona doğru baktı.
“Şimdi bana bunun neden önemli olduğunu göstereceksin.”
Lucien başını eğdi.
“Emredersiniz.”
Aurelia yerine oturdu.
“Yalnız gitmeyeceksin.”
Lucien'in bakışları Alistar'a çevrildi.
Alistar kısaca başını eğdi.
“Ben eşlik ederim.”
Aurelia, Alistar'a baktı.
Rusça konuştu.
“Никому не доверяйте.” (Kimseye güvenmeyin.)
Alistar'ın yüzü ciddileşti.
“Даже ему?” (Ona bile mi?)
Aurelia'nın gözleri Lucien'e kaydı.
Kısa bir sessizlik oldu.
“Особенно ему.” (Özellikle ona.)
Lucien Rusça bilmediği için hiçbir şey anlamamıştı.
Ama Alistar'ın yüzündeki değişimi fark etmişti.
“Ne söyledi?”
Aurelia cevap vermeden önce hafifçe gülümsedi.
“Önemli bir şey değil.”
Lucien bunun doğru olmadığını anlamıştı.
Fakat üstelemedi.
Çalışma odasından çıkmak üzere döndüğünde Aurelia'nın sesi yeniden duyuldu.
“Lucien.”
Lucien durdu.
“Efendim?”
“Babanla konuştuğunda ona benim senden şüphelendiğimi söyleme.”
Lucien'in kaşları çatıldı.
“Peki ya siz?”
Aurelia'nın bakışları soğudu.
“Benim ne düşündüğümü kimse bilmek zorunda değil.”
Lucien çıktı.
Alistar da onun peşinden kapıya yöneldi.
Kapı kapanmadan hemen önce Aurelia yalnız kaldı.
Odadaki bütün sesler kesildi.
Aurelia başını eğdi.
Masanın üzerindeki haritaya baktı.
Sonra gözlerini kapattı.
Bir anlığına sarayın bütün gölgeleri sanki nefes aldı.
Duvarın köşesindeki gölge uzadı.
Kitaplığın önündeki gölge hareket etti.
Pencerenin perdesi kıpırdadı.
Aurelia gözlerini açtı.
Gölge yeniden hareketsizdi.
Ama Aurelia bir şey fark etmişti.
Çalışma masasının üzerinde, az önce orada olmayan küçük bir siyah mühür duruyordu.
Aurelia mührü eline aldı.
Üzerindeki sembolü görünce yüzündeki bütün ifade kayboldu.
Yılan.
Ve kılıç.
Fakat bu, Valendario'nun mührü değildi.
Aurelia mührü ters çevirdi.
Arkasında tek bir harf vardı.
V.
Aurelia'nın parmakları istemsizce sıkıldı.
İlk kez o gece gözlerinde gerçek bir öfke belirdi.
Ve çok uzakta, sarayın diğer tarafındaki koridorlardan birinde bir kapı sessizce kapandı.
Aurelia başını kaldırdı.
Birisi hâlâ sarayın içindeydi.
Ve o kişi...
Onun izni olmadan içeri girmişti.
