9. bölüm / 15
STRAY KİDS ~ YILDIZLARIN ALTINDABÖLÜM 9
Bölümler 15Şu an: BÖLÜM 9
- 1 BÖLÜM 11.121 kelime
- 2 BÖLÜM 21.100 kelime
- 3 BÖLÜM 31.115 kelime
- 4 BÖLÜM 41.359 kelime
- 5 BÖLÜM 5864 kelime
- 6 BÖLÜM 61.011 kelime
- 7 BÖLÜM 71.015 kelime
- 8 BÖLÜM 8779 kelime
- 9 BÖLÜM 9814 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 BÖLÜM 10645 kelime
- 11 BÖLÜM 11803 kelime
- 12 BÖLÜM 12763 kelime
- 13 BÖLÜM 131.772 kelime
- 14 Bölüm 142.136 kelime
- 15 BÖLÜM 151.615 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gözlerini açtığında nerede olduğunu ilk başta anlamamıştı, Lee Felix.
Elleri ve ayakları bağlanmış bir şekilde bir sandalyede oturuyordu.
Oda bomboştu, sadece kendisi vardı.
Etrafa bakındı, kendini kurtarmaya çalıştı ama o kadar sıkı bağlanmıştı, çözmesi çok zordu.
Bomboş bir oda da bomboş bir şekilde duruyordu.
Aklına ilk gelen soru Jeongin ve Seungmin'di.
Jisung'un ne yaptığını merak etmişti.
Onları düşünmekten, kendini nasıl kurtaracağını düşünememişti bile.
Kapının açılışı ile içeriye Hyunjin'in girdiğini anlayınca gözlerini kapattı, bıkkınlıkla.
Belki, uyuyormuş numarası yaparsa Hyunjin'den kurtulabilirdi.
Ama yanılıyordu, eninde sonunda gözlerini açmak zorunda kalacaktı.
Hyunjin:
-Lee Felix...
Yavaş adımlarla önüne geçti.
Hyunjin:
-Uyumadığını ikimiz de biliyoruz
Biraz eğildi, ve çenesinden tutup başını kendisine çevirmesini sağladı.
Felix, huysuzca bir şekilde yavaşça gözlerini açtı.
Gözlerini açtığı gibi onunla karşılaşması daha çok sinirlendirmişti onu.
Hyunjin, sinsi bir şekilde gülerek sanki tokat atarmış gibi bıraktı onu.
Hyunjin:
-Civciv takımının tamamını getirmemen çok akıllıca olmuş, ama üçünüz de planımız için yeterli olur bize
İstemsizce nefes alarak gözlerini devirdi.
Felix:
-Seungmin ve Jeongin nerede?
Yüzüne bakmadan sormuştu bunu.
Hyunjin:
-Tch...
Kafasını kaldırdı.
Karşısında sinsi ve utanmaz bir gülüşe sahip olan Hyunjin, onu daha çok sinirlendiriyordu.
Hyunjin:
-Jeongin'i, Changbin'in eline bıraktım, malum Changbin iyi bir köpek terbiyecisidir
Felix:
-Yazık, seni terbiye edememiş ama
Hyunjin'in, Jeongin'e hakaret etmesi karşısında sessiz kalmadığı için gurur duyuyordu kendisinden.
Hyunjin daha çok sinirlenmiş ve omzunu tutarak ona doğru eğilmişti.
Hyunjin:
-Bak Lee, burada sana barış açmaya falan gelmedim, beni sinir etmede seni öldürmeyeyim
Felix:
-Ölmüş bir ruh, hiç kimseye zarar veremez Hyunjin
Hyunjin:
-Tch...Ölmüş ruh dediğin birazdan sana ait olacak Lee Felix
Felix:
-Tamam, öldürsene beni
Hyunjin:
-Seni kolay kolay bir kurşun ile acı çektirmeden öldüreceğimi mi sanıyorsun?
Felix:
-Tamam, ne yapmak istiyorsan yap
Hyunjin:
-Tabii ki de
Tekrar doğruldu ve Felix'in yüzünü iyice süzmeye başladı.
Hyunjin:
-İyiler kazanırmış derler ama bu hikayede iyiler kaybedecek
Felix:
-İyiler kaybetmez, iyiler kaybedilir
Hyunjin:
-İyi, ama şunu söylemek gerekirse sen kaybedilecek birşey değilsin, seni kaybetmek bana kazanç getirir
Felix:
-Şu kazanma meselesi, seni pek açgözlü kılmış demek ki
Hyunjin:
-Herşeyini kaybetmiş bir insan, kendisini kazanmaya muhtaç hisseder, buna açgözlülük denmez
Felix:
-Kaybettiklerin geride kaldı, şuan hayatına hiçbir fayda katmıyorlar ama sen sırf intikam için kazanmak istiyorsun, hemde herşeyi
Bir süre Hyunjin'e baktı.
Hiçbir şeyi umursamadığı çok belliydi.
Hyunjin:
-Neyi kazanmak istediğime yalnız ben karar veririm
Felix:
-Peki, öyle olsun...Arkadaşlarım nerede?
Hyunjin:
-Ah, şu arkadaşların...Changbin, Jeongin ile pek eğleniyor olsa gerek, Jisung ortalıkta yok ama bizden kaçma şansı da yok ve Seungmin...
Felix:
-Seungmin'e ne yaptınız?
Hyunjin:
-Ah, onun sonunun geleceği her yönden belliydi zaten
Felix:
-Ne demek istiyorsun?
Kahkaha atan Hyunjin'e karşı kendini sandalyeden kurtarmaya çalıştı.
Felix:
-SEUNGMİN'E NE YAPTINIZ?
Cebinden çıkardığı telefonunu açtı.
Felix:
-Hey! Ne yapıyorsun sen?
Hyunjin:
-Okulun internet sayfasına girdim, haberleri okumak ister misin?
Hiçbir şey anlamayan Felix, öylece Hyunjin'e bakıyordu.
Telefonunun ekranını ona doğru tutarak mesajları okumasını sağladı.
"Okulu bırakacağı düşünülüyordu"
"Ne okulu? Çocuk hayatı bırakmış"
"O çok iyi bir öğrenciydi, onun gibi bir pırlantayı kaybetmek hiç iyi olmadı"
Hyunjin'e baktı.
Hyunjin gülerek ekranı kaydırdı.
"KİM SEUNGMİN ÖLMÜŞ"
Gözleri fal taşı gibi açılan Felix, bağırmaya başladı.
Felix:
-HAYIR!? HAYIR!? YALAN SÖYLÜYORSUNUZ!? BÖYLE BİRŞEY OLAMAZ!?
Hyunjin kahkaha atarak odadan çıkarken ağlamaya ve derin derin nefesler almaya başladı.
Hiç inandırıcı gelmemişti.
Böyle bir şeyin bu kadar hızlı gerçekleşmesi imkansızdı.
***
Kafasını kaldırdı.
Ellerine bağlanmış olan zincirler canını acıtıyordu.
Bomboş bir odanın kuytu bir köşesine sığınmıştı.
Odaya giren Changbin, daha çok korkmasına neden olmuştu.
Kapıyı kapatmış, tam karşısına geçerek yere çömeldi.
Changbin:
-Kıyamam
Jeongin:
-Bizden ne istiyorsunuz?
Ağlamamak için kendini zor tutuyordu ama titreyen sesi buna engel oluyordu.
Changbin:
-Sizden kurtulmak istiyoruz
Jeongin:
-Sırf Hyunjin denen şahısın sevgilisinden ayrılması yüzünden mi?
Changbin:
-Onun hakkında doğru konuş! Hyunjin bizim çocukluk arkadaşımız ve birimizin isteği hepimizin hayalidir!
Jeongin:
-Ay yazık, kıyamam
Ağlama hissiyatı geçmişti, dalga geçmeye başlamıştı bu sefer.
Changbin:
-Beni sinir etmeyi kes!
Jeongin:
-Tamam
Cebinden buruşturulmuş bir kâğıdı çıkararak Jeongin'e gösterdi
Kağıtta hepsinin ismi yazıyordu ve şaşırtıcı olan taraf ise Seungmin'in ismi karalanmıştı.
Jeongin:
-Bu da ne?
Changbin:
-Civciv takımından kurtulduğumuz kişinin üstünü çiziyoruz
Jeongin:
-Ne demek istiyorsun? Seungmin Hyung?
Changbin:
-Ah, evet...Chan kendi sorunundan kurtulmayı başardı, şimdi sıra bizde
Jeongin:
-Bir dakika, Seungmin Hyung'a ne oldu?
Elindeki kağıtı top haline getirerek yere fırlattı.
Changbin:
-Chan onu öldürdü
Jeongin:
-NE!?
Changbin:
-İlk başta sizi bağlamamayı düşündük, ikiniz de baygındınız ama Seungmin bayılmamıştı, yerinde durmayıp sizi odaya kilitlerken bize saldırmaya çalıştı, Chan'da eline geçirdiği ilk silahı sıktı
Jeongin:
-YALAN SÖYLÜYORSUN!? HEM SEUNGMİN HYUNG KURTULMAK İSTESEYDİ KESİN KURTULURDU!? YALAN!? YALAN!?
Changbin sırıtarak ayaklanınca daha çok bağırmaya başladı.
Ama o umursamıyordu bile.
Odadan çıkıp kapıyı sertçe kapattı.
Jeongin ise hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştı.
Ne kadar ağlamaya devam ederse o kadar yıkılıyordu.
Zorbalar yalan söylüyor olabilirdi.
Ama yinede bu doğru mu diye düşünmek onu bitiriyordu.
En yakın arkadaşının ölümünü ani bir şekilde duymak kolay değildi, tabii.
Aklında üç soru vardı.
Seungmin gerçekten ölmüş müydü?
Felix neredeydi?
Ve Jisung şuanda ne yapıyordu?
Bu üç sorunun cevapları da kendisinde yoktu ama bildiği tek birşey vardı.
Tek umutlarının Han Jisung olduğu...
Bölüm etkileşimi
