15. bölüm / 15
STRAY KİDS ~ YILDIZLARIN ALTINDABÖLÜM 15
Bölümler 15Şu an: BÖLÜM 15
- 1 BÖLÜM 11.121 kelime
- 2 BÖLÜM 21.100 kelime
- 3 BÖLÜM 31.115 kelime
- 4 BÖLÜM 41.359 kelime
- 5 BÖLÜM 5864 kelime
- 6 BÖLÜM 61.011 kelime
- 7 BÖLÜM 71.015 kelime
- 8 BÖLÜM 8779 kelime
- 9 BÖLÜM 9814 kelime
- 10 BÖLÜM 10645 kelime
- 11 BÖLÜM 11803 kelime
- 12 BÖLÜM 12763 kelime
- 13 BÖLÜM 131.772 kelime
- 14 Bölüm 142.136 kelime
- 15 BÖLÜM 151.615 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
[Flashback]
"Beni buraya neden çağırdın?"
Duyduğu ses ile başını kaldıran Hyunjin, elinde ki kutuyu yanına bıraktı ve ayağa kalktı. Tam karşısında sert gözlerle ona bakan kız arkadaşı yutkunmasına neden olmuştu.
Son zamanlarda fazla kavga ediyorlardı ve bu kavgaların sebebi ise; Lee Felix'di.
Ancak Hwang bu işe bir son vermek istediğinden kız arkadaşı Soojin'i okulun bahçesinde ki banka çağırmıştı. Bu bankın çevresinde kimse olmadığı için istedikleri gibi konuşabilirlerdi, sonuçta yalnızlardı.
"Konuşabilir miyiz?"
Kollarını göğsünün altında birleştirdi Soojin, "Bunu çağırırken sorman gerekmez miydi?"
"Biliyorum, haklısın ama konuşmak istediğimi söylesem gelmezdin."
"Zaten gelmeyecektim, Minho'nun zoruyla geldim." Derin bir nefes alan Soojin'i bir süre izledikten sonra bankı işaret etti. "Otursana."
Hyunjin'e bakmadan oturmuş, sırtını banka yaslamıştı. Hyunjin ise sıkıntıyla oflayarak yerine oturdu tekrardan. Derin bir nefes aldı, "Ne için çağırdığımı biliyorsun, değil mi?"
"Egon yüzünden sürekli olarak kavga ettiğimiz ve buna bir son vermek istediğin için çağırdın beni, değil mi?" Huzursuz bir şekilde erkek arkadaşına bakan Soojin bıkkınlıkla ofladı ve gözlerini devirdi.
Hyunjin ise tamamıyla ona dönmüştü, o bakmasa bile. "Tartışmalarımızın sebebi ben miyim? Sürekli olarak bahsettiğin şu çocuğun hiç mi suçu yok?"
"Felix'in ne suçu var? Senin yapamadığını yapıyor işte."
Sinirle ofladı, "Senin erkek arkadaşın benim Soojin! O çocuğun sana, seninde o çocuğa yaklaşman büyük bir saygısızlıktır bana!"
Duydukları ile kaşlarını çattı ve sinirinin gözlerinden net bir şekilde belli olduğu erkek arkadaşına baktı, "Birbirimize yaklaşmıyoruz bile! O senin arkadaşın olduğu için benimle arasına bir buçuk metre mesafe koyan bir insan!"
"O zaman onun dibine giren sensin." Hyunjin'in fısıldarcasına kurduğu bu cümle Soojin'in bir anlığına hayal kırıklığına uğramasına neden olmuştu. Dudaklarından istemsizce hüznünü belli eden bir soru çıkmıştı, "Ne?"
"Bak-"
Soojin hızla ayağa kalktığında Hyunjin'de ayağa kalkmıştı. Söylediklerinin farkına varınca hızla konuşmaya başladı, "Soojin ben öyle demek istemedim! Cidden! İlişkimizin bir erkek yüzünden bozulmasınımı istiyors-"
Elini kaldırarak erkek arkadaşını susturdu.
"Hyunjin... Senden tek birşey istiyorum, o da bana karşı daha nazik olman. İnsanlar randevuya çıkıyor, ben senin arkadaşlarınla oynadığın video oyunlarını izlemeye geliyorum. Arkadaşlarının yanında 'seni seviyorum' diyince, onlarda 'oo' diyince romantik olmuyorsun. Ama Felix böyle değil! İhtiyacım olduğunda her zaman yanımda, bir abi gibi! Ben senden bunu istiyorum!"
Hyunjin dudaklarını ısırarak nefes verdiğinde Soojin yanından geçmek için yeltenmişti ancak bileğini tuttu, "Beni dinlemelisin!"
Bileğini sertçe kurtardı ve son defa Hyunjin'in o sinirden tutuşan gözlerine baktı. Ona yaklaştı ve fısıldarcasına, "Git ve en yakın arkadaşından biraz ders al. Nasıl erkek olunurmuş, gör. Emin ol, bu sana fayda sağlayacak Hwang Hyunjin."
Hızla yürümeye başladığında saçlarını sertçe çekiştirdi Hyunjin. Derin nefesler alarak sinirini yatıştırmaya çalışırken bankta gördüğü hediyesini aldı ve yere fırlattı. Sinirle bağırdığı sırada Soojin okula girmişti bile.
"Sana bunun hesabını sormazsam bana da Hwang Hyunjin demesinler, Lee Felix!?"
Hızla okula yürümeye başladığında o an aklından tek birşey geçiyordu; Lee Felix ile ya aynı ortamda olmayacaktı ya da aynı havayı solumayacaklardı.
★★★★★
Her yalnız kaldığında terasa çıkardı Lee Felix. Okulun terasından bahçeyi izler, keyifle havayı solurdu. Onun sürekli olarak buraya geldiğini ise bilen tek kişi Hwang Hyunjin'di.
Eğer ki, Felix'e ihtiyacınız olurda onu ararsanız Hyunjin'e sorabilirdiniz nerede olduğunu çünkü ikisini de birbirlerinden başka kimse daha iyi tanıyamazdı.
Felix'in yüzünden neşe akarken birden kapının sertçe çarpılması ile bakışlarını çevirdi sesin geldiği yöne doğru; Hwang Hyunjin sinirden deliye dönmüştü.
"Adi herif!?" Hiddetle bağıran Hyunjin, Felix'e doğru yürürken Lix ne olduğunu bilmediği için yalnızca duraksamıştı. En yakın arkadaşının ona yaklaşmasını bekledi. "Hyunjin?"
En yakın arkadaşını hiç bu kadar öfkeli görmemişti Lee Felix; özellikle de kendisine karşı.
"Herşey senin yüzünden şerefsiz it!?"
"Ne oldu?" Felix tereddütle arkadaşına yaklaşırken Hyunjin, içindekileri dökmeye çoktan başlamıştı.
"Dostum dedim, kardeşim dedim! Ama dost dediğim andaval, kız arkadaşımın gözüne batırmış kendini!"
Duydukları karşısında şaşkınlıkla kaşlarını çattı, "Ne?"
"Birde soruyor, delireceğim!?" Hyunjin saçlarını tekrardan savururken sinirle ofladı.
Felix;
"Hyunjin, sen iyi misin?"
Hyunjin öfkeyle Felix'e işaret parmağını uzattı, "Aptal herif! Senin yüzünden sevgilimden ayrıldım! Neden mi!? Senin gibi değilmişim! Eşsizmişsin!"
Hwang Hyunjin; Hwang ailesinin tek çocuğu olduğu için şımartılarak büyüyen bir çocuktu. Bugüne kadar istediği herşey, tek bir kelimesiyle elde edilmişti ve katiyen birisi ile kıyaslanmamıştı. Bugün ise; canından çok sevdiği kız arkadaşı, ona en yakın arkadaşını övüyordu.
Bugüne kadar hareketlerini düzeltmeyip insanları kendisine göre düzenleyen Hwang; şimdi en yakın arkadaşının gerisinde kalıyordu. Adeta çalkalanıyordu beyni.
"Ne yani? Ayrılmanızın sebebi ben miyim?" Diyerek şaşkınlıkla sordu Felix. Bu durum onu üzmüş olsa da bu hüznü Hyunjin'e tamamıyla oyunmuş gibi geliyordu. En yakın arkadaşına ilk defa inanmıyordu ve bundan pişmanlık dahi duymuyordu.
"Tabii ki de, sensin!?" Hiddetle bağırdığı sırada en yakın arkadaşını itti. Terasta ki eski masalardan birisine çarparak sendeleyen Felix şaşkınlıkla sinir krizi geçiren arkadaşını izliyordu.
Lee Felix; o an, aralarının bir daha eskisi gibi olamayacağını iyi anlamıştı.
Acı içerisinde yutkunan Lix, destek aldığı duvar sayesinde dengesini sağlarken ceketini düzeltti ve durgun bir şekilde Hyunjin'e baktı.
Öfke soluyan Hwang, yaptığı hatadan dolayı acı çekerken bir anda sessizleşen ortamda arkadaşına baktı. En yakın arkadaşı hayal kırıklığı içerisinde, inanmaz bir şekilde bakıyordu ona.
Gözlerini kaçırırken Felix başını olumsuz anlamda salladı. İlk defa bir kız için kavga ediyorlardı, ilk defa.
Eğdiği başını sert bakışlarıyla kaldıran Hyunjin, Felix'e tekrardan öfkeyle baktı. Eğer ki bakışlar öldürebilseydi, Lee Felix nefes alacak tek bir saniye dahi bulamaz, paramparça olurdu.
"Mümkünse bir daha konuşmayalım Felix, seninle harcayacak bir zamanım dahi yok artık."
Felix huzursuzlukla nefes verdi, içten içe üzülüyordu ancak Hyunjin'in hareketlerini göz önünde bulundurunca Soojin'in haksız olduğunu savunamıyordu. Bir kez olsun başka bir gözle bakmadığı, kardeşi gibi gördüğü bir kızla bu şekilde suçlanması sarsmıştı onu.
"Dönüp kendine bak Hyunjin," dedi sesi titrerken. Hyunjin kaşlarını çatsa da umursamadan devam etti, "Soojin'in söylediklerini umursasaydın, bugün en yakın arkadaşının canı yanmazdı." Söylediklerinden sonra çarptığı masayı işaret etti.
Gözü dönen Hyunjin, dişlerini sıktı. "Canı yanan asıl kişi benim! Sen benim kardeşimdin!"
"Öyle mi? Kardeşin gibi gördüğün bir insana sebepsiz yere saldırabiliyorsun, değil mi? Oysa ben sana hiçbir şey yapmamıştım bile. Soojin benim kardeşim!"
Hyunjin bir adım öne attığında yaptığı şey ile duraksadı. Her ne kadar kızgın da olsa, bir kez daha zarar vermek istemiyordu arkadaşına.
"Felix."
Duyduğu ses ile kaşlarını çatan Hyunjin, karşısında ki çift gözlerin döndüğü yöne çevirdi başını. Karşısında aşkından öldüğü, eski kız arkadaşını görmesi onu şaşırtmış, aynı zamanda sarsmıştı.
Soojin, Hyunjin'e kısa bir bakış attıktan sonra onu umursamadan yanından geçti ve Felix'in karşısında durdu. Bugün yaşadıklarının aksine tebessüm etti Soojin, "Bu okulda bana karşı hep iyi bir insan oldun. Bir abi gibiydin. Hiç kardeşim olmadı ama sen vardın. Herşey için teşekkür ederim."
Soojin'in burada olması hiç de iyi bir zamanlama değildi. Herşey daha kötü olacaktı.
"Okuldan gidiyorum, babam kaydımı aldı." Bakışlarını Hyunjin'e çevirdi ve ekledi, "İsteğim üzerine."
Sinirden damarları patlayacak olan Hyunjin, yumruklarını sıktı. Soojin gülümseyerek Felix'e döndü, "Görüşürüz."
Felix cevap vermedi, gözlerine bile bakmadı. Yalnızca başını salladı.
Soojin terastan inerken gözlerini kapattı Hyunjin. Bu gece ölmek, öldürmek istemişti. Soojin'e olan aşkı, onu yerle bir ediyordu.
Tekrardan Felix'e döndü, "Çok sevgili kardeşin, terasta olduğumuzu iyi biliyor ya? İyi bir insan olmayabilirim ama ben kimsenin ilişkisine karışmadım, özellikle de en yakın arkadaşlarımın. Buna ne diyeceksin?"
Felix gözlerine durgun bir şekilde bakarken cevapladı onu, "Senin bildiğin herşeyi o da biliyordu. Senin sevgilinle ne derdim olabilir Hyunjin? Beni bu kadar aşağılık mı görüyorsun cidden?"
En yakın arkadaşının böyle birşeye inanması Felix'in canını yakmıştı. Hwang Hyunjin kardeşi gibiydi, canından öteydi ancak gerçekleşmemiş bir hata yüzünden sevdiği tek insan da anında silmişti onu.
Hyunjin tam arkasını dönüp terası terk edeceği sırada Felix bileğini tuttu. Şaşkınlıkla Felix'e dönen Hyunjin, önce bileğine sonra da Felix'e baktı. "Cidden onda gözümün olduğunu mu düşünüyorsun?" Dedi Felix.
Hyunjin, Felix'in bileğini sertçe tutarak bileğinden ayırdı. "Böyle birşeye inanacak en son insan bendim ama bir insanın ağzından sürekli düşmemek de olmuyor Felix."
Hyunjin tamamıyla ona tekrar döndüğünde Felix kaşlarını çattı, az önce ne demek istemişti?
"Gerçekten hiçbir suçu olmayan birisine, kardeşine düşman mı kesiliyorsun?" Felix'in sinirle sorduğu soru yumruğunu sıkmasına neden olmuştu. Hyunjin kaşlarını çattı, "Hiçbir suçu olmayan mı?"
Felix huzursuzlukla oflarken fısıldarcasına konuştu, "Adi herif! Bir kız uğruna en yakın arkadaşını satacak kadar düştüğünü bu kadar da belli etmezsin."
En yakın arkadaşından, Felix'den bir anlığına olsa da şüphelenmiş olan Hyunjin kaşlarını havalandırdı. "Hala nasıl utanmazsın?"
Belki de, en yakın arkadaşından gerçekten de vazgeçmek zorundaydı Felix.
"Bu tür şeylerle işim olmaz benim, yapmadığım birşey için utanmama gerek yok."
Hyunjin sırıttı, Felix'i nefretle süzdükten sonra tekrardan konuştu. "Kendi arkadaş grubunu dağıttın sen, dön bak arkadaşlarına... Hangisi memnun olacak bu durumdan? Sence seninle olmak isteyecekler mi?"
Felix konuşmak için sinirle dudaklarını araladı, "En azından gerçek yüzünü gördüm. Sırf bir kız uğruna arkadaşından vazgeçeni de, soylu bir çocuğun arkadaşı olmak için arkadaşından vazgeçenleri de kaybetmek bana bir zarar uğratmaz."
Hwang Hyunjin gözlerini devirerek, ellerini rahatlıkla cebine koydu ve arkadaşlıklarının son günü olduğunu belirtecek o cümlesini kurdu. "Sana bugünden sonra hiçbir takdirde saygım yok Lee Felix. Sevdiğimi elimden aldın, sen benim olanı elimden aldın! Söylesene eski dostum, Hwang'ın kini erir mi? Hayır, sen bundan sonra benim ezeli ve ebedi düşmanımsın!"
Dişlerini sıktı Felix, "Egonu öyle bir beslemişler ki kaybetmek nedir, bilmiyor. Karşına çıkana kendi suçunu atıyorsun. Ben hala söylediklerimin ardındayım. Dön bak kendine, Soojin gerçekten de haksız değil."
Sinir bozukluğuyla gülerek sırıttı, "Seninle aynı ortamda bulunmayacağım Felix ancak giden de ben olmayacağım. Ya bu okuldan gidersin ya da ben seni gönderirim."
"Sıkıyorsa gönder." Dedi Felix, kollarını göğsünün üstünde birleştirirken.
Ortamda sessizlik hüküm alırken Hyunjin hiddetle çıktı terastan ve Lix bakışlarıyla takip etti onu sessizce. Ve durgun bir şekilde az önce çarptığı o masaya oturdu.
O gün okulun en popüler ikilisi dağılmış, birbirlerinin her milimini bilen çocuklar birbirlerine bir yabancı gözüyle bakmaya başlamıştı. Neyse ki o gün sadece bir ayrılık değil, gerçek dostların da belli olduğu gündü.
Ve o günden sonra Hwang ile Lee ikilisinin arası bir daha eskisi gibi olmadı, olamazdı.
Dostluğun kayıba uğradığı bu günde bu birbirlerine kardeşim diyen sekiz kişilik arkadaş grubu, gerçekleşen bu olaylardan sonra birbirlerine karşı artık birer yabancıydı.
Ve yıldızlar o gün kaymış, iki arkadaş altında kalmıştı.
Belli olmazdı ancak Yıldızların Altında ki bu iki kalp, artık eskisi gibi atamayacaktı.
Bölüm etkileşimi
