4. bölüm / 15
STRAY KİDS ~ YILDIZLARIN ALTINDABÖLÜM 4
Bölümler 15Şu an: BÖLÜM 4
- 1 BÖLÜM 11.121 kelime
- 2 BÖLÜM 21.100 kelime
- 3 BÖLÜM 31.115 kelime
- 4 BÖLÜM 41.359 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 BÖLÜM 5864 kelime
- 6 BÖLÜM 61.011 kelime
- 7 BÖLÜM 71.015 kelime
- 8 BÖLÜM 8779 kelime
- 9 BÖLÜM 9814 kelime
- 10 BÖLÜM 10645 kelime
- 11 BÖLÜM 11803 kelime
- 12 BÖLÜM 12763 kelime
- 13 BÖLÜM 131.772 kelime
- 14 Bölüm 142.136 kelime
- 15 BÖLÜM 151.615 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Zil çaldı.
Spor salonuna gitmek için sınıftan çıktık.
Koridorda yürürken sürekli Jeongin'e bakıyordum.
Onu yanımızdan ayırmamaya çalışıyorduk.
***
Spor salonuna gittiğimizde Jisung ve Seungmin basketbol oynamak için topu almaya gittiler.
Ben ve Jeongin ise tribün koltuklarına oturmuştuk.
Bir süre sonra Seungmin ve Jisung topu almış, oynamaya başlamışlardı, biz ise onları izliyorduk.
Çok eğleniyorlardı ve bu çok hoşuma gidiyordu.
Ama her an o zorbalar gelebilirlerdi.
Bunun farkındaydık.
Beden dersinde sınıftaki kızlar hep kantinde, erkekler ise top oynamak için sahaya giderlerdi.
Spor salonunu basketbol, voleybol ve beden dersi sınavı için kullanırdık.
Dördümüz daha çok burada takılırdık.
Ve maalesef ki, zorbalar da...
***
Jeongin:
-Ne düşünüyorsun?
Jeongin'in konuşması ile uyanmıştım.
Yine kendimden habersiz bir şekilde dalmıştım.
Ben:
-Ne?Ah...Bende bilmiyorum
Derin ve istemsiz bir şekilde nefes aldı.
Jeongin:
-Hayatımız çok değişti, önceden böyle değildi...Onlar hayatımızın içine etti
Ona baktım.
Sessiz bir şekilde bu duruma maruz kaldığımızı belli ederek bakıyordum ona.
Jeongin:
-Baksana şunlara...Ne güzel gülüyorlar, uzun zamandır böyle güldüklerini görmemiştim
Seungmin'e ve Jisung'a baktım.
Jeongin'in söyledikleri çok doğruydu.
Seungmin'in gülüşü içimi ısıtmıştı.
Jisung ise zor zamanlarında dahi gülerdi ama böyle değil.
Bu daha zarif ve daha rahattı.
Jeongin:
-Hala aklım almıyor
Ben:
-Neyi?
Jeongin:
-Yani...Ne bileyim, Changbin bana neden zorbalık yapıyor ki...Hadi sorsam dengim bile değil, ondan nefret ediyorum
Ben:
-Sen birde benimkine bak...
Bana baktı.
Ben:
-HYUNJİN...
Gözlerimi dalga geçercesine devirdim.
Jeongin güldü.
Seungmin:
-FELİX!JİSUNG ORADAN BAKINCA BASKETBOL ŞAMPİYONASI GİBİ Mİ GÖRÜNÜYOR?
Güldü.
Jisung:
-TABİİ Kİ DE ÖYLEYİM
Basketbol topunu potaya attı.
Tam basket oldu.
Jisung:
-BAK ABİNİZ YAPIYOR BU SPORU
Seungmin:
-YAA, NE DEMEZSİN
Seungmin dalga geçmeye başlarken Jisung onu kovalamak için peşinden koşuyordu.
Jeongin ile birlikte kahkaha atıyorduk.
Umarım bu an hiç bitmez.
***
Seungmin ve Jisung yoruldukları için spor salonunun ortasında oturmuş sohbet ediyorlardı.
Ben ve Jeongin ise hala aynı yerde oturuyorduk, beraber.
Kapı açılıp-kapanma sesini duyunca kapıya doğru baktım.
Tahmin ettiğim gibi zorbalar gelmişti.
Bir anda gülen yüzüm düşmüştü.
Seungmin'e ve Jisung'a baktım.
Önce kapıya baktılar, sonra hemen sohbetlerine devam ettiler.
Umursamamışlardı.
Seungmin onları görünce daha rahat bir oturuş pozisyonu almıştı.
Gülmeden edememiştim.
Zorbalar ise zerresiyle umursamıyorlardı bizi.
Belki de bu en iyisiydi.
Yalan yok...Bazenleri onlar bize karışmıyorken, bizim onlarla uğraştığımız oluyordu.
Chan'a baktım.
Elinde iki üç topla zorbalara doğru geldi.
Zorbalar aralarında topları dağıttılar.
Garip hissettim.
Birazdan bizimle uğraşacakları her halleriyle belliydi.
Hyunjin elindeki topla beraber tribünlere yaklaştı.
Hyunjin:
-Civciv takımı, bizimle yakartop oynamak ister misiniz?
Biliyordum.
Önce Jeongin'e baktım.
Kafasını hayır manasında salladı.
Hyunjin'e baktım.
Ben:
-Oynamak istemiyoruz
Chan:
-İstemiyorsunuz çünkü kaçmaya çalışıyorsunuz
Jeongin:
-Sizden mi?
Güldük.
Hyunjin:
-Bana bakın, derhal geçin karşımıza
Ben:
-Gidin kendinize başka grup bulun
Chan:
-Ama biz civciv takımı ile oynamak istiyoruz Lee, ona ne yapacağız?
Jeongin:
-Tamam, bu okul çıkışı sizinle çiftliğe gidelim oradan kendinize dört beş tane civciv alıp oynarsınız, hatta bizden hediye olsun
Bir kahkaha patlattım.
Hyunjin:
-Timim, bi ikil çikişi sizinli çiftliği gidilim iridin kindinizi dirt biş tini civciv ilip iynirsiniz, hitti bizdin hidiyi ilsin
Gülmekten karnım ağrımıştı.
Hyunjin, Jeongin'in taklidini o kadar komik yapmıştı ki...
Gülmesem cidden geceleri vicdan azabından ağlardım.
Jeongin de gülmüştü.
Chan:
-Siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz?
Ben:
-Bilmem, Jeongin biz onlarla dalga mı geçiyoruz?
Jeongin:
-Dur, düşüneyim
İki dakika tavana baktıktan sonra cevap verdi.
Jeongin:
-Sanırım, evet
Güldük.
Çok eğlenceliydi.
Hyunjin sinirleri bozulmuş bir şekilde bize bakıyordu.
Chan ise bıkkınlıkla yanımızdan ayrılmıştı.
Jisung'a ve Seungmin'e baktım.
Minho arada Jisung'a vuruyordu.
Seungmin ise Changbin ile laf dalaşına girmişti.
Minho, Jisung'a ayağıyla vurarken Jisung aniden ayağına sarılmıştı.
Minho ayağını kurtarmaya çalışırken Jisung yerde sürünüyordu.
Changbin ile laf dalaşına giren Seungmin, en sonunda sinirlenip Changbin'in kolunu ısırmıştı.
Changbin ise kolunu sallayarak ondan kurtulmaya çalışıyordu.
Çok komikti.
Jeongin ise yanımda 'İçimin yağları eridi' diyerek rahatlarken ben gülüyordun.
Tamam, bugün çok güldüm.
Minho, Jisung'dan kurtulmuştu sonunda.
Minho:
-Bu ne ya?Bu sincabın içinden adeta bir canavar çıktı be!?
Jisung:
-Ee...Deliyi adam edemeyebiliriz belki ama adamı deli ederiz koçum!?
Minho:
-Boş yapma Jisung!?
Jisung ve Seungmin ayağa kalktı.
Bizde kalktık ayağa.
Spor salonundan çıkacaktık, yani öyle umuyorduk.
Kapıya yaklaştığımızda arkamızdan bağırdılar.
Hyunjin:
-Hey!Nereye gidiyorsunuz?
Büyük bir bıkkınlıkla arkamı döndüm.
Ben:
-Ne istiyorsunuz?
Topu gösterdi.
Tekrar arkamı döndüm.
Benim dönüşümle Seungmin, Jeongin ve Jisung'da dönüyordu.
Tam bir adım atacakken kafama gelen bir top darbesiyle durdum.
Seungmin:
-Şimdi naneyi yediniz
Zorbalara dönerek söylemişti bunu.
Büyük bir şokla yerimde dururken tam ayağımın önünde duran topa baktım.
Yavaşça eğildim ve topu aldım.
Kalktığım gibi arkamı döndüm.
Topu havaya atıp tutuyordum.
Ben:
-Madem oyun istiyorsunuz...BİZDE OYNARIZ
Evet, kabul ediyorum...Sonda biraz patlamış olabilirim ama neyse.
Hyunjin:
-Tamam, Bay Civciv seni kırmayıp yarı yolda bırakmak istemeyiz bizde
Dörtlü gülmeye başladı.
Ben:
-Komik olduğunuzu falan mı sanıyorsunuz?
Hyunjin:
-Hayır çünkü komiğiz
Yine güldüler.
Bunlar neden herşeye gülüyorlar?
Jeongin ve Seungmin karşı tarafa gitmek için koştular.
Jeongin'e bakıyordum.
Jisung:
-Sorun yok!Ona birşey olmayacak!
Jisung'a bakarken bir ses duydum.
Güm diye...
Tekrar Jeongin'e baktığımda yerde yatıyordu.
Ben:
-JEONGİN!?
Seungmin, Jeongin'i yerden kaldırırken Jisung ile yanına doğru gittik.
Jeongin'e eğildim.
Ben:
-Ne oldu?
Jeongin:
-Bende bilmiyorum, görmedim ki
Seungmin:
-Ben gördüm
Jisung:
-Ne oldu?
Seungmin:
-Changbin...Changbin çelme taktı, Jeongin o sırada koşuyordu, o yüzden görmemiştir
Ayağa kalktım.
Ben:
-Siz fazla olmaya başladınız artık
Hyunjin:
-Ama bu bizim dünyamızda var be Felix!
Öne eğildi biraz ve söze ekledi.
Hyunjin:
-Alışıcaksınız...Zamanla alışıcaksınız!
Ona doğru eğildim.
Ben:
-Bırakacaksınız...Zamanla bırakacaksınız!
Geri çekildi.
Ben:
-Kalkın, oynamıyoruz
Minho:
-Ah, hadi ama Felix!Hemen kaçmayın, ne güzel oynuyoruz işte
Chan:
-Tamam hadi, Jeongin oynamasın
Jeongin:
-O nedenmiş?
Chan:
-Ama düştün ya sen, şimdi canın acır falan
Jeongin:
-Hiçbir yere gitmiyoruz!Oynayalım
Jeongin kendinden emin bir şekilde zorbaların tam arkasına geçti.
Seungmin'de, Jeongin'in hemen arkasından gitti.
Jisung ile kendi yerimize geçerken söyleniyordum.
Ben:
-Jisung sen bir daha konuşma, daha birşey olmayacak dediğin an neler oldu ya!?
Jisung:
-Ya sanki ben yaptım
Ben:
-Tamam ya, şimdi şunlarla hemen oynayıp gidelim
Oyunu başlattım.
Topu fırlattım ama henüz kimseye değmemişti.
Jeongin ve Seungmin topu fırlatmaya çalışıyorlardı ama yinede kimseye vuramamıştık.
Jisung atıyor, her attığında çığlık atıyordu.
Komikti ama şuanda gülmenin zamanı değildi.
Changbin:
-Hadi yavru köpekçik
Chan:
-Hey o benim sözüm
Güldüler.
Jeongin attığım topu tuttuğu an fırlattı.
Changbin'i vurmuştu.
Yüzünde sert ve sinirli bir ifade vardı.
Hem Seungmin'in hemde kendi intikamını almıştı.
***
Hala oynuyoruz ama bir türlü vuramadık şunları.
Changbin tribünlerde coşarken zorbalar hem dalga geçiyor hemde koşturuyorlardı.
Tek bildiğim; bu oyun bittiği zaman sıra bizim tarafa gelince hiç acımayacaklarıydı.
En son top bana geldiğinde Jisung topu ona vermemi istemişti.
Topu ona verdim.
Amacının Minho'yu vurmak olduğunu biliyordum.
Kendinden o kadar emindi ki.
Öne bir adım attı.
Jisung:
-KÜÇÜK SİNCAPÇIK DEVRİM YARATMAYA GELİYOR!?
Heyecanla topu atışını izledim.
Tam isabet...
Evet sayın seyirciler, bu bölümü yayınlayamıyoruz çünkü Jisung'un Minho'ya vurması ile Minho'nun direk olarak Jisung'un üzerine yürüdüğü dakikaları 7 yaş altı çocukların izlememesi gerekiyor...
***
Jisung, Minho'yu vurmuştu.
Tam olarak iki kişi kalmıştı.
Herkes kendi zorbasını vurmaya niyetliydi.
Hadi ama benden Hyunjin'i vurmamı beklemiyorsunuz...Değil mi?
Üzgünüm efendim, ben başka bir filme bilet almak istiyorum...
Seungmin hem çığlık atıyor, hemde topu atıyordu.
Arada garip şeyler söylediği de oluyordu ama önemli olan eğlenmekti.
Yani en azından benim için...
***
Kollarımın koptuğunu hissettiğim an Seungmin'in, Chan'ı vurduğunu hatırlıyorum.
Seungmin, Chan'ı vurunca sahanın tam ortasına koşup diz çökerek bağırmıştı.
Seungmin:
-SEUNGMİN IN THE BİULDİNG
Kahkaha atmıştık.
Sona kalan Hyunjin olmuştu.
Jisung:
-Al bu top senin hakkın kardeşim
Tebessüm ettim.
Ben:
-Çok zorlamasanız iyi olur
Aniden soldum.
Çünkü komik değildi.
Tribünlerde oturan zorbalar bağırıp çağırıyorlardı.
Minho:
-Hadi ama Küçük Civciv, Hyunjin'i vurabileceğini sanıyorsan yanılıyorsun
Jisung:
-Hey Minho!Sessiz ol!
Belki yüz defa attıktan sonra top Hyunjin'e değmişti.
Kendimi öldürdüm resmen.
Hyunjin'i en son vurduğumda kendimi yere atmıştım.
O kadar yoruldum ki...
Belki ikinci turu oynayamazdık.
Jeongin:
-Hadi gidelim
Jisung elimi tutarak kaldırdı beni.
Hyunjin:
-İkinci turu bir dahaki sefere oynayalım
Ben:
-Tamam ama unutmak yok
Changbin:
-Bir daha ki beden dersi ne zaman?
Seungmin:
-Ders programı değişebilir, o yüzden net bir şey söyleyemem
Chan:
-Tamam ya, bir daha ki sefere oynarız
Jisung:
-Bugün oynasaydık daha güzel olurdu
Hyunjin:
-Sen yorulmadın mı?
Jeongin:
-Jisung'un enerjisi hiç bitmiyor ki!?
Hep beraber güldük.
Minho hiddetle ayağa kalktı.
Minho:
-Çocuklar!Az önce yıllık arkadaşlar gibi anlaştınız!Kendinize gelin!
Hyunjin:
-Ah, doğru!
Chan:
-Herneyse...Bu attığınız topların bedelini ödeyeceksiniz Küçük Civcivler
Jisung:
-Aynen aynen, tamam, evet
Hyunjin:
-Hadi, hadi sizi görünce midem bulanıyor
Ben:
-Hadi çocuklar kusmamak için buradan hemen gidelim
Koşarcasına çıktık salondan.
Hep beraber 'Çak Bir Beşlik' yaptık.
Sınıfa gitmek için koridorda yürümeye başladık.
Bölüm etkileşimi
