11. bölüm / 15
STRAY KİDS ~ YILDIZLARIN ALTINDABÖLÜM 11
Bölümler 15Şu an: BÖLÜM 11
- 1 BÖLÜM 11.121 kelime
- 2 BÖLÜM 21.100 kelime
- 3 BÖLÜM 31.115 kelime
- 4 BÖLÜM 41.359 kelime
- 5 BÖLÜM 5864 kelime
- 6 BÖLÜM 61.011 kelime
- 7 BÖLÜM 71.015 kelime
- 8 BÖLÜM 8779 kelime
- 9 BÖLÜM 9814 kelime
- 10 BÖLÜM 10645 kelime
- 11 BÖLÜM 11803 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 BÖLÜM 12763 kelime
- 13 BÖLÜM 131.772 kelime
- 14 Bölüm 142.136 kelime
- 15 BÖLÜM 151.615 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hızlı adımlarla okula doğru ilerliyordu.
Kendinden emin bir şekilde yürüyordu.
Onu görenler her zaman ki Han Jisung olmadığını anlamıştı.
Kendini düzeltmek üzere değişime girmeye çalışan Han Jisung olduğu düşünülse de onun günü sadece arkadaşlarını aramak ile geçecekti.
Yaşadığı olayları dışa yansıtmama durumunda bir numaraydı resmen.
Koridorda yeterince yürüdükten sonra sınıfına varmıştı bile.
Sırasına oturdu, çantasını sıranın kenarına astıktan sonra.
Herkes çantalarını ve eşyalarını bırakıp sınıftan çıkmıştı.
Kimse yoktu sınıfta, daha zil çalmadığı için.
Sınıfa giren zorbaları umursamadı bile.
Önüne bakmaya devam ediyordu.
Şaşkınlık içerisinde birbirlerine baktılar.
Hyunjin:
-Hani senin arkadaşların nerede?
Kafasını kaldırmadan sırıttı.
Chan:
-Dur, yoksa dersi ekiyorlar mı?
Changbin:
-Hadi ama? Söyleseydiniz bizde ekerdik
Hep beraber güldüler.
Ama Jisung, hiç bir şekilde onları umursamamıştı.
Ders Biyoloji olduğu için çantasını aldı, kitabını çıkarmak için.
Ders kitabını masanın üzerine bıraktı.
Onları umursamadığını farkeden zorbalar, hiç hoşnut olmamışlardı.
Görmezden gelinmek, hoşlanmadıkları konulardandı.
İyice sinirlenen Minho, elini sırada ki kitabın üzerine vurdu.
Minho:
-Bizimle konuştuğunun farkında mısın?
Kafasını yavaşça kaldırıp, Minho'ya baktı.
Evet, bu Han Jisung'du.
Konuşması ile insanları ferahlatan ama aynı zamanda bakışları ile delirtendi...
Hyunjin:
-Bu dün gece içmiş falan olmalı, aklı başında olsaydı ne ile uğraştığının farkında olurdu
Chan:
-Ah, ne yazık
Sırıttı.
Ne zaman dostları ile yanyana gelse, birbirlerine gösterdikleri saygı ve sevgiye karşı hep sırıtıp, dalga geçerlerdi onlar.
İntikam almanın tam zamanıydı.
Jisung:
-Konuşmanıza cevap vermem için...Bir diyalog olması lazım ama ben sizinle konuşmadığım için böyle birşey yok ve bu yüzden, benden cevap beklemeseniz iyi olur...Açıkçası hiç umrumda değilsiniz
Ders kitabını alarak ayaklandı ve sınıftan çıkmak için kapıya yöneldi.
Ama Chan'ın engel olması ile duraksamıştı.
Kafasını kaldırdı ve Chan'a sakince baktı.
Chan:
-Nereye gittiğini sanıyorsun sen?
Önünde Chan, arkasında Minho, sağında Hyunjin ve Changbin olacak şekilde sarılmıştı etrafı.
Zaten solunda kapı olduğu için sarılmıştı iyice.
Hyunjin'e döndü.
Hyunjin:
-Bakıyorum da, sana büyük bir cesaret gelmiş bugün
Hafifçe güldü.
Jisung:
-Evet, seni ilgilendirmeyen ancak benim kullanabileceğim bir güç geldi bana, buna cesaret denir
Hepsine göz gezdirdi.
Jisung:
-Bana sorarsanız, özgüven en yakın dostum...Sadece en sessiz duygumdu ama konuşturma zamanı gelmişti, şimdi ise susmayacak
Han Jisung, özgüveni ve cesareti ile konuşuyordu bugün.
Aslında hep özgüven doluydu ama duygularını içinde saklardı.
Boşuna yitirmezdi kendini, olur da bir gün bu duygular bana lazım olursa diye kendimi göstereyim diye düşünürdü kendi içerisinde.
Zorbalar, ona kıyasla daha fazla olduğu için güçlü olabilirlerdi.
Ama en yakın arkadaşı, Yang Jeongin'in söyledikleri her daim aklındaydı.
Jeongin:
-Hadi ama Hyung, yapmalısın
Telefonda ki oyuna fazla kaptırmışlardı kendilerini.
Jisung:
-Ürkütücü ama nasıl karşılık vereyim?
Kıkırdadı sessizce.
Jeongin:
-Her gece yatmadan önce düşünürüm, zor durumda veya düşman içerisinde kalsam ne yaparım diye
Oyunu durdurdu ve Jeongin'e baktı.
Jeongin:
-Bu her ne kadar oyun olsa da, bizimde düşmanlarımız var ve tek başıma kalsam ne yaparım diye düşünüyorum, hemde her gece
Jisung:
-Peki, ne düşünüyorsun?
Jeongin:
-Eğer ki, benden güçlüler ise kuvvetimi değil, cümlelerimi kullanırım, cümlelerim olmazsa zaafını kullanırım, ki insan zaafıyla yıkılır
Gülümsedi.
Jisung:
-Peki, sen buna ne diyorsun?
Utanarak elini ensesine götürdü.
Biraz saçlarını karıştırdıktan sonra çekinerek konuştu.
Jeongin:
-Yang yöntemi
Hyunjin'in zaafını biliyordu.
Hyunjin'in onu kendisinden uzaklaştıracak en iyi yöntem buydu ama rahatsız olacağı için Hyunjin, Jisung'u rahat bırakmayacaktı.
Hem en iyi, hemde en kötü yöntemdi.
Hyunjin'in zaafını kullanmak...
Hyunjin:
-Sen kendini ne sanıyorsun? Bir hiç olduğunun farkında değil misin sen? İlla hatırlatmamız falan mı gerekiyor?
Hyunjin'in hiddetli konuşması, hiç de ağırına gitmemişti.
Aksine sırıtıyordu.
Ki bu hali Hyunjin'i deliye döndürüyordu.
Jisung:
-Bu cümleleri herşeyi olduğu söylenen birisi tarafından hiçe sayılan bir hiç söyleyince daha komik oluyor biliyor musun?
Evet, Yang yöntemi, yani zaafını kullanmak...
Hyunjin'in en büyük zaafıydı bu; Soojin.
Ellerini yumruk yapan Hyunjin, sinirle baktı Jisung'a.
Hyunjin:
-Biraz daha konuşmaya devam edersen...
Jisung:
-Edersem?
Sinirden konuşamayacak hale gelen Hyunjin sınıftan hiddetle çıktı.
Arkasından Chan ve Changbin, küfürler savurarak çıkınca sırıttı, Jisung.
Arkasını dönüp kapıya baktı.
Kapıda önünde duran Minho ile göz göze gelmişti.
Hemen yanında ki sıraya bıraktı elindeki kitabı.
Ardından ellerini cebine soktu.
Jisung:
-Hadi ama Minho? Arkadaşının arkasından gitmeyecek misin?
Sinirle baktı ona.
Minho:
-Ne yaptığının farkında değilsin, intikam almak için ayırdığın bu zaman arkadaşlarının sonu olacak!
Söylediklerinin ardından arkadaşlarının yanına gitti.
Yüzündeki gülümseme kaybolmuştu Jisung'un.
Minho'nun ne demek istediğini anlamıştı.
"İntikam almak için ayırdığın bu zaman arkadaşlarının sonu olacak!"
Sınıfının önünde durdu ve zorbaların gittiği yöne baktı.
Kendince düşündükten sonra kendi kendine verdiği sözleri düşündü.
Ama Minho'nun söyledikleri içine oturmuştu.
Acele etmeliydi, arkadaşlarını hemen bulmalıydı.
Karşısında beş kişi vardı, arkadaşlarının yerini bilen.
STRAY BULLİES VE PARK ROSE...
Zorbalardan laf alamazdı.
Bu yüzden tek şansı, tek seçeneği hatta tek zorunluluğu Rose'yi konuşturmaktı.
Ne yapacağını iyi biliyordu.
Park Rose'yi bulması gerekiyordu, sadece.
Ve bulacağına emindi.
Bir zamanlar hayalini kurardı bu intikamın ama hayali, gerçeklikten daha eğlenceli ve güzeldi.
Kimse zarar görmeden, arkadaşları ile güle eğlene alıyorlardı bu intikamı, hayalinde.
Zorbalara bile zarar vermeden, başarıları ile dağıtıyorlardı onları.
Çok güzel bir hayaldi onun için ama gerçeği yapayalnızlık içerisinde, en kötü şekildeydi.
Zira hiçbir gerçek, bir hayal kadar eğlenceli olmamıştı...
Bölüm etkileşimi
