13. bölüm / 15
STRAY KİDS ~ YILDIZLARIN ALTINDABÖLÜM 13
Bölümler 15Şu an: BÖLÜM 13
- 1 BÖLÜM 11.121 kelime
- 2 BÖLÜM 21.100 kelime
- 3 BÖLÜM 31.115 kelime
- 4 BÖLÜM 41.359 kelime
- 5 BÖLÜM 5864 kelime
- 6 BÖLÜM 61.011 kelime
- 7 BÖLÜM 71.015 kelime
- 8 BÖLÜM 8779 kelime
- 9 BÖLÜM 9814 kelime
- 10 BÖLÜM 10645 kelime
- 11 BÖLÜM 11803 kelime
- 12 BÖLÜM 12763 kelime
- 13 BÖLÜM 131.772 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 Bölüm 142.136 kelime
- 15 BÖLÜM 151.615 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Elindeki kahvesi ile sınıfa girdi ve sırasına oturdu.
Jisung ile olan konuşmasının ardından epey bir dalgın olmuştu.
Derslerini aksatmadan ve bu işlere bulaşmadan kurtulması gerekiyordu.
Kendini düşüncelerden ayırdı ve kahvesini sırasına koydu.
Tam arkasına yaslanacak iken kitabının arasında bir not olduğunu farketti.
Notu eline aldı ve okudu.
"Okul çıkışı hiç kimseye farkettirmeden erkek yurduna gel!!!
Oda numarası: 327
Seni bekliyor olacağım!!!"
Notun Jisung tarafından yazıldığını anlayınca derin bir nefes verdi.
Notu kitabının arasına yerleştirirken en yakın arkadaşı olan Jennie'nin ona doğru geldiğini farketti.
Jennie:
-Ne o? Aşk mektubu falan mı alıyorsun yoksa? Hadi söyle bakalım, kim seni nereye çağırıyor?
Hafifçe kıkırdarken karşısındaki sıraya oturdu ve Rose'ye doğru döndü.
Rose:
-Aa yapma ama? Kimse ile görüşüp konuşmadığımı biliyorsun, bu sadece ders notu
İlk defa en yakın arkadaşına yalan söylüyordu.
Ama söz vermişti, tüm bunlar bittiği zaman ona da anlatacaktı.
Jennie:
-Hm, herneyse artık... Bugün Lisa ile Cafe'de buluşacağız, gelmek ister misin?
Kitabının arasında ki nota baktı.
Rose:
-Üzgünüm Jennie, bugün okul çıkışı yurtta ders çalışmayı düşünüyorum
Jennie:
-Bizde ders çalışacağız zaten
Rose:
-Bireysel çalışmaya karar verdim, bir daha ki sefere, olur mu?
Jennie:
-Peki, olur... Sen nasıl istersen öyle olsun!
Jennie gülünce o da gülümsemişti.
Pot kırmadan yalan söyleyebildiği için kendisi ile gurur duyuyordu.
Zil çalınca son derse girmenin bilinci ile gülümsedi.
Karşısında duran Jennie aegyo yaparak önüne döndü.
Bu dersin bitmesini beklemek onun için pek zor olacaktı.
***
Zil çalınca çantasını omzuna takmış, okulun önünde Jennie'nin çıkmasını bekliyordu.
Sonunda geldiğini farkedince ona sarıldı.
Rose:
-Derse odaklanın, sakın dedikodu yapmayı falan da düşünmeyin, tamam mı?
Jennie:
-Tamam anne
Jennie gülerek ona öpücük gönderdiğinde gülümsedi ve okula döndü.
Jisung çıktı mı diye merak etmişti.
Erkek yurduna gidebilmesi için tüm erkeklerin gitmesi lazımdı.
Kimseye görünmemek için bu çok önemliydi.
Çok da dikkat çekmemek için okulun arka tarafına gitti.
Arka tarafta okulun önünü gözetlerken gelen sesler ile arkasınu döndü.
Zorbalar arka tarafta toplanmıştı.
Rose:
-Lanet olsun!
Kendi içerisinde lanetler okurken hemen önüne döndü.
Evet, lanet okuyordu çünkü zorbalar onu farketmişti.
Zorbaları farketmemiş gibi davranırken okuldaki erkeklerin yurda gitmesini bekliyordu.
Omzuna dokunan bir el ile tereddüt ederek arkasını döndü.
Evet, tahmin ettiği gibiydi.
Omzuna dokunan kişi Hyunjin'di.
Arkasında Changbin, sağında Minho ve solunda Chan duruyordu.
Hepsi de şaşkın ifadeyle bakıyorlardı ona.
Hyunjin:
-Burada ne yapıyorsun?
Rose:
-Asıl sen ne yapıyorsun? Yani ne yapıyorsunuz?
Hyunjin:
-Dalga mı geçiyorsun? Burada ne işin var Rose?
Minho:
-Yoksa birilerini mi gözlüyordun?
Chan:
-Bence hoşlandığı biri var
Changbin:
-Çocuklar, çok üstüne gitmeyin ya
Üçlü gülerken Hyunjin, susmaları için onlara döndü.
Hepsi durumun ciddiyetini anladığında sustular.
Hyunjin:
-Son kez soruyorum, burada ne işin var?
Rose:
-Ne yaptığım ile neden ilgileniyorsunuz?
İdare etmekte zorlanıyor olsa da onların şüphelenmemesi için birşeyler yapmak zorundaydı.
Hyunjin:
-Bizi takip etmediğin ne malum?
Rose:
-Sizi takip ettiğim ne malum?
Sinirle ofladı Hyunjin.
Minho:
-Burada ne yaptığını söyleyecek misin? Yoksa biz mi söylettirelim?
Rose:
-Tamam
Derin bir nefes aldı.
Birşeyler uydurması gerekiyordu.
Chan:
-Evet?
Rose:
-Herşeyi mahvediyorsunuz
Arkasını döndü ve okuldaki erkeklerin yurda gidip gitmediğini kontrol etti.
Bir taşla iki kuş vuracaktı.
Hyunjin:
-Neye bakıyorsun öyle?
Rose:
-Sizin yüzünüzden gitmiş ve evet, hoşlandığım biri var
Hoşlandığı hiç kimse yoktu.
Chan:
-Biliyordum!
Changbin:
-Kimmiş bu yaratık?
Minho:
-Yapma ama Changbin, öyle deme
Üçlü dalga geçerek gülerken derin bir nefes aldı Hyunjin.
Hyunjin:
-İyi, seninle ilgilenmiyoruz zaten ancak yalan söylüyorsan neler olacağını biliyorsun
Zorbaların burada ne işi olduğunu bilmiyordu ama burada birşeylerin olduğunu anlamıştı; Lee Felix ve arkadaşları gibi.
Rose:
-Önemli mi? Sizinle olan işim bitti zaten, o çocuklara yaptığınızdan sonra...
Sözü kesilmişti.
Hyunjin'in eli ile ağzını kapatması ile sözünü bitirememişti.
Hyunjin:
-Eğer ki, birisinden duyarsam Park Rose, yemin ederim ki işin biter!
Kıpırdamıyordu bile.
Ne zorbalardan, ne de Hyunjin'den asla korkmuyordu.
Bu yolda güvendiği birisi vardı zaten; Han Jisung.
Hyunjin'in elini tuttu ve üzerinden çekti.
Rose:
-Hiç mi utanmıyorsunuz? Gece nasıl uyuyabiliyorsunuz? Ben rahat bir şekilde gülemezken, siz insanlarla uğraşmaya devam ediyorsunuz! Kalbiniz yok mu sizin?
Vardı kalpleri ama taştan...
Chan:
-Doğru konuş Rose! Söylediklerinden pişman olabilirsin!
Rose:
-Peki, bana onları gösterin!
Kararlıydı, onların yerini öğrenmeden hiçbir yere gitmeyecekti.
Hyunjin:
-Tch...
Minho:
-Harbi malmışsın kızım sen? Ben size dedim, onunla iş birliği yapmayalım diye ama dinleyen kim?
Changbin:
-Ya yaptık bir hata ne yapalım? Hem yine de işe yaradı, kızın güzelliğini kullanarak onları alt ettik işte!
Minho ve Changbin aralarında gülerken Hyunjin, nefretle bakıyordu Rose'ye.
Hyunjin:
-Buradan defolup git! Hemde hemen!
Dişlerini sıktı.
Rose:
-Okuldan atılmama neden olsa da herkese anlatırım!
Chan:
-Güvendiğin birisi mi var senin? Öncekinden daha cesur olmuşsun!?
Vardı tabii, hemde tüm güvenini adadığı birisi.
Telefonuna gelen bildirim ile düşüncelerinden ayrıldı.
Telefonunu arkasına gizlerken birşeyler olduğunu anlayan dörtlü, birbirlerine bakmaya başladı.
Hyunjin:
-O telefonu bana ver?
Kafasını kaldırdı ve garipseyerek Hyunjin'e baktı.
Rose:
-Telefonuma bakma cüretini kim sana verdi Hyunjin?
Hyunjin:
-O TELEFONU BANA VER DEDİM!?
Vermeyecekti, tabii.
Rose:
-Hayır, hepiniz benden uzak durun!
Minho sol kolunu, Chan ise sağ kolunu tuttu.
Rose:
-NE YAPIYORSUNUZ!?
Rose'nin sağ elinde tuttuğu telefonunu aldı, Hyunjin.
Ve gelen bildirime baktı.
Bilinmeyen Numara:
-Kızım, ben baban bu benim yeni numaram, arıyorum açmıyorsun, iyi misin? Seni okuldan almamı ister misin?
Hyunjin:
-Ah, şu ebeveynler...
Telefonunun ekranını Rose'ye doğrulttu.
Minho ve Chan kolunu bıraktığında telefonunu hızlıca çekip aldı, Hyunjin'in elinden.
Şaşırmıştı çünkü babasının numarası zaten telefonunda kayıtlıydı.
Hyunjin:
-Herneyse...Hadi çocuklar, gidelim!
Zorbalar uzaklaştığında telefonuna baktı.
Rose:
-Kimsiniz?
Bilinmeyen Numara:
-Rose ben Jisung, zorbalara yakalandığını ve böyle yazarsam seni bırakacaklarını düşündüm
Bu çocuk, gerçekten çok akıllıydı.
Rose:
-Teşekkür ederim Jisung, şimdi geliyorum ben
Telefonunu kapatarak yurda ilerlemeye başladı.
Kimseye görünmeden ulaşmalıydı oraya.
En azından bunu başarabilirse gerçekten ikili için çok iyi olacaktı.
***
Odayı bulduğunda koridorda kimsenin olmadığını anladıktan sonra kapıyı çaldı.
Bir süre sonra kapı Jisung tarafından açıldı.
Etrafı tekrardan kontrol ederek Rose'yi içeri aldı.
Görevliler tarafından yakalanırlarsa ikisi içinde çok kötü olacaktı.
Jisung:
-Geldin sonunda, şu koltuğa otur
İşaret ettiği yürüyen koltuğa oturdu.
Jisung'da kendi koltuğuna oturduktan sonra bilgisayarını açtı.
Açtığı video, kamera kayıtlarıydı.
Kayıtta dörtlünün Rose'nin sınıfına gittiği görülüyordu.
Onlar sınıfa girince herkes çıkmış, sınıfta sadece Rose kalmıştı, kendisi uyuduğu için durumun farkında değildi.
Zorbalardan Minho, Rose'yi masasına vurarak uyandırıyordu.
Korkuyla uyanan Rose, şaşkın bir şekilde etrafına bakınırken Hyunjin karşısındaki masaya oturuyordu.
Sonrasında konuşmaya başlamış ve Rose ile iş birliği yapmaya çalışmışlardı.
Tüm bunların kamera kayıtlarına yansıdığını gören Rose, hem seviniyor hemde vicdan azabı çekiyordu.
Jisung:
-Kayıtı altıncı defa izliyorum, herhangi birşey bulamadım ancak herşey burada, zorbalar çıktıktan sonra yanına iki tane erkek geliyor ve sınıfta durman için başında duruyorlar
Rose:
-Evet, olay aynı o şekilde oldu zaten
Jisung:
-Hmm, evet... Şimdi kayıtı ilerleticem biraz daha izle
Başını olumlu anlamda salladı, Rose.
Kayıtı biraz daha ilerlettikten sonra oynat tuşuna bastı, Jisung.
Oynatmasının ardından, erkek yurduna etrafı izleyerek gelen bir kız, odayı bulması için eline verilen kağıda bakıyor ve sonrasında odayı bularak Felix'i ve diğerlerini Rose'nin çağırdığına inandırarak onları yurttan çıkarıyor, çocuklar yurttan çıkarken kız okulun arkasına ilerliyor ve Changbin'in ona verdiği bir paketle kız yurduna gidiyor.
Belli ki, anlaşma karşılığında böyle birşey yapılmıştı.
Rose'ye baktı.
Durgun ve üzgün bir şekilde kayıtı izlemeye devam ediyordu.
Jisung:
-Senin bir suçun yok, sende burada kullanılan kız ve o iki erkek gibisin, tabii ki de onlar suçlu ama sen tehdit edildin Rose, zaten kayıtlar burada herşey apaçık ortada
Rose:
-Yine de bu beni üzüyor, hem bugün çocukların yerini öğrenmeye çalıştım
Jisung:
-Ee?
Rose:
-Ama beceremedim ayrıca erkeklerin okuldan ayrılıp yurda girmesini beklerken zorbalar beni farketti, sanırım onları okulun arkasında bir yerlerde saklıyorlar, öğrenemedim ama anladım
Jisung:
-Hmm... Onları bulmak sandığımdan daha kolay olacak demek ki
Rose:
-Evet, okulun arkasını araştırmalıyız
Jisung:
-Bunu yaparsak bizi bulurlar ve bir yolu olmalı bunun
Rose:
-Ama nasıl? Nasıl ve ne gibi bir yol çıkabilir ki karşımıza?
Jisung:
-Aklıma birşeyler geliyor ama...
Aniden kapı çalındı.
Tanımıştı bu sesi.
Görevliler sürekli olarak odaları kontrol ederdi.
Erkek yurdunda kızlara ve kız yurdunda ise erkeklere yer yoktu.
Çok ciddiye alınırdı bu kural.
Rose ile birbirlerine baktılar, korkuyla.
Jisung:
-Çabuk saklan!?
Rose:
-Nereye saklanabilirim ki!?
Jisung:
-Çabuk yatağın altına gir!?
Korkuyla Felix'in yatağının altına girerken Jisung, kapıya doğru koştu.
Rose'nin yatağın altına girdiğini görünce kapıyı açtı.
Jisung:
-E-Evet!?
Görevli:
-Kapıyı neden bu kadar geç açtınız?
Jisung:
-Duymamışım! Özür dilerim!
Görevli, Jisung'u süzdükten sonra aniden içeri girdi.
Jisung:
-Efendim? Bir sorun mu var?
Görevliye çaktırmadan Rose'ye baktı.
Yatağın altında sessiz bir şekilde uzandığını görüyordu.
Görevli ona döndü.
Görevli:
-Arkadaşların nerede? Bu saatte yurtta olmaları gerekir?
Bu sefer Rose baktı, Jisung'a.
Jisung:
-Efendim arkadaşım Lee babaannesinde kalıyor, Yang ise ailesi ile akşam yemeğine gitti ve Kim matematik kulübünde ders çalışıyor
Hepsi yalandı.
Ayrıca hepsinden de soyadı ile bahsetmişti.
Çünkü yurtta görevliler öğrencilere böyle seslenirdi.
Görevli:
-Hm, peki
Oda da dolaşmaya devam ediyordu.
Jeongin'in yatağının demirlerine sopa ile vurdu.
Yumruğunu ve dişlerini sıktı Jisung ama katlanmalıydı.
Görevli:
-Burada bir kız saklıyorsan, disipline gideceğini biliyorsun, değil mi?
Jisung:
-Evet efendim, neyse ki kurallara uyan bir öğrenciyim
Kesinlikle öyleydi.
Görevli, Felix'in yatağının yanına geldiğinde duraksadı.
Biraz bekledikten sonra Jeongin'in yatağına vurduğu gibi Felix'in yatağına da vurdu.
Dişini sıktı Jisung, aynı zamanda Rose'ye bakıyordu, görevliye çaktırmadan.
Rose eli ile ağzını kapatmış bir şekilde görevlinin ayaklarına bakıyordu.
Görevli:
-Bir sorun mu var, Bay Han?
Jisung kafasını olumsuz anlamda salladı.
Görevli:
-Ama iyi görünmüyorsun? Burada bir kız sakladığından şüpheleniyorum
Jisung:
-İstediğinizi düşünün, ancak bu okula herhangi bir kız için gelmedim, okumak için geldim
Görevli:
-Vay, öyle olsun o zaman, size iyi dersler dilerim
Görevli eğilerek selam verdi ve odadan çıktı.
İnsanın yüreğini ağzına getirdikten sonra selam verip çıkması ne kadar da garip bir şeydi...
Kapının kapandığından ve görevlinin koridordan uzaklaştığından emin olduktan sonra Rose'ye yerinden çıkmasını işaret etti.
Yerinden çıkan Rose, derin bir nefes verdi.
Rose:
-Sizin bu görevli de amma gıcık ya
Jisung:
-Öyledir kendisi ama burada sıklıkla kız yakaladıkları için böyle araştırıyorlar
Rose:
-Sen ciddi misin?
Jisung:
-Evet, bir keresinde Beomgyu ve Yeonjun yakalanmışlardı, iki tane kız ile yurda girmişlerdi beraber, Felix ile kahkaha atarak izlemiştik, Jeongin'de videoya çekmişti, Seungmin ise kınıyordu onları, çok gülmüştük o zaman, hatta sırf gülüyoruz diye Yeonjun bize ne küfürler savurmuştu, hiç unutmam o günü
Jisung gülerken, o tebessüm etmekle yetinmişti.
Rose:
-Eğlenmişsiniz, disipline gittiler mi peki?
Jisung:
-Okulu temizlettirmişlerdi
Rose:
-Vay, büyük bir ceza
Jisung:
-Öyle tabii
Rose:
-Herneyse... Yarın okulun arkasına bakmaya gidelim mi?
Jisung:
-Olur, tehlikeli olacak ama yine de bakalım
Rose:
-Tamamdır, yarın buluşuruz, ben yakalanmadan gideyim en iyisi
Jisung'un gülüşünün ardından Rose'de güldü.
Jisung:
-Tamam, git sen, iyi akşamlar
Rose:
-Sanada iyi akşamlar Jisung
Gülümsedi ve çantasını topladı.
Jisung:
-Görevliye yakalanırsan ne diyeceksin?
Rose:
-Beomgyu ile Yeonjun'un odasına girerim, ikinci defa okulu temizlemek onlar için zor olmaz bence
Kahkaha attı Jisung.
Çantasını omzuna attı ve gülümseyerek selam verip, odadan çıktı.
Her ne kadar morali bozuk olsa da, içinden bir ses herşeyin yoluna gireceğini söylüyordu.
Yarın büyük bir gündü.
Belki de, çocukları bulabileceklerdi.
Bunu düşünmek, ümit veriyordu Park Rose'ye.
Az da olsa, azaltıyordu bu vicdan azabını.
Zaten tek amacı, bu vicdan azabından kurtulmaktı.
Bölüm etkileşimi
