6. bölüm / 6
Steril Odada Bir Çilek Kokusu6.Bölüm=Kulübenin çağrısı
Bölümler 6Şu an: 6.Bölüm=Kulübenin çağrısı
- 1 1. Bölüm=Çilek kokulu sığınak578 kelime
- 2 2.Bölüm=Uyanış399 kelime
- 3 3.Bölüm=Sırlar ve kilitli kapılar300 kelime
- 4 4.Bölüm=Boruların altında ve maskelerin ardında286 kelime
- 5 5.Bölüm=Gölgenin sahibine doğru325 kelime
- 6 6.Bölüm=Kulübenin çağrısı393 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
O kelimeler gecenin ayazında asılı kaldı: Tek başına.
"Saçmalama!" diye öne atıldı Sora, yüzündeki alaycı ifadenin yerini aniden sert bir öfke almıştı. "Duymadın mı adamı? Resmen açık açık tuzak kuruyor. O kulübeye falan gitmiyorsun, Umay!"
Doktor, yavaşça ayağa kalktı ve elindeki siyah çantayı sıkıca kavradı. Gözleri parmaklıkların ardında kaybolan siluetin yönüne dikilmişti. "Sora haksız değil, Umay," dedi, sesindeki o otoriter ama şefkatli ton yeniden ağırlığını koymuştu. "Bu riski alamayız. Kalbin henüz o operasyonun yükünü kaldıramayacak kadar hassas. Bir adım bile atmana izin veremem."
Asya, ellerimi hâlâ bırakmamıştı; parmaklarımdaki o buz kesen soğuk, onun avucunun sıcaklığıyla biraz olsun hafifliyordu. Gözlerinde yanan o korku, bana bu yolda yalnız olmadığımı hatırlatıyordu. "Birlikte bir yolunu buluruz," diye fısıldadı Asya. "O kulübeye gideceksek bile hep birlikte gideriz."
Ama içimdeki o ses, o mantıklı argümanların hepsini susturuyordu. O siluetin duruşunda, bana seslenişindeki o tuhaf aşinalıkta... Bildiğimi sandığım ama aslında benden saklanan geçmişime dair bir şeyler vardı. Eğer şimdi geri çekilirsem, o sırlar sonsuza dek karanlıkta kalacaktı.
"Birlikte gidemeyiz," dedim, sesimdaki titremeyi bastırmaya çalışarak başımı kaldırdım. Hepsine sırayla baktım. "Adam 'tek başına' dedi. Eğer aramızdan biri oraya adım atarsa, muhtemelen hiçbirimizi bırakmazlar. Ama ben gitmezsem... bu korkuyla asla yaşayamam."
Ava, ellerini yüzüne kapatıp derin bir nefes aldı. "Böyle kahramanlık yapma sırası değil Umay, yeni ameliyattan çıktın farkında mısın?"
Doktor bir an için derin bir sessizliğe büründü. Önlüğünün cebindeki Stiç anahtarlığını son bir kez parmaklarıyla yokladıktan sonra kafasını hafifçe salladı. "Onu durduramayacağımızı biliyorsun, değil mi?" dedi Sora'ya dönerek. Sora sinirle ellerini iki yana açtı.
"Benimle geleceksin," dedi doktor, bana doğru bir adım atarak. Kararı kesindi, pazarlığa kapalıydı. "Kulübenin içine belki tek başına gireceksin ama ben ve diğerleri kulübenin kapısında, ses duyduğumuz an içeri dalacak mesafede olacağız. Başka türlüsüne asla onay vermem."
Bu, bulabildiğimiz tek orta yoldu.
Sessizlik içinde hastanenin arka sokağına doğru yürümeye başladık. Ankara’nın o saatte insanı donduran ayazı yüzümüze bıçak gibi çarpıyordu. Her adımda göğsümdeki dikişlerin sızısı artıyor, kalbim göğüs kafesimi dövüyordu ama arkaya bakmak yoktu.
Sonunda, sokak lambalarının ışığının bile zor ulaştığı, sarmaşıklarla kaplı eski, ahşap kulübenin önüne geldik. Kapısı aralıktı ve içeriden loş, sarı bir ışık sızıyordu.
Doktor beni kulübenin girişinde durdurup omzuma hafifçe dokundu. "Buradayız," dedi gözleriyle işaret ederek. "İçeridesin ama yalnız değilsin."
Derin bir nefes aldım, gıcırdayan tahta kapıyı parmak ucuyla ittim ve içeri adım attım. İçeride bizi bekleyen o gerçeğin ne olduğunu henüz bilmiyordum ama geri dönüşü olmayan bir yola girdiğimi çok iyi biliyordum.
Bölüm etkileşimi
