2. bölüm / 6
Steril Odada Bir Çilek Kokusu2.Bölüm=Uyanış
Bölümler 6Şu an: 2.Bölüm=Uyanış
- 1 1. Bölüm=Çilek kokulu sığınak578 kelime
- 2 2.Bölüm=Uyanış399 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 3.Bölüm=Sırlar ve kilitli kapılar300 kelime
- 4 4.Bölüm=Boruların altında ve maskelerin ardında286 kelime
- 5 5.Bölüm=Gölgenin sahibine doğru325 kelime
- 6 6.Bölüm=Kulübenin çağrısı393 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Oda aniden bembeyaz bir ışıkla ve kulakları sağır eden o siren sesleriyle doldu. Göz kapaklarımın üzerindeki o ağır perdeyi aralamaya çalıştım ama ne nefes alabiliyordum ne de parmağımı kıpırdatabiliyordum. Her şey bulanıktı; doktorun telaşlı bağırışları, Ava ve Sora’nın kapı eşiğinde kalakalmış, gözyaşları içinde birbirlerine sarılışları... Ve sonra derin, mutlak bir sessizlik.
Gözlerimi ikinci kez açtığımda, tavanın o tanıdık sarımsı lambası üzerimde sabitti. Göğsümdeki o keskin bıçak saplanır gibi olan ağrı yerini hafif bir sızıya bırakmıştı. Derin bir nefes aldım—bu kez gerçekten, boğazım yanmadan, özgürce aldım o nefesi.
"Uyanmış..."
Asya’nın kulaklarımda çınlayan o titrek sesiyle başımı yavaşça yana çevirdim. Yatağın sol kenarına tünemiş, gözleri uykusuzluktan kızarmış bir halde bana bakıyordu. Sağ tarafımda ise Ava ve Sora, ellerinde su bardaklarıyla ayağa fırlamışlardı.
"Ödümüzü patlattın kızım sen!" dedi Sora, hem gülmeye hem de burnunu çekmeye çalışarak. "O nasıl bir kod maviydi öyle? Doktorlar odaya üşüştüğünde kalbime iniyordu az daha."
Yutkunmaya çalıştım, sesim neredeyse çıkmıyordu. "Doktor... nerede?" diye fısıldadım.
O sırada odanın kapısı yavaşça aralandı ve o gece başucumda sabaha kadar bekleyen doktor içeri girdi. Yüzünde yorgun ama bu kez huzurlu bir tebessüm vardı. Elindeki mavi Stiç anahtarlığını parmaklarının arasında hafifçe döndürüyordu.
"Doktor burada, minik serçe," dedi, yatağın ucuna yaklaşarak ellerini önlüğünün cebine soktu. "Bizi epey korkuttun ama sanırım o minik mavi dostun gardiyanlık görevini şimdiden yapmaya başladı. Kalbin o tehlikeli ritmi ters düz etmeyi, seninle birlikte savaşmayı seçti."
Gözlerim istemsizce onun cebindeki Stiç'e kaydı. Dudaklarımda hafif, rahatlamış bir kıvrım oluştu.
Ava, oturduğu yerden kalkıp saçlarımı şefkatle düzeltti. "Bir daha bize böyle şakalar yapma angora güzeli, kalbimiz kaldırmıyor," dediğinde hepimiz sessizce gülüştük.
O an, odadaki o ağır hastane kokusu tamamen kaybolmuş gibiydi. Dışarıda Ankara’nın soğuk rüzgârı camları dövüyordu belki ama içeride, bu dört duvar arasında, küllerimizden yeniden doğuyorduk. SVT belki kalbimi durdurmaya çalışmıştı ama bizi asla yenememişti.
Hatta, oda yeniden neşelenmeye başlarken Sora cebinden çıkardığı telefonunu sallayarak "Hadi bakalım, geçmiş olsun kutlamasını ne zaman yapıyoruz?" diye sordu. Tam o sırada, kapının üzerindeki küçük cam bölmeden içeriye doğru süzülen garip, gölgeli bir siluet düştü.
Hepimiz aniden sessizleşip kapıya doğru döndük. Ziyaret saati çoktan bitmişti; peki bu saatte koridorda sessizce adımlayan ve doğrudan bizim odamızı dikizleyen o yabancı kimdi? Doktor aniden kaşlarını çatıp kapıya doğru bir adım attı ama tam o saniyede, hastanenin ana elektrik panosu büyük bir gürültüyle patladı.
Oda katran karası bir karanlığa gömülürken, monitörler tek tek söndü ve koridordan gelen o acil anons kulaklarımızı tırmaladı: "Güvenlik alarmı, kırmızı kod. Tüm çıkışlar kapatılmıştır."
Bölüm etkileşimi
