1. Bölüm=Çilek kokulu sığınak

Vaveyla Yazarı: İlayda Yılmaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 1. Bölüm=Çilek kokulu sığınak

Ankara’nın o gri, iç karartan sabahlarından biriydi. Okulun bahçesindeki bankta oturmuş, elimdeki kalp monitörü çıktısına dalıp gitmiştim. SVT, hayatımın her anına ipotek koyan o görünmez zincirdi. On altı yaşındaydım ama kalbim, sanki yılların yorgunluğunu sırtında taşıyordu.
"Yine mi dalıp gittin Umay?"
Başımı kaldırdığımda Asya’nın endişeli yüzüyle karşılaştım. Asya, çocukluğumdan beri düşüşlerimi, hastane koridorlarındaki o bitmek bilmeyen bekleyişlerimi en iyi bilen kişiydi. Elimdeki kağıdı hafifçe buruşturarak çantama tıktım.
"İkinci ameliyat için tarih kesinleşti Asya," dedim, sesim istem dışı titrerken. "Doktor, bu kez riskin daha yüksek olduğunu, göğüs kafesimi tekrar açıp daha kapsamlı bir müdahale yapmaları gerektiğini söyledi."
Doktor... Sadece bir cerrah değil, aynı zamanda bu kaotik hastane sürecinde adeta sığındığım bir limandı. Onun o sakin, güven veren duruşu ve beyaz önlüğünün altındaki o samimi şefkat olmasa, bu korkunun altından nasıl kalkardım bilmiyorum.
Tam o sırada yanı başımızdaki banka soluk soluğa gelen diğer arkadaşımız oturdu. "Kızlar, ne konuşuyorsunuz öyle astı suratlar yine havada? Umay, o kalbin ne kadar isyankâr çarparsa çarpsın, hayatın ritmini bozmasına asla izin vermeyeceğiz!" dedi neşeyle gülümseyerek. Onların bu inancı, içimdeki korkuyu bir nebze olsun hafifletiyordu.
Yalnız, aradan geçen o gergin günlerin ardından kendimi bulduğum yer yine o hastane odasının keskin, steril kokusuydu.
İkinci ve en kritik ameliyatım bitmişti. Göz kapaklarımı aralamaya çalıştığımda, vücuduma saplanan o devasa sızıyla nefesim kesildi. Göğsümün üzerinde tonlarca ağırlık varmış gibiydi; sanki her nefes alışımda dikişlerim yeniden sızlıyordu. Kalbim hâlâ o düzensiz, deli ritmiyle göğüs kafesimi dövüyordu.
O sırada doktor içeri girdi. Durumumu kontrol etmek için ellerini yavaşça göğsümün üzerine, dikişlerin olduğu bölgeye bastırarak kalp atışlarımı ve nefes kontrolümü incelemeye başladı. O baskı canımı yaktığı için hafifçe yüzümü buruşturdum. Doktor bunu fark edince ellerini hemen yumuşatarak geri çekti ve yorgun ama rahatlamış bir ifadeyle bana baktı.
"Operasyon ağır geçti ama atlattık, en zor kısmı geride bıraktık minik serçe," dedi doktor, şefkatle saçlarımı kenara iterek. Sonra cebinden çıkardığı o kıpkırmızı Yupo Çilek paketini yatağın kenarına bıraktı. "Hastanenin marketine kaçamak yapıp senin için buldum. Ameliyattan sonra morali bozulana çilekli jelibon vermek benim uzmanlık alanım."
Paketin üzerindeki parıl parıl parlayan çilek figürleri, odanın o soluk havasında adeta parlıyordu. Dudaklarımda zayıf, acı ama minnet dolu bir tebessüm belirdi.
Hâlâ çok halsizdim ama serum takılı kolumu zorlukla hareket ettirerek yastığımın altına uzandım. Parmaklarım, her zor anımda yanımda taşıdığım o küçük dostumu buldu.
Mavi Stiç anahtarlığım.
"Bunu... bunu siz alın," diye fısıldadım, sesim ancak duyuluyordu. Stiç'i doğrudan doktora uzattım. "Siz bana çileğin kokusunu getirdiniz, ben de size en zor anımda yanımda olan en sadık dostumu veriyorum. O artık burada, size nöbetlerinizde yoldaşlık etsin."
Doktor şaşkınlıkla gözlerini açtı, ardından o harika gülümsemesiyle mavi Stiç'i avucumun içinden alıp göğsüne doğru hafifçe bastırdı. "Bu benim için dünyanın en kıymetli hediyesi, Umay. Söz veriyorum, hastanedeki en iyi gardiyanım olacak."
Doktor odadan çıktıktan kısa süre sonra kapı aralandı; Ava ve Sora nefes nefese içeri girdiler. Ava’nın gözlerinin kenarları hala hafif kızarıktı, Sora ise her zamanki aceleci haliyle yatağın ucunda bitti. "Şükürler olsun uyanmış bizim küçük savaşçı," dedi Sora, sesindeki rahatlamayı gizleyemeyerek. Ava elimi sımsıkı tuttuğinde, odanın o steril havası bir anda dostlarımın sıcaklığıyla doldu.
Jelibon paketi hakkındaki neşeli atışmalarımız odada yankılanırken, içimdeki o taze umutla her şeyin yoluna gireceğine inanmıştım. Ancak o an, monitörden gelen o ani ve kulak tırmalayan alarm sesi her şeyi dondurdu.
Biip... biip... biip!
Ekrandaki yeşil çizgi çılgınlar gibi dalgalanmaya başladı. Sora ve Ava dehşetle geriye çekilirken, kapı açılıp doktor panikle içeri fırladı. Kalbim göğüs kafesimi parçalayacak gibi atarken, odadaki herkesin rengi sararmıştı. Gözlerim kapanırken duyduğum son şey, odada yankılanan o korkunç çığlık oldu: "Kod mavi! Çabuk yardım çağırın!"

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

44okunma 11beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.