1. bölüm / 6
SON SAYFAYANLIŞ ADRES
Bölümler 6Şu an: YANLIŞ ADRES
Defne Karaca, insanların susmayı seçtiği şeyleri duyabildiğine inanırdı.
Bir kasetin başındaki üç saniyelik cızırtıda, birinin nefesini tutmadan önce çektiği hava, bir telesekreter mesajında cümlenin ortasında kesilen ses... Hepsi ona aynı şeyi söylerdi: Bu insan korkuyor.
Bu yüzden o gece Kadıköy'deki stüdyodan çıktığında, sokağın sessizliğini hemen fark etmeliydi. Stüdyo Bahariye'nin arka sokaklarındaydı. Ana caddenin gürültüsü iki adım ötedeydi ama buraya tek bir ses gelmiyordu.
Kasım'ın ilk haftasıydı. Hava saat beşte kararmış, şimdi saat dokuza geliyordu. Bu şehirde yüz binlerce insan aynı sokaklardan geçiyordu ama kimse kimsenin yüzüne bakmıyordu. İstanbul'da kaybolmak için bir yere gitmeye gerek yoktu. Kalabalığın içinde durmak yeterdi.
Gün boyu bir ailenin 1987'den kalma kasetleriyle uğraşmıştı. Müşteri acele ettirmişti. hepsi aynı gün dijitale aktarılsın, fazla mesai ücreti peşin ödenecekti. Kayıtlarda bir kadın doğum günü şarkısı söylüyor, çocuklar kahkaha atıyor, sonra mutfaktan bir erkek sesi bağırıyordu: "Yeter artık, hepiniz susun!" Kayıt orada bitiyordu. Defne o cümleyi dört kez geri sarmıştı.
Başkalarının geçmişini onarmak onun işiydi. Kendi geçmişini anlatması otuz saniye sürerdi. Annesi ölmüştü. Babasıyla görüşmüyordu. Gerisi, kimsenin sormadığı ayrıntılardan ibaretti.
Çantasını düzeltip telefonuna baktı. Taksi üç dakika uzaktaydı. Ekranda plaka ve model yazıyordu: sarı renaul marka.
Köşeden bir araba döndü. Sarı bir sedan, tavanında taksi lambası.
Defne plakayı kontrol etti. Aynıydı.
Arka kapıyı açıp bindi. İçerisi sıcaktı, hafif ıhlamur kokuyordu. Şoför yetmişli yaşlarda, kasketli bir adamdı. Dikiz aynasından ona kısa bir bakış attı.
"İyi akşamlar. Adresi uygulamaya girdim."
Adam cevap vermedi.
Araba hareket etti. Defne mesajlarına baktı. Beş dakika sonra başını kaldırdığında araba, Moda'ya sapması gereken kavşağı çoktan geçmiş, sahil yoluna doğru gidiyordu.
"Pardon, burası yanlış. Şuradan sapmanız gerekiyordu."
Şoför bu kez konuştu. Sesi alçak ve düzdü.
"Defne Hanım, bu gece başka bir yoldan gideceğiz."
Defne'nin içinde bir his oluştu.
Adını söylememişti. Bu adamla tek kelime etmemişti.
Uygulamaya baktı. Ekranda hâlâ aynı yazı vardı: Sürücünüz 3 dakika uzaklıkta.
Kapı kolunu çekti. Kilitliydi.
"Durun. Lütfen durun, ineceğim." Sesi alçak ve dengeliydi. Gerçekten korktuğunda hep böyle konuşurdu.
Adam aynadan ona baktı. Gözlerinde öfke de heyecan da yoktu. Daha kötüsü vardı: sabır.
"Endişelenmeyin. Sizi eve götüreceğim."
Eve.
Defne'nin evi Moda'daydı. Araba Moda'ya gitmiyordu.
Çantasını göğsüne bastırdı, acil arama tuşuna dokunmaya çalıştı. Parmakları titriyordu. Gözü ön konsola kaydı: telefon tutacağı boştu. Adam yola çıktığından beri ne navigasyona bakmış ne de telefonuna dokunmuştu. Yolu zaten biliyordu.
Bunu bindiği anda görmeliydi.
O sırada arkadan ışıklar vurdu.
Arkalarında eski model, sarı bir otomobil vardı. Çok yakın, çok hızlıydı. Şoför bir küfür savurup direksiyonu kırdı ama geç kalmıştı. Taksi ani frenle durdu.
Defne ileri savruldu, alnı ön koltuğun arkasına çarptı. Kulaklarında bir uğultu vardı.
Sarı arabadan kırklı yaşlarında, kısa saçlı bir kadın indi. Koyu yeşil bir yağmurluk giyiyordu. Elindeki telefonu sallayarak koştu.
"Polisi aradım!" diye bağırdı. "Kapıları açın. Polis yolda!"
Şoför bir an kıpırdamadı. Sonra kilit tık diye açıldı.
Defne ne yaptığını düşünmeden dışarı fırladı. Soğuk hava yüzüne çarptı. Dizleri çözülmüştü, asfalta tutunarak doğruldu. Arkasından taksi hızlıca bir manevrayla kalkış yaptı. Araba kaldırıma sürüp sarı arabanın kenarından sıyrıldı ve sahil yolunun karanlığında kayboldu.
Kadın ona yetişip kolundan tuttu.
"İyi misiniz? Bir şeyiniz var mı?"
Defne konuşamadı. Titreyen elleriyle kadının yağmurluğuna tutundu.
"Ben Sevgi," dedi kadın nefes nefese. "Sevgi Yıldız. Taksi çağrınızı ben almıştım, size geliyordum. Plakamı kopyalamışlar."
Defne sarı arabaya baktı. Tavanında taksi lambası yoktu.
Sevgi kolunu bırakmadı. Defne başını kaldırdığında kadının ona değil, taksinin kaybolduğu yöne baktığını gördü. Araç çoktan gitmişti. Sevgi yine de gözlerini yoldan ayırmıyordu.
Uzaktan polis sirenleri duyuldu.
Defne'nin zihni her zamanki gibi çalışmaya başladı. Kendini yatıştırmak için makul bir açıklama aradı. Belki bir yanlış anlaşılmaydı. Belki adam onu biriyle karıştırmıştı.
Ama adam adını söylemişti. Bir sohbetin ortasında ağzından kaçmış gibi değil, uzun zamandır ezberlenmiş gibi.
Mavi ışıklar sahilin karanlığında dalgalanarak yaklaştı. Sevgi hâlâ onun kolunu tutuyordu.
Defne bunu o an sorgulamadı. Koluna dolanan parmakların hiç titremediğini de.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bu benim bu platformdaki ilk eserimdir. Umarım keyifle okursunuz.
Bölüm etkileşimi
