SON SAYFA kitap kapağı

4. bölüm / 7

SON SAYFA

4. Bölüm: İki Kısa, Bir Uzun

Vaveyla Yazarı: Merve ırgın

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: 4. Bölüm: İki Kısa, Bir Uzun

Kapının ardındaki nefes bir süre daha sürdü, sonra kesildi.

Merdivenden ses gelmedi. Adam gitmemişti, olduğu yerde duruyordu. Müzeyyen Hanım duvara yaslanmış, tülbentinin ucunu iki parmağıyla oynuyordu.

"Açacağım," diye fısıldadı. "Kapı çalınıyor, açmamak olur mu?"

"Olur."

Defne kolunu tuttu. Kadının bileği kuru ve hafifti. Kapı iki tur kilitliydi, anahtar yuvasında duruyordu. İçeri girerken Müzeyyen Hanım yılların alışkanlığıyla kendi eliyle kilitlemişti. Defne bunu hatırlayınca biraz rahatladı. Sonra bir kilidin kapının ardındaki adamı durdurmayacağını, yalnızca oyalayacağını düşündü.

Aşağıda, apartman girişinin ağır kapısı çarptı.

Biri merdivene atıldı. Basamakları ikişer ikişer çıkıyordu. Ayak sesleri düzensizdi, topuklar sert vuruyordu; acele eden birinindi. Üçüncü kattaki adam yerinden oynadı. Defne ağırlığın bacaktan bacağa kayışını duydu, sonra tabanlar merdivene döndü.

Çarpışma kısa sürdü. Bir omuz duvara sürtündü, kumaş hışırdadı. Yukarı çıkan kadın tek kelime etti:

"Çekil."

Adam çekildi. Ayak sesleri aşağı indi, ağır ve düzenli, hiç koşmadan. Giriş kapısı bir kez daha çarptı.

Müzeyyen Hanım'ın nefesinden başka ses kalmadı.

Sonra kapı çalındı. İki kısa. Bir uzun.

Defne, Müzeyyen Hanım'ın masada gösterdiği vuruşu hatırladı. Bu kez aralar eşitti. İkinci kısa vuruş geç gelmiyordu. Bu vuruşu bir el, düşünmeden, alışkanlıkla yapıyordu.

"Defne." Kapının ardından kısık bir kadın sesi geldi. "Benim. Sevgi."

Defne anahtarı iki kez çevirip kapıyı araladı.

Sevgi yağmurluğunun yakasını çenesine kadar çekmişti. Yüzü bembeyazdı. Dün geceki o düzgün, ölçülü ses gitmişti; şimdi kırık ve hızlı konuşuyordu. Nefesi yüksekti. Kapının ardındaki nefes bu değildi.

"Merdivende biriyle karşılaştın."

"Başını eğdi, yan geçti."

"Yüzünü gördün mü?"

"Hayır."

Defne bu cümleyi dinledi. İnsanlar yalan söylerken genellikle hızlanırdı. Sevgi hızlanmamıştı. Ama bu da bir şey kanıtlamazdı.

Müzeyyen Hanım, Defne'nin yanından ileri çıkıp gözlerini kıstı.

"Sen," dedi. "Sokağın başında beklerdin. Feriha Hanım'ın arabasındaki kız."

Sevgi'nin çenesi kıpırdadı. "Müzeyyen Teyze. Sonra."

"Kaç yıl oldu. Hâlâ araba kullanıyor musun?"

"Teyze."

Defne ikisine baktı. Sevgi bakışını kaçırmadı, bir şey de söylemedi. Defne "arabasındaki kız" sözünü aklına yazdı. Sonra dönecekti ona.

"Beş dakikamız var," dedi Sevgi. "Geri gelebilir."

Defne yatak odasına yürüdü. "Bir dakika."

"Ne yapıyorsun?"

"Kaydetmem lazım."

Dolabı açıp telefonunun fenerini yaktı. Işıkta harfler daha koyu duruyordu: NEHİR YALÇIN — 14.03.2014. Üç fotoğraf çekti, biri yakından. Çentiklerin içindeki toz ekranda gri bir çizgi olarak çıktı.
Çentiklerin içindeki toz ekranda gri bir çizgi olarak çıktı.

Arkasında bir adım sesi duydu. Sevgi kapıda duruyor, kapağın iç yüzüne bakıyordu.

"Nehir" dedi.

Bir ismi ilk kez okuyan insanın sesi düz çıkar. Tanıdığı bir yüzü hatırlayarak söyleyenin sesi yumuşar. Defne bunu yıllardır kayıtlarda duyuyordu. Sevgi ismi ikinci biçimde söylemişti.

"Tanıyor musun?"

"Hayır."

Defne kapağı kapattı. Menteşe sesi odada yayıldı.

Hole çıktıklarında Müzeyyen Hanım anahtarı kilitten çekip uzattı. Küçük bir anahtardı.

"Sende kalsın. Ben bu kapıyı bir daha açmam."

Defne anahtarı aldı. Soğuktu.

Sevgi ön kapıya yönelmedi. Zemin kata inince merdiven boşluğunun altındaki dar kapıyı bakmadan açtı. İçerisi kömür kokuyordu, arkasında küçük bir avlu vardı.

Defne durdu.

"Burayı biliyorsun."

"Yürü."

Çamaşır iplerinin altından avluyu geçip arka kapıdan bir geçide çıktılar. Ön sokaktan iki kat daha dardı, duvarlar omuz hizasında nemden kararmıştı. Sevgi çıkışta bir an durup iki yana baktı, sonra yürümeye devam etti.

Araba bir sokak ötede, çöp konteynerinin arkasındaydı. Sevgi anahtarı çıkarırken Defne yerinden kıpırdamadı. Dün gece de bir arabaya binmişti.

"Önde oturacağım," dedi. "Kilitlere ben bakacağım."

Sevgi cevap vermedi. Sürücü kapısını açıp yolcu tarafının kilidini içeriden kaldırdı. Defne kapıyı açtı, kilit düğmesini kontrol etti, arka kapıların kollarına baktı. Oturdu. Eli kapı kolunun üstünde kaldı.

İki sokak boyunca konuşmadılar. Defne her yan aynada, her köşede bir şey aradı. Bulamamak onu rahatlatmadı.

"Dün gece taksi çağrısını sen almamıştın," dedi.

"Hayır."

"Neden söyledin?"

"Orada olmam gerekiyordu. Neden olduğunu bana söylemediler."

"Kim söylemedi?"

"Şimdi değil."

Defne'nin pantolon cebinde ekran yandı. Telefon sessizdeydi ama ışığı kumaşın içinden geçip bacağında göründü. Çıkardı. Kemal Arda'nın adı vardı. Önizleme iki satırdı:

Sağlık Sokak'ta mısınız? Oradan hemen çıkın.

Defne mesajı iki kez okudu. Ona bu sokağı kimse söylememişti.

"Ne o?" dedi Sevgi, gözünü yoldan ayırmadan.

"Başkomiser. Nerede olduğumu biliyor."

Sevgi direksiyonu bir an sıktı. "Cevap verme."

"Konumumu görmüştür. Polis bunu yapabilir."

"Belki."

"Makul bir açıklama bu."

"Öyle olsun," dedi Sevgi. "Yine de kapat."

Defne tuşa uzun uzun bastı. Ekran karardı, camda kendi yüzünü gördü. Dün geceden beri bir yeri değişmişti, nerede olduğunu söyleyemiyordu.

"Nereye gidiyoruz?"

"Üsküdar."

"Neden Üsküdar?"

"Defterin ilk sayfasındaki isim orada. Ramazan Kaya." Sevgi viraja girerken devam etti. "Kardeşi hâlâ aynı evde oturuyor. Sana ben anlatırsam inanmazsın. Onunkine inanırsın."

"Annemi tanıyordun."

Sevgi uzun süre yola baktı.

"Cenazesine gittim," dedi sonunda. "Tabutu açmadılar."

Defne annesinin cenazesini hatırlamaya çalıştı. Bir siyah elbise, bir sürü ayakkabı, hiçbirinin yüzü seçilmeyen insanlar.

Tabutu hatırlamıyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

12okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.