SON SAYFA kitap kapağı

5. bölüm / 7

SON SAYFA

5.Bölüm: Kaset

Vaveyla Yazarı: Merve ırgın

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: 5.Bölüm: Kaset

Doğancılar Caddesi’ne vardıklarında cuma ezanı okunuyordu.

Dükkânların kepenkleri yarıya kadar inmişti. Kaldırımda bekleyen birkaç adam, ezan bitince camiye doğru yürümeye başladı. Sevgi arabayı bir sokak geride bırakmıştı. Ezanın yankısı dar sokaklarda bir saniye geç dönüyordu.

88 numaranın zemin katında kepenkli bir dükkân vardı. Tabelada solmuş harflerle Kaya Elektronik — 1974 yazıyordu. Üst katın zili bantla tutturulmuştu.

“Burada ne yapacağız?” diye sordu Defne.

“Sen dinle,” dedi Sevgi. “İlk beş dakika konuşmayı ben yapacağım.”

Zile bastı.

Kapıyı altmış yaşlarında, hırkalı bir adam açtı. Gözlüğünün sapı bantla sabitlenmişti, parmak uçlarında lehim yanıkları vardı. Sevgi’yi görünce yüzü sertleşti.

“Sana demiştim,” dedi. “Bir daha buraya gelme.”

“Halil Abi, yanımda biri var.”

Halil, Defne’ye baktı. Bakışı ona değil, yüzünün ardındaki başka bir yüze çevrilmişti. Bir süre kıpırdamadı.

“Bu kim?”

“Feriha Hanım’ın kızı.”

Merdiven boşluğunda bir yerde televizyon açıktı. Halil kapıyı sonuna kadar açtı.

“Girin,” dedi. “Çabuk.”

Evin içi lehim ve çay kokuyordu. Salonun üç duvarı raflarla kaplıydı. Raflarda eski radyolar, sökülmüş teyp gövdeleri, etiketli kutular vardı. Hepsinin üstünde ince bir toz birikmişti. Yalnızca en alt rafta toz yoktu. Orada üst üste dizilmiş ayakkabı kutuları duruyordu.

Defne ayakta kaldı. Duvardaki fotoğrafa bakıyordu. İki erkek, bir deniz kıyısında. Biri Halil’in gençliğiydi. Yanındaki daha uzun, bıyıklı adam, kameraya değil yan tarafa bakarak gülüyordu.

“Kardeşim,” dedi Halil. “Ramazan.”

Çay getirdi. Kimseye şeker sormadı. Oturdu.

“Resmî hikâye şu: Etiler’de bir inşaat, üçüncü kat iskelesi çökmüş. İki işçi düşmüş, biri Ramazan. Ben hastaneye vardığımda tabut hazırdı. ‘Görmeyin,’ dediler. Görmedim.”

“Kapalı tabut,” dedi Defne.

“Kapalı.”

“Annemin de öyleymiş.”

Halil önce Sevgi’ye baktı, sonra Defne’ye. Bir şey sormadı.

“Halil Abi,” dedi Sevgi. “Defter bulundu.”

Halil elindeki bardağı tabağa yavaşça bıraktı. “Feriha Hanım bir defterden söz ederdi,” dedi. “Kimin yaşadığını, kimin gittiğini oraya yazdığını.”

“Kardeşinizin adı ilk sayfada,” dedi Defne.

Adam gözlüğünü çıkarıp gözlerini ovuşturdu.

“Kasetler,” dedi Sevgi.

Halil’in çenesi kasıldı. “Onları kimseye göstermedim. On beş yıldır.”

“Defne’nin adı da defterde.”

Halil uzun uzun Defne’ye baktı. Sonra kalkıp en alt raftan ayakkabı kutularından birini getirdi, sehpaya koydu, kapağını kaldırdı.

İçinde kasetler yan yana dizilmişti. Her birinin üstünde kurşun kalemle bir yıl yazılıydı: 2012, 2013, 2014. Sona kadar. 2026.

“Her yıl 2 Kasım’da posta kutuma düşüyor,” dedi Halil. “Pulsuz, adressiz. Biri elden bırakıyor.”

Defne kutuya dokunmadı.

“Ramazan yaşıyor,” dedi Halil.

Bu cümleyi o kadar çok içinden söylemişti ki sesi hiç çatlamadı.

“Cenazeden iki gün sonra Feriha Hanım geldi. Yüzünü örtmüştü. ‘Kardeşin yaşıyor,’ dedi. ‘Ama bunu birine söylersen gerçekten ölür.’ O günden beri kimseye söylemedim. Eşime bile.”

“Yüzünü gördünüz mü?”

“Bakmadım.” Halil omuz silkti. “Bakmamamı istediği hissi vardı. Ben de bakmadım.”

Defne’nin içinde bir ses Feriha çok yaygın bir isim demeye hazırlanıyordu. Sesi dinlemedi.

“Bu yılki kaset ne zaman geldi?”

“Pazartesi.”

“Dinleyebilir miyim?”

Halil rafın üstünden eski bir teyp indirdi. Dolgun, ağır bir gövdeydi. “Çalışır. Yılda bir kere çalıştırıyorum.”

Defne teybi eline alıp kapağını açtı. Kafalar kararmıştı.

“Alkol ve kulak çöpü var mı?”

Halil bir an şaşırdı, sonra mutfağa gitti. Dönüşünde ikisini de getirdi. Defne kafaları, kapstanı, sıkıştırma makarasını sildi. Kasetin bandına parmak ucuyla bakıp gevşek olmadığından emin oldu. Binlerce kez yaptığı bir işti. Elleri ilk kez o gün titremedi.

Kaseti yerleştirdi, tuşa bastı.

Band hışırdadı. Sonra bir erkek sesi geldi. Yorgun, alçak, her kelimeyi ayrı ayrı tartan biri.

“Ben Ramazan. İki Kasım iki bin yirmi altı. İyiyim.”

Halil’in omuzları düştü. Yılda bir kere duyduğu cümleydi bu.

Ama kayıt bitmedi.

“Halil, bu yıl...”

Halil başını kaldırdı. “Bunu hiç söylemez,” dedi fısıltıyla. “Hep aynı üç cümle.”

“...bu yıl kaset kısa olacak. Burada...”

Sonra bir nefes. Alçak, ağır.

Tıkırtı.

Kayıt kesildi.

Oda sessizleşti. Teybin motoru boşta dönüyordu. Defne durdurma tuşuna bastı. Kaseti geri sardı, son beş saniyeyi yeniden dinledi. Nefes. Tıkırtı. Aynı yerde. Üçüncü kez dinledi.

“Bu nefesi daha önce duydum,” dedi.

Halil bir şey demedi.

“Ayten Güler’in kaydında vardı. Dün de bir kapının ardında.” Defne, Sevgi’ye döndü. “Kim bu adam?”

“Bilmiyorum.”

Sevgi cümleyi bu kez hızlı söyledi. Defne bunun ne anlama geldiğini bilemedi.

Halil kaseti Defne’nin elinden aldı, iki avucunun arasında tuttu.

“On beş yıldır ilk kez,” dedi. “Ramazan, kendi sesiyle bitirmedi.”

Bir kaydın doğal bitmesiyle birinin bitirmesi arasındaki farkı Defne ilk günden beri biliyordu. Şimdi bunu üçüncü kez duymuştu.

Takvim aklına geldi. Bugün cumaydı. Defterdeki tarih pazardı.

İki gün.

DOSYA 02: RAMAZAN KAYA (GÜNCEL)

Son bilinen adres: Üsküdar, Doğancılar Caddesi 88

Durum: Resmî kayıtlarda iş kazasında ölmüş. Kardeşine göre 2026’ya kadar hayatta.

Ses kaydı: 15 kaset, her yıl 2 Kasım’da. Sonuncusu bilinçli biçimde kesilmiş.

Açık soru: Tıkırtıdan önceki nefes iki ayrı kayıtta. Kimin?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

11okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.