7. bölüm / 10
Siyah ve Beyaz7 Bölüm İlk Kader
Bölümler 10Şu an: 7 Bölüm İlk Kader
- 1 1Bölum Tanıtım152 kelime
- 2 2 Bölüm Yazarın Kaderi508 kelime
- 3 3Bölum Sarayın Önünde370 kelime
- 4 4Bölum Prensin Kaderi509 kelime
- 5 5BÖLUM Hikâyeye Dönen Kız667 kelime
- 6 6 Bölüm Kaderin Değiştiği An.796 kelime
- 7 7 Bölüm İlk Kader565 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 8 Bölüm karakter tanıtımı422 kelime
- 9 9 Bölüm: Savaşçı Prensesin Dönüşü606 kelime
- 10 10 Bölüm Saraydaki İlk Bağ616 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Lina gözlerini taş duvardan ayıramadı.
Az önce sarayın kapısında gördüğü yazı hâlâ aklındaydı.
Ama bu kez taşın üzerinde başka bir cümle beliriyordu.
Kırmızı ip hafifçe titreşti.
Sonra taşın üzerinde harfler yavaş yavaş ortaya çıktı.
“Sen ve Prens... kaderinizi değiştireceksiniz.”
Lina'nın nefesi kesildi.
Bir adım geri çekildi.
— Hayır...
Bu, kendi yazdığı hikâyede yoktu.
Büyük Prens'in kaderi belliydi.
Onun başka bir kadınla karşılaşması, o kadınla evlenmesi ve krallığın geleceğini değiştirmesi gerekiyordu.
Lina ise bu hikâyede hiç olmamalıydı.
Ama şimdi taş ona başka bir şey söylüyordu.
Kader değişiyordu.
Lina yazıya biraz daha yaklaştı.
Taşın üzerinde yeni kelimeler belirdi:
“Kitapta yazılan hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacak.”
Lina'nın gözleri büyüdü.
Tam o anda arkasından Büyük Prens'in sesi geldi.
— Ne okuyorsun?
Lina hızla döndü.
Büyük Prens birkaç adım ötede duruyordu.
Lina taş duvara baktı.
Yazı hâlâ oradaydı.
Ama Büyük Prens hiçbir şey görmüyordu.
Lina bunu anladığında kalbi daha da hızlı atmaya başladı.
Çünkü taşın yalnızca ona konuştuğunu artık biliyordu.
Ve belki de bu hikâyeye düşmesinin nedeni, sadece hikâyeyi yaşamak değildi.
Belki de kaderi değiştirmek için buradaydı.
Lina taş duvardaki yazıya bakmaya devam etti.
“Sen ve Prens... kaderinizi değiştireceksiniz.”
Bu cümle gözlerinin önünden gitmiyordu.
Ama Lina artık korkmaktan çok düşünüyordu.
Çünkü bir şeyden emindi.
Bu hikâyeyi kimsenin bilmediği kadar iyi biliyordu.
Sonuçta bu hikâyeyi yazan kendisiydi.
Lina gözlerini kapattı ve derin bir nefes aldı.
— Ben bu kitabı yazdım...
Sesi o kadar alçaktı ki Büyük Prens bile duyamadı.
— Gelecekte ne olacağını biliyorum.
Lina yavaşça gözlerini açtı.
Zihninde yıllar önce yazdığı bölümler birer birer canlanmaya başladı.
Saray...
Kral...
Kraliçe Anna...
Büyük Prens...
Ve yaklaşmakta olan o gün.
Hikâyenin en önemli değişikliklerinden biri henüz gerçekleşmemişti.
Lina bunu çok iyi hatırlıyordu.
Yakında, henüz on sekiz yaşında olan genç bir prenses bu saraya gelecekti.
Hikâyede onun gelişi sıradan bir ziyaret gibi görünüyordu.
Ama aslında her şey onun gelişiyle başlayacaktı.
Önce onun kaderi değişecekti.
Sonra Büyük Prens'in.
Ardından Kral ve Kraliçe Anna'nın hayatı...
Ve sonunda bütün sarayın geleceği.
Lina'nın yüzü ciddileşti.
— Ama kitapta bunların hiçbiri böyle değildi...
Büyük Prens ona baktı.
— Ne diyorsun?
Lina hemen kendini toparladı.
— Hiç.
Büyük Prens şüpheyle gözlerini kıstı.
— Sürekli “hiç” diyorsun.
Lina cevap vermedi.
Çünkü ona gerçeği anlatamazdı.
“Ben bu hikâyenin yazarıyım.”
Bunu söylerse ne olacağını bilmiyordu.
Üstelik artık kendi yazdığı hikâyenin bile kurallarına güvenemiyordu.
Lina yeniden taş duvara baktı.
Yazı hâlâ oradaydı.
Sonra yeni bir kelime belirdi.
“Başlangıç.”
Lina'nın kalbi hızlandı.
— Başlangıç mı?
Büyük Prens tekrar ona döndü.
— Ne oldu?
Lina birkaç saniye sustu.
Sonra çok sakin bir sesle konuştu:
— Yakında bu saraya biri gelecek.
Büyük Prens'in yüzündeki ifade değişti.
— Kim?
— On sekiz yaşında bir prenses.
Büyük Prens şaşkınlıkla ona baktı.
— Bunu nereden biliyorsun?
Lina cevap vermedi.
Çünkü bunu gerçekten biliyordu.
Kitabın sayfalarında o prensesin gelişini kendisi yazmıştı.
O gün sarayda büyük bir hazırlık yapılacaktı.
Kraliçe Anna onu karşılayacaktı.
Herkes bunun yalnızca siyasi bir ziyaret olduğunu düşünecekti.
Ama Lina biliyordu.
O prensesin gelişiyle kaderin ilk düğümü çözülecekti.
Lina yavaşça fısıldadı:
— Her şey onun gelişiyle başlayacak.
Büyük Prens birkaç saniye sustu.
— Neden bana bunu söylüyorsun?
Lina ona baktı.
— Çünkü artık hikâyeyi eskisi gibi bırakmayacağım.
Büyük Prens'in kaşları çatıldı.
— Hangi hikâyeyi?
Lina'nın gözleri taş duvara kaydı.
Yazı bir anda yeniden değişti.
“İlk kader değişiyor.”
Lina'nın nefesi kesildi.
Çünkü bunun ne anlama geldiğini biliyordu.
Artık olayları yalnızca izlemeyecekti.
Bir zamanlar kendi elleriyle yazdığı kaderlerin karşısında duracaktı.
Ve ilk değişecek kader...
O on sekiz yaşındaki prensesin kaderiydi.
