Siyah ve Beyaz kitap kapağı

5. bölüm / 10

Siyah ve Beyaz

5BÖLUM Hikâyeye Dönen Kız

Vaveyla Yazarı: yasəmən Kitab yazrı

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: 5BÖLUM Hikâyeye Dönen Kız

2026.10.19:54 Saat yazdım 📖

Lina bu düşünceyle birkaç saniye boyunca Büyük Prens'in gözlerinin içine baktı. İçinde garip bir korku vardı. Çünkü karşısındaki adam, yıllar önce kendi elleriyle yazdığı hikâyenin başkahramanıydı.
Ve hikâyede onun sonu belliydi.
Lina bunu çok iyi hatırlıyordu.
Büyük Prens, kaderindeki kadını bulacak, onunla evlenecek ve krallığın en güçlü isimlerinden biri olacaktı. Lina bu hikâyeyi yazarken hiçbir zaman kendisinin bu dünyanın içine gireceğini düşünmemişti.

Ama şimdi...

Kırmızı ip onun bileğinden çıkmış, doğrudan Büyük Prens'e uzanıyordu.

Lina istemsizce bileğini arkasına sakladı.

Büyük Prens'in bakışları hareketini fark etti.

— Bileğinde ne var?

Lina'nın kalbi bir anlığına duracak gibi oldu.

— Hiçbir şey.

Büyük Prens bir adım yaklaştı.

Lina ise geriye çekildi.

Tam o sırada büyücü asasını yere hafifçe vurdu.

Kalabalığın içinde görünmeyen bir şey hareket etmiş gibi oldu. Lina'nın bileğindeki kırmızı ip bir anda daha da parlaklaştı.

Lina gözlerini büyüttü.

Büyücü sessizce konuştu:

— Artık kaçamazsın.

Lina ona döndü.

— Neden?

Büyücü, Büyük Prens'e baktı.

— Çünkü kader ipi ilk kez bu kadar açık görünüyor.

Kraliçe Anna'nın yüzündeki şaşkınlık yerini soğuk bir ifadeye bıraktı.

— O hâlde... aradığımız kadın gerçekten bu mu?

Büyücü cevap vermedi.

Sadece Lina'ya baktı.

— Hayır.

Lina'nın içi bir anlığına rahatladı.

Fakat büyücünün devam eden cümlesi bu rahatlığı hemen yok etti.

— O, aradığımız kadından daha fazlası.

Kalabalık sessizleşti.

Büyük Prens kaşlarını çattı.

— Ne demek istiyorsun?

Büyücü başını kaldırdı.

Gözleri ilk kez gerçekten korkmuş gibiydi.

— Bu kız bu dünyanın kaderinde yok.

Lina'nın nefesi kesildi.

Büyük Prens ona baktı.

— O zaman nereden geldi?

Büyücü, Lina'nın gözlerinin içine baktı.

— Bunu öğrenmenin tek bir yolu var.

Lina'nın kalbi hızla çarpmaya başladı.

— Neymiş o?

Büyücü yavaşça sarayın kapılarını işaret etti.

— Onu saraya götürmek.

Lina'nın yüzü bir anda soldu.

Çünkü yazdığı hikâyede...

Sarayın içine girmesi gereken kişi Lina değildi.

Lina'nın zihni bir anda yıllar öncesine gitti.

O hikâyeyi yazarken Büyük Prens için her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünmüştü. Onun yaşayacağı olayları, karşılaşacağı insanları, hatta sarayın içinde vereceği kararları bile biliyordu.

Ama hiçbir yerde...

Kendisinden söz etmemişti.

— Ben bu hikâyenin bir parçası değilim, diye fısıldadı.

Büyücü birkaç adım yaklaştı.

— Öyleyse neden kader ipi sana bağlı?

Lina cevap veremedi.

Bileğindeki kırmızı ip hâlâ parlıyordu. Fakat bu kez ip yalnızca Büyük Prens'e uzanmıyordu.

Lina dikkatlice baktığında ipin sarayın kapısından içeri doğru devam ettiğini fark etti.

Sanki onu bir yere çağırıyordu.

Sanki hikâyenin içinde, onun bilmediği yeni bir yol açılmıştı.

Kraliçe Anna, büyücüye sert bir bakış attı.

— Onu içeri alın.

Askerlerden biri hemen öne çıktı.

Lina korkuyla geri çekildi.

— Hayır...

Büyük Prens ilk kez konuştu.

— Bir dakika.

Asker durdu.

Büyük Prens Lina'ya baktı.

— Onu neden saraya götürmek istiyorsunuz?

Kraliçe cevap vermeden önce büyücü konuştu.

— Çünkü kader ipi yanlış kişiye bağlanmaz.

Büyük Prens'in bakışları Lina'nın bileğine indi.

— Peki ya bu kız gerçekten bu dünyanın insanı değilse?

Lina'nın gözleri büyüdü.

Büyücü sustu.

Bu sessizlik, Lina'nın korkusunu daha da artırdı.

Çünkü büyücü ilk kez cevap verememişti.

Büyük Prens Lina'ya bir adım daha yaklaştı.

— Adın ne?

Lina birkaç saniye düşündü.

Kendi adını söylemek kolaydı.

Ama burada...

Kendi adını söylemek bile sanki hikâyeye yeni bir cümle eklemek gibiydi.

— Lina.

Büyük Prens başını hafifçe eğdi.

— Lina...

Adını sanki daha önce bir yerde duymuş gibi tekrar etti.

Lina'nın kalbi hızlandı.

— Sen... beni gerçekten tanıyor musun?

Büyük Prens cevap vermedi.

Gözlerini ondan ayırmadan sadece şunu söyledi:

— Bilmiyorum.

Sonra sarayın kapılarına baktı.

— Ama seni gördüğüm anda içimde garip bir his oluştu.

Lina'nın nefesi kesildi.

Çünkü onun yazdığı hikâyede Büyük Prens'in böyle bir hissi yaşamaması gerekiyordu.

Hiçbir zaman.

Büyücü asasını kaldırdı.

Kırmızı ip bir anda titredi.

Ve sarayın devasa kapıları, kimse dokunmadan yavaşça açıldı.

İçeriden soğuk bir rüzgâr çıktı.

Lina olduğu yerde kaldı.

Büyük Prens ona elini uzatmadı.

Sadece kapının önünden çekilip ona yol verdi.

— Eğer gerçekten kaybolduysan, belki cevaplarını içeride bulursun.

Lina saraya baktı.

Sonra bileğindeki kırmızı ipe...

Ve sonunda bir adım attı.

Sarayın eşiğini geçtiği anda kırmızı ip birdenbire parladı.

Lina'nın gözleri büyüdü.

Çünkü sarayın duvarında, yıllardır orada olması mümkün olmayan bir yazı belirmişti:

“Hikâyenin yazarı geri döndü.”