Siyah ve Beyaz kitap kapağı

2. bölüm / 10

Siyah ve Beyaz

2 Bölüm Yazarın Kaderi

Vaveyla Yazarı: yasəmən Kitab yazrı

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: 2 Bölüm Yazarın Kaderi

2026.07 11:50 saat yazdım

Yağmur, şehrin sokaklarını sessizce yıkıyordu.

Saat gece yarısını çoktan geçmişti.

Yirmi dört yaşındaki Lina, çalışma masasının başında oturmuş, bilgisayar ekranındaki son satıra bakıyordu. Masasının üzerinde dağınık kâğıtlar, birkaç kalem, yarısı içilmiş bir kahve ve üç kitabı duruyordu.

Üçü de onun eseriydi.

İlk kitabını yirmi yaşında yazmıştı.

İkincisini iki yıl sonra...

Üçüncüsü ise şimdi ekranında açık olan kitaptı.

“Kırmızı, Siyah ve Beyaz.”

Lina parmaklarını klavyeden çekti.

Ekrana uzun uzun baktı.

Bu kitabı diğerlerinden farklıydı.

Çünkü bu kez kendi yarattığı bir dünyayı yazmıştı.

Krallıklar...

Saraylar...

Soylu aileler...

Prensler...

Kraliçeler...

Ve geçmişin sessizliğini taşıyan eski bir dünya.

Lina sandalyesine yaslandı.

— Sonunda bitti...

Yorgun gözlerini ovuşturdu.

Sonra kitabın son bölümünü tekrar okumaya başladı.

Hikâyede genç bir kız, sarayın yakınındaki büyük bahçede yürüyordu. Bahçenin ortasında yüzlerce yıllık olduğu söylenen devasa bir ağaç vardı.

Lina bu ağacı özellikle yazmıştı.

Çünkü hikâyenin en önemli sırlarından biri o ağacın altında saklıydı.

Ekranda son cümlesi duruyordu.

Lina birkaç saniye düşündü.

Sonra gülümsedi.

— Keşke gerçekten görebilseydim...

Tam o anda odanın ışıkları titredi.

Lina başını kaldırdı.

— Ne oluyor?

Bilgisayar ekranı bir anda karardı.

Sonra yeniden açıldı.

Ama ekranda yazdığı hiçbir şey yoktu.

Sadece beyaz bir sayfa vardı.

Lina şaşkınlıkla ekrana yaklaştı.

Sayfanın ortasında tek bir cümle belirdi:

“Hikâyenin sonunu yazdığını mı sanıyorsun?”

Lina'nın yüzündeki gülümseme kayboldu.

— Bu da ne?

Bir sonraki saniye bilgisayar kapandı.

Oda tamamen karanlığa gömüldü.

Lina ayağa kalktı.

Fakat tam o sırada masasının üzerindeki kitabın sayfaları kendi kendine çevrilmeye başladı.

Hızla...

Daha da hızla...

Lina geri çekildi.

— Hayır...

Kitabın sayfaları bir anda durdu.

Ortadaki sayfada yalnızca bir cümle vardı:

“Yazar da bazen karakter olur.”

Lina'nın kalbi hızlandı.

Kitaba uzandığı anda odanın içini güçlü bir ışık kapladı.

Ve her şey bir anda yok oldu.

---

Lina gözlerini açtığında ilk hissettiği şey soğuktu.

Yavaşça doğruldu.

Etrafına baktı.

Şehir yoktu.

Masa yoktu.

Bilgisayar yoktu.

Apartman yoktu.

Onun yerine uçsuz bucaksız bir orman vardı.

Lina ayağa kalktı.

Üzerindeki kıyafetlere baktı.

Sonra ellerine...

— Bu... mümkün değil.

Uzakta atların sesi duyuldu.

Ardından konuşmalar...

Lina korkuyla ağaçların arasından ilerledi.

Ve ormanın sonunda gördüğü şey karşısında nefesi kesildi.

Uzakta devasa bir saray yükseliyordu.

Sarayın önünde atlı askerler vardı.

İnsanlar eski dönem kıyafetleriyle dolaşıyordu.

Lina birkaç saniye boyunca hiçbir şey söyleyemedi.

Sonra gözleri sarayın arkasındaki dev ağaca takıldı.

Kalbi duracak gibi oldu.

O ağacı tanıyordu.

Çünkü onu kendisi yazmıştı.

Lina'nın dudaklarından yalnızca tek bir cümle çıktı:

— Ben... kendi kitabımın içindeyim.

Tam o anda sarayın kapıları açıldı.

İçeridekilerden biri dışarı baktı.

Bir kişi...

Sonra bir başkası...

Kısa süre içinde herkes Lina'ya bakmaya başladı.

Çünkü sarayın önünde duran bu yabancı kız, bu dünyada hiç kimsenin tanımadığı biriydi.

Ve Lina henüz bilmiyordu...

Onu herkesin şaşkınlıkla izlemesine neden olan şeyin yalnızca nereden geldiği olmadığını.

Bileğinde ince, kırmızı bir ip vardı.

Ama kimse onu göremiyordu.

Ne askerler...

Ne saray halkı...

Ne de kapının önünde duran insanlar.

O ipi yalnızca Lina görebiliyordu.

İnce kırmızı ip, bileğinden başlayıp sarayın içine doğru uzanıyordu.

Lina nefesini tuttu.

İpi çekmedi.

Dokunmadı.

Sadece baktı.

Çünkü bunun ne olduğunu bilmiyordu.

Ama içinden bir ses, bunun sıradan bir ip olmadığını söylüyordu.

Bu...

Lina'nın kaderine uzanan kırmızı ipti.