10. bölüm / 10
Siyah ve Beyaz10 Bölüm Saraydaki İlk Bağ
Bölümler 10Şu an: 10 Bölüm Saraydaki İlk Bağ
- 1 1Bölum Tanıtım152 kelime
- 2 2 Bölüm Yazarın Kaderi508 kelime
- 3 3Bölum Sarayın Önünde370 kelime
- 4 4Bölum Prensin Kaderi509 kelime
- 5 5BÖLUM Hikâyeye Dönen Kız667 kelime
- 6 6 Bölüm Kaderin Değiştiği An.796 kelime
- 7 7 Bölüm İlk Kader565 kelime
- 8 8 Bölüm karakter tanıtımı422 kelime
- 9 9 Bölüm: Savaşçı Prensesin Dönüşü606 kelime
- 10 10 Bölüm Saraydaki İlk Bağ616 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
2026.19.21:35 saat yazdım 📖
Bu sarayda artık ikisi de yalnız değildi.
Ha-neul, Lina’nın yüzüne birkaç saniye sessizce baktı. Az önce avluda yaşananların etkisi hâlâ ikisinin de üzerindeydi. Sarayın duvarları yeniden sessizliğe bürünmüş olsa da, biraz önce yaşanan gerginlik sanki hâlâ havada asılıydı.
Ha-neul yavaşça Lina’ya yaklaştı.
— Teşekkür ederim.
Lina şaşkınlıkla ona baktı.
— Ne için?
Ha-neul kısa bir süre sustu.
— Az önce... benim için yaptığın şey için.
Lina başını hafifçe salladı.
— Bunu düşünmene gerek yok. Sadece daha fazla kavga çıkmasını istemedim.
Ha-neul hafifçe gülümsedi.
— Yine de teşekkür ederim.
Bir süre ikisi de konuşmadı.
Sonunda Ha-neul, Lina’ya biraz daha dikkatli baktı.
— Biliyor musun, buraya geldiğinden beri seni tam olarak anlayamadım.
Lina’nın yüzündeki gülümseme hafifçe kayboldu.
— Ben de kendimi bazen anlayamıyorum.
Ha-neul bu cevaba hafifçe güldü.
— Belki de bu yüzden anlaşabiliyoruz.
Lina da gülümsedi.
Tam o sırada koridorun diğer ucundan ayak sesleri duyuldu.
İkisi de aynı anda o tarafa baktı.
Min-hyuk ağır adımlarla onlara doğru geliyordu. Yüzündeki ciddi ifade, kız kardeşini Lina’nın yanında görünce yavaş yavaş değişti.
— Görünüşe göre sizi yalnız bırakmak hata olmuş, dedi.
Ha-neul ona baktı.
— Neden?
Min-hyuk omuzlarını hafifçe kaldırdı.
— Döndüğümde ikiniz arkadaş olmuşsunuz.
Lina hafifçe güldü.
— Henüz arkadaş olduk mu bilmiyorum.
Ha-neul hemen cevap verdi:
— Olduk bile.
Min-hyuk’un yüzündeki gülümseme biraz daha belirginleşti.
— O zaman buna sevindim.
Ha-neul kardeşine şaşkınlıkla baktı.
— Gerçekten mi?
— Evet. Lina burada kimseyi tanımıyor. Senin yanında birinin olması iyi.
Lina bu sözleri duyunca kısa bir süre sustu.
Çünkü Min-hyuk’un söylediği şey doğruydu.
Bu dünyada gerçekten kimseyi tanımıyordu.
Saraydaki herkes onun yalnızca yolunu kaybetmiş bir yabancı olduğunu düşünüyordu. Lina da şimdilik bundan fazlasını anlatmaya niyetli değildi.
Min-hyuk ona baktı.
— Burada kendini yalnız hissetme.
Lina gözlerini kaldırdı.
— Neden?
Min-hyuk’un cevabı oldukça basitti.
— Çünkü artık bizi tanıyorsun.
Ha-neul gülümsedi.
— Ve artık benim arkadaşım sayılırsın.
Lina birkaç saniye onlara baktı. Sonra yüzünde sıcak bir gülümseme belirdi.
— O zaman ben de sizin arkadaşınızım.
Üçü birkaç saniye sessizce birbirlerine baktılar.
Lina, bu dünyaya geldiğinden beri ilk kez kendisini tamamen yabancı hissetmedi.
Fakat bu sakinlik uzun sürmedi.
Koridorun diğer ucundan bir asker göründü. Hızlı adımlarla üçüne doğru yaklaşarak önlerinde durdu ve başını eğdi.
— Prens Min-hyuk.
Min-hyuk’un yüzündeki gülümseme kayboldu.
— Söyle.
— Kral Tae-jin sizi görmek istiyor.
Ha-neul hemen kardeşine baktı.
— Neden?
Asker başını eğdi.
— Majestelerinin emri bu kadar.
Min-hyuk birkaç saniye sessiz kaldı. Sonra Lina’ya baktı.
— Siz burada kalın.
Lina başını salladı.
— Tamam.
Ha-neul ise kardeşinin kolundan tuttu.
— Dikkatli ol.
Min-hyuk ona bakıp hafifçe gülümsedi.
— Merak etme.
Askerle birlikte koridorun sonuna doğru yürümeye başladı.
Lina ve Ha-neul onun uzaklaşmasını sessizce izledi.
Ha-neul derin bir nefes aldı.
— Babam onu neden çağırdı, bilmiyorum.
Lina ona baktı.
— Belki sadece konuşmak istiyordur.
Ha-neul başını iki yana salladı.
— Babam hiçbir zaman sadece konuşmak için çağırmaz.
Lina bu sözün ardından sessiz kaldı.
Ha-neul’un sesinde ilk kez gerçek bir endişe vardı.
Bir süre sonra Ha-neul Lina’ya döndü.
— Senin için de endişeleniyorum.
Lina şaşırdı.
— Benim için mi?
— Evet. Babam seni tehlikeli buluyor olabilir.
Lina hafifçe gülümsedi.
— Ben sadece yolunu kaybetmiş bir yabancıyım.
Ha-neul gözlerini ondan ayırmadan cevap verdi:
— Belki de mesele tam olarak budur. Seni tanımıyor.
Lina’nın yüzündeki ifade değişti.
Ha-neul devam etti:
— İnsanlar tanımadıkları şeylerden korkarlar.
Lina sarayın uzun koridoruna baktı.
Bu sözün doğru olduğunu biliyordu.
Çünkü burada kimse onun nereden geldiğini bilmiyordu.
Ve Lina da şimdilik bunu değiştirmek istemiyordu.
Fakat artık bir şeyi biliyordu.
Bu sarayda yalnız değildi.
Yanında Ha-neul vardı.
Ve biraz önce Kral Tae-jin’in huzuruna çağrılan Min-hyuk da onun tarafındaydı.
Lina, sarayın kapalı ve soğuk duvarlarına bakarken içinden tek bir düşünce geçti:
Belki de bu yabancı dünyada kendisine ait bir yer bulmaya yeni başlıyordu.
