6. bölüm / 10
Siyah ve Beyaz6 Bölüm Kaderin Değiştiği An.
Bölümler 10Şu an: 6 Bölüm Kaderin Değiştiği An.
- 1 1Bölum Tanıtım152 kelime
- 2 2 Bölüm Yazarın Kaderi508 kelime
- 3 3Bölum Sarayın Önünde370 kelime
- 4 4Bölum Prensin Kaderi509 kelime
- 5 5BÖLUM Hikâyeye Dönen Kız667 kelime
- 6 6 Bölüm Kaderin Değiştiği An.796 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 7 Bölüm İlk Kader565 kelime
- 8 8 Bölüm karakter tanıtımı422 kelime
- 9 9 Bölüm: Savaşçı Prensesin Dönüşü606 kelime
- 10 10 Bölüm Saraydaki İlk Bağ616 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
2026.11.20:30 saat yazdım 📖
“Ben hikâyenin içine düşmüşüm.”
Bu düşünce Lina’nın zihninde dönüp duruyordu.
Yıllarca kendi elleriyle yazdığı karakterler şimdi karşısında duruyordu. Sarayın önündeki askerler, Kraliçe Anna, Kral ve en önemlisi… Büyük Prens.
Hepsi gerçekti.
Ama Lina’nın burada olmaması gerekiyordu.
Büyük Prens’in bakışları hâlâ üzerindeydi. Lina’nın ne kadar korktuğunu fark etse de yüzündeki şüpheli ifade değişmedi.
— Onu götürün.
İki asker Lina’ya doğru ilerledi.
Lina şaşkınlıkla geri çekildi.
— Hayır… Bir dakika. Gerçekten kimseye zarar vermedim.
Büyük Prens’in sesi sertti.
— Sarayın önünde kim olduğunu bilmediğimiz bir yabancı ortaya çıkıyor. Nereden geldiğini söylemiyor. Üstelik savaşın hemen ardından.
Bir an durdu.
Gözlerini Lina’dan ayırmadan devam etti:
— Belki de savaştığım topraklardan biri onu buraya gönderdi. Belki saraya sızması için görevlendirildi.
Lina’nın gözleri büyüdü.
— Hayır! Ben casus değilim. Sadece…
Cümlesinin devamını getiremedi.
“Ben bu hikâyenin yazarıyım.”
Bunu söyleyemezdi.
Büyük Prens bir adım daha yaklaştı.
— O hâlde kim olduğunu söyle.
Lina sustu.
Büyük Prens’in sabrı tükenmişti.
— Onu zindana götürün.
Askerler Lina’nın kollarından tutarak onu götürmek üzere ilerledi.
Tam o anda Lina’nın bileğindeki kırmızı ip hareket etti.
Lina başını çevirdi.
İp doğrudan Büyük Prens’e uzanıyordu.
Bir anda gerildi.
Lina’nın kalbi sıkıştı.
“Hayır…”
Çünkü kendi yazdığı hikâyeyi hatırlıyordu.
Bu dünyada kırmızı ip, kader tarafından birbirine bağlanan insanları gösterirdi.
Ama hikâyede o ip Büyük Prens ile başka bir kadını birbirine bağlayacaktı.
Lina’yı değil.
Lina bileğini hemen diğer eliyle kapattı.
Büyük Prens onun hareketini fark etti.
— Bileğinde ne var?
— Hiçbir şey.
Büyük Prens birkaç saniye onu süzdü.
Sonra askerler Lina’yı götürmek için tekrar harekete geçti.
Fakat tam o sırada sarayın avlusunda büyük bir hareketlilik başladı.
Kral birkaç adım atmıştı.
Bir anda sendeledi.
Ve yere düştü.
— Kralım!
Kraliçe Anna korkuyla onun yanına koştu.
Büyük Prens de hemen diz çökerek babasının başını destekledi.
— Baba!
Askerler panikle etraflarına toplandı.
Lina ise olduğu yerde donup kaldı.
Bu sahneyi biliyordu.
Çünkü bunu kitabında yazmıştı.
Kralın sarayın önünde aniden yere düşeceğini biliyordu.
Herkesin paniğe kapılacağını biliyordu.
Büyük Prens’in babasının başına koşacağını da biliyordu.
Ama kitapta bir şey daha vardı.
Kralı kurtaran kişi…
Lina’ydı.
Lina bir anda askerlerin arasından sıyrıldı.
— Çekilin!
Büyük Prens başını kaldırdı.
— Sen ne yapıyorsun?
Lina cevap vermeden kralın yanına diz çöktü.
Önce nefesini kontrol etti. Ardından çevresindeki kalabalığa baktı.
— Herkes geri çekilsin! Ona biraz hava bırakın!
Kimse hareket etmeyince Lina daha sert bir sesle konuştu:
— Hemen!
Büyük Prens askerlerine baktı.
— Dediğini yapın.
Askerler geri çekildi.
Lina kralın başını dikkatlice yana çevirdi ve üzerindeki ağır kumaşları gevşetti.
— Onu ayağa kaldırmayın. Şimdilik böyle kalsın.
Kraliçe Anna şaşkınlıkla Lina’ya baktı.
— Sen bunları nereden biliyorsun?
Lina bir an sustu.
“Çünkü bu sahneyi ben yazdım.”
Ama bunu söyleyemezdi.
Tam o sırada kralın nefesi düzensizleşti.
Lina’nın yüzündeki ifade ciddileşti.
— Hekim gelene kadar yanında kalacağım.
Büyük Prens hemen karşı çıktı.
— Seni tanımıyoruz. Babama dokunmana nasıl izin verebilirim?
Lina ona baktı.
— Eğer beni şimdi durdurursan, onu kaybedebilirsiniz.
Büyük Prens sustu.
Bu sözden sonra ilk kez Lina’ya yalnızca bir yabancı gibi bakmadı.
Lina tekrar krala döndü. Sakin kalmaya çalışarak nefesini takip etti ve hekim gelene kadar kralın güvenli bir pozisyonda kalmasını sağladı.
Birkaç dakika sonra saray hekimi koşarak avluya geldi.
Lina hemen geri çekildi.
Hekim kralı kontrol etti.
Bir süre sonra derin bir nefes aldı.
— Kral yaşıyor. Şu anda dinlenmesi gerekiyor.
Kraliçe Anna gözlerini kapatıp rahat bir nefes verdi.
Büyük Prens ise sessizce Lina’ya baktı.
Az önce zindana gönderilmesini emrettiği kadın…
Şimdi babasının hayatını kurtarmıştı.
Lina yavaşça ayağa kalktı.
Bileğindeki kırmızı ip yeniden parladı.
Bu kez doğrudan Büyük Prens’e uzanıyordu.
Lina’nın kalbi hızla çarpmaya başladı.
Çünkü kitabında kralı kurtaran kişi gerçekten de oydu.
Ama kitapta Lina yoktu.
Bu sahnede onun bulunmaması gerekiyordu.
Lina yavaşça Büyük Prens’e baktı.
“Ben hikâyenin içine düştüm…”
Bileğindeki kırmızı ipe baktı.
“Ve şimdi hikâyenin kaderini değiştirmeye başladım.”
Kader, benim yazdığım sonu değiştirmeye mi karar vermişti?
Lina bu düşünceyle birkaç saniye boyunca Büyük Prens’in gözlerinin içine baktı.
Çünkü karşısındaki adam, yıllar önce kendi elleriyle yazdığı hikâyenin başkahramanıydı.
Ve hikâyede onun sonu belliydi.
Büyük Prens kaderindeki kadını bulacak, onunla evlenecek ve krallığın en güçlü isimlerinden biri olacaktı.
Lina bunu çok iyi hatırlıyordu.
Ama şimdi…
Kader ipi onun bileğinden çıkmış, doğrudan Büyük Prens’e uzanıyordu.
Lina istemsizce bileğini arkasına sakladı.
Büyük Prens bunu fark etti.
— Bileğinde ne var?
Lina’nın kalbi hızlandı.
— Hiçbir şey.
Büyük Prens cevap vermedi.
Sadece Lina’yı dikkatle izledi.
Tam o sırada sarayın önündeki büyücü asasını yavaşça kaldırdı.
Lina’nın bileğindeki kırmızı ip bir anda titredi.
Ve sarayın devasa kapıları, kimse dokunmadan yavaşça açıldı.
İçeriden soğuk bir rüzgâr çıktı.
Lina olduğu yerde kaldı.
Büyük Prens kapının önünden çekildi.
— Eğer gerçekten kaybolduysan, belki cevaplarını içeride bulursun.
Lina saraya baktı.
Sonra bileğindeki kırmızı ipe…
Ve sonunda bir adım attı.
Sarayın eşiğini geçtiği anda kırmızı ip birdenbire parladı.
Lina’nın gözleri büyüdü.
Çünkü karşısındaki duvarda, yıllardır orada olması mümkün olmayan bir yazı belirmişti:
“Hikâyenin yazarı geri döndü.”
