SIRLARIN İÇİNDE kitap kapağı

3. bölüm / 6

SIRLARIN İÇİNDE

KOPYA ANAHTAR

Vaveyla Yazarı: Sudem

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: KOPYA ANAHTAR

Dairenin önüne geldiğimde gördüğüm kargaşayla tekrardan gözlerimi devirdim. Bütün komşular birbirine girmiş, kavga çıkarmıştı. Bu kavgalar az önce ortaya attığım iddialardan kaynaklıydı. Nefes masum masum kenara çekilmiş, olan kavgayı izliyordu. Onu öyle kolay kolay yedirecek değildim.

Nefes'le ikiz olmamıza rağmen aramızda büyük farklılıklar vardı. Bu farklılık beş sene ayrı geçirdiğimiz sürede oluşmuştu. O annemle beş yıl kalırken ben babamla kalmıştım. Bu yüzden yetişme tarzlarımız farklıydı.

Ortamdaki bağırış ve çağırışları durduran ses yine benim seslenişim olmuştu.
"Nefes, gel, gidiyoruz!"
Nefes şaşkın bakışlarla bana baktı. Geri çekilmemi beklemiyordu. Zaten geri de çekilmemiştim.
Ama bunu şu an bilmesine gerek yoktu. Onu kendime çekerken bakışlarım yine Necla teyze ve yapmacık gülümsemesinde takılı kaldı.

Necla teyze sakinleştiğimi düşündüğü için en yapmacık gülümsemesini takınarak o iğrenç sesiyle konuşmaya devam etti.
"İyi bak, sakinleşmişsin. Abartılacak bir şey de yoktu zaten. Ne olmuş erkek yani, hayatım, olur öyle hatalar."
"Teyze, seni de o çok sevdiğin erkeklerin yanına gömmemi istemiyorsan kes o sesini artık."

Dedikleriyle beraber yine bir anlık sinirle ona dönmek üzereydim. Ada bunu da anında fark edip kolumdan tuttu ve geri çekti.
"Hadi, yeter artık, gidiyoruz!"
Artık Ada da sinirlenmişti ama yine duramadım. Arkamı dönerken dudaklarıma en yapmacık gülümsemeyi yerleştirdim.
"Necla Hanım, erkekler hakkında bu kadar bilgili olmanızın kaynağının kocanız olduğunu düşünecektim. Ama o, sizi hamile ve küçük bir çocuklayken terk edip başka kadınlara gidiyordu, değil mi?"
Dudaklarımdaki gülümseme silinirken onun yerini soğuk bir gülüş aldı. Onun dediğini ona tekrarlayarak son hamlemi de yapmıştım.
"Dediğiniz gibi, erkek işte, hata yapar."

İçim biraz da olsa soğumuştu. En azından artık bu kadının da gerçek yüzünü biliyorlardı.
Nefes'i elinden tutarak eve ilerlerken arkamızdan gelen Ada da en az benim kadar rahatlamıştı. Necla Hanım ağzımdan çıkanların ağırlığı ile ezilirken dayanamayarak kapıyı sertçe kapattı.

Mutfağa doğru yöneldiğimde mutfaktan çıkan Ada'yı gördüm. Onun mutfaktan çıkmasına izin vermeden hızlı adımlarla mutfağa girip yanına gittim. Daha planlamamız gereken bir cinayet vardı.
Ada beni görür görmez ciddi kalmaya çalışarak arkasındaki duvara yaslandı. Çünkü neden yanına gittiğimi biliyordu.
"Sen sormadan ben söyleyeyim, canım. Bir planım var."
"Neymiş?"
"Tahminim gece iki gibi uyumuş olur. O saatlerde odasına gideceğiz ve öldürüp kaçacağız. Olur mu?"
"Evine nasıl gireceğiz peki?"
"Anahtarla tabii."
Derin bir nefes alarak sandalyeye yaslandım.
"Onların evinin anahtarının bizde ne işi var?"
Kafasını olumsuz anlamda sallayarak sesinin tonunu biraz daha kıstı.
"Evet, onların evinin anahtarı bizde yok fakat..."
Elini cebine attıktan sonra bizim evimize ait olmayan bir anahtarı çıkartarak gösterdi ve sırıtarak konuşmaya devam etti.
"Anahtarları yok ama kopyası var!"
"Nereden buldun onu?"
Hiç şaşırmadığımı görünce dudaklarını büzerek nazlanmaya başladı.
"Hiç mi şaşırmadın gerçekten?"
Şu an gerçekten takıldığı nokta bu muydu? Elinde sahte bir anahtarla karşımda duruyordu.
"Soruma cevap ver."
Beni hiç duymuyormuş gibi konuşmaya devam etti.
"Alya aslında bayağı iyiydi yani, niye şaşırmıyorsun?"
Ellerimi saçlarımın arasında gezdirirken öfkemi olabildiğince saklamaya çalıştım.
"Cevap ver artık!"
Saçlarını geri savurarak inat etmeye devam etmesiyle gerçekten delirmek üzereydim.
"Önce şaşırmalısın, o kadar uğraştım yani."
"Tamam, ooo. Çok şaşırdım ve etkilendim, tamam mı? Oldu mu? Şimdi cevap ver, anahtarları nereden buldun?"
Ada istediğini almış olmanın mutluluğu ile dudaklarında alaycı bir tebessümle kapıya doğru ilerledi.
"Uzun hikaye, sonra anlatırım."
Gitmesine izin vermeden hızlıca yolunu keserek kapıyı kapattım. Bu cinayet planlanmadan ve açıklama yapılmadan ne ben ne de o dışarı çıkabilir.
"Ada, nereye öyle kafana göre?"
"Of, bir yerden buldum işte. Bu kadar uzatmana gerek yok. Şimdi sen bana şunu söyle, bu işte var mısın yok musun?"
"Varım tabii ki, sonuna kadar."
"Güzel. Zaten Nefes iki olmadan uyur, biz de gizlice evden çıkarız."
"Peki Nefes uyanırsa?"
Masanın üstünde bulduğu yonca desenli tokayı alıp saçını toplarken umursamaz bir tavırla soruma cevap verdi.
"Yok, uyanmaz."
Kaşlarımı çattım.
"Uyanırsa?"
Göz devirirken sabır çekiyor olmalı ki bir şeyler mırıldanıp duruyordu.
"Lan, uyanmayacak işte!"
Gözlerimi kısarak uzatmaya devam ettim. Tamam, ben de uğraşmaktan biraz zevk alıyor olabilirdim ama her ihtimali düşünmemiz lazımdı.
"Peki, uyanırsa?"
"Kaç yaşına gelmişsin, hala gıcıklık olsun diye uzatıyorsun!"
Saçlarımı geri savurdum.
"Hayır, gıcıklık olsun diye uzatmıyorum."
"Uzatıyorsun."
"Asıl sen uzatıyorsun!"
Derin bir nefes alarak sakince konuşmak için gösterdiği çaba beni daha çok eğlendiriyordu.
"Uzatmaya devam ediyorsun."
Daha çocuk gibi kavga ederdik de içeri Nefes'in girmesiyle sesimi kestim ve bakışlarımı ona çevirerek Nefes'i süzmeye başladım. Fakat yüzünde minicik bile mimik yoktu. Sarı saçları çok ıslaktı, kurulamıştı ve bu da çok kötü olduğuna işaretti. Çünkü Nefes ıslak saçla durmaktan nefret eder, duş sonrası hemen saçlarını kurutur.
Bir adım geri çekilerek mutfağa girmesi için yer açtım.
"Niye saçların ıslak?"
Kafasını çevirip bakışlarımız denk düştüğünde gözlerindeki o yorgunluğu ve çaresizliği görmek bile beni sarsmıştı.
"Kurulamak istemedim."
Aklına gelen ilk yalana sığınarak bakışlarını benden çekti. Çünkü ne olursa olsun gözlerinden anlayabilen biri olduğum için üzülmemi istemiyordu.
"Bana yalan söylemeyi kes Nefes. Sen ıslak saçla duramazsın bile."
Nefes'in bu kadar çaresiz olduğunu görmemek için birkaç gün önce peşimdeki o katilin sayesinde ölmek bile isterdim.
Bakışlarını bir bana bir Nefes'e çeviren Ada, en sonunda beklediğim o hamleyi yaptı.
Nefes'i hızlıca kendine doğru çekti ve sımsıkı sarıldı.
"Gel, ben kurulayım saçlarını."
Kelimeler Ada'nın ağzından çıkar çıkmaz Nefes olabildiğince gülümsemeye çalışırken Ada'dan ayrıldı ve saç kurutma makinesini almak için odasına gitti. Zaten evde hep böyle olurdu. Biz Nefes ile kavga ederken çoğunlukla Ada ortayı bulur, ortamı yumuşatırdı.

Yaklaşık iki saat sonrasında Ada kapımı çaldı ve içeri girdi. O da üstünü değiştirmişti. Altında siyah ve uzun ispanyol paça pantolon, üstünde ise vücudunu iyice saran siyah boğazlı bir kazak vardı. Doğruyu söylemek gerekir ise ona çok yakışmıştı. Ada'ya koyu renkler daha çok yakışıyordu. Dolabın üzerinden çantasını alıp kapıya doğru ilerledi.
"Hadi çıkalım artık."
"Tamam, çıkarız şimdi. Nefes'i de çaktırmadan bir kontrol edelim, uyumuş mu?"
Nefes'in odasının kapısını hafifçe, ses çıkartmadan açtım. Gözlerimi Nefes'in yatağına doğru çevirdiğimde melek gibi uyuduğunu gördüm. Daha fazla ses çıkarmak istemediğim için ona son bir kez baktım ve dudaklarımda istemsizce oluşan tebessümle kapıyı geri kapattım.

Planımda Ada ile beraber karşı daireye gidip cinayet işlemek vardı. Ancak arkamı döndüğümde Ada'yı göremeyince odasına gittiğini düşünerek alt kata indim. Ada'nın yanına gitmek için odasına girdim, fakat odasında yoktu. Ben de teker teker evdeki tüm odaları gezmeye başladım. Önce mutfağa girerek etrafa göz attım ama Ada'yı bulamadım. Ardından salona girdim, ama orada da kimse yoktu. Tuvaletlerin kapısı açık olduğu için oraları incelemeden üst kata çıkarak oradaki odalara da baktım. Ama Ada'yı hiçbir yerde göremedim. Birkaç kere aramıştım, ancak aramalarıma da dönüş yapmamıştı.

Uzun süren aramalarımın ardından telefonumu açtığımda aynı anda "Neredesin sen?" diye bağırdık. Ada benden önce davranarak hızlıca azarlarına başlamıştı.
"Neredesin sen? Seni beklemekten ağaç oldum!"
"Yüzsüz gibi saydırma! Asıl sen neredesin? Evde seni aramaktan mahvoldum. Her yeri gezdim ama yer yarılmış da içine düşmüş gibi ortalıkta yoksun, Ada Hanımefendi!"
Ada'ya saydırmakla meşgulken aynı zamanda Ada'nın sabır çekişlerini de duymamak mümkün değildi.
"Salak mısın? Önce arasaydın ya, sonradan mı aklına geldi aramak?"
Göz devirirken anahtarı aldım ve kapıyı olabildiğince sessizce kapatarak evden çıkmayı başarmıştım.
"Arasak ne oluyor sanki? Kendi kendimize çaldırıyoruz burada."
Telefonu yüzüne kapattım ve ceketimin cebine attım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

109okunma 29beğeni 8yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.