SIRLARIN İÇİNDE kitap kapağı

4. bölüm / 6

SIRLARIN İÇİNDE

GECİKEN İNTİKAM

Vaveyla Yazarı: Sudem

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: GECİKEN İNTİKAM

Ada’ya nerede olduğunu sormak için telefonu açmıştım ki ondan bir mesaj geldi.

#PSİKOLOG#

“Merdiven boşluğunda oturuyorum.”

Telefonu tekrardan kapattım ve cebime koyarak hızlıca yanına gittim. Daha fazla vakit kaybedemezdik ve evde bizi nasıl bir durumun beklediğini bilmiyorduk.

Merdiven boşluğuna geldiğimde Ada’yı gördüm ancak çok stresli duruyordu. Bir oraya bir oraya kıpırdanıp bir şeyler düşünüyor gibiydi. Beni görür görmez oturduğu yerden kalktı ve endişe içinde yanıma ulaştı.

Bu kadar stresli ve endişeli olmasının nedenini öğrenmeliydim. Geldiğimden beri parmağındaki yüzükle oynuyordu ve Ada bu hareketi sadece suçluluk duygusu hissettiğinde veya çok stres yaptığında yapmaya başlardı.

Ben ne olduğunu sormaya fırsat kalmadan Ada hemen konuya giriş yaptı.

“Alya... biraz konuşmamız lazım sanırım.”
Onaylar anlamda başımı salladım.
“Ne oldu?”

Ada, beklediğimin aksine susmaya devam etti. Benim açımdan sorun yoktu; sabaha kadar beklerdim ama konuşmak için stres yaptıkça parmağındaki yüzüğü daha çok hareket ettiriyor ve parmağının kızarmasına neden oluyordu. Dışarıdan kimse bilmezdi ama bizzat gözlemcisi olarak Ada’nın parmaklarının neden hep kıpkırmızı olduğunun sebebinin yüzük olduğunu bilirdim.

Daha fazla dayanamayıp yine sesimi yükseltmek zorunda kaldım.

“Ada, bana bak! Oynama yüzükle. Ne derdin var, söyle. Dinliyorum.”

Ada, dediklerimle beraber yüzüğü de bırakmıştı ama konuşmamaya devam ediyordu. Ortada işlenecek bir cinayet varken bize bu kadar vakit kaybettirdiğine inanamıyordum.

“Ada, hadi. Konuşmak için beş saniyen var.”

Ada derin nefesler alarak konuya giriş yapmaya çalıştı.

“Nasıl söylenir bilemiyorum...”

“Son beş saniyen var. Söyledin söyledin, yoksa gidiyorum ben cinayete. Burada kal, o önemli meseleyle.”

“Dur!”

Sonunda konuşmaya başlamasının zaferiyle sesimi biraz daha yükselttim.

“Dört.”

“Söyleyeceğim, bekle cümlemi toparlayayım!”

“Üç.”

“Biraz daha süre ver lütfen, cümlem böyle çok saçma duruyor, anlatamam.”

“İki.”

“Alya!”

“Bir!”

“Of! Tamam, söylüyorum ama sakiniz değil mi?”
"Önce söyle-"
“Anahtar kapıyı açmıyor...”

Sakin kalmaya çalışarak defalarca cümlesini kafamda tekrarlayıp yanlış anlamış olmayı diledim.

“Ne yapacağız peki... Hırsız gibi camdan mı girelim?”
"Yani şu an hırsızı kötü gösteriyorsun ama biz de katil olmaya gidiyorduk."
"Ada!"
Yavaşça merdivene otururken kendime gelmeye ve mantıklı düşünmeye çalıştım.
"Zaten, senin yapacağın işe güvenip de yedek plan yapmayan kafamı-"
"Mutfakta böyle demiyordun vallahi, çok etkilenmiştin."
Şaşkınlık içinde bakışlarımı Ada'ya çevirdim. Şu an konumuz bu muydu? Ayrıca hayır, tabii ki de etkilenmemiştim.
Ada beni duymuyormuş gibi alaycı bir gülümsemeyle arkasına yaslandı.
Gözlerimi devirerek çantamı kenara bıraktım.
"Tabii ki de hayır. Sus diye yaptım ve bunu da çok iyi biliyorsun..."
Ada bu konuda haksız çıkacağını fark edince asıl konumuza dönerek ellerimi tuttu.
"Aklımda planlar var."
"Nasıl güveneceğim sana acaba?"
"Aşk olsun. Ne olmuş ki..."
Sinirden gülerken hatırladıklarımla tekrardan yüzümü buruşturdum.
"Ne mi olmuş? Cinayet işleyeceğimiz evin anahtarını kaybetmişsin. Daha ne olsun?"
Ada bu rezilliği unutmamı ister gibi sakince konuşmaya devam etti.

"Biraz hata yaptım ama her insan yapar yani..."
"Biraz mı?"
"Off tamam, birazcıktan biraz fazla..."
Aklına gelenlerle yüzünü buruştururken elimi tutmaya devam etti.
"Haklısın, o kesinlikle bir gün dahi yaşamayı hak etmiyor! Ama şu an yaparsak yakalanma riskimiz de yüksek oranda."
Kafamı öne eğerek başımı ovuşturmaya başladığımda tek isteğim o tecavüzcünün bu dünyadan defolup gitmesiydi. Gerekirse bunu benim tek başıma bile yapmam lazımdı.
"Biliyorum..."
"Yarına bulmuş olurum."
Olumlu anlamda kafamı sallayarak oturduğum merdivenden kalktım.
"Tamam... Ama sakın yarın 'o anahtarları bulamadım' diye gelme!"
Ada onaylarcasına başını salladığında geldiğimiz yoldan aynı şekilde evimize gittik. Tek fark, içimizde kalan intikam duygusunun gittikçe körüklenmesiydi.
Ama ister yarın ister yıllar sonra olsun onu bizzat kendi ellerimle öldürecektim.

Ada ile sessizce içeri girmiştik. Gördüğüm manzarayla korku bedenimi sardı. Nefes'in odasının kapısı ve ışıkları açıktı. Anlık korkuyla Ada'ya döndüğümde onun da bakışlarında aynı korkuyu gördüm. Yavaşça Nefes'in odasına yaklaştım ve bakışlarımı odanın içinde gezdirdim ama kimse yoktu.

Aklıma gelenlerle korkup dengemi kaybetmiştim. Düşmek üzereyken duvardan yardım alarak ayakta durmaya çalıştım. Ada elini omzuma koydu ve ılımlı bir sesle ortamdaki gerginliği atmaya çalıştı.
"Be-bekle... Hemen panik yapmayalım, belki tuvalette olabilir."
Benim de şu an tek umudum buydu. Ada'nın arkasından yavaşça ilerleyerek merdivenin üst basamağına gelmiştim. Ancak duyduğum seslerle kalbimin paramparça olduğunu hissettim. Nefes kendini tuvalete kilitlemiş, içeride çığlık atarak ağlıyordu. O piç Nefes'e ne yaşattı bilmiyorum ama asla yanına kalmayacaktı. Ani bir hareketle kapıya doğru yöneldim ve tam kapıyı açacaktım ki Ada bana engel oldu.
"Onun bu halini görmeni istediğini düşünmüyorum Alya, belli ki yalnız kalmaya ihtiyacı var."
"Ama-"
"Bak iyiymiş. Hadi şimdi onu da bizi de daha fazla üzmeden odalarımıza dağılalım. Nefes de birazdan yatağına gidecektir."
Ada doğru söylüyordu. Ben ne yaparsam yapayım Nefes kendini gizleyecek ve gerçek hislerini benden saklayacaktı. Çaresiz adımlarla odama girdim ve kapıyı kilitlerken tek dileğim ağlama seslerinin azalmasıydı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

60okunma 21beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.