SIRLARIN İÇİNDE kitap kapağı

6. bölüm / 6

SIRLARIN İÇİNDE

GERİYE KALAN LEKE

Vaveyla Yazarı: Sudem

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: GERİYE KALAN LEKE

"Çok mu belli oluyor?" diye fısıldadı.

"Ne belli olmalı?"

Gülümseyerek biraz daha yaklaştı.

"Gerildiğim."

Ona baktım ve kaşlarının çok fazla çatıldığını fark ettim. Gerçekten fazla gerilmişti ama haklıydı. Bunu yüzüne vurarak daha da gerilmesini istemedim.
"Yok... Birinin uzaktan baktığını düşünürsek bence sadece üç kadının yürüyüşe çıktığını düşünür."

Ada burnunu çekti ve yalandan gülümsemeye çalıştı.

Eve vardığımızda artık yavaştan ben de strese kapılmaya başlamıştım. Nefes olaylardan habersiz günün mutluluğunu üzerinde taşıyordu. Saat çok geç olduğu için zaten Nefes'in çok duracağını sanmıyordum, o uyur uyumaz biz de cinayet işlemeye gidecektik. Bunun düşüncesi bile tüylerimi ürpertmişti ama artık kaçış yoktu, bu gece onun sonu gelecekti.

Eve geleli kırk dakika olmuştu ama Nefes'in "Ben uykuya kaçıyorum güzellerim!" diye bağıran sesi hâlâ gelmemişti. O hep böyle biri olmuştu. Her olayın iyi yönlerini bulur ve onlarla keyif alırdı. Zamanında benim aksime zorbalığa uğramadığı için her gün şükürler ederdim çünkü o ufacık yaşında koşarak gittiği okulunda bu olaylarla karşılaşsa hiçbirini kaldıramazdı.

Ben de kaldırmak istemezdim ama hayat kimine ödül kimine ceza olabiliyor işte. Okul zamanı yaşadığım iğrenç zorbalık anlarım bana empati kurmayı öğretmişti. Şimdi ufacık bile zorbalığa maruz kalan bir çocuk görsem koşarak yanına gider ve yardım ederim çünkü kendimi hatırlarım; biri gelsin ve beni kurtarsın diye duvar diplerinde sessizce ağlayan Alya'yı hatırlarım. Ama kimse gelmezdi, görenler ise görmezden gelir ve günahın bir parçası olurlardı. Biri hariç... O çocuk beni her seferinde kurtarmak için okul hayatını riske atardı.

Hiçbir zaman tanışmaya bile fırsatım olmamıştı. Zaten tipini bile neredeyse unutmuştum. Hatırladığım nadir özelliklerden biri keskin bakışları, diğeri ise kokusuydu. Vanilya ve amber karışımı bir kokusu vardı. Öyle keskin ve bağımlılık yapan bir kokuydu ki onun yüzünden ben de vanilyalı parfüm kullanmaya başlamıştım. Şu an yüksek ihtimalle yeraltı işlerine bulaşmış ve başına belasını almıştır çünkü hatırladığım kadarıyla pek derslerle ilgilenmezdi ve belaları çekmeyi çok seviyordu. Her okul nöbetçiliğim de onu disipline teslim eden ben olurdum.

"İyi geceler güzellerim, ben uykuya kaçar" diyerek yankılanan sesle onayımızı almıştık. Ada ile bakışlarımız karşılaştı. Yapılacaklar belliydi. Nefes'in salona girmeden kapıdan öpücük atmasıyla gülümseyerek ben de ona göz kırpmıştım.

"İyi geceler."

Ada benim aksime kontrolü eline alamıyordu. Bu da onu endişeye sürüklüyordu. Bugün orada yapması gereken tek şey bana yardımcı olmaktı. Cinayeti işleme görevini ben zaten üstlenmiştim. Aradan geçen belli bir süre sonra ayaklanarak Ada'ya işaret çaktım. İkiletmeden ayağa kalktı ve peşimden gelerek hızlıca salonu terk ettik.

Yukarıyı işaret ederek Nefes'i kontrol etmesini söyledim. O üst kata çıkarken ben de mutfağa yöneldim. Duvarlara tutunarak çekmecelere biraz daha yaklaştım. Sonunda çekmeceye ulaşmıştım. Çekmeceyi açarak elime aldığım ilk keskin bıçakla elimi biraz daha sıktım. Ne olursa olsun kararım değişmeyecekti. Ada kontrol etmiş ve yanıma gelmiş olmalı ki kolumu saran bir el hissettim. Ada bana doğru döndü ve "Alya" diyerek fısıldadı.

"Hazır değilsen daha sonra yapabiliriz."

Başımı iki yana sallayarak bakışlarımı ona çevirdim.

"Kesinlikle olmaz! Bu iş burada bitecek, o da daha fazla yaşamayacak."

Ada "peki" anlamında kafasını salladı ve hızlı hareketlerle evden çıktık. Zaten Ada bu sefer anahtarları bulduğu için eve girmenin çok zor olacağını düşünmüyordum. Kapıyı açarken Ada bana doğru eğilip fısıldadı:

"Biraz daha sakin ol, yoksa gerçekten komşuya çorba getirmiş gibi davranacağım."

Ben de ona katılarak alayla devam ettirdim.

"Oradan konuşması kolay. Gel, sen işle cinayeti?"

Şaka yaptığımı bildiği için alaycı bir tavırla göz devirdi.

"Yok, izlemek eminim daha keyifli olacaktır."

Koridor çok ürkütücü derecede sessizdi. Uzun uğraşlar sonucu kapıyı açabilmiştik. Ada'yı elinden tutarak kapıdan içeriye doğru ittirerek ardından ben girdim. İkimiz de daha önce bu eve girdiğimiz için hangi odaya gireceğimizi biliyorduk, zaten yüksek ihtimalle odasında uyuyordur. Eğer odaya girersek gerisi stresli ama kolay.

Neyse ki en sonunda odanın önüne gelebilmiştik. Sessizce kapıyı açtım ancak gözlerimi yatağa çevirdiğimde onun yatakta olmadığını fark ettim...

Ada da benimle aynı ihtimali sezmiş olmalı ki hemen yanımızdaki büyük dolabın kapağını açarak içine girdik. Fakat Ada'nın kolu içerideki bir kutuya çarpınca, Ada sessiz olmamız gerektiğini unutup çığlık attı. Hızlıca elimle ağzını kapatıp sesini bastırmaya çalıştım. Ama bu hiçbir etki etmedi çünkü o pislik herif çoktan odaya girmişti. Etrafına bakarak ortalığı kontrol etti. Belli ki sesimizi duymuştu. Önce karşımızdaki dolabı hızlıca açtı ve içine baktı. Ardından bizim olduğumuz dolaba doğru yaklaştı. Kısık bir sesle küfür savurarak Ada'ya doğru dönerek baktı.

"Şimdi ne yapacağız?" anlamında bakış attım. Fakat Ada da benim kadar çaresiz görünüyordu. Ben ne yapacağımızı düşündükçe o dolaba daha da fazla yaklaşıyordu...

Tamam. Bunun kaçışı yok, illa öyle ya da böyle zaten bunu öldürecektim. En iyisi şimdi öldürüp bu olaydan kurtulmak. Zaten hazır elimizde eldivenlerimiz de varken iz bırakmadan şu olaydan kurtulalım, bitsin gitsin!

Dolabın kapağı açıldı ve düşündüğüm gibi de oldu, bizi gördüğü an o da çığlık bastı. Bu sefer Ada benden önce davranarak eliyle onun ağzını kapattı ve yere doğru fırlattı. Buraya kadar her şey normaldi ancak Ada'nın da panikleyerek çığlık atması planlarım arasında dahil değildi. Bakışlarımı yerde kıpkırmızı olmuş adama ve adamın ağzını kapatarak çaresiz gözlerle etrafı süzen Ada'ya çevirdim.
'SUSSUN İKİNİZDE!'
Ada'nın konuşma çabalarını görmezden gelerek bakışlarımı yerde yatan, ağzını kapattığı kurbana baktım. O da en az bizim kadar korkmuş gözlerle bir bana bir de elimdeki bıçağa bakıyordu. O an ne kadar ben de korksam da onun Nefes'e yaptıklarını düşününce ve o gece Nefes'ten gelen çığlıkları hatırlayarak kendimi tutamadım. Bir an bile düşünmeden elimdeki bıçağı kalbine sapladım. Bir anlık salaklığıma kapılarak hızlıca bıçağı geri çektim ve yere fırlattım. Ada bunu yapacağımı beklemediği için şaşkın bakışlarla bana bakıyordu. Ama onun kadar ben de şaşkındım, çünkü bu kadar canilikle bunu yapacağımı tahmin etmiyordum. Ancak aklıma gelenlerle kendimi tutamadan bunu yapmıştım. Yüzüme, bedenime fışkıran kanlarla bacaklarım titremeye ve dengemi kaybetmeye başlamıştım ki Ada kolumu tutarak hızla ayağa kalktı.

Ada gözünü kırpmadan, Sonat'a ve elime geri aldığım kan içinde kalan bıçağa bakıyordu. En sonunda benim ona baktığımı fark etmesiyle gözlerini kırpıştırarak bakışlarını elimdeki bıçaktan ve cesetten çekip gözlerimin içine baktı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

9okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.