Sınır İhlali kitap kapağı

14. bölüm / 18

Sınır İhlali

13

Vaveyla Yazarı: Sümeyra Yalçın🤧😝

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 18Şu an: 13

(Hilal’in Ağzından)

Stadyumun tribünleri uğultuyla sarsılırken yerimde duramıyordum. Bizim kızlar (Umay, Güneş ve Asmin) yanımda oturmuş, daha sakin kalmaya çalışıyorlardı ama benim damarlarımda bir futbolcu eşinin değil, hırslı bir dansçının kanı akıyordu. Elimdeki atkıyı sanki bir ritim tutuyormuşum gibi çeviriyordum.

Aşağıda, sahada tek bir hedefim vardı: 10 numara. Arda Tanyel.

"Şuna bak ya," dedim Umay’a doğru eğilerek.

"Hala o ukala tavırlarıyla saçını düzeltiyor. Maç başlamış, o hala tribüne, yani bana bakıyor!"
"Seni görmeye çalışıyor Hilal, sakin ol," dedi Umay gülerek. Alp’in sahadaki otoritesini izlerken o her zamanki vakur duruşunu koruyordu.

Maç başladığında kendimi kaybettim. Arda topu her aldığında tribünün parmaklıklarına yapışıyordum. O saha çizgileri benim için sadece birer dekordu; ben o çizgilerin ötesindeki adama odaklanmıştım.

Maçın son dakikaları gelmişti ve skor hala 0-0 kilitliydi. Arda orta sahada topu kaptığında, tüm stadyumla birlikte ayağa fırladım. "Hadi Tanyel! Göster şu ukalalığını!" diye bağırdım sesim kısılana kadar.

Arda, sanki beni duymuş gibi kafasını bir anlığına bizim olduğumuz tarafa çevirdi, o meşhur çarpık gülümsemesini attı ve fırladı. İki defans oyuncusunu bir dans koreografisindeymişçesine zarif bir çalımla geçti. Ceza sahasına girdiğinde o kadar sert bir şut çekti ki, topun ağlarla buluşma sesi tribünlere kadar geldi.

GOL!

Yerimde zıplıyor, yanımda duran Güneş’e sarılıyordum. Arda doğrudan bizim olduğumuz tribüne doğru koşmaya başladı. Tam önümüze geldiğinde durdu, formasının altındaki tişörtü yukarı kaldırdı. Üzerinde büyük harflerle şöyle yazıyordu:

"YALAZ, İDDİAYI KAYBETTİN. AKŞAM BENİMSİN!"

Maç bittiğinde, güvenlikleri ve barikatları umursamadan aşağı atladım. Kızlar da arkamdan geliyordu. Sahanın ortasına daldığımda Arda, Alp ve diğerleriyle kutlama yapıyordu. Beni gördüğü an kollarını açtı.

"Naber Yalaz?" dedi nefes nefese, teri üzerine yapışmış bir halde. "İddia ne oldu? Golü taktım, şampiyonuz."

"Pisliksin Tanyel," dedim ama boynuna atlamaktan kendimi alamadım. "O tişört neydi öyle? Herkes bize bakıyor!"

"Baksınlar," dedi Arda, beni belimden kavrayıp havada döndürürken. "Sınır ihlali dedik, değil mi? Ben o golü senin için attım, sen de o akşam yemeğinde bana o un savaşının rövanşını vereceksin."

Alp ve Umay yanımıza geldi. Alp, kaptanlık bandını kolundan çıkarıp Arda’nın omzuna vurdu. "Tebrikler 10 numara. Ama şimdi asıl kutlama başlıyor."

Çağıl ve Güneş, el ele bize doğru yürürken, Asmin ve Deniz de arkadan geliyordu. Sahadaki bu kucaklaşma, bizim için kupadan daha değerliydi. Tribündeki o hırçın Hilal gitmiş, yerine zafer kazanan adamına gururla bakan o aşık dansçı gelmişti.

Şehrin ışıkları konvoyumuzun üzerinde parlarken, dört araba aynı anda o meşhur otoparka daldı. Burası her şeyin başladığı yerdi; gizli notların, ilk kavgaların, kıskançlıkların ve o zehirli grubun merkezi... Ama bu gece burası, bir zafer meydanıydı.

Arabalar durur durmaz Arda, kapıyı açıp dışarı fırladı ve bagajdan çıkardığı şampiyonluk kupasını havaya kaldırdı. "Burası!" diye bağırdı sesi beton duvarlarda yankılanarak. "Bizi yıkmaya çalıştıkları bu beton yığını, artık bizim krallığımız!"

Hilal, Arda’nın yanına gidip kupanın bir ucundan tuttu. "Çok gürültü yapma Tanyel, bekçi bizi yine kovalayacak," dedi ama gözleri gururla parlıyordu.

Alp, Umay’ın elini tutup onu otoparkın en karanlık köşesine, ilk notu bıraktığı o duvara götürdü. Cebinden bir sprey boya çıkardı ve duvara büyük harflerle "SINIR İHLALİ" yazdı. Altına da o günkü tarihi attı.

"Artık saklanacak bir notumuz yok," dedi Alp, boya kutusunu kenara bırakıp Umay’a dönerek. "Çünkü artık tüm şehir bizi konuşuyor."

Umay, elini Alp’in göğsüne koydu. "Alara’nın kurduğu o gruptan kimse kalmadı Alp. Sadece biz varız. Ama Korhan... Korhan’ın eksikliği hala burada bir yerlerde sızlıyor."

Tam o sırada, otoparkın girişinde bir motor sesi duyuldu. Siyah bir kask, deri bir ceket... Motor yavaşça bizimkilerin yanına kadar geldi. Kaskını çıkardığında, herkesin nefesi kesildi.

Gelen Korhan’dı.

Güneş, Çağıl’ın kolunu öyle bir sıktı ki parmak boğumları beyazladı. Korhan, motordan inip otoparkın ortasında duran ekibe baktı. Yüzünde eski, neşeli halinden eser yoktu; daha yorgun, daha olgun görünüyordu.

"Duydum ki," dedi Korhan, sesi hafifçe titreyerek.

"Benim yokluğumda ortalığı birbirine katmışsınız. Kupayı bile almışsınız."

Arda, kupayı yere bırakıp Korhan’a doğru koştu ve ona öyle bir sarıldı ki, ikisi de neredeyse yere düşecekti. Ardından Alp, Çağıl ve Deniz... Dört erkek, otoparkın ortasında birbirine kenetlendiğinde, tribündeki o sert adam imajları yerle bir oldu.

Umay’a bakıp gözyaşlarımı sildim. "İşte şimdi tam olduk," diye fısıldadım.

Korhan, gruptan ayrılıp kızlara döndü. Güneş’in yanına gidip elini omzuna koydu. "Işığını hiç söndürmemişsin Güneş," dedi. "Seni o sahnede tekrar izlemek için döndüm."

Güneş, hıçkırarak Korhan’a sarıldı. Bu, sevinçten öte, aylardır biriken o ağır yükün boşalmasıydı. O gece otoparkta, şampiyonluk kupasından çok, kaybedilen dostluğun geri kazanılışı kutlandı.

(Umay’ın Ağzından)

Gece ilerleyip herkes bir köşede sohbet etmeye başladığında, Korhan Alp’in yanına gitti. "Sana bir şey vermem lazım Alp," dedi ve cebinden eski, sararmış bir zarf çıkardı.

"Bunu Alara’nın evinden çıkarken bulmuştum. Açmaya cesaret edemedim ama sanırım bu, senin ve Umay’ın hikayesinin aslında nasıl başladığının kanıtı."

Alp zarfı aldı, Umay’ı yanına çağırdı. Zarfın içinde, Alp’in yıllar önce, daha Umay’ı tanımadan önce yazdığı ama asla göndermediği bir mektup vardı.

Alp mektubu okumaya başladığında, otoparktaki o zafer havası yerini hüzünlü bir sessizliğe bıraktı. Umay, Alp’in o zamanlar bile onu uzaktan izlediğini, onun için hayaller kurduğunu ilk kez öğreniyordu.

Alp, mektubun ucunu hafifçe açıp içine sadece bir saniye baktı. Gözleri satırların üzerinde hızla gezinirken yüzünde hüzünlü ama huzurlu bir tebessüm belirdi. Mektubu tamamen okumak yerine, zarfı katlayıp ceketinin iç cebine, tam kalbinin üzerine yerleştirdi.

"Geçmişin tozlu raflarına bakmaya gerek yok," dedi Alp, Korhan’ın omzuna elini koyarak. "O zamanlar ne hissettiğimi zaten şimdi yaşıyorum. Önemli olan bu mektubun yazıldığı an değil, şu an burada hep beraber duruyor olmamız."
Korhan başıyla onayladı. "Haklısın kaptan. Gelecek, geçmişten daha parlak görünüyor."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

50okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18