9. bölüm / 15
Siber gençler9. Bölüm Hackerayst'ın trajedik geçmişi
Bölümler 15Şu an: 9. Bölüm Hackerayst'ın trajedik geçmişi
- 1 1. Bölüm Siber gençlerin doğuşu935 kelime
- 2 2. Bölüm Tuhaflıklar baş gösterdi433 kelime
- 3 3. Bölüm Cem Hackerayst'a karşı655 kelime
- 4 4. Bölüm Hackerayst ve Kara Kapşona karşı821 kelime
- 5 5. Bölüm Cem bulundu ama diğerleri kayıp1.093 kelime
- 6 6. Bölüm Bir Siber Şövalyenin doğuşu824 kelime
- 7 7. Bölüm Başa mı döndük? Yoksa asıl son bu mu?708 kelime
- 8 8. Bölüm Her şey bitti mi yani ?451 kelime
- 9 9. Bölüm Hackerayst'ın trajedik geçmişi719 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 10. Bölüm Süre doldu bile!1.015 kelime
- 11 11. Bölüm Siber şövalyeler yeniden gün yüzünde897 kelime
- 12 12. Bölüm Onlarda artık birer Siber şövalye795 kelime
- 13 Özel bölüm-1(Sarı ördekcik)284 kelime
- 14 13. Bölüm Son bir Umut Olabilir mi?1.124 kelime
- 15 14. Bölüm Umudun Yeşermesini Bekle317 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Cem uyandığında ne ismini ne de olanları hatırlıyordu. Artık eski Cem tamamen kaybolmuş, Kara kapşon tekrardan doğmuştu. Uyandığında bir odanın içindeydi. Kapı aniden açıldı ve karşısına siyah giyimli bir adam içeri girdi.
Hackerayst: demek uyandın Kara kapşon!
Kara kapşon: Sen de kimsin böyle?
Hackerayst: korkmana gerek yok! Benim senin ustan. Küçük bir kaza geçirdin. Herhalde başını kötü çarpmışsın.
Hackerayst onun adının Kara kapşon olduğunu, ikisininde bir ekip olduğunu söyledi.
O gün her zaman ki gibi geçer. Zaman geçer, Hackerayst, Kara kapşonu bazı eğitimlere sokar. Onu gelişimi için çalıştırır. Böyle neredeyse 1 ay geçer. Yine bir gün yorucu bir çalışma yaparlar. Çalışmadan sonra bir mola verirler. Molada ikisi birlikte sohbete dalarlar.
Kara kapşon: Usta sana Bir şey soracağım. Bizler virüs olmadan önce nerede yaşıyorduk? Burada virüslerden başka hiçbir şey yok. Yani biz nasıl buraya geldik?
Hackerayst: Bende pek bir şey bilmiyorum. Ama eski kaynaklardan bulduğum bazı şeyler var. Bizler aslında özel olarak seçilmiş kişileriz. Bizi bilinmeyen bir evrenden getirip potansiyelimizi görmek istiyorlar. Bizler virüs olarak ana virüse hizmet ediyoruz.
Kara kapşon: Ana virüs mü?
Hackerayst: Evet, bizi buraya getiren onun inanılmaz gücüdür. Onu ben bile görmedim ama onu görmek isterdim. İsmini dâhi bilmiyorum. Kendisi büyük bir liderdir. Bildiğim kadarıyla onun özel bir "yetenekli/ileri derecede olan virüsler" topluluğu var. O toplulukta genellikle onun seçtiği vürisler bulunmakta.
Kara kapşon: Peki usta biz başka bir evrenden buraya özel olarak seçildiğimize göre o evrende daha önce bir hayatımız var mıydı?
Bu soruyu duyunca anlık Hackerayst'ın tüyleri diken diken oldu.
Hackerayst: niye böyle garip şeyler sorup duruyorsun? Neyse mola bitmiştir!
Kara kapşon: Ama-
Hackerayst: eğer bir cevap istiyorsan tek şunu diyebilirim. Evet! Bence geldiğimiz evrende de bir hayatımız vardı. Ama hiç biri de umrumda değil!!
Kara kapşon: Peki o evrendeki anılarını,geçmişini hatırlıyor musun? Buraya gelmeden önce neler olduğunu? Nasıl böyle bir virüse dönüştün?
Hackerayst: Aslında biraz hatırlıyorum gibiyim.
Kara kapşon: Lütfen anlatır mısın?
Hackerayst: Tamam tamam. Zaten bu günlük bu kadar yeter. Hımm... Bir hatırlayım. Çok uzun zaman önceydi. Ben 12 yaşlarındaydım. Tabii o zamanlarda 6. Sınıf falandım. Benim bir abim vardı. İsmi Ali idi. Yanlış hatırlamıyorsam aramızda 4 yaş vardı. Kendisi lise 2'ye gidiyordu. Yani hemen hemen seninle yaşıt. Ama nedense beni başka bir isimle hitap ederdi. Bu isim herhalde oradaki asıl ismim gibi bir şey. Adım, adım Melih'ti. Bu ismi her duyunca hep bir değişik hissediyorum artık. Bana bu ismi takmayı aklından bile geçirme. Neyse devam ediyorum. Abimin iki en iyi dostu vardı. Mert ve Salih abi. Yine bir gün Abimin okulunda Veli toplantısı vardı.Olay o zaman baş göstermişti zaten. Babam işe gittiğinden ve ben ve abimin okula gittiğimiz için evde annemden başka kimse olmuyordu. Ben tek başıma evde kalmaktan korktuğum için annem ile abimin okuluna gitmiştim. Abimin okulu çok büyüktü. Ben annem ile uzun bir koridordan geçtikten sonra 2. Kata çıktık. Biraz dah yürüdük, koridorda abimin ve arkadaşlarını görmüştüm. Koşarak abime sarıldım. Abim beni görünce şaşırmıştı. Sonra da yüzünde küçük bir tebessüm belirmişti. Annem yanımıza geldi ve konuşmaya başlamıştı.
M. A: Merhaba. Gençler annelerimiz beni aradı ve onların işleri varmış. Bu yüzden gelemeyecekler. Bundan ötürü de sizi giderken ben götüreceğim.
Salih: Biz gideriz ya Yelda yenge sen hiç merak etme.
(M.A= Melih'in annesi)
M. A: Öyle olur mu canım? Hep beraber gideceğiz. Hem ben gelinceye kadar Melih'e bakar mısınız? Onu size emanet ediyorum. Toplantı tahminen 1,5 saat falan sürer herhalde. O zaman görüşürüz.
Annem koridordan okulun konferans salonuna doğru yol aldı. Daha sonra abime bakmak için arkama döndüm. Ama baktığımda ne abim ne de arkadaşlarını görebilmiştim. Anlık korkmuştum. Sonra onların konuşma seslerini duydum. Sese doğru gittim. İleride abimlerin bir odaya girdiklerini gördüm. Gizlice peşlerine takıldım. Odaya girdiğimde abim ve diğerleri yoktu. Odanın kapısını kapattım ve ışığı yaktım. İçeriyi aramaya başladım. Bu odanın bir bilgisayar odası olduğunu anlamıştım. Tam karşımda bir bilgisayar vardı. Diğerlerinden farklı olarak tek o açıktı. O bilgisayara doğru yöneldim. Bembeyaz ekranla kaplıydı. Aniden ekrana değişik bir logo belirdi ve anlamsız şekilde ışık saçmaya başladı. Gözümü açtığımda korkum çaresizliğim bir bütün oluşturmuştu. Elim ayağım tir tir titriyordu. Hemen etrafıma bakındım. Öncelikle abimi bulmalıydım ama etrafta ona dair hiç bir şey yoktu. Biraz uzakta bir kulübe gördüm. Oraya doğru endişeli adımlarla gittim. Kulübenin dibine kadar geiştim. Öyle ki içeriden konuşma sesleri fark etmiştim. İçeriyi bakmak istemiştim. Ancak boyum yetmiyordu. Ne olur ne olmaz diye kulübenin yanına gizlice saklandım. Korkuyordum. Hem de çok. Yabancı yerlerde dolaşıyordum. Başıma geleceklerden habersiz orada masumca bekledim.
Bölüm etkileşimi
