Siber gençler kitap kapağı

11. bölüm / 15

Siber gençler

11. Bölüm Siber şövalyeler yeniden gün yüzünde

Vaveyla Yazarı: Gülsüm KARAKAŞ

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: 11. Bölüm Siber şövalyeler yeniden gün yüzünde

Tarih Aralığın 15'ni göstermekteydi. Kış artık kendini gösteriyordu. Hava da oldukça soğumuştu. Emin ve diğerleri gerçek dünyada normal yaşamlarını devam ettiriyorlardı. Emin, dostları ile sabahleyin okula doğru yürüyorlardı. Herkesin keyfi yerinde gibiydi. Ahmet her zamanki gibi neşeli hâlinde, Caner ciddi görünümde ve Emin de-... Aslında Emin diğerlerine göre bugün biraz garip görüyordu. Sanki yolunda gitmeyen bir şey varmış gibi. Doğrusu asıl olan şey Emin'in aklına takılan sorulardı. "Kolumdaki saat nereden geldi?". İlk başlarda fazla önemsemiyordu. Ama günler geçtikçe aklına hep o saat geliyordu. Saati kendisi almış olsa veya biri hediye etmiş olsaydı bile hatırladı. Bilgisayar odasında kaldığı geceden beri kolundaydı. Yoksa bu saati biri mi Emin'in koluna taktı. Emin bu olaydan dolayı hep derin düşüncelere dalıyordu. Ancak sadece bu da değildi. Bir garip olay daha yaşanmıştı. Bilgisayar odası olayından 3 gün sonra Emin o gün giydiği eşofmanının cebinden kolundakine oldukça benzeyen 2 tane daha saat bulmuştu. Evde saatleri annesinin elimine geçirtmemek için çantasının gizli bölmesine sakladı. Ama o saatlerle ne yapabilirdi ki?
Caner: Emin, Niçin böyle kara kara düşünüyorsun? Bir şey mi oldu?
Emin dalgınlığından çıktı ve Caner'e doğru döndü.
Emin: Yok bir şey.
Ahmet: Kesin Nevzat Hocanın bugün yapacağı testi düşünüyordur.
Emin: O bugün müydü?
Ahmet: Unuttun mu? Hoca daha 3 gün önce söyledi. Nasıl hemen unuttursun. Neyse okula erken gidersek birazcık daha çalışabiliriz.
Emin: Nasıl unuturum ki? Herhalde kafam son zamanlarda çok dağınık, sırf o yüzdendir.
Ahmet: Aaaaa!! Şimdi hatırladım.
Caner: Neyi?
Ahmet: Şapşik. Bugün ne?
Caner: Ayın 15'i.
Emin: Senin doğum günün.
Ahmet: Tam on iki'den Emin. Caner, hiç insan kendi doğum gününü unutur mu?
Caner: Ahmet sana kaç defa söyleyeceğim. Ben doğum günlerini sevmem.
Ahmet: Bir gün kutlamamıza izin versen olacak. Senle tanıştığımızdan beri doğum günlerinden nefret ediyorsun. Nedenini soruncada hep aynı cevap. Doğum günleri küçük çocuklar içindir falan filan. Ona bakarsan aramızdaki en küçükde sensin. 15 yaşına daha yeni girdin.
Caner: Sizden sadece 7-8 ay küçüğüm. İkiniz şanslısınız. Biriniz Nisan'da, diğeriniz Mayıs'ta doğdu. Ben ise Aralığın ortasında kaldım.
Emin: Merak etme Canerciğim. Abilerin senin için sadece iyi olanı düşünüyor.
Caner: Biraz daha yaşımla dalga geçerseniz ikinizide dövcem. Kimsede elimden sizi alamayacak.
Ahmet: Hooop! Sakin ol! Sakin ol abisinin gülü. Böyle gidersen kötü yollara düşersin bak. Dövcem falan sana yakışmıyor. Özellikle de böyle uslu, zeki biriyken.
Caner: Ahh!... Bir sizin dalga geçmeleriniz, bir kimya testi, bir doğum günü falan iyice mide bulandırıcı bir gün. Tüm nefret ettiğim şeyleri aynı anda yaşamak sizce de böyle sinir hastası olmam mümkün değil mi?
Emin: Tamam, Özür dileriz. Biraz üstüne gittik diye triplenme hemen.
Üçüde tatlı sohbetlerini ederek sonunda okula varırlar. Sınıfa girdikleri gibi zil çalar. Artık test için Emin'in tek umudu şans ve kafasındaki kalan bilgilerdi. Ders başladığı gibi test kağıtları dağıtıldı. Tüm ders boyunca, tüm öğrenciler zorlandılar. Zil çaldığı gibi kağıtlar geri toplandı. Herkes büyük bir Oh çekmişti. Çünkü tüm okulun korktuğu Nevzat Hocanın testini bitirmişlerdi. Neden hocadan herkes korkuyor diye sormayın. İlle de neden isterseniz tek neden testleri ve yazılı sınavları normalden biraz zorlayıcı olmasından kaynaklı. Emin ve diğerleri için test gayet iyi gitmiş gibi görünüyordu.

Öğle yemeği zili çalar. Sınıfta neredeyse herkes çıkar. Emin kara kara düşündü. Daha öncden bulduğu saatleri çantasının gizli bölmesinden eline alır. Sonra da beraber sohbet eden Caner ve Ahmet'in yanına gider.
Emin: Çocuklar size bir şey söylemem gerek.
Ahmet: bir şey mi var?
Emin: İkinize de vermek istediğim küçük bir hediyem var. Eğer kabul ederseniz-
Ahmet: Tabii ki de! Hediyeleri kim hayır diyebilir ki? Ahh!... Doğru. Ancak Caner redde-
Caner: Peki, Kabul ediyorum. Ama sırf dostumsun diye.
Ahmet: Ben rüya görüyorum herhalde. Gerçekse ses kaydı falan alan var mı?
Caner: Abartma! Evet normalde annem teyzem ve sen dışındaki pek çok hediyeyi kabul etmem. Edersem de fazla rastlanacak bir şey değil bu. Emin, senle ortaokuldan beri dostuz. Ancak Ahmet ile ilkokuldan beri en iyi dostuz. Yani seninle Ahmet kadar yakın değilim. Yani şunu demek istiyorum. Ben genellikle aşırı yakınım vermediği sürece pek hediyeyi kabul edemiyorum. Bu benim değişik bir huyum. Ancak son yıllarda gerçektende çok yakınlaştık. Ve o yüzden hediyeni kabul ediyorum.
Emin: Hahh! Ah... en son ne diyorduk.
Caner: Sen beni dinliyor musun? Yarım saat ben sana ne anlatmaya çalışıyorum.
Ahmet: Her zaman ki Emin işte. Boşver Caner. Hadi artık geç kalmadan hediyeleri ver de yemek yemeğe gidelim.
Emin: Haklısın Ahmet.
(Emin elindeki saatleri Ahmet ve Caner'e uzatır. Onlarda Emin'in elinden alırlar ve kollarına takarlar.)
Caner: Hadi o zaman gidelim.
Siber gençler, öğle yemeği için yemekhaneye gittiler. Kısa zamanda yemeklerini bitirdiler ve sınıflarına yöneldiler. Siber gençler beraberce koridorda yürürlerken Emin bilgisayar odasının kapısının açık olduğunu fark eder. Emin arkadaşlarının yanından ayrılarak bilgisayar odasına gider. Tam kapının kolunu tutup, kapıyı kapatacakken, Emin bir bilgisayarın açık olduğunu görür. Bilgisayarı kapatmak için bilgisayarın yanına doğru gider. Diğerleri Emin'in arkasından gelerek, Emin'in ne yapmaya çalıştığı anlamaya çalışıyorlardı. Emin resmen bilgisayar ile göz göze gelmişti. Bilgisayarı kapatmaya çalıştı. Garip olan bir şey vardı. Bilgisayarın ekranı bembeyazdı. Caner ve Ahmet bilgisayarı kapatmaya çalışan Emin'in yanına kadar gelirler.
Aniden kapı kapanır ve çıkan ses ile üçü birden irkilir. Ama rüzgardan kapanmıştır diye kimse umursamadı. Emin bir süre bilgisayarı kurcaladı ama hiç bir şey yapamadı. Sonra, aniden ekrana değişik değişik şeyler çıkmaya başladı. Ekranda büyük ve değişik bir simge, bir logo gibi. Bilgisayarın ekranından ışıklar saçılmaya başladı. Emin ve diğerleri olduğu yerde kalakalmışlardı. O andan sonra Siber gençler bilgisayarın içine ışınlanarak Siber Dünyaya tekrar gelmişlerdi. Siber gençler kulübenin içine ışınlanmışlardı. Sanki gerçek dünyada tüm yaşadıkları bir rüya misaliydi. Neredeyse her şeyi geri siber dünyaya dönünce hatırlamışlardı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

79okunma 13beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.