6. bölüm · sevgilim
6
Gözlerimi açtığımda ilk hissettiğim şey korku değildi.Kararlılıktı.Bu evden çıkacaktım.
Ne kadar zaman alırsa alsın, kaçmak için bir yol bulacaktım.
Başımı yavaşça kaldırıp odayı inceledim. Gece boyunca neredeyse hiç uyumamıştım iki gündür uykusuz ve açtım.Demir beni buraya getirdiğinden beri zihnim aynı sorunun etrafında dönüp duruyordu.
Nasıl çıkacağım?
Kapıya baktım.
Sonra pencereye.
Pencerenin önüne gidip perdeyi araladım. Aşağıda geniş bir bahçe vardı. Yüksek duvarlar, demir bir kapı ve kapının önünde duran ordu gibi korumalar.
Tek başıma çıkmam kolay olmayacaktı.
Ama imkânsız da değildi.
Perdeyi bıraktım.
Tam o sırada kapının dışından ayak sesleri geldi.
Hemen yatağa döndüm.
Kapı açıldı.
Demir.
Üzerinde siyah bir gömlek vardı. Elindeki kahveyi masaya bırakıp bana baktı.
— Uyandın.
Sanki uyudum ya.
Cevap vermedim.
— Kahvaltı aşağıda.
— İstemiyorum.
Kaşını hafifçe kaldırdı.
— Açsın.
— Değilim.
Demir birkaç saniye yüzüme baktı.
— Ece beni arıyordur.
— Biliyorum evet.
Başımı kaldırdım.
— Nereden biliyorsun?
— Telefonun bende.
Aptal kafam doğru ya.
Kalbim hızlandı.
Demir cebinden telefonumu çıkarıp masanın üzerine bıraktı.
Bir an gözlerim telefona takıldı.
Sonra ona.
— Ver.
— Hayır.
— Demir!
— Sesini yükseltme.
Ayağa kalktım.
— Bana ne yapacağımı söyleyemezsin!
Aramızdaki mesafe birkaç adım kadardı.
Demir bana doğru geldiğinde geri çekildim.
Bunu fark etti bir adım daha atıp belimi tutup kendine çekti.
— Benden korkuyormusun.
— Korkmamam için bir sebep bırakmadın.
Gözleri yüzümde gezindi.
— Sana zarar vermeyeceğim.
— Beni kaçırdın.
— çünkü seviyorum.
— Ben sevmiyorum!.
Sözlerim odanın içinde yankılandı.
Demir'in çenesi gerildi.
Bir süre hiçbir şey söylemedi.
Sonra kapıya yöneldi.
— Kahvaltını gönderiyorum.
Kapıyı açtı.
Tam çıkacakken durdu.
— Miray...
Baktım.
— Kaçmayı düşünüyorsan vazgeç.
Kalbim hızlandı nerden anladı şimdi bu.
-Ne?
Demir'in bakışları sertleşti.
— Çünkü seni tekrar bulurum.
Kapı kapandı.
Nefesimi tuttum.
Sonra yatağın kenarına oturdum.
Beni bulamaz.
Bunu kendime söylemem gerekiyordu.
Çünkü başka seçeneğim yoktu.
---
Öğleye doğru evin içindeki hareketliliği izlemeye başladım.
Kim, hangi saatte nereden geçiyordu?
Kapı ne zaman açılıyordu?
Korumalar ne zaman değişiyordu?
Mutfaktan bahçeye çıkan başka bir kapı vardı.
Onu daha önce fark etmemiştim.
Önümdeki koridordan geçerken mutfağın kapısı açık kaldı. İçeride çalışan kadınlardan biri bahçeye çıkıp birkaç dakika sonra geri döndü.
Kapı kilitlenmemişti.
Aklımda hemen bir plan oluştu.
Oradan çıkabilirim.
Ama hemen harekete geçmedim.
Bekledim.
Önce evdeki düzeni öğrenmeliydim.
Tam merdivenlerden inerken Kaan'la karşılaştım.
Beni görünce durdu.
— Miray.
— Sen..
Demir'in arkadaşı olduğunu biliyordum.
Kaan'ın yüzünde diğerlerinden farklı bir ifade vardı. Daha sakin, daha ölçülüydü.
— Bir şeye ihtiyacın var mı?
— Evden çıkmaya.
Kaan sustu.
Gözlerime baktı.
— Bunu yapamam.
— Yapamazsın mı, yapmak istemiyor musun?
Kaan cevap vermedi.
Ben de daha fazla üstelemedim.
Çünkü artık biliyordum.
Bu evde herkes Demir'den çekiniyordu.
Ben de çekiniyordum.
Ama korkum, buradan çıkma isteğimden daha büyük değildi.
---
Akşam olduğunda fırsat kendiliğinden geldi.
Demir evde değildi.
Kaan ve Tarık ile dışarıdaydı.
Koridorda kimse yoktu.
Mutfak kapısı açıktı.
Kalbim göğsümden çıkacakmış gibi atıyordu.
Yavaşça yürüdüm.
Bir adım.
Sonra bir adım daha.
Bahçeye açılan kapıya ulaştım.
Elimi kapı koluna koydum.
Lütfen...
Kapıyı açtım.
Bahçeye çıktığım anda ciğerlerime dolan hava bile farklı geldi.
Koşmaya başladım.
Çok uzaklaşmadan önce arkamdan bir ses duyuldu.
— Miray!
Donup kaldım.
Arkamı döndüm.
Demir bahçenin diğer ucunda duruyordu.
Nasıl?
Az önce evde değildi.
Göz göze geldik.
Ben bir saniye bile düşünmeden tekrar koşmaya başladım.
Ama birkaç adım sonra Demir önümdeydi.
Kolumdan tuttu.
— Bırak beni!
Kurtulmaya çalıştım.
— Miray, sakin ol.
— Bırak!
— Kendini yaralayacaksın.
— Umurumda değil!
Demir'in eli gevşedi.
Ben de hemen kolumu çekip ondan uzaklaştım.
Gözlerim dolmuştu ama ağlamayacaktım.
— Bir gün kaçacağım.
Demir bana baktı.
—Unut o düşünceyi.
—neden hâlâ beni burada tutuyorsun?
Bir an sustu.
— Çünkü gitmeni istemiyorum.
Başımı iki yana salladım.
— Senin istememen, benim kalacağım anlamına gelmiyor.
Demir'in yüzünde ilk kez kararsız bir ifade belirdi.
Ben ise içimden tek bir şey geçiriyordum:
Bu sadece ilk denemeydi.
Bir dahaki sefere daha hazırlıklı olacaktım....
