26. bölüm · sevgilim

25

Derink 🌹

Dün gece birlikte Demir ile kalmıştı.
Gözlerini açtığında Demir yanında değildi.
Yatağın boş olan tarafına birkaç saniye baktı. Yastık hâlâ sıcaktı. Demir belli ki çok kısa süre önce kalkmıştı.

Miray yavaşça doğruldu.
Miray: "Bu adam nereye gitti sabah sabah?"

Üzerine ince bir şey geçirip odadan çıktığında evin sessizliği dikkatini çekti.
Demir salonda telefonla konuşuyordu.
Miray görünür görünmez telefonunu biraz aşağı indirdi.

Demir: "Tamam, sonra konuşuruz."
Miray şüpheyle gözlerini kıstı.

Miray: "Kiminle konuşuyordun?"
Demir telefonunu cebine koydu.

Demir: "İş."
Miray: "Sabahın bu saatinde mi?"

Demir: "İşim sabah da var, gece de."
Miray dudaklarını büzdü.

Miray: "Şüpheli davranıyorsun."
Demir ona doğru yaklaşıp beline sarıldı.
Demir: "Her davranışımı sorgulamayacak mısın?"
Miray: "Sorgulayacağım."

Demir gülümser gibi oldu.
Demir: "Ne güzel."

Miray: "Dalga geçme benimle."
Demir alnına kısa bir öpücük bıraktı.
Demir: "Hadi hazırlan. Kahvaltı yapacağız."

Miray onun gözlerine baktı.
Bir şeyler sakladığı belliydi.
Ama ne olduğunu anlayamıyordu.

---

Demir birkaç saat sonra evden ayrıldı Miray eve gitmişti.
Miray ise Ece ve diğer kızlarla salonda oturuyordu.

Telefonuna baktığında Demir’den gelen mesajı gördü.
Demir: Bugün beni çok merak etme.

Miray kaşlarını çattı.
Hemen cevap yazdı.
Miray: Bu ne demek şimdi?
Cevap çok geçmeden geldi.

Demir: Akşam anlarsın.
Miray:

Miray: Demir, beni sinir etme.
Bu kez cevap gelmedi.
Miray telefonuna bakarak söylendi.

Miray: "Kesin bir şey çeviriyor."
Ece hemen yanına oturdu.
Ece: "Tamam, yeter. Hadi hazırlanıyoruz."

Miray şaşkınlıkla ona baktı.
Miray: "Nereye?"

Ece: "Gezmeye."
Miray: "Durduk yere mi?"

Ece: "Evet, durduk yere."
Miray gözlerini kıstı.

Miray: "Siz benden bir şey saklıyorsunuz."
Ece: "Yok."

Miray: "Kesin saklıyorsunuz."
Ece Miray’ın elinden tuttu.

Ece: "Hadi Miray, bütün gün evde oturacak değiliz."

---

Kızlar Miray’ı gün boyunca bir an bile yalnız bırakmadı.
Önce birlikte dışarı çıktılar.
Sonra bir kafeye oturdular.
Ardından mağazaları gezdiler.

Miray her fırsatta telefonuna bakıyor, Demir’den bir mesaj bekliyordu.
Ama Demir ortalıkta yoktu.

Öğleden sonra telefon çaldığında Miray hemen açtı.
Demir: "Ne yapıyorsun?"
Miray: "Seni bekliyorum."

Demir’in sesi bir an yumuşadı.
Demir: "Akşama kadar bekle."

Miray: "Beni meraktan öldüreceksin."
Demir: "Dayanırsın."

Miray: "Hayır, dayanamam. Ne yapıyorsun?"
Demir: "Söylemem."

Miray: "Demir!"
Demir: "Akşam hazır ol. Güzel ol."

Miray şaşkınlıkla Ece’ye baktı.
Miray: "Bu ne demek şimdi?"
Demir: "Sadece dediğimi yap."
Miray: "Nereye gidiyoruz?"

Demir: "Sürpriz."
Telefon kapandı.

Miray bir süre ekrana baktı.
Ece gülümsemesini saklamaya çalışıyordu.

Miray bunu fark etti.
Miray: "Ece..."

Ece: "Efendim?"
Miray: "Sen biliyorsun."

Ece: "Neyi?"
Miray: "Bir şey biliyorsun."

Ece ayağa kalktı.
Ece: "Hadi."

Miray: "Nereye?"
Ece: "Seni hazırlamaya."

Miray derin bir nefes verdi.
Miray: "Gerçekten sizden şüpheleniyorum."

---

Aynı saatlerde Demir, Kaan, Tarık ve Barış organizasyonun yapılacağı yerdeydi.

Her yer özenle hazırlanmıştı
Yerde küçük ışıklar uzanıyor, çevrede mumlar yanıyordu.

Güllerle hazırlanmış yolun sonunda, ışıklarla süslenmiş romantik bir alan vardı.

Tarık elindeki süslemeye bakarak başını iki yana salladı.
Tarık: "Demir Kaya'nın böyle şeyler yapacağını bana yıllar önce söyleseler inanmazdım."

Demir ona sert bir bakış attı.
Demir: "Konuşmayı kes de şunu düzelt."

Tarık gülerek süslemeyi düzeltti.
Kaan etrafına bakıp memnuniyetle başını salladı.

Kaan: "Güzel oldu."
Barış heyecanla konuştu.

Barış: "Miray yenge kesin ağlar."
Demir bir an durdu.

Barış’a döndü.
Demir: "Ağlatmayacağız."

Tarık hemen araya girdi.
Tarık: "Mutluluktan ağlar oğlum."

Demir’in yüzündeki sert ifade biraz yumuşadı.
Demir: "Ağlarsa..."

Sözünü tamamlamadı.
Kaan gülümseyerek ona baktı.

Kaan: "Sen daha şimdiden heyecanlısın."
Demir: "Değilim."

Tarık: "Öylesin."
Demir: "Tarık."

Tarık ellerini kaldırdı.
Tarık: "Tamam, sustum."

Ama birkaç saniye sonra tekrar konuştu.
Tarık: "Yalnız yüzün bembeyaz."

Demir bu kez gerçekten sinirli bir bakış attı.
Kaan kahkaha attı.

Kaan: "Bırak adamı. İlk defa böyle bir şey yapıyor."
Demir etrafa baktı.
Her şey kusursuz olmalıydı.

Çünkü bu gece, Miray’a hayatındaki en önemli soruyu soracaktı.

---

Hava kararmaya başladığında kızlar Miray’ı eve getirdi.
Ece odasına girip hazırladığı elbiseyi çıkardı.

Miray şaşkınlıkla baktı.

Miray: "Bu ne?"

Ece: "Giyeceğin elbise."

Miray: "Ben bunu ne zaman aldım?"

Ece bir an durdu.

Ece: "Şey..."

Miray kollarını bağladı.

Miray: "Ece."

Ece gülmeye başladı.

Ece: "Tamam, soru sorma. Sadece hazırlan."

Miray istemese de elbiseyi giydi.

Saçları özenle yapıldı.

Hafif bir makyaj yapıldı.

Aynanın karşısına geçtiğinde kendini uzun uzun süzdü.

Miray: "Nereye gidiyoruz gerçekten?"

Ece arkasında durdu.

Ece: "Birazdan görürsün."

Miray içinden geçen heyecanı bastıramıyordu.

Demir bütün gün gizemli davranmıştı.

Şimdi ise onu böyle hazırlatıyorlardı.

Kalbi sebepsizce hızlanmaya başlamıştı.

---

Bir süre sonra arabaya bindiler.

Miray camdan dışarı bakarken sürekli Ece’ye sorular soruyordu.

Miray: "Daha çok mu var?"

Ece: "Az kaldı."

Miray: "Demir orada mı?"

Ece: "Bilmiyorum."

Miray hemen ona döndü.

Miray: "Yalan söylüyorsun."

Ece: "Miray!"

Miray gülmeye başladı.

Araba sonunda durdu.

Ece Miray’a döndü.

Ece: "İn."

Miray etrafına baktı.

Miray: "Burası neresi?"

Ece gülümsedi.

Ece: "Yürü."

Miray arabadan indi.

İlk başta hiçbir şey göremedi.

Sonra ileride yanan ışıkları fark etti.

Bir adım attı.

Ardından bir adım daha.

Kalbi artık daha hızlı atıyordu.

Işıkların olduğu yere yaklaştıkça yerdeki gülleri gördü.

Miray yavaşladı.

Ece arkasında kalmıştı.

Miray tek başına ilerliyordu.

Sonunda başını kaldırdığında...

Demir’i gördü.

Siyah takım elbisesiyle karşısında duruyordu.

Miray olduğu yerde kaldı.

Demir birkaç saniye boyunca sadece ona baktı.

Gözlerinde alışık olduğu o sert bakış yoktu.

Bu kez başka bir şey vardı.

Heyecan.

Ve büyük bir sevgi.

Miray’ın gözleri dolmaya başladı.

Miray: "Demir..."

Tam o anda...

PAT! PAT! PAT!

Konfetiler bir anda patladı.

Miray korkuyla irkildi.

Ardından kahkahalar duyuldu.

Kaan, Tarık ve Barış ellerinde konfeti tüpleriyle ortaya çıktılar.

Tarık: "Sürpriz!"

Barış heyecanla alkışlamaya başladı.

Kaan gülümseyerek Demir’e baktı.

Miray ağlamakla gülmek arasında kalmıştı.

Demir ona doğru birkaç adım attı.

Miray: "Sen..."

Demir karşısında durdu.

Demir: "Evet, ben."

Miray: "Bütün gün bunun için mi böyle davrandın?"

Demir: "Şüphelendin mi?"

Miray gözyaşlarını silerek gülümsedi.

Miray: "Çok."

Demir bir an cebine dokundu.

Miray’ın bakışları değişti.

Demir küçük kutuyu çıkardığında Miray nefesini tuttu.

Demir kutuya birkaç saniye baktı.

Sonra tekrar Miray’ın gözlerine.

Demir: "Hayatımda çok şeyin olacağını düşünmüştüm."

Miray sessizce onu dinliyordu.

Demir: "Ama senin olacağını düşünmemiştim."

Miray’ın gözlerinden bir damla yaş süzüldü.

Demir devam etti.

Demir: "Sonra çıktın karşıma."

Bir an durdu.

Demir: "Beni hayatının en zor insanı yaptın belki."

Miray gözyaşlarının arasından güldü.

Miray: "Belki mi?"

Demir’in dudaklarında küçük bir gülümseme oluştu.

Demir: "Ama hayatımdaki en güzel şey de sen oldun."

Miray artık ağlıyordu.

Demir onun gözlerinin içine bakarak konuştu.

Demir: "Seninle kavga ettim. Seni kızdırdım. Bazen seni kaybetmekten korktuğum için yanlış davrandım."

Miray’ın bakışları yumuşadı.

Demir: "Ama bir şeyi hiçbir zaman değiştirmedim."

Miray: "Neyi?"

Demir bir adım daha yaklaştı.

Demir: "Seni sevmeyi."

Etraftaki herkes sessizleşmişti.

Demir yavaşça diz çöktü.

Miray iki eliyle ağzını kapattı.

Demir kutuyu açtı.

İçindeki yüzük ışıkların altında parladı.

Demir’in sesi bu kez daha kısık çıktı.

Demir: "Benimle evlen, Miray."

Miray gözyaşları içinde başını salladı.

Ama Demir cevap bekliyordu.

Demir: "Sadece başını sallama. Duyacağım."

Miray gülerek ağladı.

Miray: "Evet."

Demir’in gözleri bir an kapandı.

Miray daha yüksek sesle konuştu.

Miray: "Evet Demir..
Demir birkaç saniye olduğu yerde kaldı.
Sanki bütün gece boyunca tuttuğu nefesini şimdi bırakmıştı.

Gözlerini Miray’dan ayırmadan ayağa kalktı. Yüzündeki o sert ifade tamamen kaybolmuş, yerini tarifsiz bir mutluluk almıştı.

Miray gözyaşlarının arasından ona bakarken Demir yavaşça elini tuttu.

Demir: "Bir daha söyle."

Miray şaşkınlıkla güldü.

Miray: "Ne?"

Demir: "Evet dediğini."

Miray başını iki yana sallayıp güldü.
Miray: "Evet."

Demir: "Bir daha."

Miray: "Demir!"

Demir gülümsedi.
Demir: "Duymak istiyorum."

Miray gözlerini silip ona biraz daha yaklaştı.
Miray: "Evet Demir

Demir sonunda dayanamayıp Miray’a sarıldı ve etrafında döndürdü.
Miray da kollarını onun boynuna doladı.

O sırada arka taraftan alkış ve kahkahalar yükseldi.
Ece: "Nihayet!"

Kaan: "Abi, sonunda rahat bir nefes alabilirsin."
Barış: "Ben başından beri kabul edeceğini biliyordum."
Tarık: "Sen başından beri hiçbir şey bilmiyordun."

Barış: "Biliyordum."
Ece: "Bilmiyordun."
Barış: "Biliyordum dedim."

Herkes gülerken Demir, Miray’dan ayrıldı ve cebinden küçük kutuyu çıkardı.
Miray şaşkınlıkla kutuya baktı.
Miray: "Yüzük…"
Demir: "Elini ver."
Miray titreyen elini uzattı.

Demir yüzüğü dikkatlice parmağına taktı.
Miray birkaç saniye yüzüğüne baktı.
Sonra başını kaldırıp Demir’e baktı.

Miray: "Çok güzel."
Demir: "Senin kadar değil."
Miray’ın yüzünde utangaç bir gülümseme oluştu.

Ece hemen yanlarına geldi.
Ece: "Dur, dur! Ben yüzüğü görmeden hiçbir yere gitmiyorsunuz."

Miray elini uzattı.
Ece yüzüğe bakıp gözlerini büyüttü.
Ece: "Miray, çok güzel!"
Kaan: "Üç saat bunun için uğraştık."

Miray: "Üç saat mi?"
Kaan bir anda sustu.
Demir ona sertçe baktı.

Kaan: "Ben hiçbir şey söylemedim."
Tarık gülmeye başladı.

Tarık: "Bütün gün Miray'ı oyalamak için neler yaptığınızı anlatayım mı?"

Ece: "Tarık!"
Tarık: "Tamam, sustum."
Miray kahkahalar arasında başını iki yana salladı.

Miray: "Hepiniz birleşmişsiniz."
Demir: "Mecburduk."
Miray: "Neden?"

Demir ona bakıp gülümsedi.
Demir: "Sürpriz olsun istedim."

Miray’ın gözleri yeniden doldu.
Miray: "Oldu."

Demir: "Beğendin mi?"
Miray: "Çok."

Demir elini tuttu.
Demir: "O zaman iyi."

Bir süre herkes kendi arasında konuşurken uzaklaştı .Miray ve Demir biraz geride kaldı.

Müzik yavaşlamıştı.
Miray parmağındaki yüzüğe bakıp sessizce gülümsüyordu.

Demir: "Mutlu musun?"
Miray başını kaldırdı.

Miray: "Çok."
Demir: "Pişman değilsin dimi?"

Miray hemen onun elini tuttu.
Miray: "Hayır."

Demir: "Korkmuyor musun?"
Miray birkaç saniye düşündü.

Miray: "Biraz."
Demir: "Ben de."

Miray şaşırdı.
Miray: "Sen mi?"

Demir hafifçe gülümsedi.
Demir: "Seni kaybetmekten korkuyorum."
Miray’ın bakışları yumuşadı.

Miray: "Beni kaybetmeyeceksin."
Demir: "Söz mü?"

Miray: "Söz."
Demir onun alnına küçük bir öpücük kondurdu.

Tam o sırada gökyüzünde birkaç havai fişek patladı.
Miray şaşkınlıkla başını kaldırdı.

Miray: "Demir…"
Demir: "Daha bitmedi."

Miray gülerek ona döndü.
Miray: "Daha ne yaptın?"

Demir sadece gülümsedi.
Demir: "Bu geceyi unutamayacağın bir gece yapmak istedim."

Miray onun elini sımsıkı tuttu.

Miray: "Zaten unutamam."

Demir: "Neden?"

Miray gözlerinin içine bakarak cevap verdi.

Miray: "Çünkü hayatımda ilk defa geleceği düşününce korkmak yerine heyecanlanıyorum."
Demir’in yüzündeki gülümseme büyüdü.

Demir: "O zaman doğru yerdeyiz."
Demir belinden Tutup kendine çekti ve öpmüştü Miray parmak uçlarında yükseldi demirin elleri onun belinde onun elleri boyundaydı...

Ve o gece, herkesin kahkahaları arasında, ikisinin hayatında yeni bir sayfa açıldı....