12. bölüm / 28
sevgilim12
Bölümler 28Şu an: 12
- 1 1549 kelime
- 2 2713 kelime
- 3 3.676 kelime
- 4 4478 kelime
- 5 5506 kelime
- 6 6624 kelime
- 7 7734 kelime
- 8 8473 kelime
- 9 9531 kelime
- 10 10552 kelime
- 11 11809 kelime
- 12 12621 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 13605 kelime
- 14 141.068 kelime
- 15 15637 kelime
- 16 16542 kelime
- 17 17692 kelime
- 18 18651 kelime
- 19 19730 kelime
- 20 20682 kelime
- 21 21709 kelime
- 22 22605 kelime
- 23 23647 kelime
- 24 24544 kelime
- 25 251.554 kelime
- 26 261.751 kelime
- 27 271.093 kelime
- 28 28616 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Son birkaç gündür evin içinde tuhaf bir sessizlik vardı.
Demir hâlâ her zamanki gibi Miray’ın yanındaydı. Sabah kahvaltısında karşısına oturuyor, ilaçlarını zamanında alıp almadığını soruyor, akşamları odasına uğramadan önce kapının önünde birkaç saniye bekliyordu.
Ama Miray değişmişti.
Artık ona karşı eskisi kadar sert değildi.
Demir bunu fark etmişti.
O sabah odanın kapısını açtığında Miray pencerenin önünde oturuyordu. Elindeki kahve fincanını masaya bıraktı ve ona baktı.
"Uyandınmı."
Demir kaşlarını hafifçe kaldırdı.
"Uyandım."
Miray ilk kez ondan gözlerini kaçırmadan gülümsedi.
"Gel."
Demir birkaç saniye yerinden kıpırdamadı.
"Nereye?"
"Buraya."
Miray yatağın kenarındaki boş yeri gösterdi.
Demir yavaşça yanına oturdu.
"İyi misin?"
"İyiyim."
"Bir şey mi oldu?"
Miray başını iki yana salladı.
"Hayır. Sadece... sana kızmaktan yoruldum."
Demir'in yüzündeki ifade değişti.
Miray bunu görünce devam etti.
"Son zamanlarda benim için çok şey yaptın."
"Yapmam gerekeni yaptım."
"Belki de."
Kısa bir sessizlik oldu.
Miray onun ellerine baktı. Sonra elini uzatıp Demir'in parmaklarına dokundu.
Demir bir an nefesini tuttu.
Miray'ın bunu isteyerek yapması onun için beklenmedik bir şeydi.
"Demir..."
"Efendim?"
"Bir gün beni gerçekten bırakır mısın?"
Demir'in yüzündeki yumuşak ifade kayboldu.
"Hayır."
Miray gülümsemeye çalıştı.
"Biliyorum."
Bu kez sesindeki kırgınlık daha gerçekti.
Demir onun elini tuttu.
"Kaçmayı düşünmüyorsun artık, değil mi?"
Miray birkaç saniye sustu.
Sonra başını onun omzuna yasladı.
"Hayır."
Bu tek kelime Demir'in bütün şüphelerini dağıtmaya yetmişti.
Miray gözlerini kapattı.
İçinden ise aynı cümleyi tekrar ediyordu.
Biraz daha sabret.
Demir'in güvenini kazanması gerekiyordu.
Ve bunu yapacaktı.
---
Günler böyle geçti.
Miray artık Demir'le konuşuyor, yemek masasında onunla sohbet ediyor, bazen birlikte film izliyordu.
Hatta bir akşam Demir mutfaktan geldiğinde Miray ona çay uzattı.
"Senin."
Demir bardağa, ardından Miray'a baktı.
"Benim mi?"
"Evet."
"Teşekkür ederim."
Miray omuz silkti.
"Abartma."
Demir gülümsedi.
"Sen bana çay yaptın. Bence abartabilirim."
Miray da gülümsedi.
İçinde ise kalbi hızla çarpıyordu.
Çünkü artık Demir'in davranışlarını gözlemliyordu.
Ne zaman evden çıkıyordu?
Kimler evde oluyordu?
Hangi saatlerde koridorlar sessizleşiyordu?
Ve en önemlisi...
Demir ne zaman ona gerçekten güveniyordu?
Cevabı birkaç gün sonra almıştı.
Bir gece Demir yatağın kenarında otururken telefonu çaldı.
Önemli bir işti.
Miray sessizce onu izledi.
Demir konuşmasını bitirdiğinde ayağa kalktı.
"Sabah erkenden çıkmam gerekiyor."
Miray başını kaldırdı.
"Ne kadar?"
"Bir iki saat."
Miray'ın kalbi hızlandı.
"Ben uyurken mi gideceksin?"
Demir ona baktı.
"Muhtemelen."
Miray hafifçe gülümsedi.
"Tamam."
Demir yanına gelip alnına bir öpücük bıraktı.
"Bir şey olursa beni ara."
Miray başını salladı.
"Ararım."
Demir odadan çıktı.
Kapı kapandığında Miray'ın yüzündeki gülümseme silindi.
İşte beklediği an gelmişti.
---
Sabah olduğunda ev her zamankinden daha sessizdi.
Miray hazırlığını önceden yapmıştı.
Yanına yalnızca gerçekten ihtiyaç duyacağı birkaç şeyi aldı.
Kapının önünde durdu.
Bir an tereddüt etti.
Ya yakalanırsa?
Ya Demir geri dönerse?
Ya özgürlüğüne ulaşamadan her şey yeniden başlarsa?
Gözlerini kapattı.
"Bu kez olmayacak."
Kapıyı sessizce açtı.
Koridora çıktı.
Kalbi göğsünden fırlayacak gibiydi.
Bir adım.
Sonra bir adım daha.
Evin çıkışına ulaştığında durdu.
Kapının koluna uzandı.
Ve çevirdi.
Kapı açıldı.
Miray birkaç saniye olduğu yerde kaldı.
Sonra dışarı çıktı.
Soğuk hava yüzüne çarptığında gözleri doldu.
Uzun zamandır ilk kez gökyüzünü böyle özgürce görüyordu.
Koşmaya başladı.
Arkasına bakmadan.
---
Saatler sonra Demir eve döndüğünde ilk fark ettiği şey sessizlik oldu.
"Miray?"
Cevap gelmedi.
Kaşları çatıldı.
Yukarı çıktı.
Odaya girdi.
Yatak boştu.
Demir birkaç saniye hareket etmedi.
Sonra gözleri odanın her köşesinde dolaştı.
"Miray?"
Bu kez sesi daha sertti Demir'in yüzündeki bütün renk çekildi.
Telefonunu çıkardı.
Miray'ı aradı.
Kapalıydı.
Bir kez daha aradı.
Yine aynı cevap.
Demir telefonu yavaşça indirdi.
Gözlerini kapattı.
O son günleri düşündü.
Miray'ın gülümsemesini.
Ona çay getirmesini.
Elini tutmasını.
"Kaçmayı düşünmüyorum," deyişini.
Demir acı bir şekilde güldü.
"Demek hepsi yalandı."
Odanın ortasında tek başına kaldı.
İlk kez Miray'ın gerçekten elinden kayıp gittiğini hissediyordu.
Ve Miray ise saatlerdir ilk kez özgürdü.
Ama arkasında bıraktığı adamı çok iyi tanıyordu.
Demir Kaya vazgeçen biri değildi.
Bu yüzden Miray'ın kaçışı, hikâyenin sonu değil...
asıl kovalamacanın başlangıcıydı...
Bölüm etkileşimi
