4. bölüm · sevgilim
4
Prova bittiğinde saat gece yarısını çoktan geçmişti.
Mekân yavaş yavaş boşalırken Ece çantasını omzuna takıp bana döndü.
— Hadi, çıkalım.
— Sen çık. Ben üzerimi değiştireceğim.
— Seni bekleyeyim.
— Ece, on dakika sürmez. Sen git, ben hemen gelirim.
Bana birkaç saniye baktı.
— Eve gelince ara.
— Tamam.
Ece çıktıktan sonra hazırlık odasına geçtim. Üzerimi değiştirip çantamı aldım ve mekânın arka kapısından dışarı çıktım.
Sokak sessizdi.
Telefonumu çıkarıp Ece'yi arayacaktım ki arkamdan gelen sesle durdum.
— Tek başına çıkman hiç iyi olmadı.
Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım.
Demir.
Yavaşça arkamı döndüm.
Siyah aracının yanında duruyordu.
— Sen hâlâ burada mısın?
— Seni bekliyordum.
— Bunu yapmayı bırak.
— Neyi?
— Beni beklemeyi. Beni takip etmeyi. Her yerde karşıma çıkmayı.
Demir birkaç adım attı.
— Sana zarar vermek gibi bir niyetim yok.
— Ama beni rahat bırakmak gibi bir niyetin de yok.
Demir sustu.
— Miray...
— ne var.
Sesim titremesine rağmen geri adım atmadım.
— Benden ne istiyorsun?
Demir gözlerini üzerimden ayırmadı.
— Seni.
Kaşlarım çatıldı.
— Ben bir eşya değilim.
— Öyle olduğunu söylemedim.
— Davranışların tam olarak bunu söylüyor.
Demir'in çenesi gerildi.
— Sen beni anlamıyorsun.
— Anlamak istemiyorum.
Aramızdaki mesafe gittikçe azalıyordu.
Bir adım geri çekildim.
—rahat bırak beni.
Yanından geçmeye çalıştım.
Demir kolumdan tuttu.
— Benimle gel.
Kolumu hızla çekip kurtardım.
— Dokunma bana!
— Miray, sakin ol.
— Bana sakin ol deme!
Telefonumu çıkardım.
— Ece'yi arıyorum.
Demir telefonuma uzandı.
Elimi geri çektim.
— Sakın!
— Telefonu bırak.
— Bırakmazsam ne olacak?
Bir an birbirimize baktık.
Demir'in yüzündeki sakinlik kaybolmuştu.
— Bunu zorlaştırma.
— Zorlaştıran sensin!
Telefonumu açıp arama tuşuna bastığım anda Demir bir hamlede elimi yakaladı.
— Bırak!
Kurtulmaya çalıştım.
— Yardım edin!
Sesim boş sokakta yankılandı.
Demir beni susturmaya çalışırken ben var gücümle direndim.
— Bırak beni!
— Miray!
— Senden nefret ediyorum!
Bu sözle Demir bir an dondu.
Gözlerindeki ifade değişti.
Ama ben fırsat bulup geri çekilmeye çalışırken yeniden önüme geçti.
— Bunu yapmak istemiyorum.
— O zaman bırak beni!
— Seni bırakıp gitmeyeceğim.
Korkuyla etrafıma baktım.
Kimse yoktu.
Demir'in yüzüne baktığımda kararını çoktan verdiğini anladım.
— Demir...
Sesim bu kez daha düşüktü.
— Yapma.
Bir anlık sessizlik oldu elindeki bezi burnuma dayaması ile.
Sonrasını yalnızca parçalar hâlinde hatırlıyordum.
Kısa bir mücadele.
Başımın dönmesi.
Demir'in sesini uzaktan duyuyor gibiydim.
Sonra her şey karardı.
---
Gözlerimi açtığımda ilk fark ettiğim şey hareket hâlinde olduğumuzdu.
Başımı kaldırmaya çalıştım.
Başım ağırdı.
Nerede olduğumu anlamaya çalışırken gözlerim direksiyondaki Demir'e takıldı.
Bir süre konuşamadım.
Sonra korkuyla fısıldadım.
— Neredeyiz.
Demir aynadan bana baktı.
Sesim titredi.
— Beni nereye götürüyorsun?
Cevap vermedi.
— Demir...
Bu kez daha sert konuştum.
— Beni hemen eve götür.
Demir gözlerini yoldan ayırmadı.
— Artık eve dönmüyoruz.
Kalbim hızla çarpmaya başladı.
Camdan dışarı baktım.
Tanımadığım yollar, karanlık sokaklar...
O an gerçeği tamamen anladım.
Benim için o gece yalnızca bir gecenin sonu değildi.
Hayatımın geri kalanını değiştirecek bir şeyin başlangıcıydı...
