10. bölüm · sevgilim
10
Aradan üç gün geçmişti.
Evdeki hayat, Miray'ın bayıldığı geceden sonra tamamen değişmişti.
Demir neredeyse bütün zamanını onun yanında geçiriyordu.
Sabahları kahvaltısının hazırlanmasını kendisi kontrol ediyor, ilaç gerekiyorsa saatini takip ediyor, akşamları odasına uğrayıp nasıl olduğunu soruyordu.
Çalışanlardan biri yemek getirdiğinde önce tabağa bakıyor, sonra Miray'a uzatıyordu.
— Hepsini bitirmek zorunda değilsin. Ama biraz ye.
Miray her seferinde aynı bakışla karşılık veriyordu.
— Sen ne zamandan beri bu kadar ilgilisin?
Demir'in cevabı genellikle kısa oluyordu.
—hep böyleydim.
Miray bu cevabı duyduğunda susuyordu.
Çünkü Demir'in gerçekten değiştiğini inkâr edemiyordu.
---
Dördüncü günün sabahında Miray salona indiğinde Demir'i koltukta buldu.
Önünde açık bir bilgisayar vardı.
Ama ekrana bakmıyordu.
Gözleri kapanmak üzereydi.
Miray birkaç saniye onu izledi.
Demir başını koltuğun arkasına yaslamıştı.
Üç gecedir doğru düzgün uyumadığı belliydi.
Miray'ın içi sıkıştı.
Kendine kızdı.
Bunun seni ilgilendirmemesi gerekiyor.
Sonuçta bu adam onu kendi isteği dışında burada tutuyordu.
Ama yine de...
Onu böyle görmek hoşuna gitmiyordu.
Mutfaktan geçen çalışanlardan biri Miray'a baktı.
— Hanımım, kahvaltınız hazır.
Miray başını salladı.
— Demir bey yemek yedi mi?
Kadın kısa bir tereddütten sonra cevap verdi.
— Hayır.
Miray'ın kaşları çatıldı.
— Neden?
— Sizin yanınızdan ayrılmıyor.
Miray hiçbir şey söylemedi.
Sonra gözleri tekrar Demir'e kaydı.
Bana bakmaktan kendine bakmayı unutuyor.
Bu düşünce hoşuna gitmişti.
Hemen ardından kendine kızdı.
— Saçmalama Miray.
Kendi kendine fısıldadığı cümleyi çalışan duymadı.
---
Öğleye doğru Demir hâlâ çalışıyordu.
Miray elindeki çayı masaya bıraktı.
— Bunu iç.
Demir başını kaldırdı.
— Ne?
— Çay.
— Sen mi yaptın?
— Hayır. Çalışan yaptı.
Demir hafifçe gülümsedi.
— Teşekkür ederim.
Miray karşısındaki sandalyeye oturdu.
— Üç gündür uyumuyorsun.
— Uyuyorum.
— Yalan söyleme.
Demir birkaç saniye sustu.
— Sen de üç gün önce kaçarken bayıldın.
Miray gözlerini devirdi.
— Konuyu değiştirme.
Demir çaydan bir yudum aldı.
— Merak mı ediyorsun?
Miray hemen cevap verdi.
— Hayır.
Demir gülümsedi.
— Öyle görünmüyor.
— Sadece kendine dikkat etmeni söylüyorum.
— Neden?
Miray cevap vermedi.
Çünkü gerçek cevabı kendisi bile söylemek istemiyordu.
Çünkü sana bir şey olmasını istemiyorum.
---
Akşam olduğunda Demir nihayet bilgisayarını kapattı.
Miray kitap okuyordu.
Demir karşısındaki koltuğa oturdu.
— Nasıl hissediyorsun?
— İyiyim.
— Başın dönüyor mu?
— Hayır.
— Yorgun musun?
Miray kitabın üzerinden baktı.
— Biraz.
Demir ayağa kalktı.
— O zaman uyu.
— Sen de uyu.
Demir durdu.
Miray söylediği sözün farkına varınca gözlerini kitaba indirdi.
Demir'in yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
— Merak etme. Bu gece uyuyacağım.
— Emin misin?
— Sen istiyorsan.
Miray'ın kalbi hafifçe hızlandı.
Başını kaldırdı.
Demir ona bakıyordu.
Aralarında birkaç saniyelik sessizlik oldu.
Sonra Demir daha sakin bir sesle konuştu
-Artık korkmuyorsun değilmi.
Miray'ın yüzündeki gülümseme kayboldu.
Demir devam etti.
—senden vazgeçmek istemiyorum.
Miray kitabı kapattı.
— Ben hâlâ gitmek istiyorum.
Demir başını eğdi.
— Biliyorum.
— O zaman neden böyle davranıyorsun?
Demir birkaç saniye düşündü.
— çünkü seviyorum ama burda olduğum sürece.
Miray şaşkınlıkla baktı.
— Peki ne yapacaksın?
Demir'in gözleri onun gözlerinde kaldı.
— Seni tanımaya çalışacağım.
Miray cevap vermedi.
---
O gece Demir gerçekten uyumak için odasına gitti.
Miray ise yatağında uzun süre tavana baktı.
Bir türlü uyuyamadı.
Aklında Demir vardı.
Bütün gün yaptığı küçük şeyler...
Yemeğini sorması.
Başının dönüp dönmediğini kontrol etmesi.
Kendi uykusuzluğunu önemsememesi.
Miray gözlerini kapattı.
Sonra kendi kendine kızarak fısıldadı:
— Sana ne oluyor?
Ama kalbinin verdiği cevap fazlasıyla açıktı.
Demir'i düşünüyordu.
Hem de istemeden.
Ve bu, kaçış planlarından daha tehlikeli geliyordu....
