8. bölüm · Sessiz Yaralar
8. Bölüm Ele Geçiriliş
Gece ilerliyordu.
Dağ artık sadece soğuk değil, tehlikeliydi.
Tim ikiye ayrılmıştı. Asel önde, yalnızdı.
Nefesi düzenliydi. Kalbi hızlıydı ama aklı netti.
Silahını kaldırdı.
TIK.
Tutukluk.
Bir anlık duraksama.
Bu sefer refleksle geri çekilmedi.
Şarjör.
Sürgü.
TIK.
Yine olmadı.
“Asel, rapor ver,” dedi Alp’in sesi telsizden.
Ama Asel cevap veremedi.
Çünkü gölge bu kez ilerlemedi.
Arkasındaydı.
Boynunda bir soğukluk hissetti.
Metal.
Silah.
Nefesi kesildi ama bağırmadı.
“Silahı bırak,” dedi yabancı bir ses, Türkçesi kırık ama netti.
Asel’in eli istemsizce gevşedi.
Silah yere düştü.
Taşlara çarpıp sessizce yuvarlandı.
Bir el saçlarından tuttu.
Başını geriye çekti.
Asel dişlerini sıktı.
Acıdı ama ses çıkarmadı.
Telsizi yere düştü.
Açık kaldı.
Alp’in sesi yankılandı:
“Asel? Asel cevap ver.”
Asel konuşamadı.
Konuşursa… vurulacaktı.
Bir kol boğazına dolandı.
Nefesi daraldı.
Gözleri karardı ama bilinci açıktı.
Her saniyeyi kaydediyordu.
“Yürü,” dedi adam.
Asel adım attı.
Bir.
İki.
Üç.
Ayakları taşlara takıldı ama düşmedi.
Çünkü düşmesine izin vermediler.
O an tim ateş açtı.
Ama çok geçti.
Sis bombası.
Göz gözü görmedi.
Alp bağırdı.
“AsEL!”
Bu kez sesi kontrolsüzdü.
Ama Asel o sesi…
son kez duydu.
Gözleri yanıyordu.
Nefesi düzensizdi.
Bir darbe geldi.
Sonra bir tane daha.
Dizlerinin üstüne düştü.
Başına bir şey geçirildi.
Karanlık.
Tam karanlık.
Zaman kaydı.
SONRA
Uyandığında ilk his…
acı değildi.
Sessizlikti.
Ellerinin bağlı olduğunu hissetti.
Soğuk bir zemin. Beton.
Başındaki örtü çekildi.
Işık gözlerini yaktı.
Karşısında biri duruyordu.
“Türk asker,” dedi adam. “Komutanın seni sever mi?”
Asel başını kaldırdı.
Gözleri sakindi.
Ama içi… paramparçaydı.
“Beni kullanamazsın,” dedi. Sesi kısık ama netti.
Adam güldü. “Zaten seni kullanmak istemiyorum,” dedi. “Seni izlemek istiyorum.”
Asel yutkundu.
Alp geldi aklına.
Timin yüzleri.
Ve ilk kez…
korktu.
Ama ağlamadı.
Çünkü Asel şunu biliyordu:
Ele geçirilmiş olmak,
teslim olmak değildir.
Ve Alp…
Onu almaya gelecekti.
Bunu kemiklerinde hissediyordu.
