3. bölüm · Sessiz Yaralar
3.Bölüm Sessiz Yer
Asel operasyondan sonra konuşmadı.
Ne timle güldü,
ne Yiğit Bora’nın lafına takıldı,
ne de Alp Aras’ın yüzüne baktı.
Çadırın arkasına geçti.
Kaskını çıkardı.
Ellerini dizlerine koydu.
Titriyordu.
Kimse fark etmedi.
Çünkü Asel güçlüydü.
Hep güçlüydü.
Ama güç…
Bazen sadece saklanma şeklidir.
Nefes almak zorlaştı.
Kulaklarında bir ses çınladı.
Bir patlama.
Başka bir yer.
Başka bir zaman.
Toprak kokusu.
Barut.
Ve bağıran bir ses:
“ASER!”
Hayır.
Asel.
Yanlış isim.
Ama doğru anı.
Gözleri doldu.
Ama ağlamadı.
Çünkü o gün de ağlamamıştı.
O gün…
Yanındaki adam vurulmuştu.
Onu çekememişti.
Geç kalmıştı.
Ve komutanı—
ilk komutanı—
gözlerinin önünde düşmüştü.
O günden sonra Asel şunu öğrenmişti:
Eğer daha hızlı olsaydım…
Eğer daha güçlü olsaydım…
Belki ölmezdi.
Bu düşünce, onunla birlikte gelmişti.
Her operasyona.
Her emre.
Her nefese.
Birinin vurulacağını gördüğünde
vücudu düşünmeden hareket ediyordu.
Alp Aras’ı çektiğinde de öyle olmuştu.
Kahramanlık değildi.
Refleks bile değildi.
Suçluluk.
Çadırın fermuarı açıldı.
Asel irkildi.
Alp Aras içeri girdi.
“Tim dinleniyor,” dedi.
“Sen de dinlen.”
Asel başını salladı.
“İyiyim.”
Kurt sustu.
Sonra dedi ki:
“Yalan söylemeyi iyi beceriyorsun.”
Asel başını kaldırdı.
İlk kez.
“Bunu sormayacaksınız,” dedi.
“Biliyorum.”
Alp Aras bir adım yaklaştı.
Sesini alçalttı.
“Ben reddederim,” dedi.
“Ama görmezden gelmem.”
Asel’in dudakları titredi.
Sadece bir an.
“Ben… birini kurtaramadım,” dedi sonunda.
“Yıllar önce.”
Kurt nefesini tuttu.
“Ve o günden beri,” diye devam etti Asel,
“geç kalmamaya yemin ettim.”
Sessizlik çöktü.
Alp Aras konuşmadı.
Yaklaşmadı.
Dokunmadı.
Sadece şunu söyledi:
“Ben seni bu yüzden reddettim.”
Asel şaşırdı.
“Çünkü,” dedi Kurt,
“kendini hep öne atıyorsun.
Ve bir gün…
geri dönememenden korktum.”
Asel gözlerini kapattı.
İlk kez biri şunu söylemişti:
“Senin yaşaman önemli.”
Kurt kapıya yöneldi.
Çıkmadan önce durdu.
“Bir daha,” dedi,
“beni çekmen gerekirse…
yan yana dururuz.”
Asel gözlerini açtı.
Ve ilk kez,
o yük biraz hafifledi.
Travma gitmedi.
Ama biri onu
görmüştü.
