12. bölüm · Sessiz Yaralar
12.Bölüm Bağlantılar
(Asel’in gözünden)
Tim odası her zamanki gibiydi.
Gürültülü.
Dağınık.
Ama güvenli.
Kapıdan girdiğimde kimse bana bakmadı.
Bakmıyor gibi yaptılar.
Baran haritaya eğilmişti.
Ama kalemi aynı noktada dönüp duruyordu.
Kaan silahını söküp takıyordu.
Normalde üç saniyede bitirirdi.
Bu kez… yavaştı.
Mert sandalyeye ters oturmuştu.
Gözleri kapalıydı.
Ama nefes alışından uyanık olduğu belliydi.
Ozan bana çay uzattı.
“Şeker yok,” dedi.
“Biliyorsun.”
Biliyordu.
Herkes biliyordu.
Oturdum.
Kimse “Nasılsın?” demedi.
Çünkü Tim’de bu soru sorulmazdı.
İyi değilsen zaten anlaşılırdı.
Baran ilk konuşandı.
“Silah tutukluk yaptı,” dedi.
“Sorumluluğu bende.”
Kafamı kaldırdım.
“Hayır,” dedim.
“Benim.”
Baran bana baktı.
Bakışı sert değildi.
“Bizde ‘benim’ yok,” dedi.
“Bizde ‘biz’ var.”
Kaan başını kaldırmadan konuştu.
“Düşman sana bir adım daha yaklaşsaydı,” dedi,
“Alp’in sesi değil…
bizimkiler patlardı.”
Yutkundum.
Mert sandalyesini düzeltti.
“Bizi kurtaran şey,” dedi,
“senin paniğe kapılmaman değildi.”
Bana baktı.
“Bizim seni bırakmamamızdı.”
O an anladım.
Onlar beni Alp yüzünden değil,
birlikte düştüğümüz için seviyordu.
Ozan araya girdi.
“Bu arada,” dedi sırıtıp,
“‘yenge’ lafı geri alınmadı.”
Gülmedim.
Ama içimde bir şey gevşedi.
“Ben kimseye yük olmak istemiyorum,” dedim.
Sessizlik oldu.
Sonra Kaan ayağa kalktı.
“Asel,” dedi,
“yük dediğin şey…
taşıyabileceğin bir şeydir.”
Baran ekledi:
“Sen bizim travmamız değilsin.”
Mert devam etti:
“Bizim tetikleyicimizsin.”
Ozan son noktayı koydu:
“Ve biz birbirimizi tetiklediğimiz için hayattayız.”
Nefes aldım.
Derin.
Alp yoktu bu odada.
Ama ilk kez…
Eksik hissetmedim.
Çünkü Tim,
kan bağı değil…
yaradan bağlanırdı.
Ve ben…
onların yarasıydım.
