26. bölüm · Sessiz Yaralar
26. Bölüm Yiğit Bora Travma
Asel uzaklaştıktan sonra
Yiğit olduğu yerde kaldı.
Tim dağılmıştı.
Ama onun içi dağılmamıştı.
Çökmüştü.
Duvara yaslandı.
Alnını soğuk betona dayadı.
Kavga…
Asel’in sesi…
O anki öfkesi…
Hepsi üst üste bindi.
Çünkü bu ilk değildi.
Yiğit’in sesi içinden geldi:
“Yine bağırdın.”
“Yine kontrolü kaybettin.”
Gözlerini kapattı.
Bir anlık görüntü geçti zihninden—
küçük bir oda,
yüksek bir ses,
kendisinden küçük biri.
Ve yine aynı his:
“Koruyacağım derken incittin.”
Elini yumruk yaptı.
Ama vurmadı.
“Ben böyle olmak istemiyorum,” diye fısıldadı.
“Ben… böyle biri değilim.”
O sırada Baran yaklaştı.
Bir şey söylemedi.
Yanına oturdu.
“Bazen,” dedi Baran sakin bir sesle,
“en çok bağırdığımız kişi,
en çok korktuğumuz kişidir.”
Yiğit güldü.
Ama acıydı.
“Ben onu kaybetmekten korktum,” dedi.
“Ve bunu öfkeye çevirdim.”
Baran başını salladı.
“Bu senin travman,” dedi.
“Öfkeyle sevmeyi öğrenmişsin.”
Yiğit gözlerini açtı.
İlk kez bu kadar netti.
“Abi olmak istedim,” dedi.
“Ama önce… kendimle kavga ettim.”
Uzakta Asel görünüyordu.
Dik duruyordu.
Ama yalnızdı.
Yiğit ayağa kalkmadı.
Gitmedi.
Çünkü bazı travmalar,
yaklaşarak değil
bekleyerek iyileşirdi.
Ve Yiğit Bora o gün şunu anladı:
Abilik,
her zaman önüne geçmek değil…
Bazen geri çekilip
zarar vermemeyi öğrenmekti.
