20. bölüm · Sessiz Kalan Anılar
~XIX~
19.BÖLÜM
(UNO)
Uyanıp etrafıma baktım.Doğa hâlâ uyuyordu,küş cıvıldama ve su sesleri vardı,Doğa'nın alnına bir öpücük kondurup odanın sağ tarafındaki küçük lavaboya girip elimi yüzümü yıkadım ve kendi kendime gülümsedim.İlk defa kendimi bu kadar rahat ve iyi hissediyordum.Artık üzülmemi sağlayak hiç bir durum yoktu.Mutluydum, Enerjiktim...Başka ne isteyebilirimki?.O tozlu sandığın üzerindeki beyaz örtü kalkmıştı ve sandık açılmıştı,kafamın içinde.O eski fotoğraflar,eski oyuncaklar....Hepsi içindeydi ve hepsi yeni gibiydi.Yüzümü kurulayıp lavabodan çıktım,odaya girerek üzerime:Kısa koyu mavi,kısa kollu bir tişört giydim.Altımada siyah bol paça eşofmanımdan giydim.Saçımı salık bırakıp taradım sadece.Odadan çıkarak merdivenleri hızlı bir şekilde indim,son basamağın üzerinden atlayarak mutfağa ilerledim.Görünüşe göre kimse hâlâ uyanmamıştı.Gösterelim ozaman aşçılığımızı.Küçük,küçük Mısır topları yaptım ardından zeytin peynir ne varsa masaya koyup çıkardım.Mısır toplarının olduğu tabağıda masaya koyarak portakal suyu hazırlarım ve tam onları masaya götürecekken biri arkamdan belimi tuttu.
Sertçe yutkundum ve kafamı kaldırıp arkama baktım.Alpay?.Üstelik üzerinde bir şey yokken ve saçları banyodan yeni çıkmış gibi ıslakken?.Bardakları hızla masaya koyarak ona döndüm.Neden kaslarını görme gibi bir işkence çekiyorum ben!?. Tekrardan sertçe yutkundum."Neden sen hazırladınki?,Aşçıyı çağırırdık".Dedi.Kafamı kaldırıp gözlerine baktım."Ne demek aşçıyı çağırırdık?. Sürpriz yapmak istedim?".Dedim.İnlede yemek yemek için aşçıyı ne gerek vardı?,Aşçının yapabildiklerini bende yaparım ne olacak?."Çok güzel görünüyorlar.Bunlar için gerçekten uğraştınmı".Dedi masaya bakarak."Niye canım,Çok birşey yapmadım ki bir Mısır topları ve azıcıkda portaka suyu yaptım".Dedim"Canım".Dedi beni taklit ederek.Güldüm."Canım".Dedim bende aynı şekilde.Beni kendine çekip sarıldı bende ona sarıldım ardından ayrıldık ve tabaktan bir Mısır topu alarak ağzına attı.Sertçe eline vurdum."Alpay!,Beklesen azıcık çatlarsın zaten.Doğa'da gelseydi ya!".Dedim fakat beni aldırmadı ve gözlerini kısarak kafasını aşağıya yukarıya salladı.Bir durması yok zaten.Uyuz diye boşa demiyorum ona!.Kafasını eğerek bana baktı.Derin bir nefes vererek ellerimi belime koydum."Aşkım nolucak? Zehirlenme gibi olasılığı varmı diye bakmak istedim".Dedi.Kaşlarımı alayla yukarıya kaldırdım.Zehirlenme olasılığıymışmış.Pislik.Çok biliyorsan sen yap!."Yaa öylemi?".Dedim sinirle.Gülümseyerek kafasını onaylar şekilde salladı.Ellerimi yumruk yaparak sol omzuna vurdum."Adı herif!,Tam bir uyuzsun!".Dedim sinirle ve sol elimle sol omzuna vurdum."Zehirlenirmişmiş!".Dedim sinirle ve karın kasınada yumruk attım."Çok biliyorsan sen yap!". Dedim sinirle.Bir anda iki bileğimide tuttu ve beni hızla kendine çekti."Sakin".Dedi gülümseyerek.Birde gülüyor,Terbiyesiz herif!.At ağızlı!.Hiç bir şey demedim ve bir anda dudağıma yapıştı.Hızla gözlerimi kapattım.Tezgahla beni arasına aldı.İki elinide tezgaha yasladığı anda bir boğaz temizleme dedi geldi.Elimi aramıza koydum göz devirdi,güldüm kafamı eğerek."GÜNAYDIN!".Dedi doğa neşeyle.Alpay ağzının içinde bir şeyler geveledi ve ellerini tezgahtan çekip doğa'ya döndü."GÜNAYDIN DOĞA'CIM!".Dedi oda doğanın taklidini yaparak.Kahkaha attım ve tezgahtan ayrılarak masanın yanına geçtim.
Doğa tiksinir bakışlarla Alpay'a baktı ve ona doğru ilerleyerek kafasının arkasına vurdu."Git üstünü değiştir zengo,Kızların yanında ayıp!".Dedi doğa.Alpay'a bana doğru döndü göz devirerek.Dudaklarımı büzüp kafamı onaylar şekilde salladım.Tekrardan doğa'ya dönüp yanında geçerken saçını çekti ve hızla merdivenleri çıkarak odasına gitti.Doğa kaşlarını çatarak yanıma geldi."Allah sabır versin aşkım".Dedi saçlarımı okşayarak.Kahkaha attım."Sanada aşkım".Dedim omzuna tutarak.Tek kaşını yukarı kaldırdı.
Tolga'dan bahsediyordum.Her gün onunla mesajlaşıyordu.Aralarında bir şey olabilirdi kesinlikle ve bana söylemiyordu,Yani söylüyordu ama 'iş hakkında' veya 'öylesine' diyerek geçiştiriyordu.Alpay yanımıza siyah kısa kollu bir tişört ile geldi ve direkt masaya oturup yemeye başladı.Hep beraber yemeklerimizi yiyip konuşmaya başladık.Bir anda telefonum çaldı.Alpay benden önce Telefonu aldı ve ekrandaki yazıyı okudu."Salak çocuk?.O kim?".Dedi.Sertçe elinden telefonu alıp açtım.
"Alo ne var Eray?".Dedim Alpay bana bir anda Keskin bir şekilde bakmaya başladı.Onları bir an önce tanıştırmam lazım.
"Begüm Mardin'e gittinizmi?".Dedi.
"evet?".Dedim.
"Kanka şey dicem,Ekin beni bu gün erkek arkadaşıyla tanıştıracak".Dedi.Neşeyle gözlerimi pörtlettim."Ne?!".Dedim."Evet,napıcan ben?".Dedi huzursuz bir sesle.
"sakın kavga çıkarayım deme, düzgünce otur"
"Tamam görüşürüz ararım seni sonra".Eray.
"Tamam görüşürüz." Dedim telefonu kapatarak."Noldu?".Dedi doğa neşeyle.Gülümsedim."Ekin ona erkek arkadaşını tanıştıracakmış".Dedim.Doğa neşeyle çığlık attı.Alpay'a döndüm hâlâ bana Keskin,keskin bakıyordu."Alpay?,Düşündüğün gibi değil.Onun sevgilisi var zaten,birde lisede tanışmıştık doğa ile birlikte".Dedim."tamam".Dedi ve yemeğini yemeye devam etti.Ama bana neden soğuk yaptığını biliyordum.Önceden söylemeliydim ona.Fakat ben nasıl gönlünü alacağımı biliyorum.Yemeğini bitirerek odasına gitti."Afiyet olsun".Dedi ve merdivenleri çıkmaya başladı.Doğa bana baktı şaşırmış bir şekilde.Gülümsedim.Planımı anlamıştı.Elini ağzına koydu gülerek."Sen gerçekten çok fenasın!".Dedi.Güldüm.Tabağımı bitirdim ve tezgaha koydum."Benim halletmem gereken bir takım uyuz köpek var.Bay bay!".Dedim ve tuvalete giderek ilk elimi yıkayıp dişlerimi fırçaladım.Daha sonra yukarıya çıktım ve odasının kapısına tıklamadan içeriye girdim.Kocaman bir odası vardı.Gözlerim onu aradım fakat bulamadım.Nerde bu?.İçeriye girerek onu aradım.Bir anda biri arkamdan belimi tuttu ve kendine çekti."Benimi arıyorsunuz,hanımefendi?".Dedi.Gülümsedim.Parmak uçlarımda yükselip ellerimi yüzüne koydum ve dudağını öptüm,oda belimden tuttu ve karşılık verdi.Dudaklarımı ondan çektim sonra ve gözlerine baktım."İyimisin?".Dedim."Hiç olmadığım kadar".Dedi.Güldüm."Kırıldın dimi?".Dedim.İnlaki üzülmüştür,benim hatamdı."Biraz".Dedi,sarıldım.Oda bana sarılarak kafamın üzerine bir öpücük kondurdu."Peki tekrar soruyorum,iyimisin?".Dedim tekrar."Hiç olmadığım kadar".Dedi hiç düşünmeden.Güldüm tekrardan.Oda güldü ve birbirimizden ayrıldık."Yürü salona kutu oyunu oynayacağız".Dedim.İki kaşını yukarı kaldırdı."Kutu oyunumu?".Dedi.Kafamı aşağıya ve yukarıya salladım."Yenilmekmi istiyorsun yoksa?.Bunu kutu oyunu oynamadan da yapabilirim,Odamda".Dedi.Adi herif.Omzuna sille çaktım."Döverim seni Alpay,yürü salona".Dedim kapıyı açarak.Güldü.Elini kapıya uzattı."Önden saygı duyduğum kadın".Dedi.Kıkırdadım ve odadan çıktım.Oda yanımdan ilerleyerek merdivenlerden indik ve salona geldik.Doğa kanepede oturmuş telefona bakıyordu."Kalk kız kutu oyunu oynayacağız".Dedim dizine vurarak.Bana baktı."HAYIR!".Dedi itiraz eden bir sesle.Beni ilgilendirmez,herkes benimle kutu oyunu oynayacak.Kimseyi oynamadan salmam yeminle."Hadii!".Dedim kolundan tutup onu yere çekerek.Yavaşca yere düştü."Ama siz çok güçlüsünüz!".Dedi.Bence o kadarda iyi oynamıyordum."Ya hadi kalk! Eğlencesine oynayacağız!".Dedim hâlâ kolunu tutup çekerken."Off tamam".Dedi ve düzgün bir şekilde yerde oturdu tek bacağını kendine çekerek.Alpay elinde UNO kartlarıyla yanımıza geldi."Getirdim".Dedi.Ayaklarımın üzerine oturdum.Alpay'da bağdaş kurarak oturdu.Hepimize ilk el için sekiz kağıt dağıttı ve ilk el başladı.Rengimiz sarıydı.Hepimiz sarı kartlarımızı sırayla attık.Daha sonra doğa rengi kırmızı yaparak değiştirdi.Döndürme kartını attım."Gene bende".Dedim ve bir kırmızı kart daha attım.Daha sonra doğa Alpay'a kilit attı.Güldüm doğa ise şeytani bir şekilde kıkırdadı."KALIRSIN ÖYLE!".Dedi neşeyle."Böyle işe.."Dedi Alpay sinirle.Daha sonra bir kart daha atıp rengi değiştirdim ve yeşil yaptım."Rengimiz yeşil".Dedim neşeyle.Doğa'nın yeşil kartı olmadığı için bir katy çıktı ona fakat kırmızıydı."Off başladı yine!,Neşem buraya kadardı".Dedi doğa itiraz eder bir sesle.Alpay kahkaha attı."Noldu lan sarı limon!,Diğerki el çekersin artık bir kırmızılı daha".Dedi Alpay.Güldüm neşeyle.Doğa'nında glumsediğini gördüm fakat belli etmedi."Gıcık!".Dedi doğa sinirle Alpay'a vurarak.Keşke hep böyle olsak,her günümüz böyle geçse...Ne kadar güzel olurdu.Keşke hep böyle gülsek...İkiside değer verdiğim insanlardandı,onlara birşey olursa eğer kendimi hiçbir zaman affetmeyeceğim.Hep gülsünler bana yeter.
Alpay yeşil bir kart attı.Bende Doğa'nın elindeki kartlara baktım.Dört tane vardı.Alpayınkilere baktım.Onun üç tane vardı ve bende iki tane vardı.GERÇEK EĞLENCE!.
Şansıma yeşil bana döndürme kartı çıkmıştı ve bir yeşil kartım daha vardı normal.Hızla bana döndürme kartını attım."UNO!"diye bağırdım neşeyle ve dört numaralı yeşil kartıda atıp kahkaha attım."SİZ KAVGA ETMEYE DEVAM EDİN BİRİNCİ BENİM!".Dedim neşeyle.Doğa itiraz edip küfür ederken alpay ise şaşkın, şaşkın bana bakıyordu.Unoda iyiydik fakat uno getirende kendisiydi.Alpay'da gülümseyerek bana döndü ve tekrardan doğa'ya döndü."Oyna lan oyna".Dedi.Doğa elindeki kartlara baktı.Elinde değiştirme kartı vardı onu attı."Ver kartlarını bakayim".Dedi doğa neşeyle.Alpay sanki bir planı varmış gibi kafasını gülerek onaylar şekilde salladı.Alpay bir kart çekti ve şansına dört kart çekme geldi.Onu aldı ve uyuzca gülümsedi."Devam".Dedi.Doğa neşeyle yeşil kartı attı.Alpay'da dört kart çekmeyi attı."Elim deydi vallahi".Dedi kahkaha atarak.Doğa:"Pislik!.Allah belanı vermesin!.Köpek!.Bu oyundan nefret ediyorum!".Dedi mutsuzca ve dört kart çekti."Renk ne?".Dedi doğa.Alpay elindeki kartlara baktı.Hepsi sarıydı."Sarı".Dedi Alpay.Doğa söylene, söylene sarı kart attı.Alpay iki kere kendine döndürme kartı attı gr iki tane daha kart atarak oyunu kazandı.Doğa kartları etrafa savurarak sinirle söylenmeye başladı.Alpay ise kahkaha atıyordu.Onlara bakıp güldüm."Bir el daha!".Dedi Alpay neşeyle."Tamam".Dedim bende aynı şekilde."Kalk kız.Bir el daha sonra gidersin".Dedi Alpay.Doğa göz devirerek kalktı.Kartları elime aldım.Tam dağıtacaktımki Alpay beni durdu."Fakat bir ceza koyuyorum.Kaybeden üzerindekilerle havuza atlayacak ve havuza şuanda soğuk su akıyor ona göre".Dedi Alpay."Tamam ben varım!".Dedim havalı bir şekilde.Kazanacaktım biliyordum."Of tamam".Dedi doğa ve her birimize on kart dağıtmaya başladım.
Oyun sonu:
Doğa son kartını attı."İŞTE BU!".Dedi neşeyle.Elimdeki beş tane karta bir yandanda Alpay ve doğa ya baktım.İkiside lanet olsunki kazanmıştı!.Nasıl kaybedebilirimki anlamıyorum."İkinizde bana komplumu kurdunuz!".Dedim sinirle kağıtları yere koyarak."Aşkım ne alaka?".Dedi Alpay gülerek.Sertçe sille çaktım koluna."Gülme şerefsiz!". Dedim sinirle.Doğa'da gülüyordu.Neyse.Ne olacakki giricem çıkıcam o kadar."Tamam gülmeyin yapıcam".Dedim.Alpay cam kapıyı açtı ve gitmeden yanağıma öpücük kondurdu.Göz devirdim.İkiside yanıma geldi."Girmedin".Dedi Alpay doğa'ya."Ya giricek! Yapar benim kankam!.Hadi kız!".Dedi doğa neşeyle.Derin bir nefes alarak suya atladım.Arkamdan Alpay'da gelecekken doğanın kolunu tuttuğunu gördüm.Sudan dışarıya çıktım titreyerek.Gerçekten fazla soğuktu."Allah belanızı versin!".Dedim sinirle çenem titrerken.Doğa kahkaha atıyordu Alpay'da hafif gülümsüyordu fakat belli etmemeye çalışıyordu.Omuzlarıma bir havlu attı.Güneş tam buraya vuruyordu fakat hiç bir işe yaramıyordu lanet olası!.Şansımın ayarlarına tüküreyim!.Alpay alnıma bir öpücük kondurdu."Çok pis geberticem ikinizinde!".Dedim sinirle ve bir anlık ayağa kalkarak Doğa'yı kovalamaya başladım.Havlu yere düştü."Geberticem seni doğa!,Senin kaybetmen gerekiyordu!.Bir puştluk yaptın dimi!.Cadı!".Dedim sinirle.Doğa ise gülüyordu:"Vallahi birşey yapmadım!".Dedi gülerken.İnanmıyorum ya!,o her zaman UNO'da kötü oynarken şimdi nasıl iyi oynayabilir!.Bahçenin ortasına yani evin önüne kadar koştuğumuzda yorgunluktan kendimi yere attım.Doğa ve Alpay'da yanıma uzandı."İkinizide öldürücem.Benim kazanmam gerekiyor ya!".Dedim sinirle.Alpay gülerek boynuma öpücük kondurdu."Seviyorum seni".Dedi ona baktım.Gözleri güneşin altında çok güzel gözüküyordu.Alnıma sudan dolayı yapışmış saçımı çekti ve dudağıma öpücük kondurup geri çekildi.Gülümsedim ve ona doğru kayarak sarıldım.
"Şşt benim yanımda yapmayın!".Dedi doğa sinirle belime hafifçe tekme atarak.Alpay'dan ayrıldım ve doğanın bacağını tutup yerden kalktım."Kırayimmi bunu şimdi!".Dedim sinirle."Yapamazsınki".Dedi doğa gülerek.Haklıydı yapamazdım,yapmazdım.
Tekrardan aralarına uzandım ve gökyüzüne baktım.İkisinide seviyordum ve ikisinide kaybetmek istemiyordum.Ölecek olan biri olursa eğer dileğim benim ölmem.Çünkü ikisininde o gülen yüzü ölüp acı çekmeyi haketmiyor.İlk kalkan Alpay oldu,ona doğru dönüp baktık,Demir kapı açıldı ve içeriye simsiyah takım elbiseli bir adam geldi."Alpay Bey,buyrun bahsettikleriniz kağıtları bulduk".Dedi adam."Tamam sağol".Dedi Alpay ve kutuyu aldı,adamda demirkapıyı kapatıp gitti.Bağdaş kurarak yanıma oturdu, Doğa'da meraktan yanıma geldi:"Nedir o?".Dedi merakla.Bende merak etmiştim.Neden kendisini alakadar eden bir şeyi bize göstermek istedi?.Alpay kutuyu açtı ve içindeki kağıtları gösterdi.İçinde iki kız,bir erkek çocuk fotoğrafı vardı.Bu gün....O gündü.Ilısu barajı olayı.Üçümüzde çok saf,çok masumduk.Üçümüzünde gülümsemesi hala aynıydı.Doğa gülümsediğinde hafif gamzeleri ortaya çıkıyordu.Ben gülümsediğimde gözlerim kısılıyordu.Alpayın ise yeşil gözlerinin rengi azıcık açılıyordu.Aynı şuanki gibi.
"Ya,çok tatlıyız!".Dedi doğa neşeyle.Gülümsedim ve fotoğrafı elime aldım.O gün gene uyuzumla kavga etmiştik, iki kere hemde.Daha sonra patatesli börek yemiştik...
Kağıda daha yakından baktım.Arkamızda annelerimiz bir şeyler konuşuyorlardı ama bir tek Esma teyzem yoktu.Çünkü oda bizi çekiyordu.Ozamanlar hep ona kızardım 'çekme beni Esma teyze yoruldum' derdim ama o 'tamam hadi git,süslü seni' diyip kıçıma vurar gülerdi.Anılar aklıma gelince duygulandım,gözlerimden yaş geldi elimin tersiyle silerek resmi kutuya koydum.
"Bunları bilerek getirttirdim,evde bu kutuyu saklıyıp ne zaman açacağımı felan düşünüyordum,sizinle açmak istiyordum çünkü.O günde bu günmüş".Dedi Alpay gülümseyerek.Gerçekten o kadar fazla bekledimi?,inlaki kutuyu açmıştır."Ne zamandan beri var bu kutu?".Dedi doğa."Üç senedir". Dedi Alpay.Ne?,üç senemi?.Ufacık açıp bakmıştır ya."Abartma ya kesin merak ettiğin için ufacık bakmışsındır".Dedi doğa.Alpay kafasını sağa ve sola yavaşça salladı.Bakmadımı gerçekten?."Tamam hadi kapağını hafif kaldırmışsındır".Dedi doğa.Alpay dilini damağına vurdu."Alpay inlaki bakmışsındır ya.Üç seneden söz ediyoruz,üç sene.İnsan üç sene sabredermi?".Dedi doğa."Ben sizi on yedi senedir beklemişim,üç sene ne ki?".Dedi Alpay.Doğa ifadesini bozmadan ona baktı.Aradaki *ölüm sessizliğini* bozmak için boğazımı temizledim."Bu fotoğrafta çok tatlıyız dimi?".Dedim kutudan rastgele bir fotoğraf alarak.Elime benim doğum günü Parti'mde çekilen fotoğraf geldi,arkasını çevirdim ve yazan şeye baktım.
03.25.2010.Sekiz yaşıma girmiştim.Alpay yoktu,çünkü ailelerimiz görüşmüyordu bir tek doğa vardı.Fakat yüzüm,yüzümüz...
Suratımızda bir gram gülümse yoktu.O kısılan gözler ve hafif çıkan gamzeler,yoktu.Sadece bakıyorduk kameraya öylesine bomboş..."Esma teyze ne kadar gülün desede siz gülmemişsiniz hatta gözlerinizi bile kapatmadan bomboş bakmışsınız kameraya,daha sonra odaya gidip ağlamışsınız.Sana çok güzel hediyeler gelmiş Begüm,ama sen hiçbirine bakmamışsın".Dedi Alpay.Evet, hiçbirine bakmamıştım paketlere bile dokunmamıştım bir sene.Bir sonra ki doğum günümde daha iyi olduğum için ozaman açmıştım hepsini.Kendi kendime güldüm."Ben begümden önce kendimi toparlamıştım,senin Ilısu Barajı'ndaki boğulma anın gözümün önünden geçmedi.Geceleri ise kâbus olarak hep o anı gördüm,hep bu tekrarlandı.Dua ettim,çok dua ettim 'Lütfen artık bu kâbusu görmeyeyim' diye,ama olmadı.Nasıl bir travma yaşadıysak geçmedi.Bende geceleri uyumadım sonra belki kâbus görmem diye".Dedi doğa,burukça gülümseyip sırtını okşadım.O küçücük halimizle yaşamıştık tüm bu olanları.Onlar bize korku salmıştı onlar bizim hayatımızın yarısını elimizden çekip almıştı.O zamanda bizim yaşımızdaki çocukların korkuları:böcekler, yükseklik,karanlık, canavar,hayalet felandı.Fakat bizimkisi ise çok farklı.
"Peki ya sen?".Dedi doğa,"Sen neden on bir yaşında gelene kadar kendini toparlayamadın Begüm?".Dedi doğa.Önümdeki çimenlerle oynayarak derin bir nefes verdim."Ben...Onun etkisinden çıkamadım.Alpay ile ne kadar kavga etsek birbirimize sinir olsakta onu 'abim' olarak bilirdim yine,fakat söylemezdim.Gıcıklık olsun diye".Dedim gülerek.İkiside güldü."Küçükken bile keçiydin".Dedi Alpay.Kahkaha attım ve omzuna tuttum."Küçükken bile sinir bozucu bir bencildin".Dedim kaşlarını kaldırarak bana baktı gülümseyerek."Dokunma annem yeni ütüledi".Dedi Alpay küçüklüğünü taklit edip elimi omzundan çekerek.Kahkaha attık hepimiz.Tekrardan çimenlere dönüp konuşmaya devam ettim."Seni hiçbir zaman düşünmemezlik,unutmalık yapmazdım Alpay.Küçükken doğa ile çikolata almak için bakkala gittiğimizde benim ısrarımla sanada alır sırf sana çikolatayı vermek için koşarak yanına gelirdim.Ama seni o gün Ilısu Barajın'da o hâlde görmeyi hiçbir zaman tahmin etmemiştim.O gün seni o halde görmek bana bir travma bıraktı.Ne zaman Ilısu Barajı'na tekrardan pikniğe gitsek senin boğulduğun yere yaklaşmaz annemin yanında oynardık oyunumuzu.Geceleri kâbus gördüm, fakat bunları rüyaya dönüştürdüm çünkü geceleri zaten uyuyamayan bir kızdım ve uyumamaya devam edersen fazla yorgun düşerdim.Unutamadım,sabahtan akşama kadar düşünür bu olay hakkında eleştiri yapardım kendi kendime.Sonuda ağlamaklı biterdi tabikide.Saniyede bir kendini suçladım,'Hepsi benim hatam,Ona atla dememeliydim,içindeki canavara bak dememeliydim!.Zaten canavar diye bir şey olmazki!' diye söyleniyordum.On bir yaşımda beni unutturmamı sağlayan şey babamın daha sık eve uğraması ve bana hediyeler getirmesiydi.Ama artık oda yok.Çünkü artık benim babam yok".Dedim.Babam denizciydi,gününü hep denizde geçirdiği için yanımıza her zaman gelmezdi.Ama dediğim gibi artık babam yok,çünkü ne annemin ne de benim sevgimi hak ediyor.O bizim sevgimizi yetersiz buldu ve bizi bırakıp gitti.Bizden sonraki hayatındada beter olmuştur inşallah.
Doğa omzumu okşadı ardından elini omzumdan çekip kafasını koydu."Biz varız,Biz sana baba sevgisinide veririz".Dedi doğa.Gülümsedim.haklıydı, vermişlerdide.Alpay'da elini saçıma koyup okşadı."Doğa'mında dediği gibi.... Artık siz varsınız,Biz varız".Dedim ikisininde omzuna kollarımı atarak.Daha sonra ayrıldık."Alpay".Dedim neşeli bir ses tonuyla bana baktı."Sen ne yaptın biz yokken?".Dedim bacaklarımı kendime çekip kollarımı dolayarak."Ben siz yokken hep sizi sordum.'Anne Begüm ve Doğa nerede?.Anne bana küstülermi?'.Diye.Sonradan öğrendim sizin beni bilerek bırakmadığınızı ailelerimiz kavga ettiği için gittiğinizi.Anneme küstüm sonra tüm sene,O bana bir şey sorduğunda 'evet','hayır' diyerek anlaşıyordum.Bu yaşıma kadar sizi bekledim.Sizi unutmadım.Sadece begüm'ün ismini unuttum,Doğa'nınkini hatırlıyordum.Daha sizi aradım sordum ve buldum.Artık gerisini düşünmeye gerek yok,eski kitapları tekrar açıp üzüntümüze,üzüntü eklemeye gerek yok.Sadece mutlu anılar var,neşeli günler var".Dedi Alpay.Gülümseyerek kafamı dizine yatırıp uzandım.Mutlu anılar....
Doğa'da Alpay'ın sol tarafına geçip elini omzuna koydu."Mutlu anılar var".Dedim tekrar ederek."Mutlu anılar var". Dedi Alpay gülümseyerek.Haklıydı,bizi üzen anlara izin vermemeliyiz artık.Bize bu kadar dram yeter.
