6. bölüm / 8
Şehrin ÖtesiKarşı Saldırı
Bölümler 8Şu an: Karşı Saldırı
Sandalyemde oturmuş, gözümü Kaya'nın bahçesinin kapısından ayırmıyordum.
Tavukların çıkardığı sesler bana müzik gibi geliyordu.
“Gıdak gıdak…”
Dudaklarımın kenarı yukarı kıvrıldı.
“İntikam soğuk yenen bir yemektir, Dağhan.”
Tam o sırada yan bahçenin kapısı açıldı.
Kaya çıktı.
Elinde kahvesi vardı.
Uykulu gözlerle önce ahıra baktı.
Sonra tavukların normalde olduğu yere.
Bir daha ahıra baktı.
Kaşları çatıldı.
“Anne?”
Ses yoktu.
Kaya birkaç adım daha attı.
“Anne! Tavuklar nerede?”
Ben hemen sandalyenin arkasına çömeldim.
Kaya'nın ayak sesleri yaklaştı.
Sonra bir tavuk benim bahçemde,
“Gıdak!”
diye bağırdı.
Kaya dondu.
Yavaşça sesin geldiği yere döndü.
Gözleri büyüdü.
“Yok artık…”
Başını kaldırdı.
Beni gördü.
Ben de ona gülümseyerek el salladım.
“Günaydın, Dağhan.”
Kaya birkaç saniye konuşmadı.
Sonra:
“İpek.”
“Efendim?”
“Benim tavuklarım neden senin bahçende?”
“Bilmiyorum.”
“İpek.”
“Ne?”
“Yemleri sen saçmışsın.”
“Kanıtın var mı?”
Kaya yere baktı.
Sonra bana.
“Her yer pirinç ve bulgur.”
“Belki tavuklar çok acıkmıştır.”
“Ve kümese kapatılmışlar.”
“Güvenlikleri için.”
Kaya gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.
“Sen sabahki olaydan sonra gerçekten bunu mu yaptın?”
“Evet.”
“Bütün tavuklarımı mı?”
“Çoğunu.”
“Kaç tane?”
“Saymadım.”
Kaya çite doğru yürüdü.
“Çık oradan.”
“Hayır.”
“İpek, tavukları çıkar.”
“Çıkarmıyorum.”
“Son kez söylüyorum.”
“Ben de son kez söylüyorum. Hayır.”
Kaya çitin üzerinden atladı.
Ben bir anda ayağa kalktım.
“Hey! Ne yapıyorsun?”
“Tavuklarımı almaya geliyorum.”
“Buraya giremezsin!”
“Bahçemdeki tavukları almaya giriyorum.”
“Artık onlar benim misafirim.”
Kaya bana doğru yürümeye başladı.
Ben geri geri gittim.
“Yaklaşma.”
“İpek.”
“Yaklaşma dedim!”
“Ne yapacaksın?”
Elimi kümesin kapısına uzattım.
“Bir adım daha atarsan hepsini salarım.”
Kaya durdu.
“Yapamazsın.”
“İzle.”
Kilitli kapıya elim gider gitmez Kaya'nın gözleri büyüdü.
“Tamam, tamam! Elini çek.”
Gülümsedim.
“Bak nasıl da söz dinliyorsun.”
“Sen…”
Kaya bir anda üzerime doğru hamle yaptı.
Ben çığlık atıp kaçmaya başladım.
“AAAA! YAKALAYAMAZSIN!”
“İPEK, DUR!”
“YAKALA DA GÖREYİM!”
Bahçenin içinde koşmaya başladım.
Kaya peşimden geliyordu.
Ben saman balyalarının arasından dolanıyor, o diğer taraftan önüme geçmeye çalışıyordu.
“Dur artık!”
“Hayır!”
“İpek, düşeceksin!”
“Sen önce beni yakala!”
Tam arkamı dönüp ona bakarken ayağım yerdeki küçük taşa takıldı.
“Eyvah!”
Dengemi kaybettim.
Kaya refleksle bana doğru hamle yaptı.
Ben toparlanmaya çalıştım ama olmadı.
Bir anda ikimiz de yere doğru savrulduk.
Ve…
Pat!
Kendimi Kaya'nın üzerine düşmüş halde buldum.
Birkaç saniye boyunca ikimiz de kıpırdamadık.
Ben ne olduğunu anlamaya çalışıyordum.
Kaya ise şaşkın şaşkın bana bakıyordu.
Hemen doğrulup üzerinden kalktım.
“Ben… ben bilerek yapmadım!”
Kaya yerden doğrulurken kaşını kaldırdı.
“Umarım.”
“Ne demek umarım?”
“Sabah beni sopayla kovaladın. Şimdi de üzerime atladın.”
“ATLAMADIM!”
“Peki.”
“Düştüm!”
“Fark ettim.”
Yüzüm iyice kızardı.
“Sen sus!”
Kaya ayağa kalkıp üzerindeki toprağı silkeledi.
Sonra bana baktı.
“Bu intikam planının bir parçası mıydı?”
“Hayır!”
“Emin misin?”
“Kaya!”
Kahkaha atmaya başladı.
“Tamam, tamam. Kızma.”
Ben öfkeyle ona baktım.
“Sen gerçekten sinir bozucusun.”
“Bunu bugün kaçıncı kez söyledin?”
“Saymadım.”
“Ben sayıyorum.”
Tam o sırada kümesten bir tavuk yüksek sesle öttü.
İkimiz de aynı anda ona döndük.
Kaya bana baktı.
Ben Kaya'ya baktım.
Sonra ikimiz birden kümese doğru koştuk.
“Onlar benim!”
“Hayır, benim!”
Ve bahçedeki kovalamaca yeniden başladı.
Bölüm etkileşimi
