Şehrin Ötesi kitap kapağı

4. bölüm / 8

Şehrin Ötesi

Emine Teyze

Vaveyla Yazarı: Ecrin

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: Emine Teyze

Üç kadının arkamdan kapıyı kapatmasıyla birlikte evin içi yeniden sessizliğe gömüldü.
Bir süre kapının önünde öylece kaldım.
Sonra derin bir nefes aldım.
"Harika."
Daha köyde geçirdiğim ilk tam gün bile dolmadan herkes benim kim olduğumu, nereden geldiğimi, ne kadar param olduğunu ve hatta sevgilim olup olmadığını öğrenmişti.
İstanbul'da yıllardır tanıdığım bazı insanların bile bilmediği şeyleri burada bir buçuk saatte öğrenmişlerdi.
Üstelik yarısını yanlış anlamışlardı.
Telefonumu çıkardım.
Ekranda hâlâ çekmeyen o sinir bozucu işaret duruyordu.
Babamı aramayı düşündüm.
Sonra vazgeçtim.
Onu ararsam "Nasıl gidiyor?" diye soracaktı.
Ben de "Berbat" diyecektim.
O da muhtemelen "Güzel, biraz daha kalırsın." diyecekti.
Telefonu masanın üzerine bıraktım.
Tam o sırada dışarıdan bir kadın sesi duyuldu.
"İpek kızım!"
Kaşlarımı çattım.
Daha kimdi?
Pencereye gidip dışarı baktım.
Bahçenin girişinde orta yaşlarda bir kadın duruyordu. Elinde büyük bir sepet vardı. Yanında da birkaç ekmek tahtası ve bezler vardı.
Beni görünce el salladı.
"İpek! Hadi kızım, gel."
İşte.
Kaya'nın annesi.
Emine teyze.
İçimden küçük bir inilti yükseldi.
"Gitmek zorunda mıyım?"
Cevap olarak dışarıdan yine ses geldi.
"Kızım duymadın mı?"
"Geliyorum!"
Üzerimdeki kıyafetlere baktım.
Sonra dışarıdaki toprağa.
Sonra tekrar kıyafetlerime.
En sonunda dolabımdan eski bir eşofman altı ve sade bir tişört çıkardım.
En azından tasarım kıyafetlerimden birini feda etmeyecektim.
Ayakkabılarımı giyip dışarı çıktım.
Emine teyze beni görünce yüzünde sıcak bir gülümseme oluştu.
"Hoş geldin kızım."
"Hoş buldum."
"Ben Emine."
"Biliyorum."
Kadın güldü.
"Bizim köyde haber çabuk yayılır."
"Bunu fark ettim."
Emine teyze kahkaha attı.
"Gel bakalım. Hamur açıyoruz."
Bahçeye doğru ilerledim.
Kaya da oradaydı.
Elinde odun taşıyordu.
Beni görünce birkaç saniye durdu.
Sonra yüzünde hafif bir şaşkınlık belirdi.
"Sen mi?"
"Ne var?"
"Bir şey yok."
"Öyle baktın."
"Buraya geleceğini bilmiyordum."
"Ben de geleceğimi bilmiyordum."
Kaya'nın dudaklarının kenarı kıvrıldı.
"Demek sonunda köy hayatına alışmaya başladın."
"Bir yere gitmedim diye alışmış olmuyorum."
"Doğru."
Emine teyze ikimize bakıp gülümsedi.
"Siz tanışmışsınız zaten."
"Maalesef," dedim.
Kaya aynı anda konuştu.
"Biraz."
Emine teyze gülerek başını salladı.
"İyi iyi. Zaten komşu olacaksınız."
Ben içimden "Komşu olduğumuzu biliyorum" diye geçirdim.
Ama bir şey söylemedim.
Emine teyze önümdeki hamur tahtasını gösterdi.
"Şunu biraz yoğur bakalım kızım."
Hamura baktım.
Sonra ellerime.
"Ben mi?"
"Evet."
"Ben daha önce hiç..."
Kaya araya girdi.
"Şaşırmadım."
Başımı hızla ona çevirdim.
"Ne demek o?"
"Bir şey demedim."
"Dedim ama demedim tavrını bırak."
Kaya omuz silkti.
Emine teyze gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.
"Haydi kızım, dene."
Mecburen hamurun başına geçtim.
Elimi hamura dokundurduğum anda yapışkan bir his oluştu.
"Bu neden elime yapışıyor?"
Kaya arkamızdan seslendi.
"Çünkü hamur."
"Onu ben de biliyorum."
"Öyle görünmüyor."
Ona ters ters baktım.
"Sen işine bak."
"Bakıyorum zaten."
Elindeki odunları yerine koymaya devam etti.
Birkaç dakika sonra hamur ellerime tamamen yapışmıştı.
"Emine teyze..."
"Evet kızım?"
"Sanırım bu beni sevmiyor."
Emine teyze kahkahayı bastı.
"Biraz un koy."
Unu almak için uzandığım sırada Kaya'nın sesi yine geldi.
"Biraz mı?"
Başımı çevirdim.
"Ne?"
"Biraz değil, bayağı koy."
"Ben sana sormadım."
"Ben de cevap vermedim."
"Az önce verdin."
"Sen öyle sandın."
Gözlerimi devirdim.
Bu çocuk gerçekten insanı çıldırtmak için doğmuştu.
Emine teyze ikimize bakıp gülüyordu.
"Maşallah, daha ilk haftadan birbirinize alışmışsınız."
İkimiz aynı anda döndük.
"Alışmadık."
Kaya'nın cevabı benden önce çıktı.
"Kesinlikle."
Emine teyze sadece başını salladı.
"İyi bakalım."
Bir süre sonra ekmekler hazırlanmaya başladı.
Ben de kenarda oturup ellerimi temizlemeye çalışıyordum.
Kaya yanıma geldi.
Elinde küçük bir havlu vardı.
"Al."
Havluyu bana uzattı.
"Ne bu?"
"Elini temizle."
Havluyu aldım.
"Teşekkür ederim."
Kaya birkaç saniye sustu.
Sonra:
"Rica ederim."
Bu kez laf sokmadı.
Garip geldi.
Belki de ilk defa normal konuşuyordu.
Tam o sırada Emine teyze seslendi.
"Kaya! Şu odunları da getir oğlum."
Kaya başını sallayıp uzaklaştı.
Ben arkasından bakarken Emine teyze yanıma oturdu.
"İlk başta biraz ters gelir sana."
"Kaya mı?"
"Evet."
"Biraz mı?"
Emine teyze güldü.
"İyi çocuktur aslında."
"Ben daha karar vermedim."
"Sen de biraz inatçısın."
"Ben mi?"
"Öylesin."
İtiraz etmek üzereydim ama vazgeçtim.
Çünkü belki de haklıydı.
Tam o sırada köyün diğer tarafından bir çocuk koşarak geldi.
"Emine teyze!"
"Ne oldu?"
"Muhtar amca seni çağırıyor."
Emine teyze ayağa kalktı.
"Tamam, geliyorum."
Sonra bana döndü.
"Sen burada kal kızım. Ekmekler pişince birlikte yeriz."
Ben başımı salladım.
"Tamam."
Emine teyze uzaklaşınca bahçede yalnız kaldım.
En azından ben öyle sanıyordum.
Arkamdan Kaya'nın sesi geldi.
"Şehirli."
Başımı çevirdim.
"Ne?"
Elindeki odunları yere bıraktı.
"Yarın sabah erken kalk."
"Niye?"
"Annem senden yardım isteyecek."
Kaşlarımı kaldırdım.
"Ne yardımı?"
Kaya hafifçe gülümsedi.
"Sabah görürsün."
"Bir dakika. Nereye gidiyorsun?"
"Evime."
"Bu kadar mı?"
"Ne kadar olması gerekiyor?"
"Hiç."
Kaya arkasını dönüp yürümeye başladı.
Ben arkasından baktım.
"Gerçekten sinir bozucu."
Bu kez arkasını dönmeden cevap verdi.
"Onu daha önce de söylemiştin."
Dudaklarımı birbirine bastırdım.
Bu köydeki günlerim daha yeni başlıyordu.
Ve nedense içimde, yarının bugünden çok daha kötü geçeceğine dair kötü bir his vardı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

31okunma 12beğeni 7yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.