Şehrin Ötesi kitap kapağı

2. bölüm / 8

Şehrin Ötesi

Dağ Yolu

Vaveyla Yazarı: Ecrin

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: Dağ Yolu

Sabah alarmım çalmadan uyandım.
Aslında buna uyanmak denmezdi. Gece boyunca doğru düzgün uyumamıştım. Her gözümü kapattığımda kendimi o köyde, sobanın başında, elimde bir odun parçasıyla hayal ediyordum.
Ve her seferinde daha da sinirleniyordum.
Yatağımdan kalkıp aynanın karşısına geçtim. Üzerimde koyu renk bir eşofman, ayağımda yeni aldığım botlar vardı. Saçlarımı tepeden topladım ve aynadaki halime baktım.
En azından köye giderken bile kötü görünmüyordum.
Bu önemliydi.
Valizimi sürükleyerek aşağı indiğimde evde garip bir sessizlik vardı. Annem mutfakta kahve içiyor, Baran ise telefonuna bakıyordu. Babam kapının önünde beni bekliyordu.
Beni görünce saatine baktı.
"Geç kaldın."
"İki dakika."
"İki dakika da geç kalmaktır."
Gözlerimi devirdim.
"Merak etme baba. Holding toplantısına yetişmeye çalışmıyorum."
Babam cevap vermedi. Sadece valizime baktı.
"İçinde ne var?"
"Temel ihtiyaçlar."
Baran koltuktan seslendi.
"Temel ihtiyaç dediği şey üç çift bot, beş kazak ve gizlice annemin verdiği para."
Bir anda ona döndüm.
"Baran."
Sırıttı.
"Ne?"
Annem hemen araya girdi.
"Yeter artık ikiniz de."
Babamın bakışları anneme kaydı.
"Ne parası?"
Annem bir anda kahvesine odaklandı.
"Ben... şey..."
"Anne," dedim dişlerimin arasından.
Baran kahkaha attı.
"Yakalandın."
Babam derin bir nefes aldı.
"İpek."
"Efendim?"
"Orada sana para lazım olmayacak."
"Tabii. Çünkü köyde para geçmiyor. Herhalde tavuklarla takas yapacağım."
Babamın yüzünde en ufak bir gülümseme oluşmadı.
"Şoför seni bırakacak. Evde yiyecek var. İhtiyacın olan her şey var."
"İhtiyacım olan hiçbir şey yok."
"Tamam."
Bu kadar kolay cevap vermesi beni daha da sinirlendirdi.
Babam kapıya yöneldi.
"Beş dakika içinde çıkıyoruz."
Yaklaşık yarım saat sonra şehir geride kalmıştı.
Önce yüksek binalar azaldı.
Sonra mağazalar.
Sonra tabelalar.
Sonra yollar.
Ve en sonunda...
Benim hayatım.
Telefonumu kaldırıp ekrana baktım.
Çekmiyordu.
Bir çizgi bile yoktu.
"Harika."
Şoför dikiz aynasından bana baktı ama bir şey söylemedi.
"Ne kadar kaldı?"
"Yaklaşık iki saat."
"İki saat mi?"
"Yolun durumuna göre biraz daha fazla."
Başımı koltuğa yasladım.
Babam bunu bilerek yapmıştı.
Kesinlikle bilerek.
Telefonumu tekrar kontrol ettim.
Hâlâ çekmiyordu.
Sosyal medya yok.
Mesaj yok.
İnternet yok.
Hayat yok.
Pencereden dışarı baktım.
Şehir tamamen kaybolmuş, yerini yemyeşil dağlara bırakmıştı. Yol daralmaya başlamıştı. Bir tarafta kayalıklar, diğer tarafta uçsuz bucaksız ormanlar vardı.
Güzel miydi?
Evet.
Ama bunu babama asla söylemeyecektim.
Bir süre sonra şoför yavaşladı.
"Hanımefendi, buradan sonrası araçla zor."
Kaşlarımı çattım.
"Ne demek zor?"
"Yol çok dar. Biraz ileride araçtan inip yürümeniz gerekecek."
"Yürüyecek miyim?"
"Yaklaşık on dakika."
Valizime baktım.
Sonra ayakkabılarıma.
Sonra tekrar valizime.
"Ben bu valizle on dakika yürümem."
Şoför hafifçe gülümsedi.
"Valizi ben taşırım."
"Teşekkür ederim."
En azından biri normaldi.
Araçtan indiğimde yüzüme serin bir rüzgâr çarptı.
Şehirde alıştığım hava yoktu burada.
Her şey fazla sessizdi.
Şoför valizimi alıp önden yürümeye başladı.
Ben de arkasından ilerledim.
Birkaç dakika sonra ağaçların arasından köy görünmeye başladı.
Taş evler...
Ahşap çatılar...
Bacalarından çıkan dumanlar...
Ve çamurlu yollar.
"Şaka gibi."
Şoför beni duymamış gibi yürümeye devam etti.
Biraz daha ilerledikten sonra eski bir evin önünde durdu.
"İşte geldik."
Karşımdaki eve baktım.
Eskiydi.
Hem de fazlasıyla.
Taş duvarların bazı yerleri yosun tutmuş, ahşap pencereler eskimişti. Çatısı bile yıllardır doğru düzgün elden geçirilmemiş gibiydi.
"Burada mı kalacağım?"
"Evet."
"Babam gerçekten benden nefret ediyor."
Şoför gülmemek için kendini zor tuttu.
Valizimi kapının önüne bıraktı.
"Ben artık döneyim."
"Tamam."
Şoför arabasına binip uzaklaştı.
Ben arkasından bakarken birden arkamdan bir ses geldi.
"İlk kez mi görüyorsun?"
Döndüm.
Birkaç metre ileride bir çocuk duruyordu.
Elinde odun vardı.
Üzerinde sade, koyu renk kıyafetler ve çamurlu botlar vardı. Belli ki bir işten yeni gelmişti.
Bakışları üzerimdeydi.
"Ne?"
"Evi."
"Evet."
"Epey şaşırdın."
"Şaşırmamak elde değil."
Gözleri eve kaydı.
"Eski ama sağlamdır."
"Sen emlakçı mısın?"
Kaşını kaldırdı.
"Hayır."
"O zaman ev hakkında yorum yapmana gerek yok."
"Ben sadece..."
"Tamam."
Sözünü kestim.
Valizimin sapını tuttum.
Tam kaldıracağım sırada çocuk tekrar konuştu.
"Yardım ister misin?"
"Hayır."
"Tamam."
Hiç ısrar etmeden geri çekildi.
Valizi kaldırdım.
İki adım attım.
Üçüncü adımda valizin tekerlerinden biri taşa takıldı.
Valiz yana devrildi.
Ben gözlerimi kapattım.
"Harika."
Çocuk uzaktan baktı.
"İyi misin?"
"Çok iyiyim."
"Öyle görünmüyor."
"İyiyim dedim."
"Tamam."
Bir an sustu.
Sonra valizi işaret etti.
"Valiz de iyi mi?"
Ona dönüp baktım.
"Sen hep böyle misin?"
"Nasıl?"
"İnsanların sinirini bozarak mı konuşuyorsun?"
Dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
"Sen de çabuk sinirleniyorsun."
"Ben sinirlenmiyorum."
"Az önce valize bağırdın."
"Valize bağırmadım."
"Ben duydum."
"Tesadüfen duymuşsun."
"Tabii."
Gözlerimi devirdim.
"Bak, daha yeni geldim. İlk günden biriyle tartışmak istemiyorum."
"Ben de istemiyorum."
"Harika."
"Harika."
Bir an birbirimize baktık.
Sonra o elindeki odunları biraz yukarı kaldırdı.
"Ben gideyim."
"Git."
İki adım attı.
Sonra durup arkasını döndü.
"Bu arada..."
"Ne?"
"Burada topuklu ayakkabıyla yürümeye çalışma."
Kaşlarımı çattım.
"Ayağımda topuklu yok."
"Ama valizinde vardır."
"Sen valizimin içinde ne olduğunu nereden biliyorsun?"
"Şehirden geldiğin belli."
Bunu söyleyip yürümeye devam etti.
Arkasından baktım.
Sinir bozucu.
Ama haklıydı.
Valizimde gerçekten iki çift topuklu ayakkabı vardı.
Kendi kendime mırıldandım.
"Umarım bir daha karşılaşmayız."
Tam o sırada arkasını dönmeden seslendi:
"Bu köy küçük."
Olduğum yerde kaldım.
"Ne?"
Cevap vermedi.
Sadece yürümeye devam etti.
Ben de valizimi sürükleyerek eve yöneldim.
Kapının önünde durup cebimden anahtarı çıkardım.
Ama içeri girmeden önce aklıma takılan tek şey vardı.
O çocuk kimdi?
Daha adını bile bilmiyordum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

50okunma 18beğeni 9yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.