6. bölüm · Satırlar Arasında
Rüyada Başlayan Hikâye💫
DENİZ ACAR'DAN;
Sabah gözlerimi açtığımda, içimde tarifsiz bir heyecan vardı. Bugün kitaplarımın imza günüydü. Uzun zamandır hayalini kurduğum bu an, şimdi önümdeydi. Dizüstü bilgisayarımı yanımda taşıdım; yazdıklarım, kelimelerim, bütün hikayem artık sayfalarda hayat buluyordu.
Pencereden dışarı baktım. Yaz sonunun hafif serinliği sokaklarda gezinirken, güneş yavaş yavaş yükseliyordu. Annem mutfağın kapısını araladı. “Kızım, hazır mısın? Çok heyecanlı görünüyorsun,” dedi.
Gülümseyerek başımı salladım. “Evet, bugün çok önemli.”
Annem, komşumuzun kapısına doğru yürürken, dışarıdan tanıdık bir ses geldi: Kaan’ın annesi. “Deniz’e bol şans!” diye seslendi. O anda içinde bulunduğum dünyaya biraz daha gerçeklik girmişti; aslında mahallemizin sınırları içinde yaşayan başka hayatlar da vardı, ama biz hiç tanışmamıştık.
---
KAAN DEMİR'DEN;
Bugün okulda çok önemliydi. Rüyalarımda gördüğüm o kadını yazmaya devam ediyordum. Bilgisayarımı yanımda taşıdım, düşüncelerimi, hayallerimi kelimelere dökecektim. Annem kahvaltı sofrasında bana bir sürpriz yaptı. “Komşunun kızı Deniz bugün imza günü yapacakmış. Belki gidip destek olursun,” dedi.
Kalbim hafif hızlandı. Komşularımızla yıllardır aynı havayı soluyorduk ama hiç karşılaşmamıştık. Kaderin oyunlarıydı belki.
---
DENİZ ACAR'DAN;
İmza gününe gittiğimde salon kalabalıktı. Kitaplarını ellerinde tutan insanlar sırayla bana doğru ilerliyordu. Her imzada içimde bir kıpırtı oluşuyordu; bu sadece benim değil, herkesin ortak hikâyesiydi.
Birden, kalabalığın arasında dikkatimi çeken biri vardı. Gözleri tanıdık gelmişti; rüyalarımda gördüğüm o adam olabilir miydi? Ama tanımıyordum, hiç karşılaşmamıştık.
---
KAAN DEMİR'DEN;
Salona adım attığımda, her şey bana biraz yabancıydı. Ama kalbim bir yerden tanıyordu orayı. Orada oturan genç kadın Deniz’di. Onu rüyalarımda gördüğüm o kadınla bağdaştırdım hemen. Yanına gittim.
“Merhaba,” dedim. “Sen Deniz misin?”
Başını kaldırdı, gözleriyle bana baktı. “Evet, sen Kaan olmalısın,” dedi.
“Evet. Annelerimiz komşu aslında ama biz hiç tanışmamışız,” diye ekledim.
Gülümseyerek, “Evet, ilginç değil mi? Ben de rüyalarımda seni görüyordum,” dedi.
---
DENİZ ACAR'DAN;
O an zaman durdu sanki. Yanında duran adam, sadece bir yabancı değildi. Rüyalarımda, yazdıklarımda vardı. Bu tesadüften çok daha fazlasıydı. Dizüstü bilgisayarımı açtım. “Sen de yazıyorsun değil mi?” diye sordum.
“Evet,” dedi. “Hikayelerimizi birleştirebiliriz belki.”
---
KAAN DEMİR'DEN;
Birlikte oturduk. Yazdıklarımızı gösterdik birbirimize. Kelimeler birleşti, duygular yankılandı. Rüyalar ve gerçekler arasında ince bir çizgi vardı. Annelerimiz kapının eşiğinde sessizce bizi izliyordu, yıllardır komşuydular ama biz bu anı bekliyorduk.
---
DENİZ ACAR'DAN;
O günden sonra, hayatımda yeni bir sayfa açıldı. Kaan’la yazdıklarımız sadece kelimeler değildi, geçmişin izleriydi. Rüyalarımızda gördüğümüz yüzler, hayatımıza gerçeklik kattı.
---
KAAN DEMİR'DEN;
Deniz’le kurduğumuz bağ, rüyalarla başlayan bir hikâyeydi. Artık birlikte yazıyorduk; geçmişin izleriyle dolu, geleceğe umutla bakan bir hikaye...
DENİZ ACAR'DAN
İmza gününden sonraki sabah, uyanır uyanmaz bilgisayarımı açtım. Yazdığımız metinleri birleştirdiğimiz klasöre göz attım. Kaan’ın gönderdiği parça hâlâ açıktı. Onun satırlarında kendimi bulmak tuhaf ama bir o kadar tanıdık geliyordu.
Bir kahve aldım, ekranın başına geçtim. Kalbimdeki o garip titreşim, hâlâ oradaydı.
"O sabah kadın uyanmadan adam çoktan gitmişti. Fakat rüyasında, onun adımlarını duymuştu. Gözlerini açtığında tek hatırladığı, yüzünü asla hatırlayamadığı bir adamın ona el salladığıydı."
Bu cümleleri yazmıştı Kaan.
Ben de haftalardır aynı adamı rüyamda görüyordum.
---
KAAN DEMİR'DEN
Deniz’in gönderdiği hikâyeyi okuduğumda boğazım düğümlendi. Rüyalarımda gördüğüm o kadın, onun kelimelerinde can bulmuştu.
"Bir ormanın içindeydim. Göl kenarında bir bankta oturuyordu. Beni görmedi. Ama ben onun gözlerinin içine baktım. Sanki bin yıldır bekliyordu. Konuşmadık. Ama her şeyi anladık."
Bu satırlar, içimde bir şeyi tetikledi. Bu sadece bir hayal değil, belki de yarım kalmış bir hayatın yankısıydı.
---
DENİZ ACAR'DAN
Akşamüstü parkta buluştuk. Yan yana oturduk. Bilgisayarlarımız kucağımızda, sessizce yazdık. Arada birbirimize bakıyor, bir şey demiyorduk. Çünkü bazen sessizlik her şeyi söylerdi.
“Senin hikâyende geçen o orman… Ben de aynı yeri rüyamda gördüm,” dedim.
“Ve senin hikâyendeki kadın,” dedi Kaan, “benim rüyamda da aynı elbiseyi giyiyordu.”
Birbirimize baktık. İçimiz ürperdi. Bu sadece bir tesadüf müydü?
---
KAAN DEMİR'DEN;
O gün eve dönerken anneme sordum. “Anne, Deniz’in annesiyle ne zamandan beri komşuyuz?”
“Sen küçükken de aynı apartmandaydık,” dedi. “Ama sonra taşındılar. Yıllar sonra geri geldiler.”
Bir şey dank etti o anda. Belki Deniz’le geçmişte de yollarımız kesişmişti ama hatırlamıyorduk. Belki de rüyalar, unutulan o çocukluğun yankısıydı.
---
DENİZ ACAR'DAN
Gece uykumda yine o ormandaydım. Ama bu kez yalnız değildim. Kaan da oradaydı. Elimi tuttu.
Uyanınca telefonuma baktım. Kaan’dan bir mesaj vardı.
> “Rüyanda yine aynı ormanda mıydın?”
Nefesim kesildi. “Sen de mi gördün?” diye yazdım.
> “Evet. Elini tuttum."
---
KAAN DEMİR'DEN
Bu artık sadece bir yazarlık oyunu değildi. Biz aynı rüyayı görüyorduk. Aynı hikâyeyi farklı zamanlarda, ama aynı kalpten yazıyorduk.
Belki kelimeler, geçmişimizin izlerini taşıyordu.
Belki biz, başka bir zamanın yarım kalan hikayesiydik.
DENİZ ACAR'DAN
Ertesi gün boyunca yazamadım. Kelimeler ellerimde dağılıyordu. Sanki yazacaklarım artık yalnız bana ait değildi. Kaan’la paylaştığımız her şey, sessizce ama hızla büyüyordu. Aramızda bir hikâye değil, bir hafıza oluşuyordu.
Kütüphanemin köşesindeki çocukluk fotoğraflarına gözüm takıldı. Tozlu bir kutunun içinden bir defter çıktı. Sayfaların arasında sararmış bir not:
“Deniz, gölde taş sektirmeyi unutma! Kaan.”
Elim titredi. Bu ismi o zamandan biliyor muydum? Ya da o zamanlar unutulmaya yüz tutmuş bir dostluğun izlerini mi taşıyorduk?
Annem mutfaktaydı. Sessizce yaklaştım.
“Anne,” dedim. “Ben çocukken… Kaan diye birini tanıyor muydum?”
Başını kaldırdı, gözlerime baktı. Cevap vermesi birkaç saniye sürdü.
“Tanıyordun. Komşumuzun oğluydu. Sen üç yaşındayken çok yakın arkadaş olmuştunuz. Ama sonra taşındık. Unuttunuz birbirinizi.”
Unuttuk mu gerçekten?
Yoksa zaman mı bizi bir süreliğine başka yollara ayırdı?
---
KAAN DEMİR'DEN
Deniz’in mesajı geldiğinde dışarıdaydım. Sadece “O defteri buldum” yazıyordu.
Hemen eve döndüm. Çocukluk kutumun derinliklerine indim. Plastik bir dosyanın içinde, güneşten solmuş bir resim vardı.
İki çocuk: biri kız, biri erkek. Göle karşı oturuyorlardı. Arkalarında söğüt ağaçları… Ellerinde dondurma. Fotoğrafın arkasında, titrek bir el yazısı:
"Kaan & Deniz – Yaz 2010"
O an içimden geçen tek düşünce: Biz birbirimizi hiçbir zaman tanımamış değildik. Sadece zaman, hatırlamamıza izin vermemişti.
Aynı rüyayı görmemiz boşuna değildi.
Aynı hikâyeleri yazmamız rastlantı olamazdı.
---
DENİZ ACAR'DAN
Kaan’la bir kafede buluştuk. Fotoğrafı gösterdi. Ağlamamak için dudağımı ısırdım. O an geçmiş ve şimdi birleşti. Arada kalan yıllar, rüyalar, satırlar… hepsi bir nehir gibi aktı aramızdan.
“Hatırlamaya başladım,” dedim.
Kaan başını eğdi. “Ben de. Ama rüyalarda, daha önce seni sevdiğimi hep biliyordum. Sadece nedenini bilmiyordum.”
Birbirimize baktık. Bu defa sessizlik yoktu. Her şey sözcüklere dökülmeden anlaşılmıştı.
---
KAAN DEMİR'DEN
O gün Deniz'le vedalaşırken elini tuttum.
Bu, rüyadaki eldi. Aynı sıcaklık, aynı tanıdıklık.
“Bu hikâyenin sonu ne olacak?” diye sordu Deniz.
Gülümsedim. “Bence bu hikâye yeni başlıyor. Ama devamını birlikte yazmalıyız.”
Başını salladı. O an biliyorduk: Rüyalar, bizi geçmişten şimdiye taşımıştı. Artık kelimeler yetmeyecekse, biz gerçeği yaşardık.
Bu kitabımı çok daha sevdim sankii🥹 bir bölümün daha sonuna geldiiikk🩵
Keyifli Okumalar🩵
