4. bölüm / 6
Sahne ArkasındaBölüm 4
Bölümler 6Şu an: Bölüm 4
- 1 Bölüm 1890 kelime
- 2 Bölüm 21.011 kelime
- 3 Bölüm 31.087 kelime
- 4 Bölüm 4779 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 Bölüm 5957 kelime
- 6 Bölüm 61.113 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“Ya bu arada ilk şarkı ne zaman çıkıyor? Her fan gibi bende merakla bekliyorum.” dedim çünkü aklıma başka bir şey gelmemişti. Belki onlarda bu soruma heyecanlanıp konuyu değiştirirler diye ümit ediyordum.
Milan sinsice gülümseyerek bana baktı. “Özür dilerim yanlış bir soru sordum sanırım.” dedim. Bence Milan anlamıştı konuyu değiştirdiğimi. Sanırım yakalandım.
“Barış ile üzerinde çalışıyoruz bitmek üzere. Son bölümün sözleri kaldı” dedi. Allah’ım çok şükür. Anlamamıştı konuyu değiştirdiğimi. “Yaa sözleri siz mi yazıyorsunuz? Bu harika!” dedim şaşkın şaşkın Milan’a bakarak.
“Evet bizde çok heyecanlıyız.” dedi Arda ve devam etti: “Ee sen yarın için heyecanlı mısın Derin?” dedi.
“Evet. Şu an zaten heyecanlıyım ama yarın daha da artacak sanırım.” dedim biraz utanarak. “Sakin ol. Yanlış bir şey olursa veya beğenmediğimiz yerler olursa açık açık sana söyleyerek destek oluruz.” dedi Efe. Gerçekten kurduğu bu cümleden bile vereceği desteği sonuna kadar hissetmiştim.
“O zaman benim bir fikrim var.” dedi Barış. “Bugün herhangi bir işimiz kalmadı. Senin de işin yoksa Derin, aşağıdaki Starbucks’a inelim bir şeyler içelim.” dedi.
Bilmiyorlar ki işim olsa bile şu an hepsini iptal ederdim… Heyecanımı belli ederek “Olur çok güzel olur.” dedim ve ayağa kalktım. Aynı anda Miraç’ta benimle birlikte ayağa kalktı ve koluma girdi. “Derin ben seni sevmeye başladım. Çok iyi anlaşacağız gibi hissediyorum. Harika bir enerjin var bence.” dedi. Miraç’tan hiç böyle yaklaşımlar beklemiyordum. Daha önceden tanıdığım biri gibiydi ve bu yaklaşımları beni inanılmaz rahatlatıyordu.
“Bende seni çok sevdim Miraç. Yani seviyordum… Yani hepinizi seviyorum. Seviyordum da….” Ahh cümlelerim birbirine girmişti. Yanlış anlaşılmamak için kırk takla atmış gibiydim. Cümlemi bitirdiğim sırada herkes kıkırdamaya başlamıştı. Heyecanımın herkes farkındaydı. Fakat Oğuzhan kıkırdamak yerine bana soğuk bir bakış atmıştı. Ama nedenini anlayamamıştım. Sanırım bu halim ona komik gelmemişti veya enerjimi tam alamamıştı. Belki de sinir bozucu olduğumu falan düşünmüştü ki böyle bir şey düşünmesini isteyeceğim son insan bile değildi Oğuzhan.
Hep beraber Starbucks’a geçtik. Bulunduğumuz yere fazlasıyla yakındı. Barış sıraya girmeyelim diye hepimizin siparişlerini not edip Efe’yle beraber kasaya ilerledi.
“Yarın fotoğraf çekimlerimiz var ve seninle ilk çalışmamız olacak. Nasıl hissediyorsun?” şeklinde bir soru yöneltti Arda. Şu an bile heyecandan bayılmak üzereydim. Onlarla sohbet etmeye başlamamıza rağmen heyecanıma engel olamıyordum.
“Kızın işe giriş işlemleri bile daha bugün yapıldı. Onun bir süre daha heyecanı diri kalacak gibi hissediyorum” Batu bu cümlesiyle resmen duygularıma tercüman olmuştu. Ağzımı açmama bile gerek kalmamıştı.
“Ve… Bu da senin. Extra cool lime.” Barış ve Efe içeceklerimizi getirmişti. Günlük kahve kotamı doldurmamak ve gece güzel bir uyku çekebilmek için kahve yerine cool lime tercih etmiştim.
İçeceğimi alıp Barış ve Efe’ye teşekkür etmiştim. “Sen neler yapıyorsun. Biraz kendinden bahset istersen.” demişti Oğuzhan. Oğuzhan kendimi anlatmamı istemişti. O an hem utancımdan tek kelime etmek istememiştim hem de sabaha kadar konuşmak istemiştim. Çok garip duygular içerisindeyim ve buna bende anlam veremiyorum.
“İsmim Derin…” dememle kahkahaların kopması bir olmuştu. Bende ortama ayak uydurmak için hızlıca “Ee… Az önce bir iş görüşmesinden çıkan bendim değil mi?” dedim ve onlarla birlikte gülmeye başladım.
“Endüstri Mühendisiyim normalde. Ama güzellik alanı oldum olası dikkatimi çekmiştir. Doğma büyüme Ankara’lıyım. Buraya okumaya geldim. Okul, kurslar sonrasında işler derken buraya yerleştim…” diyecek veya anlatacak başka bir şey bulamamıştım. Normalde bir şeyler anlatmayı konuşmayı çok severim ama şu an tıkanmış durumdayım.
“Sevdiğin şeylerin peşinden koşman çok güzel. İnsan sevdiği işi yapınca daha başarılı oluyor.” dedi Arda.
“Evet çok haklısın.” diyebilmiştim sadece.
Efe içeceğinden bir yudum aldıktan sonra “Derin hatırlıyor musun?” dedi ve devam etti “Yukarıda sana favorini sormuştuk ama cevaplamadın.” cümlesini tamamladıktan sonra sinsi bir gülüş attı. “Cevabını heyecanla bekliyoruz.” dedi. Bende saf gibi unutturdum zannediyordum. Nasıl unutsunlar ki onlarda gruba yeni girdiler böyle şeyleri duymayı heyecanla bekliyorlar fakat bende o cesaret yoktu. “Ya ben dediğim gibi hepinizi destekliyordum. Tabii ki ilk bölümden beri ayrı tuttuğum bir favorim var ama bunu hemen ilk günden söylemek doğru olmaz diye düşünüyorum. Düşünmekle de kalmıyor utanıyorum açıkçası.” demiştim ama bunları demeyi bende beklemiyordum. Hayır neden utandığımı söylüyorum ki. Utandığımı söyleyerek daha da utanmaya başlamıştım. Yanaklarım adeta alev topuna dönmüştü. Ve evet… utandığımda yanaklarım beni hemen ele veriyor.
Herkes bir anda bana bakakalmıştı. Büyük bir coşkuyla “Ama inkar etmedin var bir favorin!” dedi Miraç. Gözlerinde ki o heyecanı görmüştüm resmen. Miraç’la çok yakın arkadaş olacakmışız gibi bir his var içimde. Miraç’a sadece “evet” anlamında kafamı sallamıştım.
“Neyse çok üstüne gitmeyelim kızın. Bu arada evin yakın mı? Uzaksa yarın seni alalım şirkete gelirken.” dedi Arda. Bende “Güzel olur ama…” dedim sonra duraksadım çünkü Oğuzhan anlam veremediğim bir şekilde şaşkın gözlerle önce Arda’ya sonra bana bakmıştı. Ama, Oğuzhan’ın bundan ne anlam çıkarttığını anlayamamıştım. Şaşkın bakışları üzerimdeyken bir anda buz kesmişti. Yanlış bir şey mi demiştim yoksa cümleye güzel olur diye başlayarak hata mı etmiştim. Kafam tam anlamıyla “ÇORBA” olmuştu.
Merhaba :)
bölüm biraz geç geldi. bu bölüm bir nevi geçiş bölümü gibi oldu. Yorumlarınızı bekliyorumm💘
Bölüm etkileşimi
