ROLÜ BIRAK kitap kapağı

6. bölüm / 6

ROLÜ BIRAK

6.BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Sara S.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 6.BÖLÜM

JENNIFER

“.. yani sonra beraber kahvaltı yaptınız ve seni yurda bıraktı. Öyle mi?”

Hailey’nin sözlerini başımla onayladım. O yurda geleli yaklaşık yarım saat olmuştu ve ben geldiğinden beri ona başımdan geçenleri anlatıyordum. En azından hatırladığım kadarını. Hailey de başını sallayarak bir nevi iç düşüncelerini onayladı. Söylediklerim kafasına yatmış gibi görünüyordu.

“Ama Jen.. bu videolar ne alaka o zaman?”

“Bilmiyorum. Hailey, gerçekten o videolar bana hiçbir şey ifade etmiyor. Ben bırak Matthew Chapman ile öpüşmeyi-“ bunu söylerken duraksadım. Bunun yaşanmış olma ihtimali bile çok.. tuhaftı.

“Onu o partide gördüğümü hatırlamıyorum bile.” Hailey başını duvara doğru yasladı. Bir şeyler düşünüyordu. Ancak yine de bana hemen inanması ve olayın buraya nasıl evrildiğini sorgulaması onun neden benim en yakın arkadaşım olduğu gerçeğiyle beni yüzleştirdi. Her zaman yanımdaydı. Düşüncelerim beni duygusallaştırmış olacak ki ona doğru kaydım ve bacaklarına doğru başımı yasladım. Anında saçlarımla oynamaya başladı.

“Matthew Chapman.. bu işin altından o piç çıkacak muhtemelen. Kim bilir belki de partide seni sarhoş olmandan faydalanıp saçma sapan bir oyun oynadı?” Hailey’nin sözleri yerimde rahatsızca kıpırdanmama neden oldu. Çünkü doğru hissettirmiyordu. Özellikle de uyandığımdan beri gördüğüm muameleyi göz önünde bulundurursak. Arkadaşıma haksız olduğunu söyleyemezdim. Matthew Chapman ile bitmek bilmeyen bir düşmanlığımız vardı. Günün sonunda birbirimizin ayağını kaydırmak için her şeyi yapardık. Ancak bir şeyler kafama yatmıyordu işte. O an duraksadım. Gerçekten bana iyi davrandı diye bir şey yapmamış mıydı yani? Aslında yapmıştı. Yalan söyledi.

Sabahtan beri bir şeyleri sakladığını hissetmediğimi söyleyemem. Sorguladığımda da oldu. Ancak o baklayı asla ağzından çıkarmadı, dahası benim dikkatimi dağıttı. Eğer gerçekten suçlu olmasa neden bunu bana söylemesin ki?

Düşüncelerim beni o kadar rahatsız etmeye başladı ki Hailey’nin rahat bacaklarından basımı kaldırıp toparlanma ihtiyacı hissettim. Hailey de rahatsız olduğumu anlamış olacak ki toparlanıp bana döndü.

“Caleb hala gelmedi.” deyince bir gerçekle yüzleştim. Ortada korkunç bir video vardı ve erkek arkadaşım o videoyu izlemişti. Elimi başıma vurdum. Odaklanmam gereken nokta bu iken ben neler düşünüyordum? Yok Matthew Chapman bana iyi davranmışmış..Erkek arkadaşıma kendimi açıklamam gerekiyordu! Şu an Caleb’ın neler hissettiğini tahmin bile edemiyordum. Onu aldattığımı düşünüyor olmalıydı. Hoş, videoyu baz alacak olursak onu aldatmıştım!

“Tanrım..” ellerimi saçlarımın arasından geçirdim ve çekiştirdim. Başım zonkluyordu. Matthew’un verdiği ilaç etkisini çoktan yitirmişti. Ah! Neden konu sürekli ona geliyordu ki! Başımı iki yana salladım. İçinde bulunduğum karmaşık durum Hailey’nin dikkatini çekmiş olacak ki ellerimi tuttu.

“Şş.Sakin ol. Eminim bir şeylerin mantıklı bir açıklaması vardır. Jen.. o partide bir sürü insan vardı. Belki birileri bize ne olduğunu açıklar? Bak hemen sordurabilirim. Biliyorsun. Alex’in arkadaşlarının partisiydi sonuç olarak. Bir şeyler öğrenebilirim.”

“Çok iyi olur.” dedim hemen. Şu durumda Hailey’nin gıcık voleybolcu erkek arkadaşından bile yardım dilenebilirdim. Hiç sorun değildi. Hailey de bunu bekler gibi başını salladı ve telefonunu çıkarıp birini aradı. Muhtemelen erkek arkadaşını arayıp durumla alakalı bilgi alacaktı. Telefonla konuşmak için yataktan inerken bana doğru dönüp fısıldadı.

“Alex’e olanları anlatabilir miyim? Bana anlattıklarını yani.” Bir saniye düşündüm. “Hayır. Yani..Matthew Chapman ile bu sabah olanları katmadan bir şeyler söyleyebilirsin.”

Tamam dercesine başını sallayıp telefonla konuşmak için odamdan çıktı. Onun çıkmasıyla beraber kendimi yatağa atmam bir oldu. Caleb ne zaman gelirdi? Ya da gelecek miydi? Gelse ne diyecektim? Kendimi en yakın arkadaşımı açıklamak kolaydı. Ancak erkek arkadaşımı başka bir erkeği öperken çıkan bir videonun üzerine onu aldatmadığıma nasıl inandırabilirdim ki? Hatırlamıyorum mu diyecektim?

Ah.. o kadar erkekçe bir cümle ki!

Başımın altındaki yastığı çekip kendimi boğmaya çalıştım. Ve güçlü bir çığlık attım. Yalan yok, iyi geldi. Sonra gözlerimi sımsıkı kapattım. Bir şeyler hatırlamam lazımdı. Hatırlamak zorundaydım. Zorladım, zorladım..Yok. Tek bir görsel bile gözümün önüne gelmedi. Yastığı yüzümden çekip başımın altına tekrar aldım ve tavanı izlemeye başladım. Tam o anda Hailey hızlı adımlarla odama geri girdi.

“Pencereden Caleb’ı gördüm!” Korkuyla yattığım yerden kalktım. “Geldi mi?”

“Hayır. Şey.. çıkıyor gibiydi.” Hailey’nin anlamsız sözlerine kaşlarımı çattım.

“Nasıl yani?”

“Bilmiyorum Jen.. yurdun kapısından çıkıp gidiyordu işte!” İşte bu tuhaftı. Caleb yurda kadar girip neden odama gelmemişti ki? Ya da geldi de duymadım mı diye düşündüm. Ancak ben duymasam Hailey duyardı. “Ne oluyor ya? Kafayı yiyeceğim!”

Hailey telefonu kapatıp yanıma oturdu. Tam bir şey söylemek üzereydi ki odamızın kapısı çaldı. İkimiz de anlaşmış gibi gözlerimizi kocaman açıp birbirimize baktık. “Caleb mı?“ diye sordum.

“Ama çıkarken gördüm.” Diye cevapladı arkadaşım.

“Kim o zaman?” Sorumun ardından ikimiz de bir cevap bulamadığımız için Hailey ayağa kalktı ve kapıyı açmak için odamdan çıktı. Ben ise sessiz bir şekilde gidişini izliyordum. Benim odamın kapısı açıkken ortak alanda bulunan kapımızın sadece yarısı görünüyordu. O da yatağın ucuna doğru gelirsem. Bu yüzden kimin geldiğini daha iyi görmek için yatağımın ucuna doğru kaydım. Ancak arkadaşımın sırtından başka bir şey göremiyordum.

“Sen ne alaka ya?” Hailey’nin isyankar sesi kaşlarımı çatmama sebep oldu. Kim geldi de arkadaşım bu kadar şaşırmıştı ki? Yanına gitmek için oturduğum yatak yataktan kalkmıştım ki karşısındaki kişi konuştu.

“Onunla konuşmalıyım.”

Tanıdık ses donup kalmama neden olmuştu. Matthew Chapman benim odamda ne halt ediyordu?

—-

MATTHEW

VİDEONUN YAYILDIĞI AN

Anahtarları yatağa fırlatıp üzerimdeki kıyafetleri çıkardım. Jennifer Grace’i yurduna bıraktıktan hemen sonra eve geldiğimde ev tamamen sessiz ve boştu. Belli ki bizim çocuklar okula geçmişlerdi. Hızlı bir duş ardından ben de geçsem iyi olacaktı. Son zamanlarda düşmeye başlayan birkaç dersim vardı, onlarla ilgilenmeliydim. Her ne kadar spor üzerine düşen bir üniversitede de olsak notlar her zaman herkes için çok önemliydi. En başında kişinin ne kadar disiplinli olduğunu gösteriyordu.

Ve disiplin bir sporcu için vazgeçilmezdi.

Hızlı bir duş alıp çıktıktan sonra kıyafetlerimi almak için dolaba bakıyordum ki gözüm yatağın hemen altındaki bir şeye takıldı. Bu ‘şey’ bir sütyendi. Evet, gerçekten. Ve ben bunun kime ait olduğunu çok iyi biliyordum.

“Ah Jennifer Grace.. her yere izini bırakıyorsun.” Kendi kendime gülüp sütyeni elime aldım. Normal şartlarda çöpe atar geçerdim çünkü bu ilk kez başıma gelmiyordu. Odamda bir kadın iç çamaşırı bulmak yani. Ancak nedense bu Jennifer Grace ile konuşmak için iyi bir bahaneydi. Onu utandırmak için de. Onunla konuşmak konusunda herhangi bir problemim yoktu. Biz onunla her zaman konuşurduk. Kavga ederken, laf sokarken vs. Ancak bu şekilde daha eğlenceli olacağına emindim. Ona bunu verdiğimde ki yüz ifadesini hayal ediyordum da..tanrım!

Kıpkırmızı olacaktı.

Kendi kendime gülümseyip etrafta bir poşet aradım. Bulduktan sonra sütyeni içine koydum. Eminim küçük bir arama sonrası iç çamaşırının altını da bulabilirdim. Tam etrafa bakacaktım ki odamın kapısı hızla açıldı.

“Dostum! Videoya çekmişler!”

Mike’ın nefes nefese kalmış bir şekilde söylediği sözlerinin ne demek olduğunu hemen anladım. Anlamamış olmayı dilerdim.

Derin bir nefes verip gözlerimi kapattım.

“Kahretsin ya!”

—-

“Ee. Şimdi ne olacak? Ben dedim sana Matt. Söylemeliydin.”

Mike’ın bağırarak söylediği sözlerine göz devirdim. Ben de biliyordum söylemem gerektiğini. Ama bunun bana düşmediğine inandım. Jennifer Grace’e dün yaşananları anlatmak benim haddimde değildi. Yani..öyle olduğunu düşünüyordum. Ama şu an pek de emin değilim. Belki de olanları bütün çıplaklığıyla anlatmalıydım.

Mike’ın sözlerine cevap vermeden ayağa kalktım. Yatağın üzerine attığım anahtarları kaparken gözüm kenara koyduğum poşete çarptı ve istemsizce ona uzandım. Poşetle beraber odadan çıkarken Mike’ın bana seslendiğini duyabiliyordum.

“Matt! Nereye?”

Cevap vermedim.

—-

JENNIFER

Matthew Chapman geldiğinde o kadar tuhaf bir ortam vardı ki. Ben, Hailey ve baş düşmanım Matthew Chapman bizim yurt odamızda ortak alanda oturmuş birbirimize bakıyorduk. Benim bakışlarımdan ne kadar sinirli olduğum anlaşılacak ki Matthew bana bakmaktan kaçınıyordu. Hailey’nin ayaklarını sertçe yere vurmasından başka bir ses yoktu. Bu sessizliği birinin bozması gerektiğini inandığım için boğazımı temizledim. Bu Matthew Chapman’ın doğrudan bana bakmasına sebep olmuştu.

Gözlerindeki bu duygu da neydi böyle? Suçluluk? Vicdan azabı? Pişmanlık?

Bilemiyorum.

Bir tiyatrocu olarak gözlem konusunda iyiydim ancak onu anlayamıyordum. Yalan anladığım şeyler gerçek değildi. Özellikle de bana söylediği yalanı göz önünde bulundurursak.

“Eee? Biri konuşacak mı artık?” Arkadaşımın isyankar sesine gülmek istedim ancak kendimi tuttum. Şu an çok ciddi bir ortam vardı ve ben nedense bu işin sonunda bir sinir patlaması geçireceğimi düşünüyordum.

Matthew, Hailey’nin konuşmasıyla beraber boğazını temizledi. Sanırım sonunda konuşmaya karar vermişti. “Ben.. çok üzgünüm.”

“Ne için?” dedim hemen. Bunu beklemiyordu. “Yalan söylediğim için.” O da çok beklemeden karşılık verdi.

Sözlerinin ardından kendi kendime gülerek etrafa bakındım. “Tanrı aşkına Matthew! Dün gece noldu?” Sinirliydim. Tanrı biliyor Matthew Chapman’a o kadar sinirliydim ki. Bana yalan söylemişti. Bana partide olanları eksik ve yanlış anlatmıştı. Hatta neredeyse hiçbir şey anlatmamıştı bile! Eğer bu videolar ortaya çıkmasa ve bütün kampüs bizi konuşmasa anlatmayacaktı da. Cevap bekliyordum, ondan mantıklı bir açıklama.

Ancak başka bir şeye odaklanmıştı. “Onunla konuştun mu?”

“Kiminle?” dedim. Kimden bahsediyordu? Ancak birkaç saniyelik sessizliğin ardından erkek arkadaşımı kast ettiğini anladım. “Caleb mı? Hah. Konuşmak mı? Videolar ortaya çıktığından beri ona ulaşamıyorum bile! Beni görmek istemediğine eminim..” Sona doğru sesim kısılmıştı.

Utanıyordum. Kendimi böyle bir konuma düşürdüğüm için gerçekten çok utanıyordum. Sözlerim Matthew Chapman’ı güldürdü ve geriye doğru yaslanmasına neden oldu. Ortada komik bir şey mi vardı?

“Neye sırıtıyorsun? Bütün bunlar sana komik mi geliyor?” Sinirle sorduğum soruyu da görmezden geldi. Ve bakışlarını yurt odamızda dolandırdı. Sinirlenen sadece ben değildim. Hailey de onun bu umursamaz tavrından oldukça rahatsız olmuştu ki ayağıyla ortada duran sehpaya bir tekme attı. Bu ikimizin de irkilmesine sebep olmuştu.

“Kız sana bir soru soruyor! Cevap versene. Bir de gerçekleri anlat artık. Oynadığınız oyunları falan.”

“Ne oyunundan bahsediyorsun Baltimore? Benim kimseyle oynadığım falan yok. Canavarmışım gibi konuşma.” Hailey’e ters bir cevap verdikten sonra ikisinin birbirlerine bakışlarıyla öldürmeye çalışmalarını izledim birkaç saniye. Hailey’nin buna sessiz kalmayacağını biliyordum.

Uzatacaktı.

“Canavarsın tabi-“ Bu yüzden araya girme ihtiyacı hissettim. “Tamam Chapman. Konuş. Gerçekten. Anlat. Dün gece ne oldu?” Araya girmem arkadaşımı bozsa da göz ucuyla ona bir bakış atıp tekrar karşımdaki Matthew Chapman’a döndüm.

Ciddiyetimin farkına varmıştı ve toparlandı. Nihayet bir şeyler anlatmaya karar vermiş gibi görünüyordu. Derin bir nefes vermesini izledim. “Dün gece partiye başladıktan 40 dakika sonra falan geldim. Bizim amacımız beleşe içip biraz takılmaktı. Yoksa herkes voleybolcuların partisine gidilmemesi gerektiğini bilir. Çünkü bok gibidir.” Bu sözlerinin ardından Hailey ile gözgöze geldi. Onun erkek arkadaşının bir voleybolcu olduğunu biliyordu ve onu rahatsız etmek için bilerek böyle söylemişti. Amacına ulaşmış olacak ki Hailey rahatsızca yerinde kıpırdandı.

“Ben geldiğimde sen çoktan oradaydın.” Matthew’un bakışları bana dönünce odağım değişti.

“Evet. Şey.. ben geldiğimde partiye yeni başlamıştı diye hatırlıyorum.”

“Muhtemelen.” diye onayladı. “Biz çok kalmayı düşünmüyorduk zaten. Bu tip partilerde illaki günün sonunda basketbolcular ile voleybolcular arasında bir kavga çıkar. Kazanan her zaman biz oluruz ama çıkar işte. Neyse. Partiye geldikten bir süre sonra bir olay oldu. Voleybolculardan iki kişi kendi arasında kavga etmeye başladı.” Derin bir nefes verdim. Hailey araya girdi. “Voleybolcular da voleybolcular.. Bir türlü konuya gelemiyorsun!”

“Sakin ol.” Arkadaşımı uyardım ancak haklıydı. Bu söylediklerinin benimle ne alakası vardı ki?

“Cidden Matthew. Konuya gel artık.”

“Konudayım zaten Jen. Her şeyi duymak istemiyor muydun?” Cevap vermek istemedim, onun yerine başımı salladım. Zaten Matthew da cevap beklemiyordu. Devam etti. “Voleybolcular kavga ederken senin onları ayırmaya çalıştığını gördüm.”

“Ne?” dedim istemsizce. “Ben voleybolcuları mı ayırmaya çalıştım?” Sorum Matthew’a komik gelmiş olacak ki gülmeye başladı.

“Evet. İnanması güç ama evet. Biz ne olduğunu anlayamadan seni kavganın arasında bulduk. Eğlenceliydi. Seni ortamda bağırırken görmek yani.” Sözlerine gözlerimi devirdim. Bu tavrım onu eğlendiriyordu. “Sanırım sen de beni kavgadan çekip çıkardın?” Sorum üzerine gülüşü dondu. Ve bir anda ifadesi değişti.

“Yapardım.. ama bana gerek kalmadı. Erkek arkadaşın geldi. Kahramanın.” Son kelimeyi söylerken sesi alaycıydı ancak benim dikkatimi daha çok çeken şey Caleb’ın o partide olmasaydı.

“Nasıl yani? Caleb da mı partideydi?” Şaşkınlıktan suratının kasıldığını hissedebiliyordum.

“Evet. Dün de böyle şaşırmıştın.” Yüzümü işaret ederek güldü. “Ne yalan söyleyeyim, ben de beraber gelmişsinizdir diye düşünmüştüm. Senin şaşkınlığını görene kadar.” Hailey oturduğu yerde toparlandı ve bana doğru döndü. “Caleb’ın bir partiye gittiğine inanamıyorum. Senin doğum günün için yaptığımız partide bile odada takılmıştı bu herif!”

O kadar şaşkın bir haldeydim ki..Hailey’nin sözlerine odaklanamıyordum. Caleb gerçekten dün voleybolcuların partisine mi gitmişti yani? Benden habersiz? O partileri sevmezdi ki! Nefret ederdi hatta. Hatırlıyorum da onu bir keresinde bir partiye götürmek için Hailey ile kırk yalan söylemek zorunda kalmıştık. Zaten günün sonunda o partide surat asarak yalanlarımızın öcünü bizden almıştı. Demem o ki, Caleb partilere gitmezdi. Asla.

“Matthew..Emin misin?” diye sordum zorla. İnanmak istemiyordum. Sorum üzerine gözlerini devirdi. “Tanrı aşkına Jennifer, neden böyle bir şey için yalan söyleyim ki?”

“Bilmem, kıza başka bir sürü şey hakkında yalan söylediğin için olabilir?”

“Kapa çeneni Baltimore.” O ikisinin kapışmasını dinlerken elimle ikisini de susturdum. Sesler bir anda çok fazla yükselmişti ve düşünmemi engelliyordu. Yani şu ana kadar her şeyi toparlayacak olursak ben dün gece voleybolcuların partisine parti başlar başlamaz gitmiştim ve o partiye Caleb da gelmişti. Partilerden nefret eden Caleb.

“Acaba senin orada olduğunu mu öğrendi?” Diye sorunca Hailey bir düşündüm. Ancak ben bir şey söyleyemeden Matthew araya girdi.

“Aslında bunu sordu. Benim burada olduğumu nereden öğrendin dedi. Ancak seninkinin hiçbir şeyden haberi yokmuş gibiydi. Burada ne işin var Jennifer deyip duruyordu.” Bir sessizlik oluştu. Hepimiz olanları sindirmeye çalışıyor gibiydik. Yani daha çok ben. “Beni partide görünce kavga çıkarmış olmalı. Ya da ben onu görünce. Eğer kavga ettiysek ve o çekip gittiyse benim bir şeyler içmem, ardından da kötü olmam çok normal olur değil mi?” Daha çok kendi kendime konuşuyordum ancak Hailey onayladı.

“Evet, belki de öyle oldu. Caleb gitti ve sen kötü hissettin. Sonra da-“ duraksadı. İkimiz de neden durduğunu biliyorduk. Bu hikayenin neresinde ve neden Matthew ile öpüştüğüm olaya bir türlü oturmuyordu. O yüzden gerçek hikayeyi öğrenmeliydik. Orada olan kişiden. Bakışlarımı kollarına kavuşturmuş bir şekilde bizi izleyen Matthew’a çevirdim.

“Eksik parçalar var.”

“Eksik parça yok Jennifer.” Dedi sertçe. Nedense kızgındı. “Bütün yapboz baştan yanlış.”

“O ne demek şimdi?” Ben de kızmaya başlıyordum. Bir saattir bir şeyler anlatıyordu ancak hiçbir şey anlatmıyordu! “Açık konuş Matt. Açık açık anlat artık! Ne halde olduğumu görmüyor musun? Hiçbir şey hatırlayamıyorum! Kafayı yemek üzereyim. Sürekli hikayeler uyduruyorum çünkü yapabileceğim başka hiçbir şey yok! Dün gece hafızam silinmiş resmen. Ve ben hiçbir şey hatırlamadığım için erkek arkadaşım şu an çıkıp gelse yüzüne nasıl bakacağımı bilmiyorum bile!”

“Onun yüzüne bakmak konusunda endişelenmene gerek bile yok! O senin yüzüne nasıl bakacağından endişelensin! Utanması gereken kişi o!”

Sinir patlamamın hemen ardından Matthew Chapman’ın bir anda bağırmasını beklemiyordum. Kimse beklemezdi. O kadar sinirli ve.. üzgün görünüyordu ki. Bu tavrı beni şaşırttı. Hem de oldukça. Bağırmasının şaşkınlığını atar atmaz sözleriyle yüzleştim. Caleb’ın neden utanması gerekiyordu ki? Onu aldatan kişi bendim! Hem de bütün okulun yıllardır düşmanım olduğunu bildiği biriyle. Sırf ona kızgınım diye. Hatırlamıyor olmam hiçbir şeyi değiştirmiyordu. Ancak Matthew’un sözleri.. ne demeye çalışıyordu?Hailey de en az benim kadar şaşkındı, kıpırdanmasından anlayabiliyordum.

“Matthew.. ne demek istiyorsun?”

Matthew sinirle bir nefes verip elini saçlarının arasından geçirdi. Ardından bakışlarına bakışlarıma sabitledi. O an gözlerinde gördüğüm şey, eğer yanılmıyorsam, üzüntüydü.

“Gerizekalı herif.” Fısıldadı. Ancak duydum. Hailey de duydu. Hızla başını bana çevirmesinden anladım bunu.

“Hala uzatıyorsun Matt. Tanrı aşkına ya! Konuş artık. Beni neden öptün?!”

“Sen beni öptün Jennifer!“ Konuştu. Keşke konuşmasını istemeseydim. “Erkek arkadaşını başka bir kızla öpüşürken gördükten sonra!”

Keşke ona olanları anlatması için baskı yapmasaydım. “Herkesin ortasında, o gıcık voleybolcuların ortasında seni başka bir kızla öpüştüğü halde kötü bir kız arkadaş olmakla suçladıktan hemen sonra etrafına bakındın ve beni gördün Jen. Beni gördün ve belki de yapacağın en mantıklı hareketi yaptın. Geldin ve o piç kurusu bir saniye önce sana kötü bir kız arkadaş olduğunu söyledikten sonra ona beni öperek karşılık verdin.”

Matthew bağırarak söylediği sözlerin ardından nefes nefese kaldı ve sakinleşmek için birkaç saniye bekledi. Ancak ne halde olduğumu görmüş olacak ki, yani ne halde olduğumu ben bile tahmin edemiyorum, sinirli bakışlarının yerini endişe aldı. Hailey’nin elimi tuttuğunu hissettim. Ona dönüp bakamıyordum. Aslında hiç hareket edemiyordum. Donmuş gibiydim.

En son Matthew Chapman’a bakar halde olduğum için bakışlarımı ondan çekemiyordum. O yüzden onun hareketlerini adım adım izlemeye devam ettim. Panik halinde Hailey’e bakışını. Ardından bir şeyler söyleyişini. Sanırım o esnada Hailey de konuşuyordu ancak duyamıyordum. Sanki kulaklarım bir anda tıkanmış gibiydi. Ardından bir sıcaklık hissettim, yüzümde. Bunun anlamını az çok biliyordum. Ağlıyordum.

Matthew’un ayağa kalkışını izledim. Etrafa bakınıyor, bir şey arıyordu. Ardından görüşüme Hailey girdi. Bacaklarımın önündeki sehpaya oturmuş ellerimi tutarak bana bir şeyler söylüyordu.
Gözümün önüne anılar gelmeye başladı.

Partideydim. Elimde içinde ne tür bir içki olduğunu bilmediğim ancak girişte elime tutuşturduları kırmızı bir bardak vardı. Kendimi müziğe kaptırmış ağır ağır hareket ederek kendimce dans ediyordum. Ardından bir ses duydum. Hemen yanımdan geliyordu bu sesler. Merdivenlerin arkasında, koridorda iki kişi kavga ediyordu. Kim olduklarını bilmiyordum, onları tanımıyordum ancak kavga eden kişilerden biri kadın olduğu için otomatik olarak müdahale etme ihtiyacı duydum.

Ve araya girdim. Onları ayırmaya çalışırken birilerinin bizi izlediğini fark ediyordum ancak başka kimse ayırmaya çalışmıyordu. Tam o esnada biri koluma yapıştı. Beni kendine doğru çektiğinde çeken kişinin erkek arkadaşım Caleb olduğunu fark ettim. Ağzımdan istemsizce şu sözler döküldü. ‘Senin burada ne işin var?’

‘Asıl senin burada ne işin var Jen?’ Diye karşılık verdi yakışıklı sevgilim. Yakışıklı olduğunu düşünmüştüm çünkü garip bir şekilde çok hoş giyinmişti. Gerçekten parti havasındaydı. Belki de beni şaşırtan şey aslında buydu. Partiye gelmiş olmasının yanında güzel giyinmesi.

Sorusuna cevap vermek üzereydim beni çekiştirmeye başladı. Sanırım partiden çıkarmaya çalışıyordu. Kolumu çektiğimi hatırlıyorum ve partide kalmak istediğimi söylediğimi. O noktada o kırmızı bardaktan içtiğim içinde ne olduğu belli olmayan içecek kanıma karışmıştı. O yüzden keyfini çıkarmak istiyordum. Kolumu Caleb’tan çekerek ondan biraz uzaklaştım. Ancak bu hareketim hoşuna gitmemişti.

Zaten çok gergin görünüyordu. Bakışları sürekli etrafta dolaşıyor, bir şey olmasından endişeleniyor gibiydi. Ancak ben bunu umursamadan müziğe odaklanmaya çalıştım. Ona dans etmesini söylediğimi hatırlıyorum. Bana bakmıyordu, bana bakmamasından rahatsız olduğum için birkaç adımda ona yaklaşıp yüzünü bana çevirdim.
‘Parti için hazırlandığına inanamıyorum! Partideysen partilemelisin!’

Sözlerimden içeceğin iyice kanıma karıştığı belliydi. Caleb’ın bir şeyler söylediğini hatırlıyordum ancak ne söylediğini hatırlayamıyordum. Zaten o kadar çok etrafa bakıyordu ki bir noktadan sonra sözlerini duymamaya başladım. Kendi etrafımda dönerek dans ediyordum, etraftakilere laf atıyordum.

O anlardan birinde Matthew Chapman’ı da gördüm. Arkadaşlarıyla beraber. Bana bakıyordu. Endişeli bir şekilde. Neden endişeli bir şekilde bana bakıyordu ki?

Caleb tekrar koluma yapıştı ancak tam kavrayamadan hızlı bir şekilde ondan uzaklaştım. Kızmıştı. Gerçekten kızmıştı ve bana doğru bir adım atacak oldu ki bir anda aramıza bir beden girdi.

Bir kız elinde içeceklerle aramıza geçip kollarını Caleb’ın boynuna doladı. Yalnızca birkaç saniye içinde gözümün önünde dudaklarını Caleb’ın, erkek arkadaşımın, dudaklarına bastırdı ve gülümseyerek onu dans etmeye zorladı. Ve ben bu olanları şaşkınlık içinde izledim.

Buradan sonrasında görüntüler kesik.

Gürültü hatırlıyorum, bağırdığımı. Bir noktada kızın elindeki içeceklere vurduğumu ve her yere döktüğümü. Caleb’ı kendimden uzaklaştırmaya çalıştığımı. Onu ittiğimi. Caleb’ın da karşılık olarak bana bağırdığını.

O bana neden bağırıyor ki? Bağırması gereken kişi benim! Diye düşünürken Caleb’ın bana yaklaşık kollarımı tuttuğunu hatırlıyorum.
Ve bir anda yüzünü yüzüme yaklaştırıp konuştuğunu.

‘Kötü bir kız arkadaş olman benim suçum değil!’ Anlamadım? Ben neyim? Buradan gerisi de kesik. O sözleri duyduktan hemen sonra ne yaptığımı hatırlamıyorum. Ancak Caleb’ın özür dilediğini hatırlıyorum. Ardı ardına. En az yüz kez.
‘Çok özür dilerim. Jen, öyle demek istemedim çok özür dilerim.’ Gibi bir sürü özür.

Ancak anılarım da çok taze olan bir şey var. Gözlerim bulanıklaşmış, muhtemelen çok ağlamışım. Etrafa bakıyorum ve onunla göz göze geliyorum.
Matthew Chapman ile.
Bana bakıyor. Endişeli, yine.
Bu endişesi o an, o ortamda ihtiyacım olan şeymiş gibi hissettiriyor. Bu yüzden adımlarımı ona doğru giderken durabilirim, ama durmuyorum. Tam karşısında dikiliyorum, şaşkınlıkla bana bakıyor.

Endişesinin yerini şaşkınlık almış. Arkamı dönüp son kez erkek arkadaşıma, bakmak istiyorum ancak bakarsam yapamayacağımın farkındayım. O yüzden arkamı dönmüyorum ve ellerimi Matthew Chapman’ın yüzüne uzatıp onun yüzünü kendime çekiyorum. Bir sıcaklık hissediyorum.
Dudaklarımda.

Tam o anda kulaklarım açıldı. Sanki yeniden duymaya başladım. Hailey’nin sesi çok yakınımdaydı.
“Jen, Jen! Şşş. Bir şey yok güzelim. Bana bak. Bir şey yok. Buradayım.” Kulaklarım açılır açılmaz nefes almış gibi hissettim. Sanki o ana kadar nefesimi tutmuş gibiydim. Az önce Hailey’nin oturduğu yanıma Matthew oturmuş ve karşımda duran Hailey’e bir peçete uzatmıştı. Hailey o peçeteyle gözlerimi sildi.

Peçetenin sırılsıklam oluşundan ne halde olduğumu kavrayabilmiştim.
Caleb..erkek arkadaşım..Beni aldatmıştı.
Başka bir kızı öpmüştü.
Bana kötü bir kız arkadaş olduğumu söylemişti.
Ve ben dün gece yaşanan her şeyi hatırlamıştım.

“Hailey..” dedim sesim titrerken. “Ben onu aldatmamışım.”

—-
Gelecek bölümden spoiler

“Ee eğer Çatlak Kazan paylaşmadıysa kim paylaştı öpüştüğünüz videoyu? Yoksa Cassie’ye bir rakip mi çıktı?”
Mike sordu. Ancak buna verecek cevabım yoktu. Ben de bu haberi kimin paylaştığını bilmiyordum. Ancak bildiğim tek bir şey varsa o da Cassie’nin çıldıracağıydı. Ve onun çıldırması demek ortalığın epey karışması demekti. Nedense bundan biraz korkuyordum. Ben konuşamadan Mike konuşmaya başladı.
“Cassie’yi azıcık tanıyorsam, bu videoyu o paylaşamadı diye kuduracak ve sana çok kötü saracak dostum.”
Sesli söylemekten korktuğum şeyi arkadaşım söyleyince derin bir nefes verdim. Haklıydı. Cassie bana saracaktı. Bana ve Jennifer Grace’e. Bana sarmasında şu an bir sorun yoktu ancak Jennifer iyi bir ruh halinde değildi ve-
Ben..Neden Jennifer’ı bu kadar düşünüyordum ki?
Düşüncelerimden sıyrılmak zorunda kaldım çünkü Mike bir anda bağırdı. “E yuh ama! Dakika bir gol bir!”
“Ne oluyor?” Dedim merakla. Mike telefonun ekranını bana çevirip konuştu.
“Çatlak Kazan Cassie, sen ve Jennifer’ın çıkmaya başladığınızı yazmış!”

herkese merhaba!
yeni bölümle karşınızdayımm
olaylar olaylar 🕺💃
sorularınız varsa seve seve cevaplarım şimdiden iyi okumalar diliyorum bir sonraki bölümde görüşürüzzz

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

3okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.