6. bölüm / 6
Ring6. Bölüm
Bölümler 6Şu an: 6. Bölüm
- 1 1. Bölüm1.498 kelime
- 2 2. Bölüm1.353 kelime
- 3 3. Bölüm1.133 kelime
- 4 4. Bölüm1.536 kelime
- 5 5. Bölüm1.901 kelime
- 6 6. Bölüm1.308 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yeni bölümle karşınızdayımm
Nasılsınızzz?
İnşallah beğenirsinizz
Hafta da bir veya iki bölüm atacağımm
Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayınn
İyi okumalarrr
💕💕
★
Kalabalığın arasından geçmeye çalıştım. Oğuz, çocuğa kafa atınca ağzımdan tiz bir çığlık çıktı.
Çocuk yere yığıldı. Hemen kalkıp Oğuz'un burnuna yumruğunu geçirdi. Gözlerim kocaman oldu. Koşarak aralarına girdim. "Ne oluyor burada?" Endişeyle Oğuz'a döndüm. "Burnun kanıyor!" Gözlerini çocuktan çekti ve bana baktı. "Bir şeyim yok." Çocuk alaycı bir gülümseme takındı.
"Bak koruman da geldi şimdi bas git!" Oğuz gözlerini benden çekti. Çocuğun yakasını kavradı.
"Ne diyorsun lan, sen!" Oğuz'un bileğini tuttum. "Haddini aşma, Ömer!" Ömer'in yakasını bıraktı ve bana döndü. Bileğinden tutup kalabalığın arasından çıkardım. "Ne bok var da kavga ediyorsun? Yerinde dursan olmuyor mu?!" Göz devirdi. Revire girdik. "Sen otur ben ilk yardım çantasını getireyim." Başını olumlu anlamda sallayıp oturdu.
Çantayı getirip içinden pamuk ve şişeyi çıkardım. Pamuğa bir miktar döktükten sonra kanayan kısmına deydirdim. Acıyla dişlerini sıktı. "Niye kavga ettiniz?" Gözlerini kaçırdı. Pamukla yarasını temizlemeye devam ettim.
"Bana laf etmesiydi kavga çıkarmazdım." Duraksadım. Nasıl bir laf onu bu kadar öfkelendirmiş olabilirdi?
"Ne dedi sana?" cevap vermedi. Kişisel bir mevzuydu anlaşılan. Yarayla işim bitince eşyaları toplayıp yerine koydum. "Hadi kalk," Birlikte koridor da yürümeye başladık. Gözlerim, Ömer'le kesişti. Pis pis sırıtarak bize bakıyordu.
Melis koşarak yanıma geldi. "Devim!" Tek kaşım havalandı. "Efendim?" Oğuz'un yanına Efe ve Alp gelmişti ve merakla bize bakıyorlardu. "Ama sakin olacaksın." Göz devirdim. Ne olabilirdi en fazla?
"Sinan abi," duraksadım. Kaşlarım çatıldı. O adam ne alakaydı? "Sinan abi, bana ulaştı." Gözlerim kocaman oldu? Bunca yıl sonra ne alakayı? "Seni sordu." Alayla gülümsedim. "Ne hakla?" Dudaklarını birine bastırdı.
"Bende onu dedim ama 'Abisi olarak' dedi." Neredeyse kahkaha atacaktım. Abisi olarak he. "Ne?!" Dedi şok içinde Efe. Alp dehşet içinde bana döndü. "Abin mi vardı?" Cevap vermedim. "İlgilenmiyorum. Bir daha ararsa açma." 6 sene önce bizi terk edip gitmemiş gibi şimdi beni mi soruyordu? Annem hastalığı ile mücadele ederken beni babamın acımsız kollarına bırakıp gitmişti. Hiçbir açıklama yapmadan.
Önüme döndüm. O saatten sonra da kimseyle konuşmadım.
Saatler ilerlemişti ve şimdi planladıkları gibi lunaparka gidiyorduk. Motora bindik. Ellerimle Oğuz'un sırtını tuttum. "Motor sözünü unutmadım." Hızlandı. "Ne zaman istersen." Gülümsedim.
Vardığımızda motordan indim ve bizimkilere selam verdim. Buse'ye dönüp gülümsedim. "Sonunda geldiniz!" dedi Melis. Herkes buradaydı. Melis telefonu çalınca uzaklaştı.
"Hız trenine binelim!" Efe'ye döndüm.
"Melis gelsin öyle bineriz." Melis telefonla konuşması bitince yanımıza gelmişti. Göz göze gelince gözlerini kaçırdı. Bir şey mi olmuştu?
"Bir şey mi oldu, Melis?" diye sordum. Omuz silkti. Çok barizdi bir şey vardı. Ne saklıyordu bilmiyordum ama o arayanla bir bağlantısı vardı.
Alp kolunu omzuma attı. "Nabersin, Devo?" Göz devirdim. "Devo ne ya? Devim de geç." Dudağının köşesi yukarı kıvrıldı ve cıkladı. "Böyle daha iyi." Buse'ye döndü. Gülümsemesi daha da büyüdü. "En son ki hız treni faciayasını hatırlıyor musun, Buse?" Kaskatı kesildi. "Ne diyorsun sen be!?" Alayla tek kaşı havalandı. "Ya o zaman çocuktuk küçük bir şakaydı."
Buse daha fazla bir şey demeden önüne döndü. "Ne şakasından bahsediyorsun, Alp?" Muzip bir ifadeyle Buse'yi süzdü. "Küçükken hız trenine binecektik. Buse korkuyordu ben de onu ikna edip yanlız bırakmıştım." Ağzım açık kaldı.
Omzumdaki kolunu çekip kafasına vurdum. "Böyle şaka mı olur!?" Kıkırdadı. Gözlerim kısıldı. "Siz küçükken tanışıyor muydunuz?" Derin bir iç çekti. "Ailelerden tanışıyorduk." başımla onayladım.
Alp'i batşan aşağı süzdüm. Belki yanlış düşünüyordum ama sanırım Buse'den hoşlanıyordu.
Önüme döndüm. Hız trenine gelmiştik. Yerlerimize oturup kemerlerimize taktık.
(Ne yazık ki hiç hız trenine binmedim olabildiğince buraları yazmaya çalışacağım)
Tren hareket etti. Yavaşça hızlanıyordu. Bir anda hızı artı. Ellerimi dizlerimin üzerine koysam da ani hızla Oğuz'la parmaklarımız birbirine kenetlendi. Gözlerim kocaman oldu. İkimizde aynı anda elimizi çektik.
Bedenim terlemeye başladı. İlk defa hız trenine biniyordum. Yumruğumu sıktım. Daha da hızlandık. Derin bir nefes aldım. Bunı bir daha yapmayacaktım. Midem kasıldı. Gözlerimi sıkıca kapattım.
Tepeyi açtığımızda Dünya aniden ayaklarımın altından çekildi. Gözlerim kocaman oldu. Ağzımdan bir çığlık döküldü. Midem ani sallantıyla bulanmaya başlamıştı.
Dudaklarımı birbirine bastırdım. Sağ döndüğümüzde bedenim koltuğun sağ tarafına çarptı. Kalbimin atışı daha da şiddetlendi.
Avuç içlerim terliyordu. Bunun bu kadar gerici bir şey olduğunu tahmin etmemiştim.
Nasıl bittiğini anlamadım. Bittiği gibi yerimden koşarak kalktım. Derin derin nefesler aldım. Oğuz yanıma geldi. "Ne oldu?" Göz ucuyla ona baktım. "Bir daha buna asla binmem!" Gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı. "Ne gülüyorsun ya!" Omuz silkti. Gülünecek ne varsa? Gözüme siyah giyimli bir adam çarptı. Belinden silah çıkartınca gözlerim kocaman oldu. "Oğuz Bey, silah!"
Adamı görünce dona kaldı. Adamın namlusu bana döndü ve tekte tetiğe bastı. Ben daha ne olduğunu anlayamadan Oğuz üzerime kapandı. Kurşun bedenine saplandı. Ağzından acı bir çığlık döküldü ve üzerime yığıldı. Yere çömeldim.
Oğuz'un yüzünü avuçladım. "Oğuz Bey!" Dişlerini sıktı. Bizimkiler koşarak yanımıza geldiler. Adam çoktan kaçmıştı. Dehşet içinde Oğuz'un yarasına baktım. "Ambulansı arasanıza!" Efe irkildi ve hemen cebinden telefonu çıkarttı.
Bir işi de becer, Devim!
Gözlerim doldu. Herşeyi elime yüzüme bulaştırmıştım. "Niye önüme atlıyorsun, Gerizekalı!?" Derin derin nefesler alıp veriyordu. Ben bunu babasına nasıl söyleyecektim. 'Oğlun önüme atadı' nasıl diyecektim.
Adam benden oğlunu korumamı istemişti ben onu da becerememiştim. Gözlerini yumduğun da tuttuğum göz yaşlarım akmaya başladı. Benim yüzümden birinin ölmesine izin veremezdim.
"Aç gözlerini, ölmeyeceksin!" omzuma dokunan elle irkildim. "Hanımefendi, hastadan uzaklaşmalısınız." Doktorun dediğini yaptım. Yerimden kalktım. Burnumu çektim. Alp beni kendine çekip sarıldı. "Senin suçun değildi." Gerçekten abi sıcaklığı hissettiriyordu. Göz yaşlarım durmaksınız akıyordu.
"Benim yüzümden oldu ama." Bir şey söylemedi. Sadece sarıldı.
Hastaneye gitmiştik. Oğuz ameliyata alınmıştı. Kapısında bekliyorduk. İçeri hışımla Metin Bey girdi. Öfkeli bakışları beni buldu. Tam önümde durdu. "Ben sana oğlumu koru diye para ödüyorum!" Başımı yere eğdim. Haklıyıdı.
Benim onu korumam gerekirken o beni korumuştu. Gözleri ıslak gözleirme takıldı. Derin bir nefes aldı. Yüzündeki öfke azaldı ve önüne döndü.
Metin Bey tereddütle bana döndü. "Oğlumu tanıyorum, dayanıklıdır." mahçupluğum daha da arttı. Islak gözlerle ona döndüm.
"Ben, çok özür dilerim." Burukça gülümsedi. "Olan oldu." dedi. Bana kızması gerekmiyor muydu?
★
Saatler geçmişti. Koridorda bir köşeye çömelmiş ameliyatın bitmesini bekliyordum. Kapı açılınca hızla yerimden kalktım. Doktor hepimize göz gezdirdi. "Hastanın yakınları kimler." Metin Bey öne atıldı. "Benim." dedi. Pür dikkat doktora bakıyorduk. "Hastanın ameliyatı sorunsuz geçti." tuttuğum nefesimi bıraktım.
"Normal odaya alacağız bir süre sonra da girebilirsiniz." Yüzüme bir gülümseme yayıldı. Hemen yanımdaki Melis'e sarıldım. Kimse bizi yanlız bırakmamak için girmemişti.
Normal odaya alınma işi bitince odaya ilk Metin Bey girdi. Yarım saat hatta bir saat sonra odadan çıktı ve içeri hemşire girdi. Hemşeri odadan çıkınca bize göz gezdirdi. "Hastamız uyandı." Gözleri bana takıldı. "Devim siz misiniz?" Başımşa onayladım. Gülümsedi ve bana içeriyi gösterdi. "Sizi istiyor." dudaklarımı birbirine bastırdım. Mahcup bir ifadeyle içeri girdim.
Beni görünce gülümsedi ve başıyla oturmamı işaret etti. Başımı yere eğdim. Zoraki bir tebessümle yanına oturdum. "Oğuz Bey, beni neden istediniz?" Sırıttı. "Kahramanına teşekkür edersin diye düşünmüştüm." Başımı kaldırıp ona baktım. "Teşekkürler ama bir daha bunu yapmayın."
Cıkladı. "Hep sen mi beni kurtaracaksın." öfkeyle ona baktım. "Benim korumam gerekiyor zaten!" Göz devirdi. Yerimden kalktım. "Babanızla görüşmelisiniz." Dudağının köşesi yukarı kıvrıldı ve beni baştan aşağı süzdü. "Tamam sonra, Devim." diye sızlandı.
Bileğimi tutup oturtmaya çalıştığında bileğimi çektim. Çekmemle yüzünü buruşturup acıyla inlemesi bir oldu. Gözlerim endişeyle kocaman oldu.
"Ne oldu, iyi misin?!" Yüzündeki acı hal yerini kocaman bir gülümseme aldı. "Bu kadar endişelenmene gerek yok ya." Kaşlarım çatıldı. Bileğimi çekip yerime oturdum.
"Devim," tek kaşım havalandı. "Efendim?" beni baştan aşağı süzdü. "Şey, abini hiç mi görmek istemezdin." kaşlarım çatıldı. Son derece ciddi bir ifade takındım. "Sormadın sayıyorum." Dudaklarını birbirine bastırdı. Başıyla onayladı.
"Öyle diyorsan ama," lafıno böldüm. "Aması falan yok." Öfkeli halimi görünce daha fazla bir şey söylemedi. Beni en çaresiz anımda yanlız bırakan o adam benim abim değildi.
"Abin bana ulaştı, Devim." Gözlerim hayretle açıldı. Beni, Oğuz'un korunması olduğumu bilecek kadar mı yakından takip ediyordu?
★
Bir bölümün daha sonuna geldikkk
Nasıl buldunuzz
Bu bölüm hiç içime sinmedi ama iştee
Oy vermeyi unutmayınn
Bu abi hakkında neler düşünüyorsunuz?
Favori karekteriniz kimm?
Hasta olduğum ve sınav senemde olduğum için bölüm biraz geç geldi
Malum okullar açıldı ve ben hem dershane hem okul derken biraz geciktirdim
( Devim'in modeli)
ig: @sydney_melman
GÖRÜŞÜRÜZZZZ
Bölüm etkileşimi
