1. bölüm / 6
Ring1. Bölüm
Bölümler 6Şu an: 1. Bölüm
- 1 1. Bölüm1.498 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 2. Bölüm1.353 kelime
- 3 3. Bölüm1.133 kelime
- 4 4. Bölüm1.536 kelime
- 5 5. Bölüm1.901 kelime
- 6 6. Bölüm1.308 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Selammm
Ring'in ilk bölümüyle karşınızdayımm
İnşallah beğenirsinizzz
Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayınn
İyi okumalarrrr
★
"Kazanan, Devim Dinç!" Tribünlerden gelen tebrikler ve çığlıklar eşliğinde ringden inip soyunma odasına girdim. Lise son sınıfa giden bir kıza göre boks alanında bir sürü başarım vardı. Üzerimi değiştirip çantamı koluma taktım. Soyunma odasından çıkarken yolum kesildi. "Devim, bu gün çok iyiydin." Emre'yi baştan aşağı süzdüm. Kızıl saçları, masmavi gözleri ve buğday teni vardı. Zoraki bir tebessüm ettim. "Teşekkürler, Emre." Gitmeye yelteneceğim sırada engelledi. "Tamam, kısa keseceğim. Seninle iş yapmak istiyorlar." kaşlarım alayla havalandı. Dudağımın köşesi yukarı kıvrıldı. "Dalga mı geçiyorsun?" İfadesi son derece ciddiydi. "Bir aile seni oğluna koruma olarak istiyor." Göz devirdim. Elime bir numara tutuşturmaya çalıştığında elimin tersiyle ittim. "İlgilenmiyorum." Umursamadan ilerlerken sözleri beni durdurdu.
"Annenin hastane masraflarını ve okul masraflarını ödeyeceklerini söylediler." Şok içinde ona döndüm. "Ne?" Olumlu anlamda başını salladı. "Tamam, görüşeceğim." Tebessüm etti.
*3 Gün Sonra*
Sandalyeye oturmuş Metin Alsan'ı bekliyordum. Yaklaşık iki üç dakika sonra gelmiş ve karşıma oturmuştu. "Devim, oğlumu her yerde korumanı istiyorum. Önünde ki dosya da oğlumla ilgili bilgiler var." Dosyayı alıp sayfalarını karıştırmaya başladım. İsmi Oğuz Alsan. Benden bir yaş büyüktü ama sınıfta kaldığı için son sınıfı tekrar okuyordu. "Haddimi aşmazsam, niye ben?" Masumca bir tebessüm etti. "Güçlü ve köklü bir aile olunca düşmanlarında çok oluyor. Ve genellikle evlatlarına yöneliyorlar. Bende oğlumun yakınlarında olabilcek biri istediğim için seni seçtim. Ve tabi yeteneğin için de." Tebessüm ettim. Derin bir nefes aldı ve konuşmaya devam etti.
"Oğlumun okuluna yazılacak ve onun gölgesi olacaksın." Başımla onayladım. "Bizde karşılığında okul paranı ödeyecek, sana maaş vereceğiz ve annenin hastane masraflarını ödeyeceğiz." İyi teklifti. Reddedersem hayatımın şansını kaçırırdım.
Hem en fazla ne olabilir ki?
"O zaman anlaştık," Uzattığı elini sıktım. "Anlaştık,"
★
Okul koridorlarında dolaşıyordum. Oğuz'u koruma işine bu gün başlayacaktım. Gözlerim telefonuma kaydı.
Meloo: Ayyy şimdi sen ciddili Alsan'ların veliahtını mı koruyacaksınn
Siz: Söylediğimden beri otuzuncu soruşun falan meloo
Meloo: Ama ne yapabilirim, çok heyecanlı bir şeyy
Siz: Ben sana sonra yazacağım. Oğuz Bey görüş açıma girdi
Siz: İnşallah gıcık biri değildir. Neyse görüşürüzz, birtanemmm
Meloo: Görüşürüzz, aşkımmm
Oğuz'la göz göze geldik. Beni baştan aşağı süzdü. Bu neydi şimdi? Yanına doğru yürüdüm. Yanında iki çocuk vardı. Bakışları altında rahatsızca kıpırdandım. Zoraki bir tebessüm edip bir kaç adım ötelerinde durdum. Oğuz'un yanında ki çocuklardan biri konuştu. "Bu kız kim, birader?" Birader ne lan? "Babamın tuttuğu koruma, Efe." Sesinde ki küçümseme çok barizdi. "Selam, Alp ben." dedi Oğuz'un diğer tarafında ki çocuk. Alp'e döndüm. Zoraki bir gülümseme takındım. "Devim ben," Tebessümle karşılık verdi ve beni baştan aşağı süzdü. Önüme döndüm.
"Sen sürekli dibimizde mi duracaksın be!" Kaşlarım öfkeyle çatıldı. "Babanız böyle emrediyor, Oğuz Bey." sinirle nefes verdi. Yoldan geçen bir kıza gözü takıldı. Pür dikkat onu izliyordu. Kız Oğuz'un yanından çekingen bir tavırla geçmeye çalışırken Oğuz kız tam adım attığı sırada bacağını önüne doğrulttu ve kızın düşmesini sağladı. Ukala bir şekilde sırıttı ve kıza baktı. Pislik herif. Kızın yanına gelip elimi uzattım. Bunu yaparken hiç tereddüt etmedim. Başta bir tereddüt etse de elimi tuttu ve yerden kalktı. "Teşekkür ederim." ağzımı açmama izin vermeden arkasına bakmadan uzaklaştı. Hışımla Oğuz'a döndüm. "Ne yaptığınızı sanıyorsunuz siz?" göz devirdi. "Sanane be!" Efe omzumu itmeye yeltenemeden kolunu tuttum ve savurdum. "Eline sahip çık!" Oğuz ağzını açıp bir şey deneyince sinir olmuştum. "Baban böyle zorba biri olduğunu biliyor mu!?" kaskatı kesildi. Tahmin ettiğim gibi bilmiyordu. "O zaman ona göre davranın, Oğuz Bey."
Bir kaç adım ötelerine geçtim ve orada durdum. Yanıma bir kız geldi ve gülümsedi. "Selam, Buse ben." Tebessüm ettim. "Bende, Devim." Tatlı bir kıza benziyordu. Koyu kumral saçlarını doğal bir topuz yapmıştı. Hafif çekik ela gözleri vardı. Bembeyaz teni gözlerini daha çok ortaya çıkarmıştı. Kısık bir ses tonuyla, "Sen niye bu zorbaların yanındasın? Pek güvenli tipler değillerdir." dedi. Alp bu sözleri duymuş olacak ki lafa atladı. "Ayıp ediyorsun, Buse'ciğim!" Kaşlarım çatılmış Alp'e döndüm. Bakışlarımla sustu. Buse'ye tekrar döndüm. "Oğuz B-" Oğuz konuşmama izin vermeden beni belimden tutup kendine çekti. "Sevgilim!" Gözlerim kocaman açıldı. Koridorda ki gözler bize dönmüştü. "Ne?" dedim dehşet içinde. Buse şaşkın gözlerle bir bana bir Oğuz'a bakıyordu. Oğuz hafifçe kulağıma eğildi ve fısıltadı. "Bu okuldaki kimse korumam olduğunu bilmeyecek." Yüzümde ki şaşkınlığı sildim. Nazikçe Oğuz'a döndüm. "Bir gelir misin?" Biraz uzaklştıktan sonra durdum. "Hayatta olmaz. Kimseye senin gibi bir zorbayla çıktığımı söyleyemem." Kaşları havalandı. Sarıya kaçan kumral saçlarını savuruyormuş gibi yaptı. "Pardon! Bütün kızlar benimle çıkmak ister."
Derin bir nefes aldım. "Ben babanızla sizi korumak konusunda anlaştım. Sahte sevgiliniz olma konusunda değil." Daha fazla bir şey demeden Buse'nin yanına gittim. "Nerde kalmıştık, Buse." Alp Buse'nin saçlarıyla oynuyor Buse her kızdığında ukala gülümsemesiyle devam ediyordu. "He hatırladım. Ben Oğuz Bey'in korumasıyım, Buse." Az önceki şaşkınlığı daha da büyüdü. Oğuz Bey bana öfkeyle bakıyordu. "Ne?" Ders zili çaldı. Buse'nin koluna girdim. "Aynı sınıftayız sanırım." Başıyla onayladı. "Bir şey soracağım?" kaşlarım havalandı. "Tabi, sor." Oğuz'lar önümüzde ilerliyordu. "Niye sen? Yani şey Oğuz kendini koruyabiliyor sanıyordum."
Aslında bana da çok bilgi vermemişlerdi. "Bende pek bilmiyorum. Teklif sundular kabul ettim." Sınıfa girip boş bir sıraya oturdum. Yanıma bir çocuk oturdu ve şok içinde bana döndü. "Devim Dinç'ti değil mi?" Kaşlarım havalandı. Beni tanıyor muydu? Olumlu anlamda başımı salladım. Gözleri kocaman açıldı. "Ben sizin büyük hayranınızım! En son ki maçınızda çok iyiydiniz." Tebessüm ettim. Utanmıştım. "Teşekkürler, adınız neydi?" Güldüğünde gamzeleri ortaya çıktı. "Göktuğ," uzattığı elini sıktım. "Tanıştığıma memnun oldum." En sonunda içeri hoca girdi. "Matematik kitaplarınızı çıkarın çocuklar." Gözleri bana takıldı ve tebessüm etti. "Yeni bir öğrencimiz varmış. Kendini tanıt lütfen." Derin bir nefes aldım ve zoraki gülümsedim. "Ben Devim Dinç. Oğuz Bey'in korumasıyım." Göktuğ şaşkınlıkla bana döndü. Gözlerim Oğuz'la kesişti. Burnundan soluyordu. Umursamadım. Başımı masaya koydum ve gözlerimi yumdum. Derslerle aram iyi değildi. Tek ve en sevdiğim ders tarihti.
Okul bitmişti. Buse ile beraber eve yürüyorduk. Bir yandan da gözüm Oğuz'lardaydı. Arabayla gidip geldiğini sanıyordum. Buse'nin mahallesinin önünde ayrıldık ve ben tek kaldım. Oğuz evinin önünde durup bana baktı. "Sen?" kaşlarım çatıldı. "Ben?" Göz devirdi. "Sen de mi eve gireceksin?" başımı olumsuz anlamda salladım. "Ben sizi buraya kadar takip ettim. Müsaadenizle kendi evime gitmek istiyorum." Dudağının köşeşi yukarı kıvrıldı ve Efe ile göz göze geldi. Tekrar bana döndü ve beni baştan aşağı süzdü. "Müsaade etmiyorum. Kapımızda nöbet tut." Öfkeyle dişlerimi sıktım. "Tabi efendim." Arkasından bahçeye girdim. Kapının oralarda bir yerde durdum. Eve girmeden göz ucuyla bana baktı ve girdi. Sakinleşmek için derin bir nefes aldım ve telefonuma baktım.
Siz: Ben bu adamı döverim
Meloo: Ne oldu ki
Siz: Öncelikle zorbanın teki
Siz: Bu da yetmezmiş gibi birde ben evde durayım sen kapıda nöbet tut diyor
Meloo: Ne?
Meloo: Siz bu konuda da mı anlaştınız?
Siz: Özel koruma olduğum için istediği zaman yanında olmam gerek. Ne yazık ki.
Telefonu öfkeyle kapattım ve bulabildiğim bir sanbalyeye oturdum. Anlamıyorum evde o kadar koruma var da niye ben de bekliyorum!
Bir kaç saat sonra Oğuz Bey'e yazdım.
Siz: Oğuz Bey benim antremana gitmem gerek.
Siz: Bir kaç saat için de dışarı çıkacak mısınız
Oğuz Bey: Bende geleceğim
Siz: Ne
Siz: Siz ciddi misiniz
Oğuz Bey: Son derece canımm
Siz: Tamam, bekliyorum
Bir kaç dakika sonra kapıdan çıktı ve yanıma geldi. "Hadi gidelim." Baştan aşağı süzdüm. Giydiği koyu mavi tişört gözleriyle uyumluydu. "Önce evime gidip spor çantamı almam geriyor." Omuz silkti. İlerlemeye başladık. Aramızda derin bir sessizlik vardı. Sessizliği bozan Oğuz oldu. "Niye korumam olmayı kabul ettin?" kaşlarım havalandı. "Neden soruyorsunuz?"
Dudaklarımı birbirine bastırdım. "Çünkü boksta yeteneklisin. Ağzımı açmama yeltenemeden duyduğum sesle odağım dağıldı. "Abla!" Berk koşarak bana sarıldı. Yanına çömeldim ve tebessüm ettim. "Berk'im, seni çok özledim." Saç diplerine öpücük kondurdum. Dudaklarını büzdü. "Niye bu kadar geç geldin, abla?" kaşlarım çatıldı. "Öyle gerekti. Babam yok mu?" Başını olumsuz anlamda salladı. Bir kere de oğluyla ilgilense şaşardim zaten."İşi olduğunu söyledi." Öfkeyle soludum. Kim bilir kaçıncı sevgilisinin yanına gitti. Annem orada hasta döşeğinde yatsın o sevgilileri ile takılsın! Oğuz'a döndü ve onu baştan aşağı süzdü. "Bu herif kim?" Tebessüm ettim ve elini tutup ayağa kalktı. Birlikte eve doğru ilerliyorduk. "Patronum." Kaşları çatıldı. "Patronun niye bizim evimize geliyor, abla?" omuz silktim. Oğuz'la göz göze geldim. Berk'e döndüm. "Öyle gerekti." Kapının kilidini açtım ve Berk'e baktım. "Şimdi benim antrenmana gitmem gerekiyor. Sen evde beni bekler misin?" başıyla onayladı ve içerş girdi. Kapının yanında duran çantamı aldım ve Berk'in yanağına bir öpücük kondurup evden çıktım. "Gidebiliriz, Oğuz Bey."
"Orada pek insanlarla muhatap olmayın lütfen. Pek tekin tipler değiller." Durdu ve bana baktı. "O zaman niye oraya gidiyorsun?" Sahte bir gülümseme takındım. "Ben alışığım, efendim." Yürümeye devam ettim. Alışıktım. Babam sağolsun. Çok geçmeden varmıştık. Soyunma odasına girip üstümü değiştirmiştim. Karşımda Emre vardı. "Devim, çok iyi bir dövüş var. Sen çıkacakmışsın." tek kaşım havalandı. "Kim?" Boğazını temizledi. "Kerem Yel. Çok iyi bir bahis var ortada." Olumsuz anlamda başımı salladım. "Bahise karşıyım ve aynı zamanda o adam çok tehlikeli." Göz devirdi. Alayla beni dürttü. "Senin yapamayacağın şey mi be! Ve çok iyi para diyorum." Oğuz Bey'le göz göze geldik. Olumsuz anlamda başını salladı.
"Çok tehlikeli diyorsunuz. Olmaz." Oğuz'un dediklerini umursamadan lafa girdim. "Kabul ama paranın yüzde yetmişi benim." Emre'nin dudağını köşesi yukarı kıvrıldı ve başıyla onayladı.
★
AY İNŞALLAH BEĞENMİŞSİNİZDİR
İlk yayınladığım kitapp
Nasıl buldunuzzz
Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayınnn
Bir sonraki bölümde görüşürüzzzz
★
Bölüm etkileşimi
