4. bölüm / 6
Ring4. Bölüm
Bölümler 6Şu an: 4. Bölüm
- 1 1. Bölüm1.498 kelime
- 2 2. Bölüm1.353 kelime
- 3 3. Bölüm1.133 kelime
- 4 4. Bölüm1.536 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5. Bölüm1.901 kelime
- 6 6. Bölüm1.308 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
YENİ BÖLÜMLE KARŞINIZDAYIMM
İnşallah seversinizz
Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayınn
İyi okumalarrr
★
Oğuz Bey: Bu akşam bir şeyler yapalım mı, Devimm?
★
Göktuğ: Bu akşam bir şeyler yapalım mı?
Gözlerim iki mesaj arasında gidip geliyordu. Oğuz'la gitmeliydim bence. Nasıl olsa patronumdu değil mi? Oğuz'un mesajına girdim.
Siz: Olurr
Siz: Ne yapacağızz
Oğuz Bey: Sürprizz
Siz: Nasıl bir yer
Siz: Ona göre giyineceğim
Oğuz Bey: Güzel bir yer
Oğuz Bey: Ne giydindiğin önemli değil her halinle güzelsin, Devim
Okuduğum mesajla yanaklarım kıpkırmızı olmuştu. Sanki o da ne attığını yeni idarak etmiş gini mesajı sildi.
Oğuz Bey: Saat yedi de kapındayım
Siz: Tamamdırr
Yüzümde ki tebessüme engel olamadım. Göktuğ'nun mesajına girdim.
Siz: Akşam müsait değilim
Göktuğ: Sorun değil
Göktuğ: Başka zaman artık
Göktuğ: Görüşürüzz
Siz: Görüşürüz
Derin bir nefes aldım ve telefonumu komodine koydum. Yataktan kalkıp dolabımı açtım. İki saat vardı ama şimdiden hazırlanmaya başlamalıydım. Her zaman yavaş hazırlanan biri oldum. Bir sürü kıyafet ekledikten sonra günlük bir kombin tercih ettim. İnsallah sade bir yere götürdü yoksa kıyafetimi değiştirmem gerekirdi.
(Kombin şu şekil)
Havalar çok sıcaktı. Özellikle terlemeyeceğim şeyler tercih etmiştim. Makyaj masama oturdum. Yanaklarıma biraz allık ve aydınlatıcı sürdüm. Gözlerime maskaramı sürdüm. Son olarak rujumu sürüp Oğuz'u beklemeye başladım. Yediye ikş dakika vardı. Çok geçmeden telefonuma gelen mesajla heyecanla telefonu elime aldım.
Oğuz Bey: Kapıdayım
Koşarak evden çıktım. Arkamdan Berk geldi. Berk'e döndüm ve alnına öpücük kondurdum. "Ben bir kaç saate geleceğim, ablacım. Baban gelince odadan çıkma tamam mı?" başıyla onayladı ve tebessüm etti. Oğuz beni baştan aşağı süzdü ve tebessüm etti.
"Şey, ben nereye gideceğimizi bilmediğim için rahat giyindim ama istersen değiştirebilirim." Hızlıca başını olumsuz anlamda salladı. "Hayır, çok güzel olmuşsun." Tebessüm ettim. Motora binmeme yardım etti. Ellerimi beline doladım. Kaza bastı. Gülümsedim ve kulağına doğru konuştum. "Bende motor ehliyeti alacağım." Göz ucuyla bana baktı ve gülümsedi. "Ben sana öğrenebilirim." Gözlerim kocaman oldu. Heyecanla gülümsedim. "Ne? Ciddi misin?" başıla onayladı. "Son derece."
Kollaırmı iki yana açtım ve kendimi rüzgara bıraktım. Ağzımdan bir kahkaha döküldü. "İnsanı çok özgür hissettiriyor!" Kıkırdadı.
Birkaç dakika sonra durdu ve Motordan indi. Tebessüm etti ve inmem için elini uzattı. Elini tuttum ve aşağı indim. Geldiğimiz yer tatlı, küçük bir kafeydi. İçeri girdik ve bir masaya oturduk. "Bu kafeye eskiden çok gelirdim. Samimi ve içten bir yer."
Yanımıza garson geldi. "Ne alırdınız?" Oğuz'u görünce gözleri kocaman açıldı. "Birader?" Oğuz yerinden kalktı ve çocuğu sarıldı. "Hiç aramıyor sormuyorsun, be şerefsiz." Ayrıldılar. Şaşkın bir ifadeyle onlara bakıyordum. Çocuk beni göründe Oğuz'un kolunu dürttü. "Yengemiz mi?" Gözlerim kocaman oldu. "Yok arkadaşım. Tanıştırayım, Devim." Tebessüm ettim. Yerimden kalktım ve elimi uzattım. "Devim Dinç. Oğuz'un korumasıyım." Oğuz göz devirdi.
Bunu her yerde söylememden nefret ediyordu. Çocuğun kaşları çatıldı. Elimi sıktı. "Berat ben." Tebessüm ettim. Oğuz oturunca bende oturdum. "Berat bana bir tane çay hanımefendiye," dedi sorarcasına. "Türk kahvesi, lütfen." Berat başıyla onayladı. "Tabi." Oğuz'a döndü. "Oğuz gitmeden Nefes teyzeyi de gör. Seni özledi." Tebessüm etti. "Tamam, görürüz. Değil mi, Devim?" Ney? Benle mi? "Ben mi? E, şey tabi." Berat tebessüm etti ve uzaklaştı.
"Devim, işi bırakmamakta kararlı mısın?" tek kaşım havalandı. "Son derece, Oğuz Bey." Dudağının köşesi yukarı kıvrıldı. "Bey'e geçtiğimize göre öfkelendin anlaşılan." Göz devirdim. Telefonum çaldı. Arayan Metin Bey'di. Oğuz'un kaşları çatıldı. Açtım. "Alo, Metin Bey,"
Boğazını temizledi. "Devim, bir konu hakkında konuşacağım." Kaşlarım çatıldı. "Tabi, efendim." Derin bir nefes aldı. "Oğlumu böyle uzaktan koruyamazsın. Bizim eve taşınacaksın." Gözlerim kocaman oldu. "Ama, Metin Bey. Babam ne der. Hem kardeşime de bakıyorum." Berk'i o adamla bırakmazdım. "Babanla ben konuştum ve kardeşinde çok ayak altında olmadığı sürece bizde kalabilir. İtiraz istemiyorum." Dudaklarımı birbirine bastırdım.
"Tamam, efendim." telefonu kapadı. "Ne diyor, babam?" gözlerimi kaçırdım. "Uzaktan koruyamayacağımı düşündüğü için sizinle yaşayacakmışım." Yüzünde hafif bir gülümseme oluştu. "Ne iyi işte. Hem en azından başına bir şey gelme ihtimali azalır." Berat elinde tepsiyle geldi ve bardakları masaya koydu. "İyi eğelenceler, birader." dedi ve Oğuz'a göz kırpıp gitti.
★
Oğuz'la okula yürüyorduk. Çok öfkeli görünüyordu. Bütün eşyalarım Alsan'lara yerleşmişti. Yanımızda Efe ve Alp'te vardı. Alp kolunu omzuma attı. "Naber, Devo." Yüzümü buruşturdum. "Devo ne ya?" Omuz silkti. Kulağına fısıldadım. "Oğuz'un nesi var?"
Derin bir nefes aldı. "Bilmiyorum. Arada böyle olduğu oluyor." Zaten kısık olan sesini daha da alçalttı. "Sakın ne olduğunu falan sorma sana patlamasın."
Omuz silktim. Gerçekten çok öfkeli görünüyordu.
Okula gelmiştik. Bahçede yürürken bir çocuk Oğuz'a çarptı. "Aha sıçtık." Ege'nin sözleriyle kaşlarım çatıldı. "Önüne baksana lan!" Oğuz çocuğun yakasını kavradı. Gözlerim kocaman oldu. Çocuk Oğuz'un karşısında titriyordu. "Daha önüne bakmayı bilmiyorsun, gerizekalı!" Çocuğa attığı kafayla yeri boyladı. Aralarına girdim. "Oğuz kendine gel! Çocuk alt tarafı çarptı." Beni umursamadı ve çocuğu yerden kaldırıp yumruk atmaya yeltendi.
Tam yumruk atacağı sırada kolunu tuttum. "Ne yapıyorsun ya!" Çocuk koşarak uzaklaştı. "Sanane kızım! Anam mısın babam mı?!" dişlerimi sıktım. Omzunu ittirdim. "Korumanızım, Oğuz Bey! Ama anlaşılan asıl korunması gereken siz değil sizin gibi şerefsizlerin etrafında ki insanlar!" Kaskatı kesildi. Bahçede ki herkes bize bakıyordu. Oğuz Bey'in omzuna çarparak yanından geçtim.
Daha dün nazik, anlayışlı o adam gitmiş itin teki gelmişti. Öfkeyle burnumdan soludum. Telefonu çıkartıp Melis'e yazdım.
Siz: Ben bu adamı boğarım
Meloo: Daha dün ay çok tatlı ay çok şirin diyordun kızım
Meloo: Kafede yaptıklarınızı anlatırken mutluydun
Meloo: Ne olduuu?
Siz: ZORBANIN TEKİ BU HERİF
Siz: BAHÇEDE ONA ÇARPAN ÇOCUĞUN YAKASINA YAPIŞTI LAVUK
Siz: Ben araya girince de yok anam mısın babam mısın ne karışıyorsun falan dedi
Meloo: Ben de seni biraz tanıyorsam ağzının payını vermişsindirr o şerefsize
Siz: Ee, tabii
Siz: Korunmaya ihtiyacı olanın o değil etrafında ki insanlar olduğunu söyledim. Öyle kala kaldııı
Meloo: Oo
Meloo: İşte benim bacım bee
Siz: Hadi ders başlıyor öptümm
Meloo: Öptümm
Derin bir nefes aldım ve telefonu bıraktım. Başımı masaya koyup gözlerimi yumdum. Okuldan sonra antrenmana gidecektim. Yaralı olduğum için uzun süredir ringe çıkmamıştım ve çok özlemiştim.
Saçlarımda hissettiğim elle uykumdan uyandım. Başımı kaldırdığımda Oğuz Bey'i gördüm. "Ne yapıyorsunuz?" başını mahcupça eğdi. "Özür dilerim, Devim. Öfkeliydim sana patladım." cevap vermeden başımı tekrar masaya koydum. "Affet be, kızım." cevap vermedim. Ellerini tekrar saçıma koydu ve okşamayı başladı. Öfkeyle nefes verdim. Saçımı okşamaya devam edince öfkeyle yerimden kalktım ve dışarı çıktım. Koridorda öylece yürüyordum.
Ne kadar öfkeli olsamda neye bu kadar öfkeli olduğuna merak etmiştim. Melis'e yazdım.
Siz: DURUM GÜNCELLEMESİ
Siz: Başımı sıraya koymuş uyuyordum. Başımı okşayan elle uyandım
Siz: Elin sahibi OĞUZ bu arada
Siz: Yüksüz gibi özür diledi
Meloo: Hemen affetme sakınn
Siz: Hemen değil hiç affetmeyeceğim
Meloo: Aynen cnmm
Meloo: Haber edersinn
Göz devirdim ve telefonu kapattım. Oğuz Bey yanımda belirdi. Ve tabi ki yanında çetesi vardı. "Devim, küs müyüz?" Durdum ve yüzüne baktım. "Size küseceğim kadar samimi değiliz." Önüme dönüp yürümeye devam ettim. Göktuğ'yu görünce el sallayıp yanına gittim. "Naber, Göktuğ?" Heyecanla gülümsedi. "İyi senden?" Omuz silktim. "Bende iyi. Sana bir teklifim var." Kaşları merakla havalandı. "Ney? Yani dinliyorum." Gülümsedim. "Bu gün saat dörte antrenmanıma benimle gelir misin?" Adeta gözleri ışıldadı.
"Olur." Oğuz Bey yanımıza geldi. "Ne oluyor burada?" tek kaşım havalandı. Oğuz'a döndüm. "Bende size bir soru soracaktım." Başıyla onayladı. "Bu gün saat dörtte antrenmana gideceğim ondan önce de annemi ziyaret edeceğim. Tabi izniniz olursa." Kaşları çatılmıştı. "Bende geleceğim." Başımı olumsuz anlamda salladım. "Antrenmana Göktuğ ile gideceğim." Göktuğ lafa atladı. "Benim için sorun olmaz."
Oğuz'un kaşları alayla havalandı ve Göktuğ'yu baştan aşağı süzdü. "Sana soran olmadı." Burnumdan soludum. "Göktuğ geliyor. Hayla gelmek istiyorsanız gelin, Oğuz Bey." Kolunu omzuma attı. "Ama annemi ziyarete tek gideceğim. İtiraz istemiyorum." Oğuz'un omuzda ki kolunu ittim.
"Sonra görüşürüz, Göktuğ." Yürümeye başladım. Hemen arkamdan Oğuz geliyordu. Hışımla Oğuz'a döndüm. "Gider misin?!" Omuz silkti. Dudağının köşesi yukarı kıvrıldı. "Korumam olarak yanımda olman gerekmiyor mu?" Durdum. Haklıydı ama ona çok öfkeliydim. Öfkeyle nefes verdim. Bu sefer ben peşinden gittim.
Gün içinde benle ne kadar konuşmayı çabalasa da kısa cevaplarla konuyu kapadım.
Şimdiyse annemi hastanede ziyarete gidiyordum. Bu işi kabul etmemin en büyük sebebi onun hastalığıydı.
Odasına girdim. "Anneciğim, ben geldim." Yatakta yatıyordu. Yüzü çökmüştü. "Kızım. Devim'im hoşgeldin." Yanağına öpücük kondurdum. "Anneciğim, iyi misin?" Gülümsedi. "İyiyim, kızım." Öksürdü. "Anne, ameliyat paranı buldum!" Burukça gülümsedi. "Kızım ben ameliyat olmak istemiyorum." Gülümsemem silindi. Gözlerim doldu. "Yapma böyle, anne ya."
Yanağımdan göz yaşım süzüldü. Kapı çaldı. Gözlerim kapıya döndü. İçeri Oğuz Bey girdi. Dolu gözlerim kocaman oldu. "Sizin ne işiniz var burada?" Oğuz Bey beni baştan aşağı süzdü. Gözleri gözlerimi buldu. Kaşları çatıldı.
"Ağladın mı sen?" göz devirdim. Oğuz, anneme döndü ve gülümsedi. "Merhaba, hanımefendi." Annemin gözleri benimle, Oğuz'un arasında gidip geliyordu. "Kızım, beni arkadaşınla tanıştırmayacak mısın?" Zoraki bir tebessüm ettim. Oğuz bir kaç adım yaklaştı. "Patronum, Oğuz Bey." Annemin kaşları havalandı.
Gülümsedi. "Tanıştığıma memnun oldum, oğlum." Oğuz gülümsedi. "Bende, efendim." Annemin karşınında ki utangaç, masum hali komik görünüyordu. "Hadi kızım artık sende arkadaşınla git." omuz silktim. "Ama, anne." lafımı böldü. "İtiraz istemiyorum." Ofladım. Yerimden kalktım. Yanağına öpücük kondurup odadan çıktı. Hemen arkamdan Oğuz geldi.
"Siz nerden çıktınız?" omuz sikti. "Seni takip etmiş olabilirim." Gözlerim kocaman oldu. "Yuh yani!"
Başını mahcupça eğdi. "Özür dilerim." Gerçekten pişman görünmüyordu. "Asıl özür dilemen gereken bem değil o çocuk. Her öfkelendiğinden insanlara bulaşamazsın!" Derin bir nefes aldı. Önüme dönüp ilerlemeye devam ettim.
Zorba insanlardan nefet ederdim. Çocukluğumun bir çok döneminde zorbalık görmüştüm. Ve Oğuz da bir zorbaydı.
Bu gün Oğuz'un zorbaladığı çocuk bir zamanlar bendim. Sadece zorbalayan kişi farklıydı.
★
BÖLÜMÜ NASIL BULDUNUZZZ
Wattpad: berinnb (artık burayı boşlamıcam)
Haftada iki veya bir bölüm gelir taslakta bir bölüm var onu fa atıcam sonra haftalık iki bir bölüm atıcam
Destekleriniz için çok teşekkürlerr
Oy vermeyi unutmayınn
Eleştiriye açığımmm
Görüşürüzzzz
Bölüm etkileşimi
