Ring kitap kapağı

2. bölüm / 6

Ring

2. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Bero^BYH ★

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 2. Bölüm

Yeni bölümle karşınızdayımm
Umarım beğenirsinizz
Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayınn
İyi okumalarrr

★
Ortamda gergin bir hava vardı. Oğuz Bey tribünde yerini almış öfkeli gözlerle beni süzüyordu. Beni tribünden gören taraftarların coşku dolu bağışlarıyla dudağımın köşesi yukarı kıvrıldı. Omuzlarımı dikleştirdim ve Ring'e çıktım. Kerem ile göz göze geldik. Tehlikeli biriydi. Bu bahiste yer almam başlı başına tehlikeli olsa da buradaydım.

"O meşhur Devim Dinç sensin demek." Sesinde küçümsemeyi gizlemeye bile çalışmamıştı.

Maç başladığında ikimizde gardımızı aldık. İlk hareketi ben yaptım ve iki JAB isabet ettirdim. Kerem afallasa da durmamak konusunda kararlıydı. Beni kenera sıkıştırmıştı. Çok hızlı bir pivotla kaçtığım anda Kerem'den gelen sağ kroşe kafamı sıyırarak geçti. Ortamın nabzı artı. Tribünden çığlıklar yükseliyordu. En sonunda araya hakem girdi. "Birinci raund btmiştir." Birbirimizden uzaklaştık. Çantamda suyumu alıp bir yudum aldım. Tam o anda Oğuz'la göz göze geldik. Her hareketimi izliyordu. Hemen ardından gözüm dünkü çocuğa takıldı. Göktuğ'du sanırım. Hafifçe gülümsediğinde tebessümle karşılık verdim.

İkinci raund başladığında kendimi toparlayıp gardımı aldım. Kerem overhand denesede emekleri boşa çıkartıp iç güdüsel olarak cross attım. Net isabet. Tribünde hareketlenmeler oluyordu. Tam hamle yapacağım sırada yüzüme yediğim sağ kroşe ile afalladım. Burnundan gelen acı ağrıyla dişlerimi sıktım. Ama durmayarak tüm gücümle JAB isabet ettirdim. Acıyla inledi. Durmadım. Ardı ardına vurdum. En sonunda hakem düdüğü çaldı ve kazananı açıkladı. "Kazanan, Devim Dinç!" Zoraki bir gülümseme takındım. Burnum acıyordu. İt herif sağlam vuruyordu. Ringden indiğimde Oğuz Bey bileğimden tuttup beni ilk yardım odasına soktu. "Ne oluyor be?" İlk yardım çantasını açtı ve bir kaç şişe ve pamuk çıkardı. Pamuğa ne deniyorsa bir ilaçtan döktü. "Gerçekten gerek yok, Oğuz Bey." Gözleriyle beni susturdu. "İyilik yapıyoruz ona da laf ediyor!" diye çıkıştı.

Dudaklarımı birbirine bastırdım ve pansuman yapmasına izin verdim. Kanayan burnuma pamuğu bastırdığında acıyla inledim. Telefonum çaldı. Arayan Melis'ti. Telefonu açtım. "Efendim, Melo?" burnuma pamuğu her bastırdığında acıyla dişlerimi sıktım. "Öylesine aramıştım müsait değilsin anlaşılan." Oğuz Bey telefonu alıp hoparlöre aldı ve masaya koydu. "Kıpırdayıp durma, işimi engelliyorsun." Telefonun ardından bir çığlık duyuldu. Gözlerim kocaman açıldı. "Ay o Oğuz Alsan'ın sesimi! Daha sabah sövüyodun, çocuğa. Ne oluyor?" Oğuz'un kaşları imayla havalandı. "Hoparlördesin, Geri zekalı!" hışımla telefonu alıp kapadım. Rezil olmuştum! "Sabah sövüyordun ha." Ağzımı açmadım. Ne desem boştu. Pansuman bittikten sonra soyunma odasına girdim.

Üzerimi değiştirdim ve Oğuz Bey'in yanına gittim. Beni bekliyordu. "Gidebiliriz, Oğuz Bey." Yürümeye başladık. Uykulu bir şekilde esnedim. "İzniniz olursa sizi bırakıp eve gitmek istiyorum. Tabi bu gün daha fazla dışarı çıkmayacaksanız." Biraz düşündü ama en sonunda karar verdi. "Tamam."

Oğuz Bey'i bıraktıktan sonra eve gelmiştim. Akşam olmuştu. Odamda oturuyordum. Odaya hışımla babam girdi. "Ne oluyor ya?" üzerime öfkeyle geliyordu. Ayağa kalktım. Ağzımı açmadan yüzüme yediğim tokatla afalladım. Ağzımdan kan geldi. "Başıma erkek meraklısı mı oldun!" Acıyla yere çömeldim. Ardı ardına vurmaya başladı. Hıçkırıklarım ve bağrışlarım arttı. "Baba ne olur yapma!" kapının ardında duran bir çift gözle göz göze geldik. Berk yerine mıhlanmış şok içinde beni izliyor ve ağlıyordu. Babam en sonunda vurmayı kesti ve öfkeyle odadan çıktı. Yerde öylece kaldım ve gözlerimi yumdum. Daha ne için dayak yediğimi bile bilmiyordum. Gelen aramayla gözlerimi açtım. Melis arıyordu. Mesaj da atmıştı. Ne attığına baktım.

Meloo:Acil sana attığım posta bakk

Meloo: İnternet çalkalanıyorr

Titreyen ellerle attığı posta baktım. Gözlerim kocaman oldu. Bu gün ki maçtan bir fotoğraftı. Maçtan sonra Oğuz Bey bana pansuman yapmak için beni götürğü andan bir fotoğraftı. Bileğimi tutmuştu. Altında yazanı okudum.



Boksör Devim Dinç'in dünkü maçtan fotoğrafı. Yoksa Devim Dinç ve ünlü iş adamı Metin Alsan'nın oğlu Oğuz Alsan sevgili mi?

Gözlerimden ardı ardına yaşlar geldi. Babam beni asılsız bir idea için mi dövmüştü. Telefonu kendimden uzaklaştırdım ve gözlerimi tekrar yumdum.

★

Acıyla gözlerimi açtım. Her yerim ağrıyordu. Yavaşça ayağa kalktım ve pansuman için malzemeleri çıkardım. Kanayan yaralı yerlere pansuman
yapıp üstümü giydim. Salonda Berk uyuyordu. Alnına öpücük kondurdum. Çantamı alıp evden çıktım. Yürürken arada insanlar bana bakıp morkuklarımı süzüyordu. Yüzümü kapatamamıştım. Oğuz'un evinin önüne geldiğimde Efe, Alp ve Oğuz Bey'i gördüm. Beni bekliyordular. Benim geldiğimi görünce bana döndüler ve hepsi aynı anda donup kaldılar. Yanlarında durdum. Alp yüzümü avuçladı. "Devim, ne oldu sana?" elini çektim. "Hiç, maçtan." Oğuz bana sorgulayıcı bakışlar atıyordu. "Maçta böyle değildin!"

Omuz silktim ve ilerlemeye devam ettim. Efe sıkıca kolumu tuttu ve beni durdurdu. Acıyla inledim. Kolum da acıyordu. Hızlıca kolumu çektim. Oğuz Bey beni baştan aşağı süzdü. "Kim yaptı bunu?" Gözlerim dolmak üzereydi. Cevap vermedim ve yürümeye devam ettim. Mecburen peşimden geldiler. Yolda arada garip bakışlar yiyordum. Okulun önene geldiğimde durdum ve telefonumu açtım.

Melis'i aradım. "Alo, Melis." endişeyle nefes verdi. "Seni ne kadar merak ettiğimi bilemezsin. Yine o it baban bir şey mi yaptı?!" Sesi dışarıdan duyuluyor olucaktı ki Oğuz'lar bana döndü. "Sonra konuşalım bu konuyu. Bu gün size gelebilir miyim?" Hiç düşünmeden onayladı. Telefonu kapadım ve okula girdim. Buse koşarak yanıma geldi. "Devim, ne oldu sana?" derin bir nefes aldım. "Bir şey yok. Maçtan kalma." Oğuz Bey'in kaşları imayla havalandı. "Yersen." göz devirdin ve sınıfa girdim. Sınıfrakilerden garip bakışlar yedikten sonra sırama oturdum. Gökalp hemen yanımdaydı. Başımı masaya koyup gözlerimi yumdum.

Teneffüs çalmıştı. Alp yanıma geldi ve omzuma dokundu. "Devim, bir şey olduysa bana anlatabilirsin. Daha yeni tanıştık biliyorum ama kardeşim gibi görüyorum seni. Bana anlatabilirsin." Gözlerim doldu. Hep ablalık yapan ben olduğum için abilik görmek garip gelmişti. Gökalp'ın yerine oturdu sırtımı sıvazladı. "İstediğin zaman buradayım, Devim." buruk bir tebessüm ettim. "Teşekkürler, Alp." tebessümle karşılık verdi." başımı sıraya koyup gözlerimi yumdum. Çok geçmeden elimde bir bilek hissettim. Şok içinde gözlerimi açtım. Buse dehşetle bana bakıyordu. "Oğuz kavga ediyor!" Yerimden hızlıca kalkıp peşinden gittim. Bir çocukla kavga ediyordu. "Niye kavga ediyorlar?"

Omuz silkti. "Bilmiyorum." Çocuk Oğuz Bey'e yumruk atmaya yelteneceği sırada eline tekme attım. Acıyla yerinden fırladı. Beni görünce üzerime yürümeye başladı. "Ne yapıyorsun be!" tekme attığım bacağımın acısı katlandı. Çocuk yakama yapışınca hiç düşünmeden kafa attım. Yere doğru sendeledi ve acıyla inledi. Oğuz Bey'e döndüm. Şok içinde bana bakıyordu. Yüzünü inceledim. "İyi misiniz, Oğuz Bey?" başıyla onayladı. "Ne oluyor burada!?" müdür gelmişti. Derin bir nefes aldım. "Siz üçünüz benimle gelin!" göz devirmemek için kendimi zor tuttum. Ne yaptım ki ben? Müdürün odasına girdik. "Hadi siz ikiniz hep aynısınız da kızı da mı sürüklediniz peşinizden?!" Oğuz göz devirdi. "Ben işimi yaptım, beyefendi."

Müdür bana döndü ve beni baştan aşağı süzdü. "Neymiş senin işin?" tek kaşı havalandı. Omuzlarımı dikleştirdim. "Oğuz Bey'in korumasıyım." Kafa attığım çocuk komik bir şey söylemişim gibi kahkaha attı. Oğuz hışımla çocuğa döndü. "Vaybe! Oğuz Alsan kendini bir kıza mı korkutuyor?" dedi alayla. Oğuz adamın üstüne yürümeye yeltendi. "O küçümsediğin kız senin ağzına-" Konuşmasını müdürün öksürüğü böldü. "Oğuz, uzaklaş." Oğuz ikiletmeden denileni yaptı. "Sende düzgün konuş, Kenan!" dedi ve ardından bana döndü. "Sende bir daha bunlara karışma. Şimdi çıkabilirsin." Oğuz'la göz göze geldim. Başıyla onayladı. Daha fazla bir şey demeden odadan çıktım ve kapıda beklemeye başladım. Buse yanıma geldi. "Çok iyi vurdun yanlız, Devim." Durağımın köşesi yukarı kıvrıldı. "Teşekürler." Tebessüm etti.

Çok geçmeden Oğuz bey ve Kenan müdürün odasından çıktı. "Oğuz Bey, ne oldu?" Kenan omuz adarak hışımla yanımdan geçti. "Ceza almadım ama o aldı. Kavgayı o başlatmıştı." Gülümsedim. "Sevindim sizin adınıza." dudaklarını birbirine bastırdı. "Neden kavga ettiniz, özel değilse?" derin bir nefes aldı. "Önemli bir şey değil ya." kaşlarım havalandı. Başımla onayladım. Konuşmak istemiyordu anlaşılan.

Okul bitmişti. Oğuz bir motorun önünde durdu kaskı bana attı. Yakaladım. Acıyla inledim. Bir anlık ağırlıkla bileğim acımıştı. "Atla," kaskı takıp arkasına bindim. Ellerimi belinde birleştirdim. İlk defa motora biniyordum ve çok iyi bir şeye benziyordu. Ellerimi belinden çekip iki yana açtım. Rüzgarın bedenime çarpışı özgür hissettiriyordu. Gülümsedim. Gözlerimi kapatmış kendimi rüzgara bırakmıştım ki Oğuz'un ani freniyle dehşet içinde Oğuz'un beline sarıldım. Gözlerimi açtığımda yolumuzun kesildiğini gördüm. İkimizde motordan indik. Ne oluyordu. Araban üç tane siyah giyinimli adam çıktı ve üzerimize yürümeye başladılar.

Oğuz Bey bileğimi tutup koşmaya başladı. "Ne yapıyorsunuz? Ben sizi korurdum." Daha hızlı koştu. "Yaralı halinle mi!?" Göz ucuyla arkaya baktığımda artık kimse yoktu. Küçük bir sokağa girdik. En sonunda durduk. Nefes neredeydik. Kaldırıma oturdu. Yanına oturdum. "Onlar kim?" öfkeyle dişlerini sıktı. "Kenan bana bir şey yapamayınca adamlarını göndermiş!" Korkak herif. Bir şey demedim. Önüme döndüm.

"Sana baban mı vurdu?" cevap vermedim. Veremedim. Bu yaşta babamdan dayak yiyorum ve kendimi koruyamıyorum diyemedim. "Anladım, konuşmak istemiyorsun." Elini uzattı. "Ama bence arkadaş olabiliriz." Tebessüm ettim ve elini sıktım.

★

Oy vermeyi unutmayınn
Umarım beğenmişsinizdir
Bir sonraki bölümde görüşürüzzz

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

31okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.