Pusulam Aşkı Gösterdiğinde kitap kapağı

2. bölüm / 8

2. Bölüm ||

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: 2. Bölüm ||

WhatsApp Grubu: Biz Normaliz Erkekler Arıza 💅🏻
Üyeler: Defne, Eda,Arzu..(5 üye)
5 kişi çevrimiçi

Yaz tatilinin son günleri, sıcak kavurucu bir rehavetle akıp gitmektedir.
Yarın okulun ilk günü olacak olmasının verdiği o hafif panik ve heyecan havada uçuşurken, kızlar grubu her zamanki gibi WhatsApp’ta coşmuş durumdadır.
Telefonlar susmamakta, ekranlar arka arkaya gelen bildirimlerle yanmaktadır.
Grupta her telden çalan, sosyal medyanın altını üstüne getiren Eda, konudan tamamen bağımsız bir şekilde yine ortalığı karıştırmıştır:

Eda: [Video İletildi]

Eda: Kızlar ŞQĞXLQPXPW yine düştü bunlar önüme, akşam akşam bunlara kıkırdıyorum ya

Defne: Eda... 🤦🏼♀️Allah aşkına yapma yine kimi buldun?

Eda: Berat Buğra'nın şu yeni videosu kanka PQÖXPQLCPW adamlar tamamen saf kaos ya, izleyip izleyip duruyorum

Yağmur: Yemin ederim kafaları evlerden ırak ya, bu tiplerle kim aynı sınıfa düşse kesin kafayı yer.

Defne: Hakikaten ya, baksana tiplere. Eda aşık oldum deme lütfen..

Eda: Neyse, hayır yaaa. yarın okul başlıyor ya asıl meseleye gelelim. Hazır mısınız bu kaos çukuruna dönmeye?

Defne: Hiç hazır değilim yemin ederim. Zaten yaz tatili boyunca ömerle uzaktan konuştuk şimdi bir anda yakınlaşmak.. değişik geldi ama mutluyumm

Eda: Ayyy evet ya, uzaktan uzağa yazışıp duruyosunuz dimi

Defne: Sorma kanka... Sabahın köründe kalkmış bana "Gözlerinin feri ruhumun serencamıdır" diye mesaj atıyor. Dedim "Ömer kafayı mı sıyırdın, sabahın altısında ne serencamı, daha okullar bile açılmadı, uykum var! dedim ĞWŞDĞQŞCPQĞF

Eda: JSJFKGDKF Adam yürüyen divan edebiyatı antolojisi yeminle. Berat Buğrayı gruba atıyom ama seninkinin yanında bunlar profesör kalır kanka.

Defne: Sakın ha, o Berat Buğra'nın videolarını övme, Ömer görse "Bunlar kim, neden bunlara gülüyorsun?" diye kıskançlık krizleri tutar yine

Eda: [Video İletildi]

Eda: Kankaaaa aşırı iyiii düşünsene, yarın okulun ilk günü bu tiplerle aynı koridorda yürüdüğünü... Kesin başımıza bela olurlar.

Defne: Eda... Yemin ederim telefonumu camdan aşağı fırlatıcam şimdi.

Yağmur:
[Sesli Mesaj]
Hani sen şey diyordun ya Eda, "Ben aşk meşk istemiyorum, kafam rahat olsun" falan diyordun... Al sana anti-aşk timi!

Eda: Ne yapayım kanka, mal olabilirler yakışıklı yapmışlar adamı. Kriterlerimizden ödün verecek değiliz!

(Görüldü: Defne,Yağmur,Arzu)

Zeynep: Sen çocuğun tipine yükselmişsin anlaşılan eda yat zıbar yaa!

Eda: Tamam.. tamam! Sakin olun ya. Yarın sizi almaya geliceğim okula gitmek için

📍 Adres: Caferağa Mahallesi, Moda Caddesi No: 42, Kat: 3, Daire: 5 ( Kadıköy / İstanbul)

Sabahın erken saatleri, İstanbul’a uykulu bir sessizlik yayılmıştır. Ama bizim kızlar grubunun evlerinde yaprak kıpırdamamakta, tam aksine kıyamet kopmaktadır!
Herkes kendi evinde o efsanevi ilk gün için aynanın karşısında savaş vermektedir:
Defnenin Odası: Üzerinde günlerdir düşündüğü kıyafeti vardır ama aynanın karşısına geçip saçını on kez yapıp bozmuştur. İçinden “Umarım güzel bir gün olur” diye dualar ederken, bir yandan da çantasını son kez kontrol etmektedir.
Zeynep’in Odası: Odası savaş alanına dönmüştür. Telefonu yatağın üstünde açık durmakta, bir yandan eyeliner çekmeye çalışırken eli titremekte, diğer yandan
“Eda bizi kesin geç alacak, kesin ilk derse geç kalacağız”
diye kendi kendine söylenmektedir.
Yağmur’un Odası: Sakin görünen ama içten içe panik olan Yağmur, ayakkabı seçimiyle uğraşmaktadır. Kahvesini tek yudumda bitirip kapıya yönelirken grubun WhatsApp grubuna
"Çıkıyorum ben, Eda yolda mısın?"
mesajını fırlatır.
Eda’nın evi(Operasyon Merkezi): Tabii ki en büyük kaos Eda’dadır. Hem makyajını yapıp hem de aceleyle anahtarını arayan Eda, grubun WhatsApp sesli sohbetini açıp bağırır:
"Kızlar çabuk olun, kapının önüne indim! Hepinizi sırayla alıp okula uçuyoruz, hadi!"

Arzu’nun Odası: Evin içinde resmen bir moda defilesi ve kriz seansı aynı anda yaşanmaktadır. Yatağın üstü giyilip beğenilmeyip fırlatılmış kıyafetlerle doludur. Arzu, elinde telefon bir yandan
“Kızlar bakar mısınız bu etek beni çok mu resmi gösterdi yoksa ideal mi?”
diye gruba sesli mesaj atarken, diğer yandan tek ayağının üstünde zıplayarak çorabını giymeye çalışmaktadır. Saçını maşayla yapayım derken az daha bir tutamını yakacak olan Arzu, Eda'nın
"İniyorum kapıya!"
sesini duyunca panikle odadan fırlar.

Eda’nın zırhlı personel taşıyıcıyı andıran arabasının kapıları nihayet dördü için de açılır. Arka koltuğa yığılırlar;
özellikle Arzu, sabah mahmurluğundan gözlerini neredeyse açamamaktadır.
Başını camın kenarına yaslamış, üzerindeki devasa kapüşonlu hırkasına sarılmış bir halde yarı uykulu etrafı süzmektedir.
Tam o sırada yan koltuğa oturan Yağmur bacak bacak üstüne atar.
Giydiği mini etek biraz yukarı sıyrılınca, henüz uykusu tam açılmamış olan Arzu’nun radarından kaçmaz. Arzu gözlerini yarıya kadar aralayıp Yağmur’un bacaklarına bakar, ardından ağzını eğip o efsane Moda esnafı ağzıyla mırıldanır:
Arzu: (Gözlerini ovuşturarak, uykulu ve hafif ayıplayıcı bir tonda) “Ooo Yağmur hanım... Sabah sabah bacaklar meydanda, rüzgar esmeden estin yani maşallah. Kızım burda farklı şeyler yaşamada sonra

Yağmur: (Gözlerini devirip çantasıyla Arzu’ya hafifçe vurarak)
“Uyurken bile dilin papatya açıyor Arzu ya! Sabah uykusuyla dedikodu yapma, zaten gece üçte yattım gözlerimden uyku akıyor.”

Eda: (Direksiyona geçip kontağı çevirirken dikiz aynasından arkaya bakar, kahkahayı basar) “Kızlar kemerleri takın! Arzu uykusunda bile mahalle baskısı yapmaya başladıysa okulda işimiz var demektir.

Eda arabayı kampüsün ana girişine yanaştırırken, arabanın içinde adeta bir festival havası esmektedir. Çünkü Eda için araba yolculuğu, kulak zarlarını patlatmadan asla tamamlanmaz. Konsoldan son ses açılan "Sarışınım" şarkısı tüm sokakta yankılanmakta, baslar arabanın kapılarını titretmektedir.

Eda: (Direksiyona beat'leriyle vurarak, şarkıya tüm gücüyle eşlik eder)
“Sarı, sarı, sapsarııı! İçimde patlıyor volkanlar kankalar, haydi coşun biraz!”
Arzu: (Kulaklarını elleriyle kapatıp arkadan öne doğru öfkeyle eğilir)
“Eda! Kulak zarım şu an sol kulağımdan dışarı çıkıp kaçmaya çalışıyor, kapat şu müziği! Sabahın köründe ne sarışını, daha kahve bile içmedim ben!”

Yağmur : (Gülmekten kahvesini neredeyse üstüne dökerek)
“Kızım kadının ruh ikizi bugün sarışın modunda galiba, ses ver ses!”

Zeynep: (Camı açıp dışarıdakilere ayak uydurarak) “Millet bize bakıyor Eda, üniversitenin önündeyiz, ilk günden bişey olursa valla seni yakarım!”

Defne: (Bir yandan kulaklarını ovuştururken bir yandan da gülmeden edemez) “Kanka vallahi trajikomik bir film çekiyoruz şu an. Az önce Arzu mini etek zabıtalığı yapıyordu, şimdi sen bas sesle Gülşen coşkusu yaşatıyorsun.

Eda arabanın sesini Sarışınım eşliğinde tam kapatacakken, karşı taraftaki park alanına yanaşan başka bir arabanın hafif aralık camından dışarı bakan sarışın bir çocuk gözüne çarpar.Eda aniden fren yapar, dikiz aynasından o tarafa kilitlenir ve gözleri sonuna kadar açılır:

Eda: (Direksiyona yapışarak) “Oha... Şuna bak, çocuk taş resmen!”

Arzu: (Arka koltuktan kafasını uzatıp) “Kim yine? Sabah sabah kimi buldun kanka?”
Eda: (Çocuğu dikkatle incelemeye başlar, gözlerini kısar, kafasını yana eğer. Birkaç saniye boyunca dik dik bakar... ve taşlar kafasında yerine oturur)

Eda: (Öyle bir çığlık atar ki arabanın camları zangırdar) “DURUN LAN! OHA, OHA! BU BERAT BUĞRA !”

Yağmur: (Kulaklarını ovuşturarak) “Kızım yavaş! Kimi gördün yine o delilerden mi?”

Eda: “Oraya park eden sarışın tip var ya, o ta kendisi! Beraaat Buğraaa!” diye ortalığı ayağa kaldırmaya başlar.Arabadan inen Defne, Yağmur, Zeynep ve hâlâ uykulu olan Arzu bu manzarayı görünce ellerini alnına vurur.

Defne: (Derin bir iç çekerek) “Daha okulun kapısına yeni geldik... Daha ilk beş dakikadayız ve Eda internetten izlediği kaos adamlarını canlı avlamaya başladı. Yemin ederim bu yıl başımıza büyük işler açılacak.”

Eda,Defne, Yağmur, Zeynep ve hâlâ gözünü tam açamamış olan Arzu topluca kampüs yoluna adım atarlar.Arzu, bir yandan elleriyle esneyip bir yandan gözünü tek bir saniye bile ayırmadan telefonda sosyal medyada gezinmektedir. Önüne bakmadan yürürken...

Güm!

Arzu: (Elindeki telefon havaya doğru fırlar, kendisi de dengesini kaybedip geriye doğru sallanır)
“Ayy Allah! Deprem mi oluyor, ne çarpıyor!

Evren: (Elindeki kahveyi son anda havaya kaldırarak dökülmekten kurtaran, ama üstüne doğru gelen Arzu'yu tutmak zorunda kalan uzun boylu, sakin yüz hatlı çocuk)
“Eyvah, yavaş! İyi misin? Telefonun birazdan tarihe karışacak yalnız.”
Arzu kafasını kaldırıp gözlerini kısarak karşısındaki çocuğa bakar. Karşısındaki çocuk, kampüsün ortasında darmadağınık saçlarıyla epey karizmatik duran ama Arzu’nun o anki uykulu sinirini bozmaya yetecek kadar sakin biridir.

Evren: (Kollarını göğsünde kavuşturup hafif alayla süzerek)
“Yavaş yavaş yürü minik kumru, kalbimi kırıyorsun ama... Sabah sabah bu kadar ateşli olmana gerek yoktu, telefonuna gömülmeseydin belki güzelliğini fark edip yoldan çekilirdim.”

Arzu: (Olduğu yerde kalakalır, sinirden gözleri parlar ve aniden geri döner) “Pardon? Sen az önce bana ‘minik kumru’ mu dedin, üstüne bir de lütufta bulunur gibi iltifat mı sıkıştırdın araya? Kendini ne sanıyorsun be, sabah sabah midemi bulandıran ikinci şey oldun!”

Evren: (Hiç bozuntuya vermeden, daha da ukala bir gülümsemeyle üstüne yürür)

“İkinci mi? Demek benden önce mideni bulandıran başka bir şey daha var, şanslıymışım yine de listede üst sıralardayım. Hem bakıyorum da sinirlenince rengin falan değişti, fena olmadı hani.”

Yağmur: (Gözlerini devirip Arzu’yu çekiştirerek) “Kanka bak, tipine aldanmıştık ama tam bir baş belası çıktı bu. Hiç muhatap olma, yürü gidelim yoksa sabrımızı ilk derse girmeden tüketiceğim.

Zeynep: (Kıkırdayarak)
“Olaylar olaylar... Çocuk hem ters gidiyor hem de yavşaklığın kitabını yazıyor resmen. Arzu senin işin yaş kanka!”

Arzu: (Evren’e ok gibi keskin bir bakış fırlatıp)
“Terbiyesiz herif! Seninle muhatap olanın akıl sağlığından şüphe ederim!” diyerek arkasını döner ve bu sefer gerçekten hızla uzaklaşmaya başlar.

Evren: (Arkasından gülerek bağırmaya devam eder) “Görüşürüz güzelim, kampüs küçük, yine tokuşuruz!”

Kampüsün ortasındaki o devasa kaosun ardından saat zili çalar ve herkes kendi bölümünün amfilerine, sınıflarına doğru hızla dağılır. Herkesin kaderi fakültenin farklı koridorlarında şekillenmeye başlar:

Defne ve Yağmur (Hukuk Fakültesi): İkisi birlikte Hukuk amfisine girerler. En ön sıraların kapışıldığı o kalabalıkta, arkalarda stratejik bir yer kapıp hemen yan yana otururlar. Defne derin bir nefes alıp anayasa kitaplarına bakarken,

Yağmur çantasından kahvesini çıkarıp “İlk dersten mahkemelik olmayız umarım” diye fısıldar.

Arzu (Aşçılık): Kendi sınıfına girip mutfak atölyesi/teori karışımı Aşçılık bölümünün yerini alır. Tam önlük bağlama krizine girecekken, sınıfın orta tezgahlarından birinde o ukala tavrıyla duran o çocukla göz göze gelir! Çocuk ona doğru hafifçe sırıtınca Arzu sinirden bıçağı tahtaya biraz sert vurur.

Eda (Bilgisayar Mühendisliği): Teknoloji kokan Bilgisayar Mühendisliği amfisine fırtına gibi girer. En ön sıraya kurulup hemen ekranını açar, bir yandan kod satırlarına bakarken bir yandan da sınıftakilere göz hapsi atarak günün ilk videosu için malzeme toplar.

Zeynep (Psikoloji): Kalabalık ve merak uyandırıcı Psikoloji sınıfına adını yazdırıp içeri süzülür. En ideal yeri bulup oturur oturmaz, insanları inceleme radarını sonuna kadar açıp hocanın gelmesini beklemeye başlar.

Defne Ve Yağmur

Hukuk Fakültesi'nin o ilk dersteki heyecanlı ve kalabalık atmosferinde, Defne ile Yağmur yan yana oturmuş kürsüdeki hocayı dinlemeye çalışmaktadır.

Yağmur cebinden çıkardığı renkli not kalemlerini dizerken, Defne de anayasa kitabının sayfalarını karıştırmaktadır.Ancak

Yağmur, ders boyunca omzunun üzerinden üzerine dikilen o rahat ve sinsi bakışları hissetmekten bir türlü odaklanamaz.

Yan sırada oturan Baran, kollarını göğsünde kavuşturmuş, tek kelime bile etmeden sadece dik dik Yağmur’u izlemektedir.

Yüzündeki o hafif, alaycı sırıtışla adeta Yağmur’un sinir uçlarıyla oynamaktadır.

Defne: (Önündeki defte not alırken Yağmur’un gerildiğini fark edip dirseğiyle hafifçe dürter, fısıltıyla)

“Kanka... Yan sıradaki eleman yirmi dakikadır gözünü kırpmadan seni inceliyor. Yanlış dersi mi seçtik, yoksa adam bizim mermilerimizi mi sayıyor anlamadım ki.”

Yağmur: (Göz ucuyla Baran'a şöyle bir bakar, sonra sinirle önüne dönüp fısıldar)
“Görmezden gel, bırak bön bön baksın. Berat'ın kankası sanırım, kesin kafada kuruldukları bir şeyler vardır. Hiç muhatap olmayacağım, baka baka boynu tutulsun.”

Defne: (Kıkırdayarak önüne döner)

“Valla boynu tutulur mu bilmem ama ilk günden üzerimizde bir stalker tribi olduğu kesin.”

Yağmur ne kadar umursamamaya çalışsa da Baran'ın o sessiz ve kesintisiz bakışları amfinin gerilimini artırır. Hoca kürsüde yüksek sesle kanun maddelerini sıralarken, Yağmur önündeki kağıda sert hareketlerle notlar alarak o bakışları görmezden gelmeye çalışır.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

66okunma 8beğeni 15yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…