BÖLÜM 8

Vaveyla Yazarı: Tijen Diker

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: BÖLÜM 8

Geçmiş…19 yıl önce…

Yıllar önceydi. Tarık ve Ferit, küçük kardeşlerini alıp markete gitmişlerdi. Tarık’ın kucağındaki kundakta, daha yeni doğmuş Egemen vardı.
Ferit ise daha 2 buçuk yaşındaki Alina’nın elini tutuyordu.
Markete gittiklerinde orada bir adam vardı. Adam, Tarık ve Ferit’i köşeye çekti.
Adam: Gençler, selam. Nasılsınız?
Tarık: Selam. İşte geçinmeye çalışıyoruz. Ufaklıklara mama almaya geldik.
Adam: Paraya mı ihtiyacınız var?
Ferit: Var abi. Ama senin elinden bir şey gelmez.
Adam: Peki bu paranın kara para olması sizin için sorun olur mu?
Tarık: Ne saçmalıyorsun?! Ben kara para kabul etmem. Haram!
Ferit: Tarık, ama ihtiyacımız var. Bak yaşıtlarımız kız tavlarken, biz çubuk kraker gibi çocuk bakıyoruz.
Adam: Kararınızı hızlı verin.
Tarık: Hayır!
Ferit: Tarık, bir defadan zarar gelmez.
Tarık: Çok istiyorsan sen yap Ferit. Ben yapamam. Annem duyarsa…
Ferit: Bu işi yapmazsak annen zaten hiç duyamayacak. Kadın çok hasta!
Tarık: Tamam. Kabul ediyorum.
Adam: Yarın görüşürüz gençlik.

…

Zeynep, üniversite okuyordu. Edebiyat bölümünün en zeki öğrencilerinden biriydi.
Ama o kadar çok zorbalık görüyordu ki, yüzü hiç gülmüyordu. Kampüste bir saniye bile kalmak istemiyordu.
Genellikle eline kitabını alır, atkısını takar, sokaktaki bir bankta otururdu. Gelen geçen ona korna çalar, arkasından bağırırdı.
Zeynep ise kitabını okur, gerçeklerden kaçmaya çalışırdı.
Çok iyi bir üvey ailesi vardı. Zeynep’e hep çok iyi davranırlardı. Ama Zeynep kendini hep yetersiz hissederdi. Üvey ailesinin, en küçük bir mimiğinde bile bir anlam arar, kendini sorgulardı.
Öğretmen: Zeynep, sen neden edebiyatı seçtin? Çok zeki bir kızsın, potansiyelini harcama. Git tıp oku kızım.
Zeynep: Hocam, edebiyatın tıptan ne farkı var ki? Ben bu algıdan nefret ediyorum. Sayısal seçen öğrencileri, sözel seçen öğrencilerden daha zeki görmeleri bence çok saçma. Ben hayatım boyunca, zevk alacağım mesleği yapmak istiyorum. Edebiyat, insanların anlatamadığı duygularını kağıda döktüğü bir sanattır. Ben toplumun üstün gördüğü mesleğe değil, kendi istediğim mesleğe sahip olmak istiyorum. Ben edebiyatta harcanmıyorum, hayallerimi gerçekleştiriyorum.

…

Sinem ve Berkay…iki üniversite birinci sınıf öğrencisi…Sinem, okulun en güzel, en popüler kızıydı. Berkay ise okulun en sessiz, karizmatik, çalışkan öğrencisiydi. İkisi tamamen zıt karakterlerdi. Aşklarını yaşıyorlardı. Ama ikisi de daha olgunlaşmamıştı.
Berkay: Sinem, bitti bu iş! Ayrılalım. Sen mutlu değilsin.
Sinem: İyi, öyle olsun Berkay! Benim yerime karalarımı da vermeye başlamışsın. Bu işin hızlı bitmesi iyi oldu. Kurtuldum senden.
Berkay: Sinem, ben öyle demek istemedim. Bak, dinle beni.
Sinem: Konuş, dinliyorum.
Berkay: Sinem, ilk tanıştığımız günden beri, sana olan aşkım hiç değişmedi. Hiç değişmeyecek. Ama sen mutlu değilsin. Gözlerindeki o ışıltıyı, sesindeki o melodiyi kaybettin. Ben sana iyi gelmiyorum.
Sinem: Berkay, belki başka bir zaman, başka bir diyarda tekrar karşılaşırız.
Berkay: Hayat sürprizlerle dolu Sinem. Ama sakın, bir gün benim için yas tutma, sen hep gül.
Sinem: Belki bir gün tekrar karşılaşırız ve bir daha hiç ayrılmayız.
Berkay: Sinem, bizim aşkımız yetersiz aşk değil, imkansız aşk. Biz hiçbir zaman sonsuza dek mutlu olamayacağız.
Sinem: Belki de haklısındır. Ama bir gün sana söz veriyorum, tekrar elini tutarsam, asla bırakmam. Tabanca ile bile vurulsam, senin için kalbim atmaya devam eder. Taa ki sen bırakana kadar.
Berkay: Allah korusun, deme öyle. Kendi iyi bak, olur mu?
Sinem: Hoşçakal.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

11okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.